‘Şiddet uygulayandan merhamet beklemeyin’

“Belki de benim cesaretsizliğim onu şiddete meyletti" diyen Kader K., korkarak, sinerek şiddetin üstesinden gelinemeyeceğini anladığını ifade etti. Kadınlara, “Şiddet uygulayan bir insandan asla merhamet beklemeyin. Ne kadar örgütlü olur, güçlenirsek şiddet o o kadar azalır" tavsiyesinde bulundu.

13 Temmuz 2017 Perşembe | Kadın

MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG


Kader K. ağır şiddete maruz kalan ancak buna karşı mücadeleden vazgeçmeyen kadınlardan biri. Aslen Şirnex’in  Hezex (İdil) ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Kader K., bir çocuk annesi. Aşağı Saksonya eyaletine bağlı Hameln kentinde ailesi ile beraber yaşayan Kader K., geçtiğimiz yıl Kasım ayında eski eşi Nurettin Bayrak tarafından saldırıya maruz kaldı. Nurettin Bayrak, çocukları Cudi’nin gözleri önünde Kader K.’yı bıçakladı, ardından boynuna ip dolayarak yaklaşık 250 metre arabanın arkasında sürükledi. 


‘Şiddet yaşamının bir parçasıydı’

Kader K., görücü usulüyle evlendiğini belirttiği Nurettin Bayrak’ın daha önce teyzesinin kızı ile evli olduğunu, şiddetli geçimsizlikten dolayı ondan boşanıp kendisini ikinci eş olarak aldığını belirtiyor. 

Bayrak’ın daha çocukları Cudi’ye hamileyken kendisine şiddet uygulamaya başladığını söyleyen Kader K., “Ailem dağılmasın, ailem üzülmesin diye hep sakladım. Belki düzelir diye hep alttan aldım. Bana şiddet uyguladığını ailesi de biliyordu. Çocuğumuz doğduktan sonra belki düzelir diye umuyordum. Giyimimden kuşamıma kadar her şeyime karışma hakkını kendisinde görüyordu, evde adeta terör estiriyordu. Hiç unutmam; Cudi yeni doğmuştu, daha bir aylıktı. Yine aramızda bir kavga çıkmıştı. Kıştı, kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı attı. Bir aylık çocuğumla kış soğuğunda sokakta kalmıştım. Daha sonra kuzenimin evine gittim. Şiddet sanki onun yaşamının bir parçasıydı. Bunun daha fazla devam edemeyeceğini anlayınca boşanmaya karar verdim" diyerek yaşadığı şiddeti anlattı. 


‘Anneme saldırdı’

Eski eşinin oldukça agresif bir kişiliğe sahip olduğunu belirten  Kader K. daha sonraki süreci şöyle anlattı: “Boşandıktan sonra çocuğumla beraber annemde kalıyordum. Ama adresim hâlâ oradaydı. Mektuplarımı almak için evine gittiğimde ayrılmamı bahane ederek tekme tokat girişti yine. Bunun üzerine polise giderek davacı olduğumu belirttim. Ama polis sadece onu uyarmakla kaldı. Mahkeme kararı dolayısıyla hafta sonu gelip çocuğunu alabiliyordu. Yine bir defasında gelip çocuğunu almak istediğinde ‘siz mahsus çocuğun altını kirli halde bana veriyorsunuz’ diye anneme ve bana hakaret etti ve annemin yanında bana saldırmaya kalkıştı. Annem de beni savunma güdüsüyle eline aldığı bir sopa ile üzerine yürüdü. Ağza alınmayacak küfürler ederek anneme saldırdı,  burnunu kırdı. Abim o esnada işteydi, kendisini çağırdık. Polisi de aradık. Abim annemi kanlar içerisinde görünce polisin yanında Nurettin’e saldırdı. Polis, Nurettin hakkında bir işlem başlatmazken ağabeyimi karakola götürerek hakkında yasal işlem başlattı.”


‘İlk günden tepki vermeliydim’

Eski eşi hakkında defalarca şikayetçi olmalarına rağmen polisin lakayt davrandığını söyleyen Kader K., "En küçük bir olayda bile araştırma ve soruşturma gereği duyan polisin bu sorumsuz davranışına bir anlam veremiyordum. Eşim beni dövüyor, tehdit ediyor, anneme saldırıyor ama polis hiç bir şey olmamış gibi davranıyordu. Belki de yabancı olduğumuz için bize dikkate almıyor diye düşündüğüm oluyordu. Bazen düşünüyorum da ilk günden itibaren bu şiddete tepkisiz kalmasayım, belki de bunlar başıma gelmezdi. Tüm bu yaşanılanlardan sonra bazı şeyler kafama dank etti sanki. Belki de onu şiddete meyleden, benim cesaretsizliğimdi. İnsanların araya girmesiyle defalarca barıştık. Yine aynı evde yaşamaya başladık. Ama şiddet her zaman devam etti.


‘Boşandım da kurtulamadım’  

Boşandıktan sonra mahkeme çocuğun nafaka hakkını bana vermişti. Ama babası buna yanaşmıyordu. Avukattan kendisine giden nafaka ile ilgili mektupları cevaplandırmıyordu. En son avukatıma telefon açtı, bir daha nafaka ile ilgili kendisine bir mektup yollarsa kendisini öldürmekle tehdit etti. Bunun üzerine tekrar polise gittik. Polis ifade için kendisini çağırdığında ise biraz ileri gittiğini ifade etmiş diye yine salıverildi.” 


‘Cudi kaskatı kesilmişti’

Olay gününü anlatan Kader o günleri yeniden yaşıyormuş gibi suskunlaşıyor. Ardından devam ediyor: “Cuma günüydü. Ertesi gün gelip Cudi’yi alıp gitti. Pazar günü saat 18.00 sıralarında bana telefon açarak Cudi’yi getirdiğini ve kapıda olduğunu söylediğinde gidip oğlumu almak istedim. Meğer beni öldürmek için kafasında planlar kurmuş. Arabanın bagajına ip koymuştu, üzerinde de bıçak vardı. Tabii böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmezdi. Cudi o esnada arabanın arka koltuğunda oturuyordu. Aniden çıkardığı bıçakla bana saldırınca neye uğradığımı şaşırdım. Kendimi korumaya yeltenince Cudi’inin korkulu gözlerle bize baktığına tanık oldum. Tek hatırladığım bana saplanan bıçak darbeleri ve Cudi’nin korkudan kaskatı kesilmiş bakışları oldu. Karnımdan ve kalbimden bıçaklanmıştım ve her tarafım kan içerisindeydi. Her şey çok ani olduğundan ailemin haberi bile olmadı. Annem ve kardeşlerim bir tatsızlık çıkmasın diye aşağı inmemişlerdi. Komşuların olayı pencereden dehşet dolu gözlerle seyredip tepki verdiklerini hayal meyal hatırlıyorum. Komşuların bağırışlarına aldırmayan Nurettin, bagajdan çıkardığı ipi boynuma doladıktan sonra arabaya bağladı. Can havliyle bir yandan ipten kurtulmaya çalışırken araba hareket etti. Elimle ipe tutunarak kurtulmaya çalışıyordum. Yaklaşık ikiyüz elli metre böyle sürüklenmişim. Bir virajı dönerken ip tesadüfen boynumdan çıktı. Olaya tanık olan komşular, polis ve ambulans çağırmışlar. Ama polis ve ambulanstan önce 14-15 yaşlarında bir Kürt çocuğu yanıma gelerek ipi boynumdan çıkardı. Doktorlar, bu soğukkanlı davranışın hayatımı kurtardığını söyledi daha sonra. Annem ve kızkardeşim olay yerine geldiklerinde sinir krizleri geçirdi. Hemen ambulansla hastaneye kaldırıldım ve altı saat süren bir ameliyata alındım. Doktorlar ameliyat boyunca üç kez kalbimin durduğunu söyledi.


 ‘Onlar için hayata tutunuyorum’

Nurettin bıçağı kalbime ve karnıma saplarken daha fazla acı çekeyim ya da kurtulmayayım düşüncesi ile sapladıktan sonra çevirmiş. Doktorlar bıçağın bir santim daha derine inseymiş bugün hayatta olmayabilirdin’ dedi. Uzun bir tedavi sürecine tabi tutuldum. Hastanede kendime geldiğimde ilk önce çocuğumun durumunu sormuşum. Doktorlar çok güçlü bir kişiliğimin olduğunu söyledi. Ve beni yaşatmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bugün yaşıyorsam çocuğuma ve aileme olan sevgimdendir sanırım. Onlar için hayata tutunuyorum.

Tedaviden sonra eve geldim. Sağlık sorunlarım devam ediyor. Ama hayatımı eski korkularla sürdüremeyeceğimi anladım. Neye mal olursa olsun bir daha asla korkmayacağıma dair kendime söz verdim. Oğlum Cudi hâlâ olayın etkisinde. Geceleri aniden kalkıp bağırıyor: ‘Anne, baba bum bum' diye bir şeyler söylüyor. Çoğu zaman gözleri bir boşluğa takılıp kalıyor. Bazen düşünüyorum, gerçekten bunları hak edecek ne yaptım diye.” 


‘Adalet yerini bulmadı’

Hannover’de görülen davada Nurettin Bayrak’ın 14 sene ceza aldığını, bunun yanı sıra 137 bin Euro acı parasına mahkum edildiğini hatırlatan Kader K., “Bize böylesi bir yaşamı reva gören Nurettin için 14 sene cezaya itiraz ettik. En az 20 sene ceza alması gerekiyordu. 15 seneden az ceza aldığı için birkaç sene sonra iyi halden tahliye olabilir. Ama 15 yıldan fazla alsaydı, cezanın hepsini yatmak zorunda kalacaktı. 137 bin Euroluk cezanın içinde beni arkasında sürüklediği araba da var. İbret olsun diye bu arabayı açık artırmada satmak istiyorum. Burada alacağım paranın bir kısmını çocuğumun geleceği için, bir kısmını da savaşta yetim kalan çocuklar için harcamak istiyorum.” 


Şiddet karşısında asla sinmeyin!


Geleceğe ilişkin korkusuz ve şiddetsiz bir yaşama hazırlanmak istediğini kaydeden Kader K., kadınlara şu tavsiyelerde bulunuyor:  "Yaşadıklarımı ömrüm boyunca unutmayacağım. Çocuğumla, ailemle beraber çok acı çektim. Mucize eseri yaşama tutundum. Hastanede hep kendi kendime daha güçlü olacağıma dair söz verdim. Korkarak, sinerek bu şiddetin üstesinden gelemeyeceğimi anladım. Şiddet gören tüm kadınlara tavsiyem, bu şiddete karşı çıkın ve bunu insanlarla paylaşın. Paylaşmadığınız zaman kimse sesinizi duymaz ve şiddet dozajını artırarak devam eder. Şiddet uygulayan bir insandan asla merhamet beklemeyin. Kadına şiddet aynı zamanda bir acizliktir. Bundan sonra oğlum Cudi ile korkusuz ve şiddet olmayan bir yaşama kendimi hazırlamak istiyorum. Kadınlar olarak bir araya gelerek daha çok dertlerimizi paylaşarak ve örgütlenerek güçlü olabiliriz. Biz ne kadar güçlü olursak şiddet o kadar azalır.”


‘Kadın kurumlarımız yanımda olsun isterdim’

Kader K., Kürt kadın kurumlarından gerektiğince destek görmediğinden yakındı ve şu eleştiriyi yaptı: “Hastanedeyken birçok insan beni tanımamasına rağmen ailemden sürekli durumumu sormuş ama maalesef aynı duyarlılığı bizim kurumlardan görmedim. Bir nevi kendi kaderime terk edildim. Anlaşmazlığımız biliniyordu bu çevrede, hatta gelip aracı bile oldular. Tekrardan bir araya gelmek dışında bir alternatif sunmadılar bana. Yaşadığım bunca zulme çok sıradan bir olaymış gibi yaklaştılar. Bu konuda onları eleştiriyorum. Bir Kürt kadını olarak isterdim ki kadın kurumlarımız benim yanımda olsun.” 



979

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA