Bütünlüklü bakıştan yoksun referandum kaybettirir

Xıdır Ali ŞENGALİ

07 Ağustos 2017 Pazartesi | Forum

Şengal’de Haşdi Şabi’nin gelmesiyle birlikte yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Başurê Kurdîstan ve Irak'ta birçok konuda sorunlar giderek ağırlaşmaktadır. KDP’nin  PKK, YNK, Goran, İslami partiler ve Kürdistan'ın tüm parçalarındaki ulusal güçlerle birlikte bu sorunlara çözüm arayacağına, sorunları daha da ağırlaştıracak ve diğer sorunların çözümünü olumsuz etkileyecek bir referandum gündemini dayatması, KDP'nin çözümsüz politikasının sürmesiyle ilgilidir. Hiçbir çözüm ortaya koymayınca tüm sorunların üstünü örtecek bir gündem dayatmış bulunuyor. 

Bağımsızlık referandumu herkesin ilgileneceği ve üzerinde duracağı bir konu olarak görüldüğünden, sorunları çözme yerine böyle kolaycı bir yol seçilmiştir. Tüm otoriter güçler sorunları çözemediklerinde bu yola başvurmaktadırlar. Türkiye'de AKP iktidarı şu anda çıkmazda olduğundan sürekli milliyetçiliği körükleyen konuşma ve gündemlerle günü kurtarmaya, kendini ayakta tutmaya çalışıyor. KDP de Kürt halkı ve Kürt kamuoyunun doğru bulmasa da, zamansız görse de karşı çıkmayacağı bir gündem ortaya atarak esas sorunların üstünü örtmeyi hedeflemiştir. Ciddi ve önemli sıkıntılar yaratacak bir konuyu ortaya atmıştır. KDP'nin referandum gündemini ortaya atması, bir delinin bir kuyuya taş atması ve kırk akıllının bunu çıkarmaya çalışması gibi bir şeydir. Çünkü KDP çok zamansız, Kürtler açısından çözülmesi gereken birçok sorununun olduğu bir dönemde bu konuyu gündeme getirmiştir. Kendi çözemediği sorunların üstünü örtmek için tüm sorunları ağırlaştıracak referandumu gündeme koymuştur. 

Kürtlerin ulusal sorunu dünyanın başka yerlerindeki ulusal sorunlara benzemediği gibi, çözümü de başka yerlerdekine benzemez. Kürdistan dört parçaya bölünmüştür. En azından dört ülkeyi doğrudan ilgilendirmektedir. Ortadoğu'da dolaylı olarak birçok ülkeyi de ilgilendiren bir sorundur. Öte yandan Ortadoğu dünya dengelerinin kurulduğu bir yerdir. Bu nedenle başta ABD, Avrupa ve Rusya olmak üzere birçok ülke de Ortadoğu, dolayısıyla Kürdistan'daki gelişmelerle yakından ilgilidir. Şu anda Ortadoğu'da Üçüncü Dünya Savaşının da var olduğu düşünülürse, sorunların kestirmeden çözüleceği gibi bir yaklaşım büyük bir yanılgı ve gaflettir. Ortadoğu'da sorunlar her zaman birbirini etkilemekteydi; bölgesel etkileri olmaktadır. Eğer bugün Üçüncü Dünya Savaşından söz ediyorsak, olaylara, sorunlara, olgulara bütünlüklü bakmadan doğru değerlendirmek ve doğru çözümler bulmak mümkün değildir. En başta da Kürdistan'ı ilgilendiren konulara bütünlüklü bakmadan çözmek mümkün değildir. 

Kürdistan'ın en küçük parçası Rojava’da Kürtler çok önemli adımlar atmıştır. Birçok güçle siyasi ilişki içindedir. Sorunları da Suriye sınırları içinde, Suriye'nin demokratikleşmesi temelinde çözmek istedikleri halde Türkiye her gün tehditler savurmakta, ortada bir devlet yaklaşımı ve hedefi olmadığı halde “sınırlarımızda devlet kurdurmayız” diyerek yaygara koparmaktadır. Türkiye kadar olmasa da İran da kendi sınırları içindeki Kürtlere örnek olabileceği kaygısıyla Rojava devriminden ürkmekte, Kürtlerin diğer halklarla birlikte kuzey Suriye'de özgür ve demokratik bir toplum ve coğrafya ortaya çıkarmasından korkmaktadır. Şimdi bu gerçekler ortadayken KDP'nin hiçbir Kürt örgütüne danışmadan, ortaklaşmadan ulusal birliği savunan adımlar atmadan referandumu gündeme getirmesi çok tehlikeli gelişmeleri beraberinde getirecek bir durumu ifade etmektedir. 

Zamansız ve önceden iyi planlanmamış bu adımlar ve işler Ortadoğu'da siyasi güçleri çıkmazla karşı karşıya getirir. Hatta büyük yenilgiler yaşanmasını ortaya çıkarır. Her şeyin hazırlıklı ve doğru bir zamanda yapılması önemlidir. Kaldı ki böyle bir referandum ve küçük bir devletçik kurmak ne kadar Kürtlerin yararınadır, bu da ayrı bir tartışma konusudur. AKP iktidarı bu referanduma KDP ile PKK'yi çatıştıracak bir durum olarak bakmaktadır. Referandumdan sonra KDP ile PKK'yi çatıştırmak için KDP'ye baskılarını arttıracaktır. Hatta PKK'ye karşı birlikte askeri harekat yapılmasını dayatacaktır. Şu anda kendisi için büyük tehlike olarak gördüğü PKK'yi tasfiye etmede KDP'yi bir enstrüman olarak kullanmayı düşünmektedir. PKK gibi bir siyasi hareketin olmadığı ortamda ne KDP ne de başka bir partinin ayakta kalması mümkündür. Zaten 1975’te KDP’nin Cezayir antlaşmasıyla teslim alınmasından sonra PKK tarih sahnesine çıkmasaydı Kürtler için sadece Bakurê Kurdîstan’da değil, Kürdistan'ın tüm parçalarında soykırımın tamamlanması çok hızlı biçimde gerçekleşecekti. PKK'nin yürüttüğü mücadeleyle Kürtler için dünyada ve Ortadoğu'da elverişli bir siyasi ortam yaratılmasaydı bugün KDP dahil hiçbir Kürt siyasi hareketinin hiçbir parçada esamesi okunmazdı. Bu açıdan PKK'nin Ortadoğu ve dünyada yarattığı siyasi atmosfer Kürtler için bir yaşam ortamı sağlamıştır. 

Referanduma duygusal yaklaşımla olumlu bakılıyor. 20. yüzyılda, ulus devlet çağında ulus devlet soykırımından çok zarar görmüş Kürtlerin küçük de olsa, bir iki şehirde de olsa bir ulus devletimiz olsun demesi anlaşılır bir durumdur. Bu duygusal yaklaşım, Ortadoğu ve Kürdistan'daki siyasi durumdan ve siyasi ortamdaki karmaşık durumdan ayrı bir gerçekliği ifade etmektedir. Duygular anlaşılırdır, ancak Ortadoğu ve Kürdistan gibi bir yerde duygularla hareket etmek Kürtlere çok büyük kaybettirebilir. Hem de Kürtlerin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kazanma imkanlarının ortaya çıktığı dönemde! Kürtler bugün duygusal yaklaşımlarla küçük bir devletimiz olsun yaklaşımıyla değil, Ortadoğu'ya ve tüm ülkelerdeki özgürlük mücadelesine bütünlüklü bakarak büyük kazanacaklardır. Dar ufuklu yaklaşımlar ise Üçüncü Dünya Savaşının olduğu ortamda Kürtlere büyük kaybettirecektir. 

Êzîdîler açısından Êzîdxan’ın özerkliği gündemdeyken ve bu konuda bir çözüm ortaya konulmamışken referandumun hiçbir anlamı yoktur. Hatta sorunları daha da ağırlaştıracağından Êzîdîler açısından olumsuz sonuçlar yaratması da büyük bir olasılıktır. 



389

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA