Cannes’da Netflix çıkmazı

Sinemaya efsane filmler kazandıran Koreli genç yönetmen Bong-Joon Ho’nun yeni filmi Okja gösterime girer girmez Cannes-Neftlix kavgasının arasında kaldı. Oysa Altın Palmiye’nin en güçlü adaylarından olan film Netflix yapımı olduğu için Cannes jürisi tarafından elenmesi tahmin ediliyor.

20 Mayıs 2017 Cumartesi | Kültür-Sanat

Cannes günlüğü - Fehmi Katar


70. Cannes Film Festivali’ne damgasını vuran hiç şüphesiz film yapımcı ve dağıtımcı şirketi Neftlix’e karşı sinema severlerin tepkileri oldu. 

Netflix’in yarışmaya katılan iki filminin sinema salonlarında da gösterilmesini isteyen Cannes Film Festivali yönetimi, Netflix’ten olumsuz cevap alınca önümüzdeki seneden itibaren geçerli olacak şekilde festivalde yarışacak filmlerin sadece sinemada gösterilen filmlerden olması kararı aldı.

Almodóvar Neftlix’e karşı

Sinemaseverlerin büyük tepkisini çeken bu karar, Cannes Film Festivali’nin jürisinin de hedefindeydi. Bu yılki juri başkanı ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar, Netflix’in kararına tepki göstererek, “Benim için önemli olan, seyircilerin filmleri büyük ekran önünde izlemeleri” dedi. 

Netflix-Cannes kavgasından daha evvel Memories of Murder, Tokyo, Madeo, Snowpiercer ve The Host filmleriyle sinemaya efsane filmler kazandıran Koreli genç yönetmen Bong-Joon Ho da nasibini aldı.

İzleyiciden protesto

Son filmi Okja, Cannes Film Festivali ana yarışmasına seçildi. Güçlü adaylardan biri olan film bir ilki daha gerçekleştirdi ve bir Netflix filmi ana yarışmaya seçilmiş oldu. Ancak filmi de salondaki izleyicilerin protestolarından kurtulamadı.

Kore sinemasına sınıf atlatan yönetmen olarak da bilinen Ho, yeni filmi de tıpkı The Host olduğu gibi insanın doğa üzerindeki yıkımını anlatıyor. 

Başrollerinde Tilda Swinton, Paul Dano ve Seo-Hyun Ahn’ın yer aldığı filmde genç Mija, Kore’nin dağlık alanında arkadaşı Okja (domuz) ile mutlu bir hayat sürmektedir. Ne var ki Mija, Mirando ismindeki çok uluslu büyük bir şirket Okja’yı ticari amaçlar ile New York’a kaçırır. Mija ise en iyi arkadaşını kaçırmamak için çok uluslu büyük bir şirketin her şeyini riske atar.

İkiz kardeşiyle birlikte ‘psikopat’ babalarından miras aldıkları şirketi yöneten Mirando kardeşlerden Lucy, “sihirli hayvanlar” diye bir yarışma projesi başlatır. Projeye göre  laboratuvar ortamında tamamen genetik çalışmalar sonucu yaratılan 20 domuz dünyanın çeşitli yerlerinde organik çiftçilere veriliyor. 

Orta sınıf eleştirisi

Besin pazarı yapan şirketlerin hepsinin giderek büyüyen “organik” pazara yöneldiği bir sır değil. Alıcısı daha çok orta sınıf ve üst sınıf beyazlar olduğu için getirisi yüksek olan bu pazarın üreticileri de aynı. 

Koreli yönetmen, filminde herkesin alabildiği ucuz GDO’lu besinlerle sadece belirli bir sınıfın alabildiği organik ürünlerin aynı şey olduğunu ikiz kardeşlerin yönetim biçimi ile anlatıyor. 

Endüstriyel pazarın saldırısı

Bu iki tüketim biçiminin de dışında kalan kesim, hem organik hem de kendi ucuz ürününü üreten köylü küçük çiftçi. Giderek entegre programları ile endüstriyel pazarın saldırısına uğrayan küçük çiftçiler, bu filmde de endüstriyel tarımın yan laboratuvarı haline getiriliyor.

Beyaz solcuların hırsı

Bong-Joon Ho, vahşi kapitalizmin bu yıkıcılığına karşı yerliler ile ‘beyaz solcuların’ mücadele tarzlarını karşılaştırıyor.

Mija birlikte büyüdüğü arkadaşını kurtarmaya girişirken, çevreci, kentli solcular ise Okja’yı kurtarmaktan çok bireysel kaygı ve hırslarını konuşturuyorlar.

Cannes rejimi eleyecek

Koreli yönetmenin daha önceki filmlerinde olduğu gibi bilim-kurgu ile gerilimi ve aile arkadaş dramı ile bağladığı yeni filmi, Altın Palmiye’nin en güçlü adaylarından. Ancak filmin yapımcısı Neflix olduğu için diğer Netflix yapımı olan Wonderstuck ile Cannes jürisi tarafından direkt elenecekleri tahmin ediliyor.



377

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA