Yunan İvan Reqa’da

Yunan İvan, sosyalist/komünist bir ailede büyümüş, hep partizan şarkıları ve Yunan solunun mücadele hikayelerini dinlemiş. ”Benim için savaş alanında faşizme kurşun sıkmak bir çocukluk hayaliydi” diyor ve şimdi o hayalini Reqa cephesinde gerçekleştiriyor.

17 Temmuz 2017 Pazartesi | Haber

EREM KANSOY/REQA


Atinalı, 5 aydır Rojava’da, sosyalist bir ailenin çocuğu, öyle büyütülmüş ve öyle yetiştirilmiş ki, ”Rojava Devrimi’ne katkıda bulunmak ve AKP-DAİŞ faşizmine karşı savaşmak için Ortadoğu topraklarına doğru yola çıktığımda en büyük desteği ailemden gördüm” diyor. Enternasyonalist Taburu’nun güler yüzlü İvan’ı arkadaşları tarafından çok seviliyor. Hemen hemen her saldırı grubunda yer almak için can atan İvan, bir an olsun silahını indirmiyor. Reqa cephesinin geniş bir bölümünde sağlık, mayın arama ve imha, DAİŞ’in sivillere yönelik tuzaklarını bulma, koordinat belirleme ve B7 uzmanı İvan, çok yönlülüğüyle biliniyor. 

Söyleşimize başlamadan benim de bir Kıbrıslı olduğumu öğrendiğinde, gülerek ”Nerede Türk devleti varsa orada sorun var, merak etme Türk faşizmi son bulana kadar savaşacağız” deyip kollarını havaya açıyor.

İvan ile söyleşimizi ön cephede üç saat süren bir operasyon sırasında gerçekleştirdik. İvan ve arkadaşları, Reqa şehir merkezinin bir kilometre doğusunda yeni özgürleştirilen mahalleleri dolaşıp arama tarama yapıyordu. Bir eli tetikte,  pür dikkat hareket eden İvan, ayrıca benim güvenliğimden de sorumluydu. Onca yoğunluk ve tehlikenin içerisinde İvan, sorularıma da cevap verdi.

Öncelikle neden burada olduğunu, Yunanistan’dan bir Yunanlıyı buraya çeken şeyi soruyorum.

Tek bir sebebi olmadığını; kişisel ve politik bir bütünlükten söz ediyor:


Faşizme kurşun sıkma hayali

* Kişisel olarak tanımladığı gerekçesini şöyle izah ediyor: Ben sosyalist/komünist bir ailede büyüdüm, hep partizan şarkıları ve Yunan solunun mücadele hikayelerini dinledim. Dinlediklerim ve ailemden aldığım devrimci kültürün bir parçası olmak kişisel bir neden. Bu, beni büyük oranda buradaki savaşa motive etti. Benim için savaş alanında faşizme kurşun sıkmak bir çocukluk hayaliydi.” 


Kürtlerin yanında olma görevi

* Politik olarakta şunu eklemeyi tercih ediyor: ”Şimdi Akdeniz ve Ortadoğu’da devrim baharı, Kürtlerin başlattığı bu devrim sürecinde elimden gellen her şeyi yapmayı görev biliyorum. İnancım olan dünya halklarının kardeşliği ve faşizmin son bulması adına bugün Reqa mevzilerindeyim.”


Gelirken Reqa için söz verdim

İvan’a Reqa’nın ve özgürleşmesinin kendisini için ne ifade ettiğini sorduğumda, buraya gelirken verdiği sözü hatırlatıyor. Yunanistan’daki Kürt dostu yoldaşlarına, Reqa’yı özgürleştirmeden ve DAİŞ faşizmini bitirmeden dönmeyeceğini söylediğini paylaşıyor. 


Kürtlerin zaferine ortak olmak

Bu sözünde duracağını ve belki bu yolda öleceğini belirten İvan, şöyle devam ediyor: ”Reqa, DAİŞ’in sembolik başkenti. Sadece bu bile büyük anlamdır. İnsanlığın bu çağında, utanç tablosunu kara kalemle çizen DAİŞ’i başkentinde bitirmek, dünyaya büyük mesaj verecek. Faşizm, başkentinde mezarına gömülmüş olacak. Dünyaya hiçbir şeyin imkansız olmadığını göstermek için Kürtler açısından büyük fırsat ve Kürtlerin bunun altından alınlarının akıyla kalkmaları için canımızı vermeye hazırız. Biz enternasyonalistiz, tüm dünyada faşizme karşı savaşıyoruz, DAİŞ de dünyamızın karanlık yüzü. Şimdi buna karşı savaşan Kürtlerdir, dolayısıyla bizim buradaki varlığımız aynı zamanda Kürtlere moraldir de.”


Yunan halkı Kürtlerin dostudur

İvan, Yunan halkının Kürtlerin dostu olduğunu, Yunanistan devletinin de Kürtlerin düşmanı olmadığını söylüyor. Bir gün döndüğünde nasıl Yunan makamları tarafından nasıl bir prosedüre tabi tutulacağını sorduğumda, bunun farkında olduğunu vurguluyor. Yunanistan’dan savaşçıların gelip Kürtlere destek olmasının anlamına işaret eden İvan, ”Evet, bir gün geri dönersem polisle sorun yaşayacağım. Beni sorgulayacaklar ama bunun formaliteyi aşacağını sanmıyorum. Bu da normaldir. maalesef devlet varsa polisi de vardır ve savaştan döndüğümde zaman soracaklar” diye konuşuyor.


Türkiye - DAİŞ ortaklığı da normal

İvan’ın normal bulduğu başka bir konu ise Türkiye-DAİŞ dostluğu ve hatta ortaklığı. İslam kültürüyle bir sorunu olmadığını belirten İvan, bu şerhini koyduktan sonra devam ediyor: ”AKP faşist bir parti. AKPliler islam kültürünün kötü kesimini temsil ediyor. DAİŞ ile AKP arasında nüansı aşan bir şey yok. Aynıdırlar. Zihniyet ve menfaatleri ortak olunca bir birilerini beslemeleri, destek olmaları da normal. Üstelik en büyük ortak düşmanları da Kürtler.”


Burada büyük bir hikaye yazıyoruz

Savaşın çok ağır ve acı yüzüne tanıklık ettiğini; hiç unutamayacağı çok kötü ve kendisini derinden etkileyen şeyler olduğunu aktaran İvan, ancak bunları anlatmayı tercih etmiyor. Bunun yerine iyi/olumlu şeylerden bahsetmek istiyor. Şunları ifade ediyor: ”Bakınız, burada dünyanın çeşitli yerlerinden gelen enternasyonalistler var. Bu çok anlamlı ve ben de bu anlamın içindeyim. Çocukluk hayalimdi, şimdi çocuklarıma anlatacağım gerçekliğim oldu. Faşizme karşı aynı mevzilerde buluşuyoruz. Bu, büyük bir hikaye ve unutulamaz, işte biz de bu hikayenin yazımında yer alıyoruz. Kürtler ve YPG olmasaydı, dünyanın farklı yerlerindeki farklı yaklaşımlara sahip solcular bir araya gelemezdi.”


Biz bu savaşı aslında kazandık

İvan’ın hem Avrupa’daki Kürtlere hem de diğer toplumlara mesajı da var. Herkesin savaşamayabileceğini teslim eden İvan, ancak yapılacak başka şeyler olduğuna dikkat çekiyor. ”siyasi çalışmalar, bilgilendirmeler, duyarlılık artırma, Avrupa’da insanları Kürtleri savaşından haberdar etme” diye sıralıyor ve bütün bunların da savaşı kazanmanın parçaları olduğunu vurguluyor. İvan, son olarak ‘son mesajım’ diyerek, şunun altını çiziyor: ”Biz, bu savaşı kazandık. Evet, bizi kazandık ve DAİŞ bitti.”



1205

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA