İdlib’in resmi işgali başladı

Şimdiye kadar çeteleri eliyle İdlib’e hükmetmeye çalışan Türk devleti, Rusya’nın onayıyla resmi işgal için adım atmaya başladı. Türk devletinin asıl hedefi ise Efrîn.

09 Ekim 2017 Pazartesi | Haber

Suriye’de yaşanan iç savaşın sonuna doğru gelinirken, büyük kapışmalardan biri de İdlib’te yaşanacak. Halep üzerindeki iddiasını kaybeden çetelerin yerleştirildiği ve daha sonra hedef haline getirilen İdlib, bulunduğu konum açısından Suriye sahasında savaşan bütün bölgesel ve uluslararası güçlerin konumladığı merkezlerden biri. 

Suriye’nin kuzeyinde, Hatay sınırındaki İdlib kenti, Heyet Tahrir El Şam (El Nusra) egemenliğinde bulunuyor. Baas Rejimi ve destekçisi Rusya ile İran, El Kaide uzantılı grupları İdlib’ten çıkarmak için uzun süredir düzenledikleri saldırıları yaklaşık bir ay önce Kazakistan’ın başkenti Astana’da yeni bir aşamaya evirdi. Dera ve Kuneytra, Rastan ve Talbise ile Doğu Guta olmak üzere Suriye’de 3 çatışmasızlık bölgesinde uzlaşan Türkiye, Rusya ve İran, bu bölgelerin arasına İdlib’i de aldı. Uzlaşmaya göre, 3 garantör ülke İdlib’e 500’er kişilik gözlemci heyeti gönderecek ve rejim ile çetelerin çatışmasını engelleyip gözleyecekti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinde ayrıntıları netleştirilen gözlemci heyetlerinin gönderilmesinin, hayata geçirildiği Erdoğan’ın ağzından duyuruldu. Gözlemci kuvvetlerin faaliyetlerini eşgüdüm içerisinde yürütmelerini sağlamak üzere Müşterek Koordinasyon Merkezi’nin kurulduğu ifade edilirken, İdlib’in içini Türkiye, çevresini ise Rusya’nın güvence altına alacağı kaydedildi.

 Kayseri 1. Komando Tugayı’nın gözlemci heyeti koruyacağı, İdlib’in içini patlayıcılardan temizleme görevini ise Malatya’daki İkinci Ordu’ya bağlı İstihkam Taburu’nun üstleneceği ileri sürüldü.

 Erdoğan, İran gezisi dönüşünde, İdlib’deki çatışmasızlık bölgesi hakkında da açıklama yapmış ve ”Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’deydi. Üçlü mekanizmayı nasıl çalıştıracağımızı görüştük. Bu konuda yol haritamız var. Çatışmasızlık bölgesinin sınırları konusunda, içeride ve dışarıda, görev paylaşımı yapıldı. Dışarıyı Rusya, içeriyi Türkiye güvence altına alacak. TSK, İdlib sınırları içinde, Rusya Silahlı Kuvvetleri sınırların dışında görev yapacak” demişti.

 

El Nusra karşı çıkarsa

Erdoğan’ın açıklamalarındaki ayrıntılar da kent içinde El Nusra’nın direnmesi durumunda Türk ordusunun bir savaşa gireceğine işaret ediyor. Her ne kadar ”Terör koridoru” denilerek operasyona meşruluk kazandırılmaya çalışılsa da İdlib’in Kürt güçlerinin bulunduğu batı sınırının son noktası olduğu ve bir koridorun olmadığı biliniyor.

Nasıl gelindi?

Sahada çetelere doğrudan destek veren Türkiye, Rusya ve İran ile birlikte “garantör ülke” olarak dahil olduğu Astana görüşmelerinde ilk toplantıdan başlayarak adım adım “radikal silahlı gruplara karşı operasyon yapılması” anlaşmasına taraf oldu. Astana görüşmelerinde hazırlanan ve Türkiye’ye imzalatılan sonuç bildirgesinin en çarpıcı maddelerinden biri de  söz konusu gruplara yönelik operasyonu içeren maddesiydi. Böylece “Suriye’deki denklemden kopmamak için gerekirse karşı tarafa yaklaşma” eğilimine giren Türkiye, karşı tarafın aynı zamanda “birçok argümanını da peşinen” kabul etmiş oldu. Bunların başında da Türkiye’nin başından beri desteklediği gruplara karşı “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bekası için” Türkiye’yi savaştırma politikası yer aldı. Bunun en somut adımı da İdlib’deki operasyonla atılacak.

 

Türkiye’nin çeteleriydi

Türkiye, Suriye iç savaşının başında “3 ay sonra Namaz kılmayı niyaz ettikleri Halep’te” desteklenen çeteler yenilince, AKP hükümetinin girişimiyle oradaki grupların bir kısmı otobüslerle İdlib’e geçirildi. İdlib’e geçirilen ve aralarında Ceyşü’l Sünne, Ensaruddin, Nureddin Zengi ve Liva el-Hak’ın da bulunduğu çetelerin çoğu daha sonra El Kaide bağlantılı El Nusra ile birleşerek, Hayat Tahrir-i Şam (HTŞ) ismini aldı. Şimdi Türkiye’nin desteklediği doğrudan MİT’e bağlı çeteler, yine Türkiye’nin daha önce desteklediği çetelere karşı çatışmaya başladı. Russia Today’in haberine göre, Türk İHA’larının uçuşlarının yoğunlaştırdığı İdlib semalarında Rus uçakları da HTŞ’ye ait silah depolarını vuruyor.

 

Asıl hedef Kürtler

Türkiye, “Kürtlerin kazanımlarını bertaraf etmek ve mümkünse Fırat Kalkanı Harekatını sürdürmek” amacıyla İdlib’de Rusya ve rejimin askerliğini yapıyor. Ancak bunları yaparken, Suriye rejimi ile içine girdiği yeni ittifakı perdelemek için de kimi haberler yayılmaya başlandı. Önce Muğla’da “soru işaretleri dolu olan” operasyonlar yapıldı, ardından PKK’nin Suriye istihbaratı olan El Muharebat eliyle ve üstelik de deniz yoluyla Ege ve Akdeniz bölgelerine geçtiği haberleri servis edilmeye başlandı. 


Başbakan: Rusya ile birlikteyiz

Türk Başbakan Binali Yıldırım, Rusya ile birlikte hareket edildiğini belirterek, “İdlib’te güvenliği sağlayacağız” dedi.


Bahçeli hedefi tekrarladı

İktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise İdlib’de yeni bir operasyon başlatıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: ”Afrin’de de gerçekleştirilmelidir. Aynı siperdeyiz. Aynı cephedeyiz, aynı safdayız. Türk düşmanlarına karşı biriz, beraberiz, çok güçlüyüz.”


Bahçeli’den sonra Erdoğan

Erdoğan dün öğleden sonra da yaptığı konuşmada, Efrîn’i işaret ederek, şunları ifade etti: ”En doğudan Akdeniz’e oluşturulmak istenen bir terör koridorunu biz bozmak mecburiyetindeyiz, buna müsaade edemeyiz. Eğer biz buna müsaade edersek yeni bir Kobani yaşarız, kusura bakmasınlar. Biz yeni bir Kobani yaşamak istemiyoruz ve bunu yaşatmayacağız. Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün. Biz, Türkiye’nin, Suriye ve Irak kaynaklı tehditlerle köşeye sıkıştırılmasına izin vermeyeceğiz.” 

Bu arada ABD Savunma Bakanlığı Ortadoğu Masası Sözcüsü Eric Pahon, İdlib operasyonuna katılmadıklarını ama Nusra’ya yönelik operasyon yapılmasını desteklediklerini açıkladı. 

HABER MERKEZİ


1942

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA