Hormonlar vücudumuzu ve zihnimizi nasıl etkiliyor?

Vücudun kimyasal dengesi, bu dengenin sağlanması için salgılanan hormonlar insan zihnini nasıl etkiliyor? Biliminsanları yaptıkları birçok araştırmaya rağmen, hormonların davranışlara nasıl etki ettiği konusunda tatmin edici bir açıklamaya sahip değil.

12 Ağustos 2017 Cumartesi | Toplum-Yaşam


Bilim-Teknik GÜNDEMİ

HAZIRLAYAN: Doğan Barış ABBASOĞLU


Tiroid hormonu fazla salgılandığında sinir yapar mı? Peki gerçekten testosteron erkeklerde kelliğe sebep verir mi? Ya da hamilelik hormonları beyni lapaya çevirir mi? 

Davranışlarımızı, duygusal durumumuzu bilinçli zihnimizle yürüttüğümüzü düşünürüz. Ancak insan davranışları ve duygusal durumu çok daha komplike bir durumla karşı karşıya. Vücudumuzun kimyasal dengesi, bu dengenin sağlanması için salgılanan hormonlar üzerimizde olağanüstü etkilere sahip. 

New Scientsit dergisi geçtiğimiz haftaki sayısında hormonların üzerimizdeki etkileri ve rolleri konusunda geniş bir dosyaya yer verdi. 

Hormonlar basitçe proteinlerden oluşan uyarıcılardır. Örneğin insülin ve kan şekeri konusundaki ilişkiyi düşünürsek daha ziyade düzenleyici rol oynarlar. Beyni de etkileyen ve davranışlarımızı değiştirme kuvvetine dahi sahip olan hormonlar da var. 

Peki gerçekten belirli bir hormon davranışlarımızı değiştirip tamamen değişik bir insanmışız gibi hissetmemize neden olabilir mi? Eğer öyleyse tüm suçu hormonlara atıp kurtulabilir miyiz?


Oksitocin eşittir aşk mı?

En popüler hormonlardan biri şüphesiz oksitocindir. Aşk hormonu olarak bilinen oksitocin insanlar arasında güzel duyguları yayma ününe sahiptir. Hatta bazı doktorlar bu hormonu otizm, depresyon ve kronik ağrılara karşı kullanıyor. 

Doğum, emzirme ve üreme sırasında salgılanan hormon gerçekten de birçok hayvanda eşli yaşamı sağlıyor. Bu hormonun çok güçlü salgılandığı canlılarda tek eşlilik gelişkindir. Ama bu hormonun tek etkisi bu değil. Eş etkisi çok daha komplike sonuçlar doğurabiliyor. 

Örneğin 2005 yılında oksidosin hormonu verilen kişilerin etrafındaki insanlara daha fazla güven duymaya başladığı tespit edildi. Yine aynı hormon cömertlik, işbirliği ve empati gibi eğilimleri arttırıyor. 

Ama bu duruma karşı çıkanlar da var. Bilindiği gibi beynimiz vücudun geri kalanının etkilerinden bir tür zarla ayrılıyor. Bu bariyeri çok az hormon aşabiliyor. Ve bugüne kadar oksitosinin bu bariyeri aşabildiği tespit edilebilmiş değil. 


Östrojenin etkileri

Östrojen kadınlarda, özellikle ani düşüşler nedeniyle, çok ciddi davranış değişikliklerine neden olabiliyor. Östrojen düştüğünde yükselen progesterone beynin duygusal hafızayı yöneten amygdala bölgesinde aşırı aktiviteye neden oluyor. 

Östrojenin düşüşünün kontrol altına alındığı koşullarda ise kadınlarda duygusal dalgalanmalarda olağanüstü bir düşüş görülüyor. Bazı kadınlar hormonel değişimlere o kadar yatkın oluyor ki kontrollü düşüş dahi davranış değişimlerini engelleyemiyor. 


Acıktıran hormonlar

Neden bazı insanlar açlığa daha az dayanıklı diye hiç düşündünüz mü? Ya da bazı insanların neden acıktıklarında daha sinirli olduklarını. İşte bu rahatsızlık verici davranışın büyük ölçüde ghrelin adı verilen hormona borçluyuz. Mide boş olduğu zaman salgılanan bu hormon neuropeptide Y adlı nörobağdaştırıcıyı harekete geçiriyor. Bu da sinir ve öfke duygularımızı kontrol eden bir bağdaştırıcı. 

Neuropeptide Y ne kadar dolaşımda olursa mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin de o kadar düşüyor. Serotonin düştüğünde amygdala ile beyin arasındaki iletişim azalıyor ve duygularımızı dizginlemekte daha zorluk çeker hale geliyoruz. 


Stres hormonu sağlığı kötü etkiliyor?

Stres hormonu olarak bilinen kortizolun sağlık üzerinde çok ciddi kötü etkileri olduğu söylenir. Ama gerçekten öyle mi?

Günümüzde kortizolun vücuttan ne olursa olsun uzak tutulması gerektiğine inanılıyor. Hatta kortizolun salgılanmasına karşı ilaçlar satılıyor. Bunu yaparken kortizolun aslında kana glukoz akışının sağlanması gibi bir görevi olduğunu da unutmamamız gerek. Örneğin eğer hiç kortizol salgılanmazsa sabah yatağınızdan kalkamazsınız. Kortizol bu anda bir aracın marşı gibi işlev görür. 

Kortizolun düşük olduğu durumlarda kronik yorgunluk gibi çok ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Ancak çok yüksek olduğu durumlarda da başta hafıza olmak üzere beynin birçok fonksiyonunu da direkt olarak etkileyebiliyor. 


Testosteron erkekleri sinirli ve kel yapar?

Yüksek testosteron seviyeleri erkeklerin karıştığı birçok şiddet olayında baş sorumlu olarak gösterilir. Ancak geçtiğimiz yıl yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre yüksek seviyede testosteron daha ziyade sosyal statü arayışını tetikleyen davranışları arttırıyor. Yine fazla miktarda testosteron alan erkekler kendilerine kötülük yapan birini cezalandırma, iyilik yapan birine ise fazla oranda karşılık verme eğilimi gösteriyor. 

Kelliğin yüksek testosteron seviyelerine işaret ettiği de bir hurafeden ibaret. Kelliğin temel neden 5-alpha-reductase adlı bir enzim. Bu enzim testosteronu dihydrotestosterona çeviriyor. Ancak burada testosteronun ne kadar yüksek olduğu ve ne kadar dihydrotestosteron ortaya çıktığı önemli değil. Önemli olan bunu sağlayan enzime ne kadar duyarlı olduğunuz. 


Annelerin beyni lapaya mı döner?

Annelik insana tuhaf davranışlar kazandırır. Annelik o kadar güçlü bir histir ki her canlıdaki hayatta kalma iç güdüsü dahi bazı koşullarda baskılanabilir. 

Vücudun anne beynini yakın zamandaki zorlu döneme hormonlarla hazırladığı biliniyor. Beynin empatiyi sağlayan bölgesi annelerde olağanüstü bir şekilde gelişir. Yine strese karşı dayanıklı hala gelen annelerde kortizol seviyeleri düşer. 

Bebek doğduğu zaman değişimler devam eder. Anne beyninde ödüllendirme, nedensellik, empati ve duygu kontrolünü sağlayan bölgelerinde aktivite çok ciddi artar. Östrojen, oksitocin ve prolaktin seviyeleri normalin çok üzerinde seyreder.  

Ve anneliğin beyinde yarattığı değişimler on yıllar boyunca sürebilir. Bir anlamda hormonlar anne beynini gerçekten olağanüstü bir şekilde etkiler. 


Ailelerin kabusu: Ergenlik

Ergenlik insan yaşamının en zor dönemlerinden biridir. Duygusal ve irrite edici davranışların çok sık görüldüğü ergenlikteki bu davranışsal değişimler konusunda hangi hormonları suçlamamız gerektiği ise henüz belirsizdir. 

Erkekler için baş şüpheliler testosteron ve adrenalin olurken kadınlarda ise östrojendir. Ancak bilim insanları henüz bunların davranışlara nasıl etki ettiği konusunda tatmin edici bir açıklamaya sahip değil. 


Kemiklerden gelen hormonlar

Hormonlar sanıldığının aksine sadece salgı bezlerinden gelmiyor. Örneğin kemik iliği osteocalcin adlı bir hormon salgılıyor. Bu hormon vücudun insüline olan direncini ve testosteron üretimini düzenliyor. Yine kemiklerde salgılanan lipocalin 2’nin de iştah üzerinde etkisi olduğu düşünülüyor. 


480

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA