Kilimcilik bir tutkudur vazgeçmem

Kürdistan’ın birçok bölgesinde kilim toplayıp Sur’daki Bakırcılar Çarşısı’nda satan Cavit Satıcı, kilime olan tutkusunun annesinden geldiğini ifade ediyor.

10 Ağustos 2017 Perşembe | Toplum-Yaşam

Amed’in Sur İlçesinde bulunan Bakırcılar Çarşısı’nda köylerden aldığı el emeği kilimleri satarak kilimcilik kültürünü ayakta tutmaya çalışan Cavit Satıcı, “Kimse gelip almazsa bile bu işi sürdürmeye devam edeceğim” diye konuştu.

Sur’daki Bakırcılar Çarşısı’nda 34 yıldır kilim satışı yapan Cavit Satıcı (65) köylülerin yaptığı el emeği kilimleri tüketiciye ulaştırıyor. Kilime (cacim) olan ilgisinin küçüklükten geldiğini ve bir tutkuya dönüştüğünü ifade eden Satıcı, kimse gelip almasa bile bu işi yapmaya devam edeceğini söyledi.

Kilime olan tutkusunun annesiyle başladığını ifade eden Satıcı, küçük bir çocukken annesinin sürekli kilim dokuduğunu, kilimi dokurken kimi zaman ağladığını, kimi zaman güldüğünü anlattı. Satıcı, „O zamanlar küçüktüm. Annemin neden kilim dokurken ağladığını ve güldüğünü hiç bilmezdim. Ama biraz büyüyünce kilim dokuyan kadının aslında kilime attığı her ilmekle birlikte acısını, hüznünü ve mutluluğunu o kilime dokuduğunu anladım. Kilim bir sanattır. Bir ressam nasıl tualine hayallerini resmediyorsa, kilimi dokuyan da aynı şekilde hayallerini motiflere işliyor“ diye konuştu.


‘Konakları süslüyordu’

Kürdistan’ın birçok bölgesinde gezdiğini anlatan Satıcı, Diyarbakır, Hakkari, Ağrı, birçok ilçe ve köyünden kilim satın aldığını söyledi. Her bölgede işlenen kilimin kendine has motifleri olduğunu dile getiren Satıcı, Hakkari yöresinde Jirki aşiretine ait bir kilimi anlatırken kilimin 150 yıllık bir geçmişi olduğuna dikkat çekti. Bir zamanlar mirlerin ve beylerin konaklarını süsleyen bu kilimin dönemin aşklarına, kavgalarına tanıklık etmenin izlerini taşıdığını söyledi. 


‘Cacim modern zamanların ana kucağı oldu’

Satıcı, cacim (kilim) dokumacılığı yapan kadınların genelde kırsal kesimlerde ve köylerdeki insanlar olduğunu belirterek, “Gündüz tarla işleriyle meşgul olan kadınlar, gece geç saatlere kadar kilim dokuyarak yorgunluklarını ve özlemlerini kilime işleyerek anlatırdı” dedi. 

Yöre kadınlarının kilimden cacim yaparak çocuklarını bu cacimlerle taşıdığının anlatan Satıcı, cacimi daha önceleri berivanlar ve koçerlerin kullandığını, zamanla bütün bölgede yaygınlaştığını ifade ederek, “cacim, modern zamanların ana kucağı olarak değişti. Aslında örneğini oradan alır” diye ekledi.

Kooperatifçiliğin gelişmesiyle birlikte kilim dokumacılığının bitmekle yüz yüze kaldığına değinen Satıcı, artık hiçbir şeyin eskisi gibi değer görmediğini vurguladı. Satıcı, bin bir emekle işlenen el emeği göz nuru kilimlerin rağbet görmemesiyle bir kültürün yok olduğunu anımsattı.


‘Sur’un halini görünce içim yanıyor’

Sur’da yaşanan savaşla birlikte artık esnaf olarak iş yapamaz hale geldiklerini anlatan Satıcı, “Savaştan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Üstüne bir de OHAL eklenince bizim iş tamamen bitti. Bazen bir hafta boyunca hiç siftah yapmadığımız oluyor. İnsanların evi yıkıldı, kimsenin cebinde para kalmadı. Herkes tedirgin. Heves yok artık. Sur’un halini görünce içim yanıyor” diye tepki gösterdi. 


 DİHABER/AMED


329

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA