Dedemin bahçesi konservatuar gibiydi

Êzîdî Kürtlerinden Tîtalê Feyzo; Şeroyê Biro, Mecîdê Fariz gibi ünlü Kürt dengbêjlerin sesiyle büyümüş. Babası ve dedesi ünlü Kürt dengbêjlerinden olan Tîtalê Feyzo, “Dedemin bahçesi konservatuar gibiydi” diyor.

11 Ağustos 2017 Cuma | Kültür-Sanat


MURAT MANG/BIELEFELD

 

Yüz yılı aşkın bir süre Serhat bölgesinde yaşayan Feyzo’nun ailesi 1915 Ermeni soykırımında Iğdır’dan Ermenista’na göç etmiş. Feyzo, “Dedelerimiz, Ermeni katliamı döneminde Êzîdî Kürtlere yapılan baskılar nedeni ile o dönem Iğdır’ın Karakuyu ve Sürmeli köylerinden Ermenistan’a geçtiğimizi anlatırdı” diyor.

 

Dengbêjlerle büyüdü

Erivan’da doğan Tîtalê Feyzo dengbêj bir aileden geliyor. Babası dengbejlerden Feyzoyê Rizo, dedesi ise ünlü Kürt dengbêjlerden Mecîdê Fariz. Kafkasyalı ünlü Kürt dengbejlerden Şeroyê Biro da ailelerinden. “Ailemin büyükleri hep dengbêjdi” diyen Tîtalê Feyzo, 40’ın üzerinde makam bildiğini bunların hepsini çocukken öğrendiğini anlatıyor: “Ben o dönemler çocuktum. Şeroyê Biro, Mecîdê Fariz gibi dengbêjleri Erivan radyosundan dinlerdik. Çok güçlü seslerdi. Mesela Şeroyê Biro’nun Hekîmo, Desmala min, Bedewê gibi kilamları çok meşhurdur. Babam, amcalarım bu geleneği devam ettirmişler. Ben de onları dinlerdim. Bir insanın ailesinde dengbêjlik varsa istesen de istemesen de kanına işliyor. O makamlar kafanda yer ediniyor. Onların söylediği tüm makamlar benim kulağımda yer edindi. Yıllarda geçse de unutamıyorsun.”

 

Aileye ikinci kez göç yolu

Erivan’ın Teyir kasabasına bağlı Vermeziyar köyünde 1975 yılında doğan Tîtalê Feyzo, sanata müzik aletleri çalarak başlamış. İlk olarak cümbüş çalmayı öğrenmiş. Kilam söylemeye başladığı 90’lı yıllarda Ermenistan’da yaşanan sorunlar ile ailesine ikinci kez sürgün yolu görünmüş. “Ailemizin yarısı Ermenistan’ı terk etmek zorunda kaldı; Rusya ve Ukrayna’ya dağıldı“ diyen Tîtalê Feyzo, o dönem müzik yapmaya ara vermiş. 

On yıl aradan sonra tekrar dengbêjliğe başladığında kilamların hepsinin hafızasında olduğunu anlatan Tîtalê Feyzo, “İnanır mısın? Çocukken büyüklerimin söylediği her makam beynimde kalmıştı; unutmamıştım” diyor.


Dedemin bahçesi…

Sohbetimizde sık sık çocukluk yıllarına giden Tîtalê konuşmasına şöyle devam ediyor: “Mecîdê Fariz, Şeroyê Biro’nun amcasının oğluydu. Onlar 2-3 yaşlarındayken yani ferman olduktan sonra Iğdır’dan Ermenistan’a geçiyorlar. Bizim aileye Mala Birîkê derler. Dengbêj ailesi olarak bilinir. Mala Birikê düğündeyse davul, zurnaya gerek yok derlermiş. Her akşam babamın dedesi Fariz’in bahçesinde toplanırlarmış. O bahçe akşamları ana baba günü oluyordu. Bana göre dedemin bahçesi onlarca konservatuardan daha değerliydi. Fakat Sovyetlerin dağılmasıyla yaşam tamamen değişti. Zamanla toplum dağılmaya başladı.”

 

Hekîmo’yu Kürdistan’da  söylemek

Yaklaşık 4 yıldır Avrupa’da olan Titale, “Ukrayna’ya gittim. Oradan Stalingrad’a geçtim. Şimdi Avrupa’dayım. Aslında buraya gelme planımda yoktu. Ailemin sağlık durumu gelmeme sebep oldu. Fakat açık söyleyeyim; geldiğime pişman oldum. Burada bir şeyler eksik. Örneğin Hekîmo parçasını Kürdistan’da okumak ile Avrupa’da okumak arasında çok fark var. İnsan Kürdistan’da Hekîmo’yu söylediği zaman mutlu oluyor. Gurur duyuyor. Anlatılamaz o duygu. Fakat burada o ateş sönüyor” diyor.

 

Çocukları da dengbejlik yolunda

Dengbêjlik kültürünü kendi çocuklarına da aktardığını söyleyen Tîtalê Feyzo iki oğlunun da müzik ile uğraştığını belirtiyor: “Oğlum Mikail keman çalıyor. Birisininde ses yeteneği var. Müzik yapıyor. Ermenistan’da müzik yarışmasında Kürt olduğu için diskalifiye edildi. Moskova’ya götürdüm. Orada onu dinleyen müzisyenler ne dediğini anlamasada müziğin etkisiyle ağlamaya başladılar. Yarışmada birinci oldu. Onlarda şimdi dengbêjliğe doğru adım atıyorlar.”

Tîtalê Feyzo, Çira TV’de yeni yayın döneminde dengbêjlik üzerine yapılacak bir programa hazırlanıyor.


Gençler kilam değil ritim müziği yapıyorlar

Tîtalê Feyzo ile sohbetimize babası Dengbêj Feyzoyê Rizo da telefonla Rusya’dan dahil oldu. Feyzoyê Rizo bize şunları anlattı: “Biz çocukken büyüklerimiz kilam söylediğinde onları dinlerdik. Kendi topraklarımızda kilam söylemeyi öğrendik. Dedelerimizin, büyüklerimizin kilamlarını öğrenmeyi kendimize görev sayardık. Yok olmasınlar diye öğrenir, söylerdik. Şimdiki gençlerin her biri bir ülkeye dağılmış. Kilam söylemiyorlar, sadece ritim müziği yapıyorlar. Bununla yetiniyorlar. Şimdiki gençlerimiz yiğitlik, aşk üzerine kilam söylemiyorlar bari halay şarkılarımızı söylesinler. Oysa büyüklerimiz o kilamları ne zahmetlerle bugünlere taşıdılar.”


583

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA