Değişmeyen kaide, kaybolan istisna

Bertolt Brecht’in yukarıdaki şarkıyla başlayan ‘Qayde û Îstîsna’ (Kural ve Kuraldışı) oyunu Teatra Jiyana Nû tarafından Amed Tiyatro Festivali’nde sahnelendi.

16 Mayıs 2017 Salı | Kültür-Sanat

 BİRCAN DEĞİRMENCİ



Şimdi sizlere bir yolculuğun öyküsünü anlatacağız.

Yolcularımızdan biri sömüren, ikisi sömürülen.

İyi gözlemleyin bu insanların tutumlarını.

Size yabancı gelmese de yadırgamaya bakın!


Böyle alışılmış diye iyiye yormayın! 

Kural böyle diye kurulup oturmayın! 

En küçük davranışlarına bile şüpheyle bakın!

Bu davranışlarına gerek var mı, düşünün!

Özellikle sıradan bir şeyse gördüğünüz 

Sizden isteğimiz, olagelen kuralların üstüne varın! 

Değişmez saymayın onu!

Bu kanlı düzenbaz düzende


Bu sınırsız devranın hengamesinde 

İnsanların insanlıktan çıkmışların zamanında

Doğal bir şey yoktur, 

Kimse demesin böyle gelmiş böyle gider diye!


Bertolt Brecht’in yukarıdaki şarkıyla başlayan ‘Qayde û Îstîsna’ (Kural ve Kuraldışı) oyunu Teatra Jiyana Nû tarafından Amed Tiyatro Festivali’nde sahnelendi.

Bazirgan, Kolber, Rêber, Dadger, Polîs... Bir yolculuk hikayesini anlatan ‘Kaide ile İstisna’ oyununda karşımıza çıkan figürler. Bu oyun kişileri arasında ön planda olanlar Bazirgan ile Kolber; bunlardan biri ezen/zengin/katil, diğeri de ezilen/yoksul/maktul olanı temsil eder. 

Ferhat Keskin’in rejisi, Çetoye Zêdo’nun dramaturjisiyle sahneye konulan müzikal tadındaki Qayde û Îstîsna oyununda; Rûgeş Kırıcı, Apo Tayboğa, Cebar Alp, Sakine Jîr ve Yasemin Karadağ rol alırken Serhat Kural ise dans performansıyla yer alıyor.    

Oyunun dramaturgu Çetoye Zêdo; ‘kural’ ve ‘kuraldışı’nın  birbirine bağlı iki ana kavram olduğunu ancak ‘kural’ın daha önce ortaya çıktığını belirterek şunları ifade ediyor: “Buna bağlı olarak da ‘istisna’ kaideye bağlı gelişir, bu yüzdendir ki ikincildir. Bundan dolayı kaide, istisnaya kaynaklık eder. İstisnayı belirleyebilmek için öncelikle kaidenin çerçevesini çizmek gerekir.”   


Zaman değişse de...


Zêdo, Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında geçmişten bugüne yaşanan efendi/köle iktidar mücadelesinin arka planına dair bir şeyler söylemesinin, oyunu hazırlamalarında belirleyici olduğunu söylüyor. “Bir şeyi öğretmekten ziyade seyircinin bulmasını sağlayacak bir reji ve dramaturjiyle oyunu yeniden oluşturduklarını“ belirten Zêdo, ekliyor: “Oyunda zaman değişse de kaide ve ististanın değişmediğini görüyoruz.”

Oyunun Brecht’in öğreti oyunlarından biri olduğunu anımsatan Zêdo, özellikle de izleyiciyi sistemi sorgulamaya davet ettiğini söylüyor: “Burada ezilenlerin tüm iyi niyetleri egemenlerin hukukunda bir istisna olduğu için bir yeri ve anlamı yoktur. Kural gereği egemenlerin zihninde ezilenlerin eline geçen ilk fırsatta ezeniyle hesaplaşması beklenir. Oysa bu oyunda ezilen bütün bunları bir tarafa bırakıp efendisine yardım etmeye çalışırken öldürülmektedir. Bugün de Kürt tiyatrosu Türkiye’deki tiyatro sanatında bir istisna olarak algılandığı için egemenler tarafından yok sayılmaktadır, tıpkı Kürtlerin yok sayılması gibi.”

Oyun, kaidenin değişmediği egemenin tarafında olan ve ezileni bir kez daha yok sayan mahkeme sahnesinin ardından şu şarkıyla sona eriyor:

“Duydunuz ve gördünüz.

Alışılmış olanı, olageleni gördünüz. 

Ama sizden şunu rica ediyoruz: 

Sıradan olanı yadırgatıcı bulun! 

Alışılmış olanı açıklanamaz bulun! 

Olağan olan, sizi şaşırtmalı. 

Kaideyi, kötüye kullanım 

[olarak değerlendirin 

Ve kötüye kullanımı saptadığınız anda 

Hemen orada çözümünü bulun!”


357

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA