Kırlangıç mevsimi

Ali Çiçek, direnişlerin ve serhildanların kenti olarak bilinen Nusaybin’de yurtsever bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.

06 Ekim 2017 Cuma | Toplum-Yaşam

M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG

Küçük yaşlarda düşman gerçeği ile karşılaşan Ali Çiçek’in yaşamı da buna göre şekillenir. Yapılan yürüyüşlerde yerini alarak panzerlerden atılanlara taşla karşılık verir, küçük parmaklarıyla zafer işaretleri yaparak büyür. Olağan bir çocukluğu olmayan Ali Çiçek, lise yılarında da devletin hedefinde olan bir gençtir. Lise yılarında gençlik örgütlenmesi içinde yer aldığı gerekçesiyle tutuklanır ve en vahşi işkencelere maruz bırakılır. Mirasını devraldığı PKK kadroları gibi direnişi seçtiği için işkencecileri adeta kudurtur. Cezaevinden çıktıktan sonrada mücadelesine kaldığı yerden devam eder.

Bildiklerinden asla taviz vermeyen bir devrimci

Ali Çiçek, bu şartlar altında devrimcilik yapamayacağını anlayınca Avrupa’ya çıkar. Avrupa’ya çıktıktan sonra da halkına karşı duyduğu yüksek sorumluluklardan dolayı tekrar mücadelenin içerisinde olur. Türkiye’de düşman gerçekliği ile Avrupa’daki düşman gerçekliği arasında büyük bir fark görmeyen Ali Çiçek, bundan sonra tüm zamanını ve enerjisini halkının hizmetine sunar. Kaldığı iltica yurdunda da gençleri örgütleme çalışmasından geri durmaz.

Hiçbir zaman Avrupa’ya kalıcı gözle bakmaz. Bütün varlığı sırtındaki çantasıdır. Avrupa’da bulunduğu sürede derin bir yoğunlaşma içerisindedir. Gençlerin bu düzen çarkında yok olmasına karşı da çok öfkelidir. Bulunduğu her ortamda bu durumu dile getirir. O gün kendisine şu sözü verir: “Ne pahasına olursa olsun ben bu sistemin bir parçası olmayacağım, kapitalist modernite beni insanlığımdan çıkaramayacak ve ne pahasına olursa olsun buna karşı mücadele etmeyi kendime esas alacağım.” 

Kürt mücadelesi içerisinde aktif sorumluluk almaya başlar. Temel alanı gençlerdir. Gençlerin sorunlarıyla ilgilenir ve çözüm gücü olmak ister. Kendisiyle beraber çalışan gençlerin hepsi söz birliği etmişcesine; O’nun, ilkelerinden taviz vermeyen bir devrimci ve oldukça mütevazı biri olduğunu anlatıyorlar.

Bir zamane dervişi

Son lokmasını insanlarla paylaşabilecek kadar mütevazı bir kişiliği oldugunu söylüyor Mithat Kaya. Ali Çiçek’i, Xelîl olarak bildiklerini söyleyen Mithat Kaya, kendisiyle beraber dört yıl aynı evde yaşadığı belirterek devam ediyor: “Hamburg’da kaldığı sürece aynı evi paylaşıyorduk. Sürekli tartışma ve sohbetlerimiz oluyordu. Hatıramda ilkeli bir devrimci ve mütevazı bir yoldaş olarak kaldı. Partinin ideolojisini ve değerlerini ölümüne savunurdu. Çok inatçı bir kişiliği vardı. Yoldaşlık ilişkileri çok güçlüydü. Birçok insan maddiyat derdine düşmüşken onun tüm maddiyatı sırtındaki çantasıydı. Çantanın yarısı ise dergi ve kitaptı. Çalışmalar içerisinde bulunduğu için de çoğu zaman iltica işlemleri ile uğraşmazdı. O tıpkı eski zaman ‘derviş’leri gibiydi.”

‘Ülkesine sevdalı bir insandı’

İsmail Kaya da Ali Çiçek ile gençlik çalışmaları münasebetiyle yolarının kesiştiğini belirtiyor. “Hamburg’da olduğu süre zarfında kendisiyle gençlik çalışmaları içerisinde yer alıyorduk” diyen Kaya, Xelîl olarak tanıdıkları Ali Çiçek’in oldukça sevecen ve espirili bir insan olduğunu belirttikten sonra şunlara anlatıyor: “En zor anlarda bile gülerdi. Moralinin bozuk olduğuna tanık olmazdık. Çevresi için moral ve neşe kaynağıydı. Ülkesine sevdalı bir insandı. Zaten bakışlarının derinliğine baktığınızda ülkesinden uzaklığın hüznünü sezebiliyordunuz. Hep ülke hayali ile yaşıyordu.”

‘Oldukça anlayışlı bir insandı’

Ceren Özdemir de Ali Çiçek’i yakından tanıyanlardan. Ali Çiçek’in şehadetini ilk duyduğunda adeta şok olduğunu ve çok üzüldüğünü dile getiriyor. Özdemir, “Xelîl heval her zaman bizim sorunlarımızla ilgileniyordu. Hayatını bu işe adamıştı. Alman polisi bir ara Hamburg’da Kürt gençlerini ajanlaştırmak istiyordu. Bu esnada kendi de takip ediliyordu. O, hep buna maruz kalanlara destek oluyordu. Takip edildiğini bile bile hiç bir zaman mücadelesinden geri durmadı.”

‘O her şeye hazırlıklıydı’

Şîlan Kocaman, Ali Çiçek’in eşi benzeri olmayan bir devrimci olduğunu söylüyor. Kendisiyle beraber uzun süre faaliyetlerde bulunmuş. “Xelîl hevalin Hamburg’da, ayağının değmediği bir sokak kalmadı” diyerek O’nun devrime olan sevdasını dile getiriyor. Kocaman devamında şunlara değiniyor: “Hep gençleri örgütlemek isterdi. O’nun sayesinde birçok genç derneğe gidip gelmeye başladı. Gençleri bir araya toplar onlara parti ve Kürdistan tarihini anlatırdı. Birçok genç O’nun sayesinde bilinçlendi diyebilirim. Bir yoldaş ve bir ağabey gibiydi bizim için. Ailemiz ile bile paylaşamadığımız birçok şeyi kendisiyle paylaşırdık. Bizim için çok erken bir kayıp oldu.”

‘Özgürlük sevdasını bizler omuzlayacağız’

Gulê Dersim ise onun sorunlara karşı oldukça çözümleyici  olduğunu belirtiyor: “Her şeyi ile mükemmel bir insandı. Eski zaman devrimcileri gibi mütevazı ve çözümleyiciydi. Çok okur ve çok sorgulardı. Burada yaşasa da hep bir gün ülke sahasında mücadele etmeyi hayal ediyordu. Her türlü yeniliğe açıktı. Bir komplo sonucu şehit olması bizleri derinden yaraladı. Xelîl heval, hepimizden bir parça götürdü. Hamburg’da yaşayıp da kendisiyle ilgili bir anısı olmayan kimse yoktur. Genç yoldaşları olarak onun yarım bıraktığı özgürlük sevdasını bizler omuzlayacağız.”

Bir zamane dervişi gibi yaşadı Ali Çiçek. Herkes Avrupa yaşamına bel bağlarken, o kendi yaşam arayışını ve hakikatını Maxmur’un çorak topraklarında gördü. Genç ömrüne çok şey sığdırdı. Bedenen aramızda olmasa da bugün hayalleri ve uğruna mücadele ettiği büyük kavgasıyla hep yanı başımızda olacak. Düşmanın komplolarına ve ihanetine inat, analar her gün yeni Ali Çiçekler doğuracak. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Ali Çiçek, kırlangıçların peşine takılarak çok uzak diyarlara gitti. Bize asla yitirmeyeceğimiz anılar bırakarak…


583

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA