Faşizmin metal yorgunluğu

Kasım ENGİN

07 Eylül 2017 Perşembe | Forum

Son dönemlerde faşist uygulamalarıyla Türkiye, Ortadoğu, Avrupa ve hatta tüm dünya için kaldırılamaz bir yük haline gelen Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezi başta olmak üzere il ve ilçe teşkilatlarını ‘metal yorgunluğu’ tanımıyla uyarmakta, partisinde çatlakların oluştuğunu görerek bu çatlaklardan doğacak olan kırılmanın önünü almaya çalışmaktadır. 

Peki, metal yorgunluğu nedir ve nasıl oluşur? Türkiye’de faşizmin geldiği aşamayı anlamak için Tayyip Erdoğan’ın sözünü ettiği bu kavrama bir göz atmakta fayda var.

Malzeme biliminde bir malzemenin devirli olarak sürekli yüklemeye uğraması sonucu ilerlemeli ve yerel yapısal hasara uğramasına metal yorgunluğu denilmekte. Malzeme dereceli olarak artırılan yükler altında denenip belirli bir sınırdaki gerilime geldiğinde kopmaktadır. Bunun nedeni malzemenin yorulmasıdır. Maddenin yapısıyla ilgili olan bu tespit, ağır yüklerin altında maddenin de bir sabrının olduğunu, dayanma noktasını aşan yükler karşısında çatlayarak kırıldığını gösterirken halk arasında tahammül edilemeyecek durumları anlatmak için sözü edilen ‘taş olsa çatlardı’ deyimini doğrulayan bilimsel bir tez olarak karşımıza çıkmakta.

Maddenin mukavemet gücünü değerlendiren bu bilimsel kavramı siyasi terminolojiye uyarlayacak olursak 15 yıldır ülke yönetimine bir karabasan olarak çöken Tayyip Erdoğan siyasetinin sürekli olarak kişi ve kurumları kendi çıkarları uğruna birer kullanım malzemesi haline getirme ve bu malzemeler ‘yorulunca’ onları bir kenara atarak ekarte etme gerçeğini görebiliriz. Nitekim Tayyip Erdoğan birlikte çalıştığı, bakanları, başbakanları, yol arkadaşlarını ve kendisi dışındaki herkesi birer kullanım malzemesi olarak gördüğü içindir ki onlarla malzeme biliminin terimleriyle konuşmaktadır.

O halde onların anladığı dilden konuşarak malzeme biliminin kavramlarına dönmekte yarar var. Metalurjiye göre yorulma, bir malzeme sürekli yüklemeye maruz kaldığında gerçekleşir. Eğer yüklemeler belirli bir düzeyin üzerindeyse, malzemenin yüzeyinde çatlaklar oluşmaya başlar. Zamanla bu çatlak kritik bir büyüklüğe ulaşır ve yapıda kırılma meydana gelir. Metal yorgunluğunu dilinden düşürmeyen Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP içinde de bu aşamaları izlemek mümkündür.

AKP içinde Tayyip Erdoğan uygulamalarından rahatsız olan, bunu itiraf etmese de artık faşist diktatörün ‘kullan at’ politikalarını içine sindiremeyen önemli bir kesim mevcuttur. Faşist diktatörün birlikte yola koyulduğu ‘dava arkadaşlarını’ birer birer harcayarak bir kenara atması, her sıkıştığında kabineyi revize edip yola devam etmesi, hükümet ettiği işler yolunda gitmeyince çocuk şımarıklığıyla ‘ben yapmadım, o yaptı’ diyerek yaşananlara bir günah keçisi bulması ve onları tasfiye etmesi artık kendi partisinde dahi kabul edilmemektedir.

15 yılını dolduran bu gidişat içinde Tayyip Erdoğan’ın tek adam rejimine doğru giderken kendisi gibi olmayan herkesi biçmesi gelinen aşamada yalnızlaşmasına ve parti içinde çatlakların oluşmasına yol açmış ve bu çatlaklar artık kırılma aşamasına gelmiştir. Şimdi yaşanan bu çatlama ve kırılma süreci ‘metal yorgunluğu’ olarak adlandırılarak bizzat faşist diktatörün ağzından itiraf edilmektedir. Buna neden olan ise Tayyip Erdoğan’ın yeniden Osmanlıcılığı geliştirerek, imparator ve halife olmaya dönük hevesinden doğan ve toplumun omuzlarına bindirilen ağır faşizm yüküdür. Ancak toplumun bu yükü daha fazla kaldırmaya tahammülü kalmamıştır. Dolayısıyla faşist diktatörün dediği gibi yorulan sadece AKP kadroları ve teşkilat yapıları değildir. Toplumu yoran, kırılmasına yol açan Erdoğan’dır, Erdoğan faşizmidir. Bu bağlamda yorulan faşizmdir.

OHAL uygulamalarına dayanarak kanun hükmünde kararnameler, baskı, terör, savaş ve soykırımcılıkla ayakta durmaya çalışan faşizm, her ne kadar kendini kudretli olarak gösteriyor olsa da esas olarak içte yaşanan durum böylesi bir yorulma, çatlama ve kırılmaya yüz tutmadır. Nitekim maddeler için de yorulma olayı dışarıdan gözlemlenebilecek boyutta bir değişim yapmaz ve malzeme uyarı vermeden ani olarak kırılma yaşar, kırıma uğrar. Yani Tayyip Erdoğan’ın iktidarı uğruna Kürdistan’da yürütülen soykırım uygulamaları ve savaş, kadınlar üzerinde sürdürülen katliamlar, gençlerin geleceksizleştirilmesi, işçi cinayetleri, ekonomik bunalım, doğa sömürüsü ve tüm bunların gerçekleştirilmesini ifade eden faşizm her an çökme ihtimaliyle yüz yüze gelmiş durumdadır. Tayyip Erdoğan’ın faşist rejimde oluşan çatlaklara kaynak yapma ve yeni metal bulma telaşı buradan ileri gelmektedir.

Böylesi bir dönemde toplumsal muhalefetin sokaklara inerek halkların devrimci direnişini geliştirmesi yorulan faşizmi tarihin çöp sepetine atılmasını sağlayacaktır. Malzemenin tabiatına uygun olan da budur.


661

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA