Hakikate yolculuk: 4 Kapı, 40 Makam

5. AMED TİYATRO FESTİVALİ’NDEN...

17 Mayıs 2017 Çarşamba | Kültür-Sanat

Bircan Değirmenci / Amed 


Siyah etek ve kırmızı gömlek giyinerek diz çökmüş bir kadın ve bir erkek. Gözler kapalı, sessiz bir biçimde yukarıdaki sözlerin ve müziğin ruhlarında yarattığı etkiyi izleyiciye geçiriyor. Şeriat kapısından çıkıp tarikate ve ardından marifet kapısından içeri giriyorlar. Her kapıdan geçişte kelam, ışık ve müziğin ritmi değişiyor. Müziğin ritmi giderek artıyor ve elinizden tutarak sizi hakikatin kapısından içeri götürüyorlar. 

Mezopotamya Dans, birçok inanç içerisinde yer alan, hakikatin sırrına ermek ve insan-ı kamil olma yolunda ilerlemek için yol gösteren ‘4 Kapı 40 Makam’ öğretisini 5. Amed Tiyatro Festivali kapsamında dans performansıyla sahneye taşıdı.


Nedir?

Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat’den oluşan 4 kapı, 4 anlam içinde hayat bulur. Her birinin 10 makamı olan kapılar, her bireyin, dört kapıdan ve dört kapının içindeki kırk makamdan geçerek benliğini erdemli hale getirerek insan-ı kâmil olmasına hizmet ediyor.

İlim öğrenmeyi (şeriat), ibret almayı (tarikat), arif olmayı (marifet) ve manayı bilmeyi (hakikat) öz olarak esas alır tüm makamlar.

‘4 Kapı 40 Makam’ projesinde şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapılarının ritüel anlamları, günümüzün kısır tanımlamalarının dışında işleniyor. İçeriğinde birçok felsefeyi, inancı ve ritüelleri bozmadan konu alırken, pratiğinde bunun sorgulayıcılığını, takipçiliğini ve müritçiliğini yerine getiren epizot parçalar birbirini izliyor. Her tanımın altında, her kuralın özü ve pratik karşılığı yatıyor.

Mezopotamya Dans, tanımlanamayan, günümüzde çok bilinmeyen ve incelenmeyen bu konuyu daha yalın ele alırken, erişilebilecek her yere ulaşmak ve tanımlarken duyurmaya çalışmayı hedeflemek amacıyla yola çıkmış. 

2011 yılında Yeşim Coşkun tarafından başlatılan, sanat danışmanlığını Serhat Kural’ın yaptığı proje için müzisyen Cavit Murtezaoğlu ile 6 ay süren bir araştırma ve teorik tartışmalar sonucunda ortaya izlenesi bir performans çıkartılmış. Alevi bir ailede büyüyen ve çocukluğunu cemevlerindeki ritüelleri izleyerek geçiren Coşkun, metropole sıkıştırılan hayatlarda giderek uzaklaşan ve kaybolan bu ritüeli yaşatmayı ve yeniden can vermeyi dert edinmiş. 

Coşkun, “İçerde bir yara gibiydi benim için. ‘Neden oraya gitmiyoruz? Artık koptuk mu?’ gibi sorular kafamı meşgul ediyordu. Alevilik inancı ve ritüelleriyle ilgili nasıl bir proje hazırlayabilirim diye düşünürken Cavit Murtezaoğlu’yla tanıştım ve onunla birlikte bu projeye karar verdik” diye anlatıyor. 

Sahne sanatlarında daha önce işlenmemiş bir konu olduğu için cezbedici bulduklarını söyleyen Coşkun ekliyor: “Hakikate ulaşma üzerinden projeler yapılmıştı ama 4 kapı olarak yapılmamıştı. Alevilik üzerinden iyi bir felsefeydi. Müzikal anlamda Murtezaoğlu, dans bölümlerini de ben kurdum.” 

Hakikat karanlıktı

6 aylık bir teorik tartışmanın ardından her kapının renginin, hareket kalitesinin ve makamının nasıl olacağını felsefeyi derinlemesine işleyerek oluşturduklarını söyleyen Coşkun, devam ediyor: “Şeriatın rengi yeşildi. Keskin bir çizgisi olan şeriat, lokal ışıkta başlıyordu. Bireyin iç yolculuğu olan tarikatin rengi beyaz, marifetin rengi ise bir bütünen kostümlerimizi de belirleyen kırmızıydı. Beni en çok etkileyen ise hakikat oldu. Ritmik bir müzik, hareket kalitesi daha yumuşak, ara ara keskin şeyler var. Rengi konusunda derin bir yere gittik ve rengi siyahtı, bu çok şaşırtmıştı beni. Nasıl yani, aydınlatmaya gitmiyor muyduk? Hayır, hakikat karanlıktır, çünkü sen yolda ilerledikçe, bildikçe yalnızlaşırsın. Dolayısıyla erdem olan siyahtır. Yalnızlaştıkça ve inzivaya çekilince siyahı bulursun. Aslında karanlığın içindedir hakikat. Negatif ya da olumsuz olarak bilinir oysa ki öyle değildir.” 

Üç yıl boyunca solo olarak yürüttüğü projeyi yurtiçi ve yurtdışında sahneleyen Coşkun, izleyiciden çok olumlu tepkiler aldığını söylüyor: “Ritüelistik hiçbir şeyi çağdaş ya da modern dansın içine sokmadık. Halk dansları etnik folklorik kökene biraz daha yakın olduğu ve çağdaş dansla ikisini sentez yaptığımız için bir yakınlık hissediliyor. Sadece Aleviler değil genel izleyici, kendilerinde çok derinde bir yere etki ettiğini ifade ediyor ve projenin amacı da buydu.”

Ruhlara dokunmaya çalıştık

Kostüm seçiminden müziğe ve ışık seçimine kadar oldukça özenli davrandıklarını belirten Coşkun, “Hiçbir şey bu felsefenin önüne geçmemeliydi. Bedensel olarak dikkat çekici olmamalıydık. Sırtımın ya da kolumun nasıl göründüğü değil de o hareketin ne anlama geldiği görülmeliydi. Şeriat kapısındaki ilk başlangıç anında müziğin ani geldiği ilk harekette ruha dokunan bir yerde olmaya çalıştık. İzleyici içsel yoğunluğa girdikleri için o döngü içinde bir şeyden bahsettiklerinde çok mutlu oluyorum” diyor. 

6 kişi aynı anda, aynı ruhla

Projeye düet olarak başladıklarını ve daha sonra 6 kişiye çıkarttıklarını aktaran Coşkun, ekliyor: “Düet olarak bir kadın bir erkek olması daha doğru bir yere geldi. Çünkü cemde kadın erkek bir arada oluyor. Dolayısıyla o kucaklaşma, selamlaşma ve birbirini bütünlüyor olması yerini buldu. Hep biraz daha çoğalsa ve cem havası olsa diye düşünüyordum. Şimdi 6 kişi aynı anda aynı ruhla hareket ediyor. Bölüşmeler, dönüşmeler, çoğalmalar bambaşka bir etki yaratıyor. Tam bir cem oldu ve tanımını buldu, proje tamamlandı aslında. Hakikate bir tık yakınlaştık.” 

Duyguyu yakalamak için...

Projenin danışmanlığını yapan ancak daha sonra performansıyla yer alan Serhat Kural ise düşünsel ve fikirsel olarak konuya hakim olduğunu ancak bu kültürle yoğrulmanın ve deneyimin çok daha farklı bir şey olduğunu söylüyor: “Murtezaoğlu bu öğretiyi incelerken Horasan’dan Kayseri’ye kadar olan coğrafyada bu düşünsel yapılanmanın gelişim sürecini ve şu andaki durumunu araştırıyordu. Köy kültürleri ve günlük hayatta kendi aralarında kurdukları köprüleri bulduk. Dansçı olarak içine girdiğimde koreografiyi tek başına icra etmenin teknik kaldığını gördüm. Bu bir tavırdır ve tavra yüklenen duygu itibarıyla bu meseleyi sadece teknik olarak ele almanın mümkün olmadığını fark ettim ve açıkçası biraz adaptasyonda zorlandım. Hareketlerin içeriğini biraz daha açmak, benim bu hareketlere yüklediğim duygu nedir, ne değildir, biraz bununla ilgili üzerinde çalışma ihtiyacı duydum.”


Marifet

Ezeli yer ile gök yaradılmadan

Nur-u cemalinden seyrana geldik

Kudret kandilinin yarattığı nurdan

17 devrahın doldurduk birden

Ademe yeriştik cennete girdik

Anda Havva ile çok demler sürdük

Kün deyip yerin göğün binasını kurduk

Onu arz eyleyip seyrana geldik

Hak buyurdu buğday yemeyi

Kalebe eyledi kötü niyet nefsimi

Buğday yemeylen eyledik isyan

Sürüldük cennetten cihana geldik

Tövbe olduk kabul oldu sözümüz 

Hakkın cemalinden açtık gözümüz

Ol demden hademe sürdük yüzümüz 

Bir dem almaya mestane geldik

Başımıza vurduk tac-ı kevlaki

Aşk yüzündennseyran eyledik eflaki 

Mehrace çıkamam biz gördük Hak kı

Hatemi paj verip aslana geldik

Lah mekan gavlinden bir olduk sırdan

Tari nari şari gurbana geldik

Kırklar makamına varanda yerimiz

Eşik ile yüz sürüp mekteb-i irfana geldik

Noksaniyim leh mekandan gelmişem, 

[münkür ile gözüme perde olmuşam, 

Aşkı ilahiden destur almışam, 

Hakikat sırrını beyana geldim.



Hakikat

Derviş o dur ki; 

Bedenden sıyrılsın, candan sıyrılsın, duygudan kurtulsun.

Kendinden vazgeçmek sınavların en zoruymuş.

Hüthüt kuşu da sıyrıldı kendi padişah soyundan

Hakikati bulmak için düştü bi hayli kuşla simurgun peşine

Bulmaya inandı ki onu gerçek olsun düşler

Yol uzundu, tehlikeliydi

Bir sessizlik içinde endişeler 

Yol alırken kimi öldü kimi düştü

Ve vardı 30 kuş hakikat karesinin dağına

Yoktu simurg, hakikat yoktu

30 si, mürg te kuş demekmiş

Aslında simurg kendileriymiş

Hakikat kendilerindeymiş.


702

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA