Laboratuvarda ilk kez kan kök hücresi yerleştirildi

Bilim insanları laboratuvarda ilk kez insan kanındaki kök hücreleri üretebildi.

20 Mayıs 2017 Cumartesi | Toplum-Yaşam

Bilim-Teknik / GÜNDEMİ / HAZIRLAYAN: DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU


Bilim insanları laboratuvarda ilk kez insan kanındaki kök hücreleri üretebildi. 

ABDli bir grup bilim insanı, kopyalanamaz nitelikte olduğu düşünülen insan kanının üretimi için ilk adımı attı. Tıp tarihinde ilk defa kan kök hücreleri laboratuarda üretildi. 

İnsan kanı, insanın en karmaşık parçası. Kopyalanamadığı, üretilemediği için kan bankaların sürekli olarak bağışlarla yürüyor. 

Bilim insanlarının uzun bir süreden beri kan konusunda yürüttüğü çalışmalar sonunda umut veren bir sonuç ortaya çıkardı. Harvard Üniversitesinden George Daley’in başında oluğu bir ekip öncelikle insanın her türlü dokusuna dönüşme yeteneği olan plutripotent kök hücrelerini aldı. Bunun ardından bu kök hücreyi kan kök hücresine çevirecek kimyasallar için arayış başladı. 

Vücudun kan üretimini denetleyen genlerini tespit eden uzmanlar buradan kan kök hücrelerine dönüşüm için gerekli olan protein kombinasyonlarını buldu ve ellerindeki kök hücreye uyarladı. Sonuçlar modifiye edilmiş yeni kök hücre deney farelerine enjekte edildiğinde kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin üretiminin hızlandığı görüldü. 

Ekibin başındaki Daley, sonuçların oldukça heyecan verici olduğunu ifade etti. 

Eğer deneyde elde edilebilen sonuçlar insanlara uygulanabilirse aralarında löseminin de yer aldığı birçok kan hastalığının iyileştirilmesinde ciddi bir adım atılmış olacak. 

Aynı şekilde bir deney New York’taki Weill Cornell Tıp Fakültesinde de yapıldı ve benzeri sonuçlar alındı. Burada ise kök hücre akciğer duvarından elde edildi ve aynı işlemle kan kök hücresi edildi. 

Cambridge Üniversitesi’nden Carolina Guibentif’e göre eğer bu kök hücreler laboratuvarlarda yüksek miktarlarda üretilebilirse artık tıbbi kurumların kan ve diğer kan ürünleri için bağışçılara olan bağımlılığı sona erebilir. 

Yetişkin bir bireyde kan kök hücreleri kemik iliğinde bulunuyor. Bu hücreler kırmızı ve beyaz kan hücreleri ile plasma üretiyor. Eğer bu hücreler normal çalışmazsa kan hücrelerinin değerlerinde düşüş gözlemleniyor. Bunun sonucunda da vücudun uzuvlarına yeterince oksijen taşınmıyor. 

Yine eğer beyaz kan hücreleri yeterli miktarda üretilmezse vücudun enfeksiyonlara karşı tepki verme oranı düşünüyor. 

Bu tür hastalıklara sahip olan kişiler kemik iliği, kök hücre ya da kan konusunda bağışçılardan gelen kan ürünlerine bağlı durumda. Eğer ciddi bir kan hastalığına yakalanmışsanız kardeşlerinizin kemik iliği bağışlama oranı yüzde 25. Yabancı birinin kemik iliği uyumu gösterme şansı ise neredeyse 1 milyonda 1. 

Henüz bu deney oldukça yeni. Harvard Üniversitesi’nden George Daley, kök hücre üretimindeki riskin bu hücrenin mutasyona uğrayarak kansere dönüşmesi olduğunu ifade ediyor. Ve şu da bir gerçek ki kök hücreden elde edilen kan kök hücresi, kan üretiminde vücudun kendi hücreleri kadar verimli değil. 

Kök hücreden laboratuvarda kan elde edilmesi ise yakın bir gelecekte mümkün gözüküyor. Çünkü üretilen kan hücreleri çoğalma şansına sahip değil, o yüzden kanser riski taşımıyor. 


Dışkı nakli kilonuza etki edebilir mi?

Bilim insanları insanların sindirim sistemindeki bakteri yapısının kişinin kilosuna etki edebileceğini düşünüyor. Bu kapsamda Miami Üniversinden bir araştırma gerçekleştirildi. Araştırma kapsamında farelerden yararlanan uzmanlar, farelerin dışkılarını başka farelere nakletti. Sonuçta zayıf olan farelerden dışkı alan fareler zamanla kilo verirken, kilolu olan farelerden dışkı alan fareler ise kilo aldı. 

Bilim insanları defalarca tekrarlanan bu deneyin ardından böylesi bir naklin insanlarda da aynı etkiye sahip olup olmayacağını tartışıyor. 

Dışkı nakli bugün sürekli tekrarlayan bazı bağırsak enfeksiyonlarına karşı kullanılıyor. Sağlıklı donörlerden alınan dışkılar Clostridium difficle enfeksiyonuna sahip insanlara veriler bir süre rahatlamaları sağlanıyor. 

Bu grup arasında yapılan araştırmada sağlıklı insanlardan alınan dışkıların nakledildiği kişilerin beden kütle endekslerinde sadece üç ayda 1.4 puan düşüş yaşandı. Ve daha da önemlisi bu düşüş uzun bir süre korundu. 

Dışkı naklinin BMI’ye olan etkisi konusundaki araştırmaların yaygınlaştırılması bekleniyor. 


Kozmik mezarlık açılıyor

Önümüzdeki sene SpaceX Falcon 9 roketi ile uzaya ilk kez insan külleri gönderilecek. 2018 yılında ABD’nin Kaliforniya Eyaletindeki Vandenberg Hava Üssü’nden fırlatılarak olan roket, Elysium Star II uydusunu taşıyacak. Bu uydu içinde küçük kapsüllerde 100 insanın külü de uzaya taşınacak. 

Bu mezarlık dünyadaki birçok mezarlığa göre de ekonomik sayılır. 2 bin 490 dolardan başlayan fiyatlara sahip olan mezarlıkta kullanılacak olan küpler üzerine de üç harf yazılabiliyor. 

Ancak bu mezarlığın ömrü biraz kısa olacak. İki sene boyunca Dünya’nın yörüngesinde kalacak olay uydu daha sonra atmosfere girip yanarak yok olacak. Bu süreçte ios ve android platformlarında çalışacak bir app sürekli olarak mezarlığın konumunu gösterecek. 500 kilometre yüksekten uçacak olan uydu geceleri bazen çıplak gözle dahi görülebilecek. 

Projenin sahibi olan Elysium Space şirketi, Ay’da bir mezarlık kurmak için ön sipariş almaya da başladı. Ancak Ay mezarlığının 2020 yılından önce hizmete girmesi beklenmiyor. 


Neden 100 yıl içinde dünyayı terk etmeliyiz?

Stephen Hawking, dünyada gelmiş geçmiş en etkili bilim insanlarından biri. Hawking, 50 yılı aşkın bir süredir ALS hastası olmasına ve dış dünyayla iletişimi oldukça sınırlı koşullarda sağlamasına rağmen büyük bilimsel gelişmelere imza atti. 

Hawking insanlığa fizik konusunda büyük perspektifler sunarak Dünya’mızın geleceği konusunda oldukça karamsar. Hawking’in geçtiğimiz ay Dünya’yı 1000 yıl değil, 100 yıl sonra terk etmemiz gerektiğini söyledi. Bu söylem ciddi tartışmalara neden oldu. 

Alman profesör Dirk Schulze-Makuch’a göre Dünya’yı bir asteroittin vurması ya da yakın bir yıldızda gerçekleşecek bir süpernova patlaması ihtimali artmadı. Yine uzaylılarla temas kurmaya da çok yakın olduğumuz söylenemez. 

Soğuk Savaş’ın arından büyük güçler arasında sıcak çatışmaya yakın olduğumuz bir dönemdeyiz. Ancak bundan çok daha yakın olduğumuz dönemler oldu ama savaş çıkmadı. 

Hawking tabii ki Dünya’yı terk etmemizin nedenleri arasında bunları göstermiyordur. Muhtemelen başka nedenleri var. 

Peki bizi ne tehlikeler bekliyor?

En muhtemel tehlike bir salgın. Mega-salgın. Dünya Sağlık Örgütü defalarca antibiyotik dirençli bakterilere karşı uyardı. 2014 yılında Afrika’daki Ebola salgını da bu tür bir tehdidin ne kadar yakın olduğunu gösteriyor. 

Küresel ısınma bir diğer aktör. İklim değişikliklerine yol açan küresel ısınmanın etkilerinin geri çevrilemeyeceği düşünülüyor. Ama bunun da insan türünü yok edebileceği düşünülmüyor. İnsanlar küresel ısınmanın etkilerine karşı yaşamlarını sürdürebilecek teknolojik imkanlara sahip. 

Profesör Makuch, Hawking’in bir tehditten ziyade bir gerekliliği işaret ettiğini düşünüyor. Yani önümüzdeki 100 yıl içinde başka bir gezegende koloni kurmak durumundayız. İnsanlığın her türlü tehdide ve olasılığa karşı uzayda sığınacağı başka limanlar olmalı. 

Hawking ne demişti?

Hawking her ne kadar gelişme taraftarı da olsa, “yeni gelişmeler, yeni aksaklıkların önünü açar…” diyor. Nükleer Savaş, Global Isınma ve Genetik Mühendislik ile geliştirilmiş virüslere dikkat çeken Hawking bunların bizim sonumuzu getirebileceğini düşünüyo

Hawking bizi 2014‘te bir kere daha uyarmış ve Yapay Zekanın insanoğlunun sonu olabileceğini söylemişti.

Hawking’in düşüncesinde göre, her ne kadar yakın zamanda dünyanın büyük bir felakete uğrama ihtimali düşük olsa da, yıllar geçtikçe olasılık yükseliyor, ve önümüzdeki 1000 ile 10000 yıl içerisinde bu olasılık bir kesinlik haline geliyor. Dünya dışında ilk kendini idame ettirebilen koloniler Hawking’in tahminine göre 100 yıl kadar sonra kurulacak. Bu yüz yıl içinde bir felakete uğrarsak, kaçacak yerimiz olmayacağı için, özellikle bu dönemde çok dikkat etmemiz gerekiyor.

Hawking, her şeye rağmen içinde bulunduğumuz yüzyılın bilim adamları için yaşanılacak en iyi dönemlerden biri olduğunu ve teorik fizik alanında yapılacak yeni buluşların insanoğlunun önünü açacağını söyledi.


624

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA