Sığınaktaki sığınağın sırrı

Seyre daldım; yeni bir günün müjdesini veren güneşi ve güzellik katan kuşların dans gösterisini. Saniyeler sonra özgürce çırptıkları kanatlarıyla bulunduğum yere yöneldiler. Büyük bir sevinçle gelişlerini beklediğim kuşlar, beni gördükleri gibi gitti.

10 Temmuz 2017 Pazartesi | Toplum-Yaşam


JIYAN AMARGÎ/ANF/BEHDİNAN


Kürdistan dağlarından güneşi seyretmenin tadı tarifsiz… O anın öncesinde ağaca, çiçeğe, karıncaya, kelebeğe ve suya merhaba zamanı hafif esen rüzgâr, yüzü yalarken güneş yavaş yavaş görünmeye başladı. Seyre daldım; yeni bir günün müjdesini veren güneşi ve güzellik katan kuşların dans gösterisini. Saniyeler sonra özgürce çırptıkları kanatlarıyla bulunduğum yere yöneldiler. Büyük bir sevinçle gelişlerini beklediğim kuşlar, beni gördükleri gibi gitti. Bu gel-gitler dört-beş defa sürdü. Bir şeyler anlatmak veya bir haber mi vermek istediler.   

Kafamda soru işareti yaratan bu durumu gerilla Çiya’ya anlattım. Bana “Haberi bilmiyorum da kuşlar sana tam tepende yuvamız var; onu yapmaya geldik, demiş olabilirler. Sığınağın bulunduğun kapısında bir çift kuş yuva yapıyor. Yapımına henüz yeni başladılar. Büyük ihtimalle ona gelmişler, seni görünce de geri dönmüşler Gel sana yuvayı göstereyim” dedi. 

Her sabah oturup karşıdan güneşin doğuşunu izlediğim sığınağın hemen yukarısındaki kuş yuvasını nasıl olur da fark edememişim? Gördüğüm manzara büyüleyiciydi. Çalı çırpıdan yapılmış birçok kuş yuvası görmüştüm fakat çamurdan yapılan bir kuş yuvası ilk kez görüyordum. Dokunmak ve nasıl yapıldığını incelemek istedim. Elimi yuvaya uzattığım esnada Çiya, “Dokunursan ve kuşlar bunu anlarsa bir daha dönmeyebilirler yuvalarına” diyerek engelledi.


Gün boyu yuva yapımını izledim

Sabahın erken saatlerinde iş başı yapan minik kuşlar geldi. İlk önce bir kuş kondu yuvaya. Etrafı iyice kolaçan ettikten sonra yuvanın içine girdi. Bir de yuvanın içini kontrol etti. Kimsenin olmadığına emin olduktan sonra küçücük ağzına yerleştirdiği koca çamur parçasını önceden belirlemiş olduğu yere özenle yapıştırdı. Bu işlemi yaparken diğer kuş geldi. O da etrafı gözetledikten sonra yuvaya girdi. İlk kuş ağzındaki çamuru yapıştırana kadar ikinci kuş bulunduğu yerde gizlendi. İlk kuşun örme işi bitince ikinci kuş da önceden belirlediği yere ağzına doldurduğu çamuru yerleştirdi. Bu işlem gün boyu sürdü. Gidiş-gelişler hep birlikteydi. Sadece yapıştırma esnasında biri ağzındaki çamuru yapıştırınca diğeri gözetmenlik yaptı. Günün sonunda beş-altı sıra dizen kuşlar çalışmaya ara vermeden gelip yuvanın içine kondu; uzun bir süre yuvaya bakıp nasıl olduğunu kontrol etti. 

Günlerdir gün doğumundan hemen sonra bu muhteşem canlıların yuva yapımını takip ediyordum. Kuşları takip ettiğimi gören Çiya, minik çalışkan kuşların yuvalarına bakarak, bu tempoyla bir haftaya kadar yuvayı bitirebileceklerini söyledi. “Hiç kuşkum yok. Yalnız bir şey merak ediyorum. Davetsiz misafirleriniz tam giriş kapınıza sığınak yapıyor. Sizi gördükleri gibi geri dönüyor. Yuvalarına giremiyor. Nasıl olacak bundan sonra” diye sordum.


Her canlının yaşam hakkı vardır

Gerilla Çiya gülümseyerek doğada o an görünen tüm canlıları gösterdi ve tane tane anlattı: “Bak şunlara, hepsiyle şuan birlikte yaşıyoruz. Yürürken patikadan geçen karıncayı ezmemek için dikkat etmek önemlidir bizim için. Bu bazen bir karınca olduğu gibi bazen de yılan, çiyan, fare, akrep, arı da olabilir; yani insanların zararlıdır dediği diğer canlılar için de geçerlidir. Bitkiler için hakeza. Bizim yaşam felsefemize göre; doğada bulunan her canlı yaşama hakkına sahiptir. Birilerinin eliyle veya aracılığıyla değil, kendi eceliyle olmalıdır ölümleri.  Bu inanca sahip olduğumuzdan doğada yaşayan tüm canlılara sonsuz saygı duyuyoruz. Aslında bu dağlarda uyum sağlayarak yaşamanın bir sırrı da budur. 


Tanıdıkça alışacaklar

Şimdi sığınağımıza gelip kendilerine sığınak yapan bu minik misafirlerimiz, doğal olarak ürküyor ama zamanla bize alışacak. Zarar vermediğimizi gördükçe kapıdan dönmek yerine gelip omuzumuza konacaklar. Doğada yaşayan diğer canlılar için attığımız yemek kırıntılarını, günü gelecek elimizden alıp yiyecekler. Şimdilik yapacağımız; onlara ‘hoş geldiniz’ demek ve ürkmemelerini sağlamak.” 

Günler sonra sığınağın kapısındayken bize doğru kanat çırparak gelip korkmadan yuvalarına giren ve ağızlarındaki çalı çırpıyı yuvanın içine yerleştiren kuşları görmem, gerilla Çiya’yı teyit etti. Bir sonraki gün sığınağın içine giren kuşa gülümseyerek baktık...


404

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA