Satıldığı köle pazarını özgürleştirdi!

DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te esir aldığı binlerce kadın ve çocuktan biri Hêzda Şengal’di. Kurtulduktan sonra esir tutulduğu Reqa’ya bir YJŞ savaşçısı olarak döndü. Sînaa Mahallesi’nde bulunan kırmızı çatılı bir okulu gösteren Hêzda, "Bu okul ve çevresi kadınların satıldığı pazar olarak kullanılıyordu. Şimdi bizi köle olarak tuttukları yerleri özgürleştirdik" diyor.

21 Temmuz 2017 Cuma | Kadın

Reqa'yı DAİŞ'ten kurtarmak için "Büyük Savaş" adı altında başlatılan operasyon 46'ncı gününde devam ediyor. Demokratik Suriye Güçleri (QSD), doğu, batı ve güney cephelerinden gerçekleştirdiği operasyonlarla çetelere nefes aldırmıyor. DAİŞ'in kent merkezinde kıskaca alındığı operasyon, Şengal Fermanı'nda esir alınan, pazarlarda satılan ve katledilen Êzîdî kadınların intikamını almaya yeminli Şengal Kadın Birlikleri'nin (YJŞ) katılımıyla farklı bir anlam kazandı. 

DAİŞ’in 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’e yönelik saldırısında esir alınan binlerce kadın ve çocuktan biri de YJŞ’li savaşçılardan Hêzda Şengal’di. 17 yaşında iken 73'üncü fermanda ailesinden 25 kişi ile birlikte esir düşen Hêzda, Xanesor’da DAİŞ’i destekleyen Araplar tarafından durdurularak tutuklanır.


10 aylık esaret

DAİŞ’e teslim edildikten sonra binlerce kadınla birlikte Şengal merkezde bulunan bir zindana kapatılan Hêzda, burada diğer genç kadınlar gibi erkek ve kadınlardan ayrı tutulur. Daha sonra ailesiyle Musul'a götürülür, esir alınan erkeklerin infaz edildiğine şahit olur. Ailesinden burada koparılır ve binlerce kadınla Reqa'ya götürülür. 

Reqa’da 10 ay esir tutulan Hêzda, sırasıyla 3 DAİŞ üyesine satılır. Her üçünde de intihara kalkışır, cinsel saldırıdan şiddete birçok saldırıya maruz kalır. Daha sonra Kürt bir ailenin yardımı ile Reqa’da kaçarak QSD güçlerine ulaşır. Kurtulduktan sonra Şengal'e dönerek YJŞ’ye katılır.  “Êzîdî kadınların intikamını alacağız” sloganı ile operasyona katılan YJŞ, Reqa'nın doğu cephesinde bulunan tarihi surların kapısında konumlanarak stratejik bir yerin savunmasını yapmaya başlar. 


Çağırışları hala kulağında

Aylarca esir tutulduğu topraklara hala DAİŞ'in esir tuttuğu kadınların özgürlüğü için dönen Hêzda, duygulu anlar yaşamaya başlıyor. Derin bir nefes çekerek kısa bir süreliğine sessizliğe bürünüyor, başını kaldırıp yukarıya baktıktan sonra başlıyor anlatmaya. 

2014’ün cehennem sıcağı olan günlere değinen Şengal, Ağustos sıcağında yeri göğü inleten bağırış ve çağırışların halen kulağında olduğunu anlattı. Erkekler katledildikten sonra yaşlı ve genç kadınlarla birlikte çocukların sırasıyla Til Afer, Musul ve Reqa’ya götürüldüğünü söyledi. 


Ailesinden 25 esir

Ailesinden 25 kişinin esir düştüğünü vurgulayan Hêja, “2 yengem, 2 amcamın eşleri, amcamın 6 kızı, 1 erkek kardeşim, 2 kız kardeşim ve onların çocukları vardı. Toplam 25 kişiydik. Amcamın kızlarını ve amcamı Musul’da bizden kopardılar. Diğerlerinin hepsini de Reqa’da kopardılar birbirinden. Her birini farklı kişilere sattılar” diye belirtti. 


Ailesi yıllarca ölü olarak bildi

İkinci intihar girişimi sırasında kendisini gören esir bir Êzîdî kadının kendisinden önce kurtularak gittiği Şengal'de anne ve babasına öldüğünü anlattığını kaydeden Hêja, şöyle dedi: “O önceden kurtulup gitmişti. Bunları anne ve babama anlatmış ve onlar da beni öldü diye biliyor. Ben Reqa’dan kurtulduktan sonra onlara kurtulduğuma dair haber vermedim, YJŞ’ye katılma kararı almıştım. 1,5 yıl kadar eğitimlerde kaldım. Eğitimleri tamamladıktan sonra ilkin siyasi çalışmalarda yer aldım. Ev ev Şengal’de çalışmalar yapıyorduk. Çalışmalarım esnasında ailemle görüştüm. Beni görünce hem sevindiler hem de çok kızdılar. Birbirimize sarılıp saatlerce ağladık.”


İşte orası!

"Seni tuttukları yeri hatırlıyor musun?" sorusuna oturduğu yerden ayağa kalkarak yanıt veren Hêja, etrafına bakındıktan sonra "Burası Sînaa Mahallesi" dedi. Bulundukları yerin sağ tarafından bulunan kırmızı çatılı bir okulu işaret eden Hêzda, “İşte orası, bizi o okulun bodrumuna ilkin getirdiler. Kimse kaçmasın diye bizi oralarda saklıyorlardı. Bunu sadece çeteler biliyordu. Sabah olunca oradan çıkarıp çevrede gezdirdiler. Emirler ve çeteler buraya gelerek, beğendikleri kadınları götürüyorlardı. İlkin hepimiz hediye olarak verildik. Sonrasında başkalarına satıldık. Bu okul ve çevresi pazar olarak kullanılıyordu. Şimdi bizi köle olarak tuttukları yerleri özgürleştirdik. Konumlandığımız yer tarihi surların yanıdır. Sur kapısının savunması bizdedir. Pazar olarak kullandıkları yer, bizim bulunduğumuz yerin sağında bulunuyor. Oraya operasyonlar da gerçekleştirdik. Oraların kontrolü bizde” dedi. 


NAZIM DAŞTAN/DİHABER/REQA

2697

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA