Cizre'nin intikamı, Sur'un umudu

Kışın zor şartlarına rağmen eğitim gören taburumuz, artık pratiğe hazır. Birazdan gruplar belirlenecek ve düzenlemeler okunacak. Her arkadaş kış boyu yoğunlaştığı hayallerine kavuşacak. O hayaller öfkedir; Cizre'nin intikamı, Sur'un umudu, Gever'in devamı ve Şemzînan'ın başlangıcıdır.

26 Haziran 2017 Pazartesi | Dizi

Şemzînan Direnişi Güncesi 1. bölüm n Bahoz Amed ANF / BEHDÎNAN

BAŞLARKEN...

Yoğun çatışmaların yaşandığı önemli ve kritik bir yıl oldu, 2016. Tarihin en görkemli direnişlerinin yaşandığı yıllardan biriydi. Tüm dünya, Türk devletinin vahşice saldırılarına ve Kürt özgürlük gerillalarının büyük direnişine tanıklık etti. “Ne olursa olsun direneceğiz” diye haykıran Kürt halkının yiğit evlatları, direniş destanı yazdı. Bu destanlardan biri de Şemzînan’da yiğit Kürt kızları ve oğullarının teslimiyete karşı direniş çığlıklarıyla yazdığıydı.

2016, Türk devletinin Kürt şehirlerine, Medya Savunma Alanları’na yönelik kapsamlı saldırılarının yaşandığı bir yıl oldu. Kürt Özgürlük Hareketi, işgalci Türk ordusunun imha operasyonlarına büyük direnişlerle cevap vererek destan yazdı. Bu destan büyüyerek Şemzînan’da direniş çığlığına dönüştü. Axînler, Şiyarlar, Heqiler, Evîndarlar, Rojîndalar, Savaşlar ve nice yiğitler, özgürlük türküleri haykırdı. Bu destanın kahramanları, tanıkları ve yaşayanları da “Şemzînan Direniş Güncesi” adı altında tarihe, bu yiğit Kürt kızlarının ve oğullarının büyük kahramanlıklarının, destanlarının notlarını düştü. 

“Düşmana inat yaşayacağız, yaşadıkça direnerek mücadeleyi yükselteceğiz ve son nefesimize kadar şerefimizle yaşama sevincini doruklara ulaştıracağız” diyen Şiyar Serxwebun isimli gerillanın sözleri ile başlayan “Şemzînan Direniş Güncesi” isimli günlük, sade bir dille ve o anda hissedilen duygularla yazılmış.

İşte o günlükten bazı kesitler…



Bugün kar taneleriyle tanıştık. Gökyüzünden lapa lapa kar yağıyor ve biz karın keyfini çıkarıyoruz. Birazdan eğitime başlayacağız. Çünkü önümüzde bahar var. Baharla beraber pratik başlayacak. Bunun için eğitim görmemiz gerekiyor. Bizler de Şemzînan için, intikam için savaşa ve pratiğe hazırlanıyoruz. Bu gün Şehîd Stêrk Taburu olarak çok heyecanlıyız. Tüm arkadaşlarda büyük bir moral ve coşku var. Bunun yanında her televizyona gidişimizde Sur, Cizre, Şırnak ve Gever’deki halkın direnişini görüyoruz ve baharı iple çekiyoruz. Ve bu heyecanla eğitimlere katılıyoruz. 

Sabotaj, suikast ve orta otomatik branşlarında silah eğitimlerine başladık. Çözümlemeler’in, ideolojik eğitimlerin yanında bir de silah eğitimleri görüyoruz. Gördüğümüz her eğitim, biraz daha heyecanlandırıyor. Biliyoruz ki bu bahar büyük bir pratik bizi bekliyor. Kendimizi buna hazırlıyoruz. 

Şu an her yer beyaza bürünmüş. Kar altında yarınları umut ediyoruz. Yarınları yüreğimize saklıyoruz ve öfkemizi yüreğimizde biliyoruz. Kar altında özgürlük türkülerini söylüyoruz. Tüm öfkemizle ve özgürlük umutlarımızla yarına, bahara demleniyoruz.

Baharın başlangıcıyla birlikte taburumuza yeni düzenlemeler oldu. Şevger, Ezda, Axîn, Savaş ve Tolhildan arkadaşlar da dâhil oldu. Tabii bu umut dolu yoldaşlar taburumuza farklı bir renk ve heyecan kattı. Bu gelişler, Şemzînan’a yolculuğun da habercisiydi. Artık kampta büyük bir heyecan başladı. Kışın zor şartlarına rağmen eğitim gören taburumuz, artık pratiğe hazır. Birazdan gruplar belirlenecek ve düzenlemeler okunacak. Her arkadaş kış boyu yoğunlaştığı hayallerine kavuşacak. O hayaller öfkedir; Cizre’nin intikamı, Sur’un umudu, Gever’in devamı ve Şemzînan’ın başlangıcıdır. 


Şemzînan’a yürüyüş...

Son bir toplantı yapıldı. Gruplar belirlendi ve düzenlemeler okundu. Artık gitme vakti geldi. Şemzînan, Cizre, Sur ve Gever bizi bekliyor. Heyecanımız büyüyor. Artık özgürlük türkülerini söyleme vakti. Ve özgürlük, direniş bizi çağırıyor. 

Sabahın erken saatinde çekilen rojbaş ile birlikte yola koyuluyoruz. Yolumuz uzun ama bir o kadar heyecanlı. Xakurkê’de son bahar havasını içimize çekiyoruz. Ve yüreğimizdeki hayallere yol alıyoruz. Her adımımızla özgürlüğe, direnişe biraz daha yaklaşıyoruz. 


İlk gerilla atılımının kutsal topraklarındayız

Artık Güney Kürdistan sınırlarının bittiği yerdeyiz. Bir adım sonrası Şemzînan, yani Kuzey Kürdistan toprakları. İlk gerilla atılımının yaşandığı kutsal topraklardayız. Halen bu topraklarda kar var. Kar, henüz terk etmemiş direniş tarihinin topraklarını. Gruplar halinde hareket ediyoruz. Birkaç grup şeklinde Melayan Alanı‘nda toplandık. Bazı gruplar yerlerine, mevzilerine gidecek. Ancak bir hazırlık süreci var. Büyük bir eylem yapacağız. Bu eylemle tekrar Şemzînan’da gerilla atılımını gerçekleştireceğiz. Ve gerillanın Şemzînan’da olduğunu dosta, düşmana ve dünyaya duyuracağız. Bunun için kritik bir süreci yaşıyoruz. Hazırlıklarımız ise bu yönlü. Ancak düşmanımız işgalci Türk ordusu, Şemzînan’a geldiğimizi duymuş, hissetmiş olmalı ki Melayan Alanı’na yönelik kapsamlı bir operasyon yapacağı yönünde bize bilgiler geliyor. Bizim de hazırlıklarımız hem eylem yapma hem de gelişecek düşman operasyonuna karşı tedbir alma ve düşmana darbe vurmaya yönelikti. Ancak düşman bizden önce harekete geçti ve Melayan Alanı’na kapsamlı bir operasyon başlattı. 


Melayan Operasyonu

Haziran ayının başlarında işgalci Türk ordusu, binlerce askeriyle Melayan Alanı’na yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. Sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun çatışmalar yaşanıyordu. Mermi sesleri, asker çığlıkları ve yoldaşlarımızın zılgıtları tüm Şemzînan’a yayılıyordu. Akşama kadar mermi sesleri eksik olmuyordu. Melayan Alanı’ndaki her tepeye yönelik keşif uçaklarının desteği ile yüzlerce asker havadan ve karadan girmeye çalışıyordu. Ancak bir türlü arkadaşlarımızın tuttuğu tepelere giremiyorlardı. Her denemelerinde ağır kayıplar verdiler. 

Operasyonun birinci günü bitmek üzereydi. Yoğun çatışmalarla geçen gün, artık kararmaya başladı. Dışarıda fırtına öncesi sessizlik, kıyamet öncesi karanlık var. Ancak bu sessizlik ve karanlık uzun sürmüyordu. Skorsky tipi helikopterler ile keşif uçaklarının sesleri, gecenin tüm sessizliğini bozuyordu. Ve yakın karakollardan atılan havan, obüs ve patlayan ışık fişekleri de karanlığı yırtarak gökyüzünü aydınlatıyordu. 

Bizim grup pusuda beklerken Savaş arkadaşın bize doğru geldiğini fark ettik. Savaş arkadaşın gelişi hem şaşırttı hem de mutlu etti. Çünkü Axîn ve Bahtiyar arkadaşların gruplarından haber alamıyorduk. Çatışmalar daha çok bu iki grubun kaldığı alanlarda yoğundu. Savaş arkadaşın gelmesiyle birlikte arkadaşlardan haber alacağımızdan dolayı heyecanlandık. 


Yoldaşlığın fedaisi Bahtiyar

Axîn arkadaşın grubu Melayan Alanı’nda kalıyordu. Bahtiyar arkadaşın grubu da Helankê ile Melayan arasındaydı. Tolhildan arkadaş, ayağından yaralanıyor; Bahtiyar arkadaş da Tolhildan arkadaşı oradan çıkarmak istiyor. Bahtiyar arkadaş, Tolhildan arkadaşın yanına vardığı zaman karşılarında duran ve üst taraflarında konumlanan düşman birliklerinin suikasti sonucu göğsünden ağır yaralanıyor ve yanındaki diğer arkadaşların çıkması için düşmanla son mermisine kadar savaşıyor. Mermileri bittikten sonra düşman gücünün ilerlemesiyle kendi bombasının pimini çekerek şehit düşüyor. Tolhildan arkadaş da yaklaşan düşmanla mermisi bitene kadar savaşıyor. Yaralı olduğundan ve mermileri bittiğinden dolayı o da Bahtiyar arkadaşın yolunda ilerleyerek kendi bombasını kendinde patlatıyor. Grubun diğer üyesi Soran arkadaş da düşman ile uzun bir süre çatışıyor. Düşman yaklaştığında bombasının pimini çekerek şehit düşen her iki yoldaşının arasına uzanıyor. Eğer fark edilirse bombasını kendisinde patlatacak ama fark edilmiyor. Düşman şehit düşen arkadaşların cenazelerinin üzerine geliyor ancak Soran arkadaşın da şehit düştüğünü zannederek çekip gidiyor. Soran arkadaşa ulaştığımızda elinde halen bomba vardı. Saatlerce bombayı elinde tuttuğundan dolayı elinde bombanın izi çıkmıştı. 


Kahraman yoldaş

Bahtiyar arkadaşların grubundan haber aldıktan sonra Axîn arkadaşların grubuyla bağlantımız kopmuştu. Savaş arkadaşa Axîn arkadaşın olduğu yerden geldiğinde bu grubu sorduk. Axîn arkadaşın grubu da doçka tepesinde düşman askeriyle çatışmaya girmişti. Axîn arkadaş, grubunu koordine ediyordu. Sabahın erken saatlerinde başlayan çatışmalarda Rojinda ve Kahraman arkadaşlar ilk mermiyi patlatanlar oldu. Genç yoldaşımız Rojinda arkadaş, Karnas silahı ile birçok askeri suikastle öldürdü. Kahraman arkadaş da BKC silahıyla düşmanla 10 metre mesafeden çatışmaya girmişti. Adeta düşmana nefes aldırmıyordu. Birçok asker yerde çığlık atıyordu. Kahraman arkadaş, askerlere fırsat vermiyordu. Ancak uzun bir süre çatıştıktan sonra Kahraman arkadaş yaralandı. Düşmandan biraz uzaklaşmak isterken bombaatar ile şehitler kervanına katıldı. Direnişin ve başarının adı Kahraman arkadaşın hayali, gerilla elbiseleriyle Amed’in Surlarında düşmana karşı BKC ile savaşmaktı. 


Ayakkabısız savaştı

Zana arkadaş da suikastçıydı. Karnas’ı çok iyi kullanıyordu. Birçok düşman askerini suikastle öldürmüştü. Ancak çatışmaların yoğunlaştığı sırada Zana arkadaş, Şemzînan dikenli arazisinde ayakkabısız bir şekilde uzun süre çatışıyordu. Düşmana ayakkabısız bir şekilde her yerden darbe vuruyordu. Uzun süre çatıştıktan sonra düşman askerleri, Zana arkadaşı sırtından vurarak şehit düşürüyor. 


Operasyonda ikinci gün

Operasyonun ikinci günü gece saat 3’te düşmanın yeni operasyon başlattığını duyduk ve ardından tepeleri tutmak için harekete geçtik. Grubumuz 8 kişiden oluşuyordu. Artık hava aydınlanmak üzereydi. Düşmanın arazide olduğunu fark ettikten sonra 4 grup şeklinde birbirimizden ayrıldık. Komutanımız Heqi Cudi arkadaş, “Düşmanı içimize çekeceğiz. Geri çekilirlerse içimizde onlara darbe vuracağız, geri çekilmezlerse sızma yapacağız” dedi. Ardından gün boyu düşmanın hareketliliğini keşfettik. Düşman, üç grup şeklinde duruyordu. Keşif grubumuz askerler tarafından fark edildi ve 4 defa suikast girişimine maruz kaldık. Düşman, kaldığımız yerin 50 metre üstüne kadar geldi, ancak bizi fark etmeyerek geri gitti. Biz de düşmanın gidişiyle birlikte keşfimize devam ettik. Keşfederken Melayan’daki tepemize bakıyordum. Arkadaşların şehadetinden haberimiz olmadığı için “Neden düşmanı vurmuyorlar” diye düşündüm. Akşama doğru düşman biraz geri çekilmeye başladığı anda, mevzilerimizi alamadan yağmur gibi mermiler üzerimize doğru gelmeye başladı. Heqi Cudi ve Xebat arkadaşı düşman fark edince tüm yoğunluklarını onlara vermişlerdi. Sonra Hawar arkadaş, B-7 ile düşmanın 2 grubunu vurduktan sonra askerlerin bağırışlarını, inleyişlerini duyuyorduk. Askerler kendi cenazelerine basarak bize doğru ilerlemeye başlamıştı. Her gelen askeri arkadaşlar vuruyordu ve asker sesleri Şemzînan Vadisi’ni sarsmıştı. 


Çatışmalar yoğunlaşıyor

Çatışmalar yoğunlaşıyordu ve geri çekilerek düşmanı farklı bir yerden vurmalıydık. Bunun için Heval Heqi Cudi 3 arkadaş ile birlikte boğazdan çekilecek, bizim grup da Deman Boğazı‘ndan geri çekilecekti. O sırada yoğun çatışmalar devam ediyordu. Düşmanla aramızdaki mesafe 100 metreydi. Heval Harun ise geri çekilmemiz için boğazda düşmanı oyalıyordu. Ancak arkamızdaki kayalıklarda da düşman askerleri vardı. Vadiye girmemizle birlikte bombaatar ve A-4 ile bizi taramaya başladılar. Biz de arada sırada dönüp onlara BKC ile cevap veriyorduk. Harun arkadaş önde, biz arkasında geri çekildik. Birkaç saat sonra Zagros arkadaş, küçük telsizle bir bağlantı yaparak buluşma noktası söyledi. Hemen oraya gittik. Axîn arkadaşların grubundan haber alamadığımızdan dolayı iki grup şeklinde ayrıldık. 


Kelimelerin sustuğu an...

Bir grup olarak yukarı çıktık. En gencimiz olan Rojinda arkadaşla fedai eylem yapmak için gelen Bingöllü Heqi Pir arkadaşın ellerindeki bomba pimlerini gördük. Her iki yoldaş da yan yana uzanmış, “Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür” diyerek PKK’nin fedailik çizgisinde şehitler kervanına katılmıştı. Kelimelerin sustuğu, gözlerin derin konuştuğu, yüreklerin yandığı andı. Düşman halen bulunduğumuz yerin yukarısındaydı. Ama cenazeleri saklamalıyız. 

Cenazeleri sakladıktan sonra Axîn arkadaşı aramaya koyulduk. Artık akşam sabaha dönüyordu. Düşman arazide olduğundan dolayı gruplara ayrıldık. Ta ki akşama kadar. Bunun için dinlenmemiz gerekiyordu, ancak yüreğimiz el vermiyordu uyumaya. Operasyonun ikinci gününde gerçekleşen hava saldırısından sonra zaten hiç uyumamıştık. 

Öğlene doğru Brusk ve Rezan arkadaşların yerleri deşifre olduğundan dolayı bize haber vermeye geldiler. Ama artık çok geçti. Düşman bizden en fazla 100 metre uzaklıktaydı. Mesafe yakınlaştıkça düşmanın sesi de yakınlaşıyordu. Birimimizdeki tüm arkadaşlar, bombalarını ve silahlarını sesin geldiği yöne doğru doğrultarak düşmanın yakınlaşmasını bekledik. Artık düşmanla aramızda 2 metre mesafe vardı. Ancak ağaçların sık olmasından dolayı bizi fark etmeyen askerler, uzaklaşmaya başladı; yerlerini yoğun yağmura ve bahar kuşlarına bıraktılar. 


Beritanlaşan Axîn

Karanlığın çökmesiyle birlikte Axîn arkadaşı tekrar aramaya koyulduk. Son cihaz konuşmalarından sonra kendisinden hiç haber alamamıştık. Birçok kez küçük telsizle bağlantı yapmıştı ve arkadaşların düşmanı etkili bir şekilde vurduğunu söylemişti. Son telsiz konuşmasında da mermilerinin bittiğini ve arkadaşları bizlere emanet ettiğini söyledi. O konuşmadan sonra bir daha ne sesini duyabildik, ne de kendisini görebildik. Ta ki bir uçurumun dibinde yüzü parçalanmış halde bulana dek. Daha sonrasında aldığımız bilgilere göre Axîn arkadaş, düşmanla son mermisine kadar savaşıp efsane komutanlardan Beritan’ın yolunda ilerleyerek kendini uçurumdan atmıştı. 


38 düşman askeri öldürüldü

Düşman askerleri operasyonun dördüncü gününde geri çekildi. 4 gün süren Melayan operasyonunda 38 düşman askeri öldürüldü, onlarca asker yaralandı. Ve bu operasyonda 7 can yoldaşımız da özgürlük yolunda şehitler kervanına katıldı. 


Özgürlük halayı

Tüm arkadaşları kol kola girmiş bir şekilde türküler eşliğinde halaya tutuşurken hayal ettim. Heval Rojinda’yı saçları halaya ahenk katarken, Axîn arkadaşı doya doya gülerken, Heval Zana’yı mendil sallarken, Bahtiyar ve Kahraman arkadaşları Amed türküsünü söylerken ve Heval Heqi’yi bu özgürlük halayının başını çekerken gördüm.













YARIN: Haruna Tepesi eylemi


3293

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA