Kifayetsiz muhterislik ve cahil özgüveni: Bilim ne diyor?

Kate FEHLHABER / Çeviri: Serap ŞEN

19 Mayıs 2017 Cuma | Forum

1995’te bir gün, orta yaşlı, topluca bir adam, gündüz gözüyle iki Pittsburgh bankasını soydu. Maske veya kimliğini gizleyecek başka bir şey takmıyordu ve iki bankadan çıkarken de güvenlik kameralarına bakıp gülümsemişti. Sonraki günün gecesi, polis kendisini tutukladığında McArthur Wheeler şaşkınlık içindeydi. Ona güvenlik kamerası kayıtlarını gösterdiklerinde Wheeler gözlerine inanamazmış gibi baktı. ‘Ama yüzüme limon suyu sürmüştüm?’ dedi. Anlaşıldı ki, Wheeler cildine limon suyu sürmenin kendisini video kameralara karşı görünmez kılacağını düşünmüştü. Ne de olsa limon suyu, görünmez mürekkep olarak kullanılıyordu, öyleyse bir ısı kaynağına yaklaşmadığı sürece, tamamen görünmez olması gerekiyordu.

Polis Wheeler’ın deli ya da uçmuş olmadığında karar kıldı – sadece çok fena yanılmıştı.

Efsaneleşen haber Cornell Üniversitesi’nden psikolog David Dunning’in de dikkatini çekti ve öğrencisi Justin Kruger ile birlikte mevzunun ne olduğunu öğrenmeye karar verdiler. Araştırmalarının sonucunda, neredeyse her insanın, çeşitli sosyal ve entelektüel alanlardaki becerilerine dair yanlı görüşlere sahip olduğunu ama bazı insanların becerilerini gerçekte olduğundan çok daha yüksek değerlendirdiğini buldular. Bu ‘özgüven yanılsamasına’ artık ‘Dunning-Kruger etkisi’ deniliyor ve özdeğerlendirmeye şişirmeye yönelik bilişsel bir eğilimi ifade ediyor.

Bu fenomeni laboratuvarda incelemek için Dunning ve Kruger bazı zekice deneyler tasarlıyorlar. Bir çalışmada, üniversite öğrencilerine gramer, mantık ve fıkralar konusunda bir dizi soru soruyorlar ve ardından her öğrenciden hem kendi puanını hem de diğer öğrencilere kıyasla sıralamasını tahmin etmesini istiyorlar. İlginç bir şekilde, bu bilişsel görevlerde en düşük puanı alan öğrenciler daima çok iyi (gerçekte yaptıklarından çok çok daha iyi) iş çıkardıklarını düşünüyorlar. Puanı en alt dörtte birlik kısımda olan öğrenciler, diğer öğrencilerin üçte ikisinden daha iyi iş çıkardıklarını sanıyorlar.

Bu ‘özgüven yanılsaması,’ sınıfların ötesine uzanıp gündelik yaşama da nüfuz ediyor aslında. Bir takip çalışmasında Dunning ve Kruger bir silah atış merkezine gidiyorlar. Burada silah hobisi ile uğraşanlara silah güvenliği üzerine sorular soruyorlar. Önceki bulgularına benzer şekilde, sorulara en az doğru cevap verenler kendilerini en bilgili sananlar oluyor. Olgusal bilginin dışında, Dunning-Kruger etkisi insanların başka bir sürü kişisel becerisine dair kendi özdeğerlendirmesinde de gözlenebiliyor. Televizyonda herhangi bir yetenek yarışmasını seyrediyorsanız, denemeleri geçemeyen ve jürinin reddettiği yarışmacıların yüzlerindeki şok ifadesini görebilirsiniz. Bize komik gelse de bu insanlar üstünlük yanılsamalarının onları ne kadar yanılttığının gerçekten farkında değiller.

İnsanların becerilerini olduğundan yüksek görmesi yaygın bir durum. Bir çalışma sürücülerin yüzde 80’inin kendilerini ortalamanın üstünde gördüğünü ortaya çıkarmış ki bu istatistiki olarak mümkün değil. Ve benzer eğilimler kendi görece popülerliklerini ve bilişsel becerilerini değerlendiren insanlarda da görülmüş. Sorun sadece yetersiz insanların hatalı sonuçlara varması ve talihsiz tercihler yapması değil, hatalarını fark etme kabiliyetinden de mahrum olmaları. Üniversite öğrencilerini kapsayan ve bir dönem boyunca süren bir çalışmada, iyi öğrenciler, geribildirim verildiğinde puanları ve yüzdelik dilimleri bakımından ileriki sınavlardaki performanslarını daha iyi öngörebildiler. Ancak en kötü performans gösterenler, kendilerine kötü durumlarına dair net ve sürekli geribildirim sağlanmasına rağmen hiçbir algılama emaresi göstermediler. Yetersiz insanlar, hataları karşısında kafa karışıklığı yaşamak veya oturup düşünmek yerine, kendi yaptıklarının doğruluğunda ısrar etmeye devam ediyorlar. Charles Darwin’in İnsanın Türeyişi’nde yazdığı gibi (1871): ‘Cehalet çoğu zaman kişiye bilgiden daha fazla özgüven verir.’

İlginç şekilde, gerçekten zeki insanlar da kendi becerilerini doğru değerlendiremiyorlar. D ve F alan öğrenciler kendi becerilerini abartırken, A alan öğrenciler olduğundan düşük tahmin ediyorlar. Klasikleşen çalışmalarında Dunning ve Kruger bilişsel puanları en üst dörtte birlik dilimde olan yüksek performans gösteren öğrencilerin kendi görece yetkinliklerini olduğundan düşük gördüklerini buldular. Bu öğrenciler, onlara kolay gelen bu bilişsel görevlerin başkalarına daha da kolay gelmesi gerektiğini varsaymışlar. Buna ‘sahtekâr sendromu’ deniyor ve Dunning-Kruger etkisinin tersi olarak değerlendirilebilir. Bunda başarılı kişiler ne kadar yetenekli olduklarını göremiyorlar ve başkalarının da aynı derecede yetkin olduğunu sanıyorlar. Fark, yetkin insanların kendi özdeğerlendirmelerini doğru geribildirimle doğru şekilde yapabilmeleri ama yetersiz insanların yapamaması.

Akılsız banka soyguncusunun başına geleni yaşamamanın anahtarı da burada yatıyor. Bazen giriştiğimiz işlerin sonucu faydalı olur ama bazen de – limon suyu fikri gibi – yaklaşımımız hatalı, mantıksız, lüzumsuz veya düpedüz salakçadır. İşin sırrı üstünlük yanılsamalarına kapılmamak ve kendi becerilerimizi doğru düzgün yeniden değerlendirmeyi öğrenmektir. Ne de olsa, Konfüçyüs gerçek bilginin insanın cehaletini bilmesinden geldiğini söylemiş.


Kaynak: https://aeon.co/ideas/what-know-it-alls-dont-know-or-the-illusion-of-competence


307

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA