Orta Anadolu’nun son isyancısı Heci Buxurci

Kürtlerin bir efsanevi isyancısı da Omeralı Heci Buxurci’dir. Ankara, Konya ovasının ortasında patlak veren Kürt orijinli direnişin sonunda Buxurci’nin başı kesilerek Mustafa Kemal’e gönderilir. Heci Buxurci’nin hayat hikayesini kitaplaştıran Yazar Soreş Reşi ilk kez Buxurci’nin Şêx Seîd ve Çerkez Ethem’le ilişkisini de gün yüzüne çıkartıyor.

12 Eylül 2017 Salı | Kültür-Sanat

MURAT ALPAVUT/DÜSSELDORF

Yazar Soreş Reşi, Orta Anadolu Kürtlerin “Son isyancısı” olarak nam salan Heci Buxurci’nin hayat hikayesini kitaplaştırdı. 

Türk devletinin Kürtlere yönelik soykırım girişimlerine karşı Orta Anadolu Kürtlerin isyan geleneğini sürdüren Buxurci’nin isyanı askere gitmemesiyle başlar. Ondan sonra askerden kaçan, askere gitmek istemeyen, haksızlığa uğrayan ne kadar Kürt varsa, Heci’nin etrafına toplanır. 

Kürtlerin Orta Anadolu’ya zorunlu göçleri 13. yüzyıla kadar uzanır. Ancak topluluklar halinde Orta Anadolu’yu mesken tutmaları 17. yüzyıla rastlar. Uzun süre Haymana ve Tuz Gölü dolaylarındaki yaylalarda göçebe yaşayan Reşwan, Canbeg, Şêxbizini gibi büyük aşiret konfederasyonları ile Mikaili, Sewedi, Teriki gibi kabileler ikinci Mahmut zamanında yerleşik hayata zorlandı.


‘Bey’ler, ‘Ağa’lar…

Osmanlı, buradaki Kürtleri kontrol altına aldıktan sonra yöredeki Kürtlerin de vergilerini toplayacak işbirlikçi ‘bey’, ‘ağa’ arayışına girdi. Devletin yetkileriyle de donatılmış olan bu beyler, kimin o yıl askere gideceğinden tutalım, köyden ne kadar vergi toplanılacağına kadar, her konuda son sözü söyleyecek kişilerdi.


Konya ve Ankara kırsalındaki Kürtler, devletin ve ağaların baskılarından dolayı aslında sürekli isyan halindeydiler. Çapanoğulları’yla Kırşehir dolaylarındaki arazilerin hâkimiyeti için savaştılar. Konya’yı basıp Alâeddin Sarayı’nı talan ettiler. İşte bu isyan geleneğinin son halkası ise Heci Buxurci isyanıdır. Siyasi temelleri olmasa da Buxurci’nin başkaldırısı bölgedeki zengin ağalara karşıdır.

Tam tarihi bilinmemekle birlikte 1890’lı yıllarında Konya’nın Omeryan Köyü’nde dünya gelen Buxurci’nin hayatını yazan Reşi, kitabı Kürtçe kaleme aldı.


Şêx Seîd’e karşı savaşmam

Buxurci, devlet tarafından askere alınmak ister. O günden sonra 17 yıl boyunca sürecek isyanı başlar. Buxurci’nin babası; “Gel devlete teslim ol. Devletin, şark isyanından dolayı askere ihtiyacı var. Askere git. Devlet seni affeder” der. Buna karşılık Buxurci ise, “Ben Kürdüm, şarka gidip Şêx Seîd ve Kürt kardeşlerime karşı savaşmam” cevabını verir.


Klasik bir eşkiya değil

Reşi, Buxurci’nin aslında toplumsal itirazı temsil eden bir eşkiya olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu isyanda sisteme ve ona bağlı kurumlarına karşı bir başkaldırı, fakiri ve ezilenleri koruma vardır. Klasik eşkiyalığın özelliklerini taşımaz. Yani kendi çıkarı için yol kesmez, çıkar sağlamaz ve devlete karşı gelmez. Daha çok toplumsal itirazı temsilen ortaya çıkar.”  


Başı kesilir

Buxurci, arkadaşları olan Xeloye Deli Pepe ve Mıste Tozo ile birlikte Haymana’ya bağlı Tepeköyü’n de, Türk devlet güçlerinden saklandıkları sırada ihbar sonucu etrafları sarılarak, “af çıktı” yalanıyla yakalandıklarını dile getiren Reşi, “Burada başları kesilerek Atatürk’e gönderilir ve bendenleri köy köy gezdirildikten sonra Haymana merkez de bir hafta asılarak teşhir edilir; bununla halkın gözü korkutulur. Mezarının ise hala nerede olduğu bilinmez.” 


Çerkez Ethem’le ilişkisi

Reşi’ye göre Şêx Seîd’in kendisine katılması için Buxurci’ye elçi gönderir. Ancak Buxurci, bu talebi kabul etmez; bunun yerine silah, cephane ve para gönderir.

Çerkez Ethem kendisine iyi bir maaşla komutanlık teklif eder, Heci bunu da red eder; Ethem zor kullanmak isteyince Heci tek kurşunla onun kalpağını uçurur ve bundan vazgeçmesini sağlar. 

Mustafa Kemal Konya’ya giderken kendisine suikast düzenler ama yara almadan kurtulur. 

Reşi, 1917-1933 tarihleri arasında, Buxurci’nin, örgütlediği Kürt gruplarıyla Mustafa Kemal’e karşı karşı  17 yıllık isyan direnişi sergilediğini ifade ediyor.


210 köy baskını

17 yıllık bu direniş maalesef devlet arşivlerinde çok az yer alıyor. Bunun sebebi ise Heci’nin bir dönem Çerkez Ethem ve Şex Seîd ile olan ilişkisidir. Ankara, Konya ovasının ortasında patlak veren bu Kürt orijinli direnişi insanlara anlatabilmekte sıkıntı yaşamış olmalı ki, Heci Buxurci resmi tarihin gayri resmi bir aktörü olarak duruyor. Yine de 1930’lu yılların İdare Mecmuası’nda Heci’ye dair birkaç kayıt vardır. Buna göre Konya’nın Omeranlı köyünden olan Heci 1926’dan 1933 yılına kadar, 2 adam öldürmüş, 1 şehir baskını yapmış, 27 defa yol kesmiş, 92 defa dağa adam kaldırmış, 210 köy baskınında bulunmuş.


4447

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA