TC devleti umutlandırılmamalı

Cemal ŞERİK

11 Ağustos 2017 Cuma | Forum


TC devleti uluslararası ilişkilerde, hangi noktada duruyor bu tartışma konusudur. Daha doğrusu belirsizdir. Bunu içerisine girdiği uluslararası ilişkilerde de, TC devleti adına resmi açıklamalarda bulunanların yapmış olduğu konuşmalardan da görmek mümkündür.

TC devletinin var olan bu tartışmalı ve belirsiz halini bağımsız bir politik duruş olarak görmekte mümkün değildir. Birileri böyle görerek, ona göre bir değerlendirme de bulunabilirler. Hatta överek propagandasını yapabilirler. Ki, böyle yapanlarda bulunmaktadır. Bunun Türkiye’de yayınlanan egemen yandaş medyada satılık kalemşörler tarafından kaleme alınan sayısız örneklerini bulunmaktadır.

Ancak gerçek, hiçte bunların göstermeye ve yaratmaya çalıştığı algıda olduğu gibi değildir. Çünkü ortada bağımsız, politik duruş diye bir şey yoktur. Aksine her gün günü birlik, suyun akışına göre dümen kıran, yarın ise ne olacağı belirsiz olan, güven vermeyen bir duruş söz konusudur. Onun içindir ki, bir gün ABD’nin yanından görüntü vermeye çalışırken, diğer gün Rusya’nın yanında boy gösterebilmekte, bir başka günde Avrupa devletlerinin yanında görünmek için yapmadığı bir hokkabazlık kalmamaktadır. Hatta kimi zaman da hepsini bir arada idare etmekten de geri kalmayan bir yaklaşım sergileyebilmektedir. Tabii buna Çin ve Japonya’yı da eklemek gerekmektedir.

Bir yanda bu devletlerle olan ilişkisini büyük bir kargaşa içerisinde sürdürmeye çalışırken, diğer yandan da, bunları karşısına alıyormuş gibi de görünebilmektedir. Bununla her ne kadar Türkiye’de milliyetçi, faşist çevrelere hitap ederek, onları desteğini sağlamaya ve arkasında tutmaya çalışıyor olsa da, aslında son derece istikrarsız ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir duruş sahibi olduğunu da gösterebilmektedir.

Bu gerçeklik ne kadar uluslararası güçler ve TC devleti ile yakın ilişkiler içerisinde olan devletler tarafından görülebiliyor bu tartışılabilir. Ancak ortada bir gerçeklik var. O da, TC devletinin var olan bu ilişki biçiminin uluslararası güçler ve onunla yakın ilişki içerisinde olan devletler tarafından da görüldüğü gerçekliğidir. Hatta giderek kabul edilemez bir boyuta geldiğidir.

Bu gerçekliği Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in geçtiğimiz günlerde basına yansıyan AB’ye gönderdiği mektupta “Erdoğan’ın politikaları AB’ye ters, net yanıt verilmeli” sözleri yine ABD’nin DAİŞ’le mücadele de özel temsilcisi Brett McGurk’un, DAİŞ’in TC devlet sınırlarını kullanmaya devam ettiği yine TC devletine bugüne kadar çok müsamahakar davranıldığı yönündeki sözleri de doğrulamaktadır.

Bugün uluslararası alanda TC devleti en yakın ilişki içerisinde olan ve yine ona askeri, siyasal, ekonomik ve diplomatik alanda destek veren bu devletlerinin yetkili sözcüleri/temsilcileri tarafından yapılan bu açıklamaları önemli bulmak gerekmektedir. Ancak bunun TC devletinin uluslararası ilişkilerde içerisinde olduğu belirsiz, güven vermeyen ilişki tarzını değiştireceğini düşünmemek de gerekir. Çünkü bugüne kadar sahibi haline geldiği bu duruşa dayanarak kendine göre dengeler oluşturması ve bundan çıkar elde etmiş olması da, iki açıklamayla duruşunu değiştireceğini sanmayı olanaksız kılar.

Alman Bakan ve ABD’li temsilci de bu gerçeği görmüş olacaklar ki, ‘net yanıt verilmeli’, ‘fazla müsamaha gösterildi’ diyebilmişlerdir. Ama önemli olan burada TC devletinin bunu ne kadar anladığıdır. Fazla anlam verebileceğini, Alman ve ABD’li devlet yetkilerinin de TC devleti üzerinde sözlerinin etkisi olacağını düşünmemekte gerekir. Öyle bir yaklaşım içerisine girilirse, bu da ancak kendini kandırmak olacaktır. Eğer TC devletinin bugüne kadar bu tür açıklamalar karşısında içerisine girdiği tutum bundan farklı olmamıştır. Ya duymamazlıktan gelmiş ya da unutulmaya terk edilmiştir. Sigmar Gabriel ve McGurk’un açıklamaları karşısında içerisine girecekleri tutumda başka olmayacaktır. Ki, bahsi geçen açıklamalardan sonra TC devletinin içerisine girdiği tutumda bundan başka bir şey değildir. Adeta her biri devlet basın-yayın organları haline gelmiş olan Tv ve gazetelerinde de bile bu açıklamalara yer verilmemiştir.

Öyle anlaşılıyor ki, bundan sonra uluslararası alanda içerisinde olduğu bu tartışmalı, belirsiz ve güven vermeyen tutumunda ısrar edecek ve bundan da çıkar elde etmeye çalışacaktır. Önemli olan da TC devletinin uluslararası alanda yakın ilişki içerisinde olduğu güçlerin ve devletlerinde bunu görebilmeli ve ona göre de bir tutum sahibi haline gelebilmeleridir, yapmış oldukları bu tür açıklamaların ötesine geçebilmeleridir. Hiçbir şekilde de TC devletini umutlandırıcı bir yaklaşım içerisine girmemeleridir.


141

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA