Erkeğin ve savaşın malzemesi kadın mıdır?

Hasan SAĞLAM

07 Eylül 2017 Perşembe | Forum


Yeryüzü savaş arenası gibi, insan geliştikçe kendisinden daha hızlı geliştirdiği savaş malzemeleri ve taktikleri ile hep birilerine bir yerlere saldırmıştır. Gayesi kazanmak olduğu için, hedefe ulaşmak için katletmekten asla imtina etmemiştir. Neredeyse öncesi olmayan bu savaş haylazlığı; üretim araçları, hayvanları evcilleştirme ve avcılıkla büyük boyut kazanmıştır. İktidar hırsı özel sermaye aşkı burdan türüyor. Antropolojik ve arkeolojik bulgularla en belirgin tarihi, yazıyı bulan Sümerlerin Bronz çağında başlamış düzenli ordu savaşlarıdır. O gün bugündür yazılı tarih der ki; hangi yüzyıla baksanız aşiret, kabile, dinler, ırklar, devletler, imparatorluklar savaşmıştır. Dünyanın en büyük kesiminin katıldığı 1. ve 2. Dünya savaşları var ki; ölü sayıları milyonlar ile telafuz edilemiyor. Bana kalsa şu an 3. dünya savaşı var, fakat tanımlamayı yapmıyorlar. Bu defa seyri biraz farklı işliyor. Karadan, silahla, süngü ile olmuyor. Kapitalizmin becerisidir, filleri tepiştirip çimenleri eziyor.

Stanley Kubrick; “Zafer Yolları” adlı filminde; baş rollerinde Kirk Doeglas (içimden Kürt Doeglas demek geldi:-)) oynuyor. Fransa ve Almanya savaşında (1870 ve 1871 yılları arasında çıkmış olan bu savaşın nedenleri bugün savaş çıkaranlarla aynı paralelde. Prusya Alman halklarını birleştirmek için, Fransa ise Napolyona karşı içerde yükselen muhalif sesi dindirmek için savaş kışkırtıcılığı yaparak halkı alevlendirdiler ve savaşa girdiler. Almanya kesin zaferle kazanmıştır savaşı) bir Fransız subayı olan Doegles; savaşın da bir “onuru”nun olduğunu, kendisine “vatanseverlik”ten bahseden bir üst generale tavır koyarak reddediyor. İngiliz filozof ve şair Samuel Johnson’un muhteşem aforizmasını iki defa tekrarlıyor, algısı düşük subaya; „Vatanseverlik sahtekarların son sığınağıdır” diyor. Şaşkına uğrayan subay rütbesini ve apoletlerini kullanarak saldırılar için emirler yağdırıyor. “An Tepesi”ndeki Alman birliğine saldırı için yapılan planda üç asker cesaret gösteremeyip geri çekilince askeri mahkeme tarafından idamı isteniyor. Aynı babacan tavrını sürdüren Daogles maalesef askeri vesayete söz geçiremiyor. „İnsanın en büyük ödülü merhametidir” diyor ancak para etmiyor. Ağlayan sızlayan askerler kurşuna diziliyor.

Filmi izleyince Türk subayları içinde var mıdır bilmiyorum? Tepeden tırnağa Tayyip Erdoğan’a itaat eden TSK komutanı Hulisi Akar emireri durumundadır şimdi. 40 yıldır Kürt hareketi PKK ile girdiği savaşla vatanseverlik adı altında pohpohlanan emekçi, yoksul Türk çocuklarını asparagas safsata ile kandırıp kışkırtıyorlar. Terhis olan bu çocukların çoğu psikolojik hasta durumdalar. Kürtlerle ilgili ahkam keserek kahramanlık naraları atıyorlar.

Aynı filmde bir esir Alman kadını askerlerin karşısına çıkarıp zorla şarkı söyletiyorlar. Kadını kurt gibi kapmak isteyen askerler sonra ağlayarak şarkı söyleyen kadına sesleri ile katılıp ağlıyorlar. Çünkü henüz çok gençler, annelerini kızkardeşlerini eşlerini anımsadılar. Erkeklik egosu üzerinden dökülünce, duyguyu farkettiler. Ancak Türkiye’de askerlik yapanlar bilir. Askeri tabir ile „aç-aç” diye birkaç zibidi şarkıcıdan oluşan içinde mutlaka bir kadın olan matine grubu gelir. Çok cuzî paraya bilet satarlar, sözde moral motivasyon için, askere gaz veren vatansever şarkıcılar... En son kadın çıkar sahneye ve yavaş yavaş revü yapar, seksi pozlar vererek tahrik eder. Salondan sesler yükselir; „aç-aç-aç” diye. Kadın biraz daha, biraz daha derken salondan yükselen erkeklik naraları ile kadın saniye tutmayan hareketle üstünü açar ve kapatır. Ses seviyesi bilmem kaç desibele ulaşır ve matine biter. 

Savaş, kadın, çocuk, açlık, karakter bozulması, hepsi diyalektik olarak biri birine bağlıdır. Bu savaş senaryoları üzerinden sadece öldürme güdüsü taşıyan merhametten uzak, sevgiden yoksun zatların erkekleştiği toplumda, her tür sınav sokakta kadın üzerinden yapılıyor. Bir çocuğun gıdığını öpmemiş bir kadının yere düşen saçını kaldırıp okşamamamış adamlar ne olurlar ki? Kadın gerilla cesetlerini yerlerde sürükleyen savaşın en kirili sesini taşıyanlar vatanseverlik yapıyorlar. Bu vatan severlik mükellef bir sahtekarlık değil mi? 


195

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA