Ambargoya rağmen belediyecilik

Eşbaşkan Muaz Abdulkerim Qamişlo Belediyesi Eş Başkanı. Rojava’da devrim süreci başlayınca Şam’daki ecza deposunu bırakarak, Qamişlo’ya gelerek zor bir işin altına girmiş. Dört kardeşi savaş cephesinde olan Eş Başkan, Qamişlo’da tamamen halk belediyeciliği yaptıklarını söylüyor.

13 Eylül 2017 Çarşamba | Dizi

Aziz OĞUR


Rojava’nın Cizre Kantonu’na bağlı Qamişlo ilçesi Nusaybin ile tek şehir gibi görünür uzaktan. Ancak çizilen suni sınırların çilesini çeken Qamişlo halkı, Baas rejiminin Kürtlere yönelik katliam saldırısı yaptığı 12 Mart 2004’teki olaylarla gündeme geldi. Sınıra sıfır noktada olması, havalanı bulunması ve gümrük kapısı ile önemli bir Rojava merkezi konumunda. Büyük aşklar yaşanmış olacak ki, Qamişlo halkı bu geniş cadeli, 400 bini aşkın nufuslu ilçeye Qamişloka Evînê diyor.

Belediyeye gitmeden önce şehri turluyoruz. Yoğun trafik var. Kentin çarşı merkezi insanlarla dolu. Dükanların önündeki meyve tezgahlarında, her şeyi görmek mümkün. Fakat insanlar  son dönemlerde artan pahalı fiyatlardan şikayetçi. 

Qamişlo’da, temel sorun elektrik ve su. Yine uzun yıllar boyunca tek çivi çakmayan Baas rejiminin politikalarından ötürü çok kötü bir altyapı var. Savaş patlak verince rejim belediyeye ait her şeyi satmış. 

Rojava devriminden sonra köy ve mahallelerde kurulan komünler üzerinden belediyecilik çalışması yapılıyor. Bu çalışma daha sonra 13 Mart 2015’te yapılan seçimler ile birlikte belediyeye dönüştürülmüş. Çağçağ suyunun batısı ile doğusu birer belediye olarak örgütlenmiş. Yine iki belediyenin çalışmalarını koordine eden Büyükşehir Belediyesi tarzı bir yapılanmaya gidilmiş. Belediye çalışmaları şehrin merkezinde terkedilmiş eski bir otelde yürütülüyor. Terör saldırılarının hedefi olmaması için bulunduğu sokak ve bina girişi adeta bir askeri karargahın giriş gibi.

Ağır silahlar, nöbet tutan asayiş güçleri arasından geçip, resepsiyonda kimlik bilgilerimizin yazılmasından sonra ancak binaya girilebiliyoruz. Binaya girdikten sonra harıl harıl bir çalışma var. Hemen Qamişlo Belediyesi Eşbaşkanı Muaz Abdulkerim’in odasına geçiyoruz. Bizi güler yüzlü genç bir başkan karşılıyor. Yoğun olduğu her halinden belli. 

Sohbet ettiğimiz müdetçe makam koltuğuna oturmuyor. Arada bir imzalanacak, mühürlenecek belgeler geterilince koltuğuna geçiyor. Qamişlo Belediyesi’nin ilk kuruluş süreci, günümüz ve geleceğine ilişkin sohbete başlıyoruz Eşbaşkan Muaz Abdulkerim ile...


Belediyenizde çalışmalar nasıl başladı?

Qamişlo, 7 büyük mahalleden oluşuyor. 300 bini aşkın nufusu savaşın patlak vermesi ile birlikte 700 bine çıktı. Şimdi 400 bini aşkın nüfusa sahip. Suriye’de çatışmalar başlayınca Qamişlo’da hiçbir şey olmamasına rağmen rejim tarafından yürütülen ve zaten 2003 yılında durdurulan belediyecilik çalışmalarından eser kalmadı. Yetkililer var olan her şeyi çalıp çırptı. İş makinelerinden araçlara kadar her şeyi satıp, çekip gittiler. Bunun üzerine biz de bu çalışmaları mahele komünleri üzerinden yürütmeye çalıştık. Her mahelede şantiye tarzı bir yer açtık; var olan malzemeleri paylaştık. Şimdi belediye çalışmaları, komünler üzerinden yürütülüyor. Komün toplantılarında mahalleye yapılacak hizmetleri önceliğine göre sıralanarak karar alıyor ve bize iletiyor. Biz de imkanlar ölüçüsünde bu projeleri yürütmeye çalışıyoruz. Belediye olarak komünlerin yetkisi altındaki bölgelerde tepeden inme çalışma yapamıyor.


Qamişlo Belediyesi çatısı altında kaç personel hizmet veriyor?

Komün çalışanları saymasak her iki belediyemizde 410 personelimiz var. Bunların içinde mühendislerden, hukukçulara kadar, yine zabıtadan çöp işinde çalışanlara kadar ekipleri dahil ederek söylüyorum. Komün çalışmalarında kadın oranı yüzde 50, belki de üstündedir. 410 personelimizden 170’i kadın. Rojava’da oluşturulan yeni yaşamın belirleyicisi olan kadın bizim çalışmalarımızın da temelini oluşturuyor.


Peki belediye olarak gelir kaynağınız nedir. Bünyenizdeki hizmelerin kaynağını ne oluşturuyor?

Belediyeye ait mülkler var. Bunlar daha çok işyerlerinden oluşuyor. Onların kira gelirleri şimdilik hizmetlerimizin temel kaynağını oluşturuyor. Ele aldığımız ve bütçemizi aşan büyük projelerde ise özyönetim yürütmesi ile ortak çalışma olarak yürütüyoruz. Başka yerlerde belediyenin gelir kanyanağını oluşturulan kimi kalemler ise şimdilik bizde yok. Emlak vergisi, ruhsat ve kimi hizmetler için alınan harçlar için daha bir sistem oluşturmuş değiliz. Burayı terk eden rejim, gitmeden önce her şeyi dağıttı ve karıştırdı. Mülklerin tescili, vergi sistemi gibi çalışmaları çok kısmi yürütebiliyoruz. Sıfırdan da diyemeyeceğimiz bir belediye çalışmasını yürüttük; yani her şeyi yoktan var eden bir çalışma. Saldırılar, savaş ortamı, güvenlik, ambargolar, yoğun göç gibi etkenlerden ötürü günü birlik çalışmaları karşılayacak bir bütçe ile işi götürmeye çalışıyoruz. O kadar büyük sorunlar var ki, tasaruf falan yapmak bir yana, belediyenin kasasına giren gelirin tümünü hizmet için değerlendiriyoruz.


Belediye olarak en büyük sorununuz nedir?

Kanalizasyon, su, elektrik, telefon, internet, yol gibi şehrin alt yapısını oluşturan konularda yıllar yılı rejim en ufak bir çalışma yapmış değildi. Altyapıyı yenilemeye şimdilik imkan yok. Bundan ötürü temel çalışmamız çıkan arızaları, eski altyapı üzerinden onarmak ve halkın daha fazla mağdur olmasını önlemek. Tüm altyapıyı değiştirmek milyarlık bütçeler gerektiriyor; bu şimdilik yürütülmesi mümkün olmayan bir çalışma. 

Hesekê, Amûdê, Rimêlan, Dêrik gibi belediyeler ile koordineli çalışıyoruz. Hangi belediyenin imkanı varsa diğeri ile paylaşıyor. Yangın gibi acil durumlar, yine teknik olarak bir belediyede olmayan imkanı diğer bir belediye sunuyor. Yani Cezire bölgesi olarak tüm belediyeler bir belediye gibi de hareket ediyor bazen. Ama en büyük ve hayati sorunumuz ise su sorunu.


Ne kadar büyük ve hayati bir sorundur su sorunu, çözümü çok zor bir sorun mu?

Su, Rojava ve Qamişlo’nun en büyük sorunu. Yeraltı kaynakları, yani kuyular dışında yararlanabileceğimiz bir kaynak yok. 100’den fazla kuyu var ve sondaj ile suyu çıkarıyoruz. 4.5 gün susuz kalan mahalleler vardı. Alternatif çözümler geliştirmeye çalıştık, ama pek başarılı olamadık. Rejim ile Türkiye arasında imzalanan bir su projesi vardı; Dicle’den Qamişlo’ya suç getirilecekti. Bu proje ortada kaldı. Yine Nusaybin Beyazsu’dan Qamişlo’ya bir hat getirme projesi vardı bu da Türk devletinin engeline takıldı. 

Rojava suyunun temel kaynağı Kuzey Kürdistan’dan gelen sulardır. Türk devleti birçok yerde yeraltı kaynaklarının akışını değiştirerek Rojava’ya akmasını engelliyor. Su yatakları metrelerce beton bloklarıyla kapatılarak yeraltına yönlendirilmiş. Serêkaniyê, Dirbêsiyê’de kaynak sullarını engellemek için 30 metreyi aşan beton çemberler oluşturularak, suyun Rojava’ya akışı engellendi ve üzeri de toprakla kapatıldı. Cizre hattında da aynı şeyler yapılmış. Eskiden 7,10 metre kazılan kuyularda su çıkıyordu. Ancak yeryüzüne yakın su kaynaklarının tümü Türk devleti tarafından kurutulmuş. Tek çare yüzmetrelerce derindeki suları sondaj ile çıkarmak. Bu da var olan kaynakların tüketilme tehlikesini beraberinde getirecek. 

Eskiden Qamişlo’dan Derik’e gidinceye kadar yol üstünde belki yüz tane su kaynağı bulunurdu. Türk devletinin yaptıkları yüzünden şimdi o hatta çok sınırlı kaynak var. 


Belediyenizin ekipmanları, iş makineleri var mı, bu konu sizin çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Türkiye ve Güney Kürdistan tarafından uygulanan ambargo yüzünden iş makinesi alamıyoruz. Belediyemiz elinde bulunan eski-püskü iş makineleri ve araçları da kendi imkanlarımızla temin ettik. Qamişlo’yu terk eden rejimin elemanları her şeyi sattı. Biz de satılanları halktan para ile alarak belediyenin hizmetine koyduk. Yine iş yapamaz duruma geldikleri için terkedilen araçlar vardı; bunları tamir ederek belediye hizmeti vermeye çalışıyoruz. Bu araçların tamiri için verdiğimiz bütçe aylık 30 bin doları buluyor. İtfaiye araçlarından tutalım, çöp arabalarına ve ağır iş makinelerine kadar her türden araca ihtiyacımız var. 

Mesela, sadece Qamişlo’da günlük 200 ton çöp toplanıyor. Güvenlik gerekçesi ile asayış tarafından çöp bidon ve kutuları konulması şimdilik yasak. Günlük olarak, bu 200 ton çöpü işçilerimiz torbalara doldurup, traktörlere yükleyip taşıyor. 

Bir de halkın belediyecilik konusunda bilgilenmesi ve bilgilendirilmesi için yürütülecek teknik ve eğitsel çalışmalar konusunda büyük bir boşluk var. Bu boşluğu gidermek için çalışma yapmamız, dışardan destek almamız gerekiyor ama bahsettiğim engeller bu konuda da elimizi ayağımızı bağlıyor.  


Çalışmalarınız istediğiniz düzeyde medyaya ve halka yansıyor mu?

Rojava üzerinde katliam ve imha konsepti varken, sıcak siyasal gündemin ön planda olması doğal. Ancak yerel çalışmalar, halkın örgütlenmesi, komün, meclis, kültür sanat gibi yaşamın her alanının yasıtılması da çok önemli. Biz belediye olarak çalışmalarımızın yansıtılmasında pasif kaldık. Bunlar da diğer sorunlar gibi içinden geçtiğimiz sürecin karekteriyle ilgili. Eminim Kürtlere yönelik imka ve katliam konsepti bertaraf edilince temel çalımamız olan yerel örgütlenme, sistem ve kurumlaşma çalışmaları da büyük ivme kazanacaktır.


Başlangıç süreci ile günümüz arasında halkın belediyeye yaklaşımı güveni konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Çalışmalarımızın temel taşını komünler oluşturuyor. Komün demek; halkın mahallede, sokakta bizim çalışmalarımız konusunda hem karar sürecine katılması, hem de pratikte işe dahil olması anlamına geliyor. Tamamen bir halk belediyeciliği yapıyoruz. Yine halkın içinde eğitimli, donanımlı insanlar çok; bunlar da yetenek ve güçlerini bizim çalışmalarımıza dahil ediyor. Halkın çalışmalarımıza en büyük katkısına gelince; mağdur olmasına rağmen eksikliklerimizi anlayışla karşılıyor, sabır gösteriyor.

Halkımız günlerce elektriksiz kaldı. Yine başlattığımız birçok proje imkansızlıklardan ötürü sonlandırılmadı, halk bu konuda da sesini çıkarmayarak, imkansızların farkında olduğunu gösterdi. Halkımız çok şek beklemedi; savaş alanında olduğu gibi toplumsal alanda da bir direnişin olması gerektiği bilinciyle hareket etti. Bize en büyük destek bu oldu. Mesele bizim işimiz olmasına rağmen okulların onarılması, altyapıları çoğunlukla komünlerin büyük desteği çabasıyla gerçekleştirildi.


Kültür sanat ve gençlik çalışmalarınız hangi boyutta?

Birçok konuda yetki karşıklığı da var. Mesela belediyenin yürütmesi gereken kültür sanat çalışmaları öz yönetimin Kültür Sanat Komisyonu’na bağlı yürütülüyor. Bizde olmaması gereken kimi çalışmaları biz yütürütürken, bizim yürütmemiz gereken kimi çalışmaları da farklı örgüt ve kurumlar yürütüyor. Tabii bunlar zamanla aşılacak sorunlar, içinden geçtiğimiz olağanüstü süreçten kaynaklı. Diğer belediyelerde zabıta çalışmaları bellidir, ancak bizde şehir merkezinin güvenliğini de zapıta bünyesinde oluşturduğumuz bir birim yapıyor. Bu da daha çok gençler üzerinden asayış ile de otraklaştırılarak sağlanıyor. 

Belediyenin işi olmamasına rağmen yaptığımız ilk iş şehir merkezi ve çarşının güvenliğini sağlamak olmuştu. 


Qamişlo belediyesi olarak çarşı üzerinde ne kadar denetiminiz var? Rantçılara karşı, bozuk mal satmaya çalışanlar, fiyatları manüpüle edip ağır süreci kişesel amaçlar için fırsata çevirmeye çalışanlara karşı çalışmalarınız nasıl?

Kürdistan’ın diğer parçalarındaki tecbüreler, yine dünyada kriz bölgelerinden dersler çıkardık ve böyle sıkıntıların olacağını hesaba kattık. Bu kadar imkansızlık içerisinde bile halkın sağlığıyla oynanacak durumlara tahammül göstermedik ve çok net tavırlar aldık. Çarşının yüzde 90, belki de fazlasına hakimiz. Bayram süreçleri veya olağanüstü kimi dönemlerde denetimden, gözden kaçan kimi şeyler oluyor. Sağlık ve zabıta ekipleri sıkı denetim yapıyorlar. Ama bu normal istikrarın olduğu yerlerde de olabilecek bir oran. Her ay onlarca ton sağlıksız et, sağlıksız gıda imha ediliyor. Hayvan kesimlerini denetimsiz yaptırmıyoruz. Her işyerinin hijyen ve temizlik durumuna da bakıyoruz. Uyarıdan başlayarak, mühürlemeye ruhsatı iptal etmeye ve daha ağır cezai müeyedelere başvuruyoruz. 

Çarşı bir kaç bölümden oluşuyor ve 70, 80, 100 yıllık çarşılar var. Bunlar Qamişlo’nun sembolleri. Aşınma ve bakımsızlıktan kaynaklı kimi sorunların çözümünü zamana bırakmak zorunda kaldık. Şartlar elverdiğinde restorasyon çalışması ile eski dokuyu koruyarak sağlıklı bir ortama dönüştüreceğiz. 

Aynı zamanda sağlıkçıyım, eczaılık okudum. Mesela kirli su kuyularının tümünü kapattık; halkın sağlığını tehdit eden çalışmalara karşı kararlı bir şekilde mücadele ettik. 


Kürdistan’ın diğer parçaları, Avrupa ve yurt dışında yaşayan Kürtler ve dostlarından beklentiniz nedir?

Qamişlo Belediyesi olarak yapacağımız büyük çalışmalar ve projelerimiz var. Şehir merkezindeki nüfus yığılmasını hafifletmek için şehir dışında yerleşim alanları kurmayı hedefliyoruz. Qamişlo ve Hesekê’de susuzluk büyük bir tehlike olarak bizi bekliyor. Bütün bu çalışmalarda projeler veya prolerimize katkı sunacak çalışmalar bekliyoruz. Kuzey Kürdistan’da belediyelere el konulması aslında bir yönüyle Rojava üzerindeki baskının ve ambargonun daha da ağırlaşmasını getirdi. Kendim Amed Büyükşehir Belediyesi’de bir eğitim programına katıldım ve tecrübelerini Rojava’ya aktardım. Çok önaçıcı oldu. Ancak Türk devleti Kuzey Kürdistan ve Rojava arasındaki ortaklaşmayı, dayanışmayı yok etmek için bu kadar yoğun saldırılar yaptı; kurumları, belediyeleri gasp etti. 


Belediye eşbaşkanı olarak sizi en çok zorlayan konular neler?

Şartlardan kaynaklı sistemimizi oturtmamamız beni çok zorluyor. Ambargo yüzünden makina alamıyoruz. Bozulan bir iş makinesinin yedek parçasını temin etmek bazen ayları alıyor. Kaçakçılardan dahi yardım istenilen durumlar sözkonusu oldu. Halkımızın, özellikle şehit ailelerinin ihtiyaçlarını karşılayamamak, gereken hizmeti sunamamak da şahsen beni zorluyor. Söylemeden geçemiyeceğim; beni en çok üzen şeylerden biri de istisna da olsa, kimi ailelerin şehit ailesi olma onurunu belediye dahil diğer kurumlarımızdan imtiyaz ve maddi olanak için istismar etme girişimleri beni çok zorluyor. Bir yandan hiç imkanı yok iken bile böyle bir şeye tenezzül edemeyen şehit aileleri, diğer yandan bunu suistimal eden kimi anlayışlar var. İnsanlarımız bir çok imkansızlıkla karşı karşıya. Binlerce aile var. Birisine el uzatsan diğeri beklentiye giriyor, adil bir paylaşım yapmak için uğraşıyoruz ama insanlarımızın sıkıntılarını görüp ona çözüm olamamak da kolay bir durum değil. 


Peki sizi en çok mutlu eden nedir?

“Kobanê düştü düşecek” denilen noktadan Reqa ve Dêra Zor’u çetelerden temizleyerek özgürleştirme mücaledesinin verdiği mutluluk herkes gibi beni de sarıyor, büyük moral veriyor. Bu mücadele, en büyük güç kaynağı. Benim de dört kardeşim savaş alanında çetelere karşı mücadele ediyor. Qamişlo’ya günü birlik şehit cenazeleri geliyor ve bu bedeller her seferinde bizim kendimize dönmemiz ve sorumlulukları hatırlamamıza yardımcı oluyor. 

Günlük çalışmalar bittince ve akşam belediyeden ayrılınca önümdeki günlük yaptığımız işlere bakıyorum. Çözdüğümüz her sorun beni mutlu ediyor. Eğer o günün hakkını vermişsek, yani halka verilen hizmet kalemleri fazla ise büyük bir iç rahatlığı yaşıyorum ve rahat yatabiliyorum. Yine mahelelerde halk yaptığımız çalışmalardan memnunniyetini dile getirince büyük bir mutluluk duyuyorum.


Eczacılıktan belediyeciliğe uzanan yol

Eczacılık okudum Şam’da. Bir arkadaşımla Şam’da ecza deposu açtık. Orda rejimden gizli bir sağlık örgütü kurmuştuk. 2007’de doktor, eczacı ve sağlıkçıların bulunduğu bir komiteleşmeye gittik. Şehit aileleri ve yoksul insanların sağlık sorunları ile ilgileniyorduk; tedavi imkanları sağlıyorduk yine ilaç temininde bulunuyorduk. Halka sağılık eğitimleri veriyorduk. Rojava devriminin başlangıç sürecinde oluşturduğumuz komiteyi resmen de ilan ettik. Uluslararası Kızılhaç, Kızılaylar gibi birçok ilgili kurum ve örgütle ilişkilendik.

Direniş alanlarına tıbbi ve ecza yarımlarında bulunduk. Savaş alanlarında sağlık hizmeti verecek komiteler oluşturduk. 

2013 yılında bölgede örgütleme çalışması yürüten arkadaşlar belediye kuruluş çalışmalarına katkı sunmamız için Qamişlo’ya geçmemizi önerdiler. Gelmeden önce belediyecilik üzerine Şam Belediyesi’nin imkan ve tecrübelerinden yararlandım. Aslında oluşturulacak belediye bünyesinde sağlık çalışmalarında yer almayı düşünüyordum. Ancak arkadaşlar, gençlerin çalışmalarda önplanda olmasını istediklerini ve önceki çalışmalardan edindiğim tecrübelerin fayda vereceğini düşünerek belediye eşbaşkanlığı için önerdiler. Benim dışımda da birçok arkadaş;yani doktor, eczacı oradaki çalışmaları, işleri bırakarak devrim sürecine dahil oldu.  


565

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA