Akreditasyon iptali tartışmaları bitmiyor

32 gazetecinin G20 zirvesinde akreditasyonlarının iptali, Almanya’da Federal Hükümete yönelik eleştirileri de birlikte getirdi. Türkiye’nin iptallerdeki rolü tartışılırken hükümet yetkilerinin ‘liderlerin güvenliği’ gerekçesi, inandırıcı bulunmuyor.

14 Temmuz 2017 Cuma | Dünya

Almanya’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında yapılan G20’yi takip eden 32 gazetecinin akreditasyonlarının iptal edilmesiyle başlayan tartışmaya Almanya Federal Adalet Bakanı Heiko Maas da katıldı. “Liderlerin güvenliğini” gerekçesini çok da inandırıcı bulmamış olacak ki Maas, sözkonusu iptallerin neden yapıldığına ilişkin açıklama istedi. 

32 gazetecinin arasında daha önce Kürdistan’da haber takibi yapan 4 gazetecinin olması, Türk devletinin bu akreditasyon iptallerinde rolü olduğu şüphelerini de birlikte getiriyor. 

Son olarak tartışmalara Almanya Federal Adalet Bakanı Heiko Maas da katıldı. Maas, G20 zirvesini izlemek için başvuruda bulunan 32 gazetecinin, gerekçesiyle akreditasyonlarının neden geri çekildiği konusunda açıklama yapılmasını talep etti.

Mitteldeutsche Zeitung’a konuşan Maas, basın özgürlüğünün önemine dikkat çekerek, “İşte bu nedenle akreditasyonların çekilmesi ile ilgili suçlamalar açıklığa kavuşturulmalı” dedi.


Olayın kısa tarihçesi

Almanya’nın Hamburg kentinde 7-8 Temmuz tarihleri arasında yapılan G20 zirvesine dünyanın farklı bölgelerinden 5 bin gazeteci zirveyi izlemek için başvurmuştu. 

Federal Kriminal Dairesi (BKA), 32 gazetecinin akreditasyonlarını iptal etmişti. Bu gazetecilerden 4’ü ise daha önce Kürdistan’da haber takibinde bulunmuştu. Bunlardan ikisi, Der Spiegel muhabiri Chris Grodotzki ve taz foto muhabiri Björn Kietzmann. İki gazeteci, kısa süreliğine Amed’de gözaltına alınan gazetecilerdi. 

Junge Welt’in foto muhabiri Willi Effenberger ile Avrupa Postası muhabiri Adil Yiğit de akreditasyonları iptal edilen gazeteciler arasında yer alıyor. Alman medyasında çıkan haber ve röportajlarda akreditasyon iptallerinin AKP yönetimindeki Türk devletiyle ilişkisi sorgulanıyor. 

Muhalefet ve Alman medyası olayı “Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda hareket ediliyor” şeklinde yorumluyor.

Almanya Federal Hükümeti Sözcüsü Steffen Seibert “güvenlikle ilgili endişeler” nedeniyle gazetecilerin akreditasyonlarının iptal edildiğini söyleyerek, akreditasyonların geri çekilmesinde Türkiye bağlantısı iddialarını reddetmişti. 

Öte yandan Alman kamu radyo kurumu rbb-Inforadio’nun da  iptale yol açan uyarıların Almanya iç istihbarat kurumu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’ndan geldiğini duyurdu.

Radyonun güvenlik makamlarına dayandırarak verdiği haberde, Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın yetkililere toplam 32 kişi hakkında uyarıda bulunduğu belirtildi.

Mümkün olduğu kadar az akreditasyonun iptal edilmesinin hedeflendiği ancak söz konusu 32 kişinin hiçbirinin devlet ve hükümet başkanlarının yakınına gelemeyeceğinin garantilenememesi yüzünden, Federal Emniyet Dairesi’nin tavsiyesi doğrultusunda tüm akreditasyonların iptal edildiği ifade edildi. 


‘Hükümet inandırıcı cevaplar vermeli’

Yetkili makamların ‘liderlerin güvenliği’ çerçevesindeki açıklamaları medyada inandırıcı bulunmuyor. DW editörü Marcel Fürstenau yorumunda yetkililerin açıklamalarını inandırıcı bulmadığı gibi akreditasyon iptalinin basın özgürlüğüne aykırı olduğunu ifade etti. 

Fürstenau’nun yorumundan bazı alıntılar şöyle: “Yapılan akreditasyonların zirvenin başlamasından hemen önce iptal edilmesi ise soru işaretlerine yol açar. Hamburg’da da böyle oldu ve hükümet sözcüsü Seibert, “güvenlikle ilgili son derece ciddi endişelerden” söz etti. Konuyla ilgili basın toplantısında “ciddi endişelere” netlik kazandırılmadı. İptal kararlarında Türkiye’nin rol oynamış olabileceği iddia edildi. Nitekim zirveyi izlemelerine izin verilmeyenlerin arasında, Türkiye’de çalışmış olan fotoğrafçılar da bulunmaktaydı. Ankara yönetiminin basın özgürlüğüne nasıl baktığını zaten herkes biliyor.

“Bunun G20 zirvesi ile ne ilgisi var” sorusuna gelince. Belki de hiç ilgisi yok. Ancak soru işaretlerini dağıtmak için hükümet ve içişleri bakanlığı sözcülerinin daha becerikli davranmaları gerekirdi. Her ikisi de “yabancı istihbarat servislerinin iptal kararında rolü oldu mu?” sorusuna evet ya da hayır diyebilirlerdi. Onun yerine sürekli olarak ciddi güvenlik endişeleri gerekçesi öne sürüldü.” 


Basın özgürlüğünde uzlaşmacılığa yer yok

İstihbarat örgütlerinin haber kaynaklarını deşifre etmediği, bundan dolayı da akreditasyon olayında gerçeğin ortaya hiç bir zaman çıkmayabileceğini belirten Fürstenau ancak kamuoyunun cevabını istediği soruların da olduğuna şu ifadeyle dikkat çekti:

“Güvenlik makamlarının bu bilgileri nereden aldıkları da ayrı bir konu. İstihbaratı ilgilendirdiği için de bu hiçbir zaman öğrenilemeyecek. Haber kaynağının korunması yabancı servislerle işbirliği yapan bütün gizli servislerin ana ilkeleri arasında yer alır. Almanya öncelikle terör ile mücadelede Türkiye ile de işbirliği yapıyor. PKK Almanya’da da terör örgütleri listesinde yer alıyor. Kürt bölgelerinde resim çeken fotoğrafçılar orada yaşayanlara sempati duyuyor olabilirler. Bu düşünceleri birleştirmek Ankara yönetimi açısından gazetecilere baskı yapmak için yeterli neden sayılır. Almanya hükümeti açısından ise böyle bir şey söz konusu olamaz. Konu daha çok tartışılacak. Tartışılmalıdır da. Hükümet tatmin edici yanıt vermekten kaçmak yerine açık konuşmalıdır. Basın özgürlüğünde uzlaşmacılığa yer yoktur.”  


 HABER MERKEZİ 


705

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA