Tuttuğum hiçbir oruç bana bu kadar hafif gelmemişti, neden mi?

Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

16 Mayıs 2017 Salı | Forum

Ankara Yüksel caddesinde günlerdir açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya destek olmak için Kadıköy Kalkedon meydanında barış imzası veren akademisyenlerin başlattığı bir günlük açlık grevi eylemine geçtiğimiz günlerde ben de destek verdim. Bu eylemi duyunca akademisyen olmadığım halde ben de bir gün katılımcı olmak istediğimi ilettim. 65. gündü. Arkadaşlarımız sağolsun kabul ettiler. Açlık grevine başlayabilmek için bile dayak, hakaret yemeyi, yerlerde sürünmeyi göze alan, OHAL'in kaldırılması, KHK'ların iptal edilmesini haykıran bu sese destek vermek hepimizin boynunun borcuydu.

1 günlük açlık grevini ben oruç tutarak geçirdim. Tuttuğum hiçbir oruç bana bu kadar hafif gelmemişti, neden mi? 65 gündür insanlık onuruna sahip çıkmak için temel insani ihtiyaçları dışında aç kalan bu insanlara uzaktan ve bir günlük de olsa moral destek vermek, bana açlığımı unutturdu. Yakından ve uzaktan desteğe gelen sanal alemden tanıştığımız KHK lı arkadaşlarımız gün boyu yanımızdaydı, onlar da bana açlığımı unutturanlardandı. KHK lı olmadığı halde destek için yanımızda olan tüm gönüldaşlarımız da büyük destek oldular, hepsinin varlığıyla çok değerli bir dayanışma sergiledik. Günün sonunda 2 saat süren ve yoğun bir insan trafiğinin olduğu yerde geçenlerin de durup dinlediği ve katıldığı bir konuşma forumu düzenledik.

Gün boyu yerli ve yabancı medya mensupları da bizi yalnız bırakmadı. Gerek benden gerekse de akademisyen arkadaşlarımızdan görüş alan gazete, dergi ve TV mensupları sesimizin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyordu. Canlı yayına katılarak aktif bir şekilde görüşlerimizi herkese duyurduk. Sosyal medyadan gelen destek mesajları da hepimize güç ve destek oluyordu.

“KHK ile işten atılan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça 65 gündür açlık grevinde. Durumları gün geçtikçe daha da kötüleşiyor. Haksız yere işten atılmalarını protesto eden, işlerine iade edilmeyi talep eden Gülmen ve Özakça’nın taleplerinin yerine getirilmesi yönünde yetkililerin acilen devreye girmesi için çağrıda bulunuyoruz” diye bildiri yayınlayan 103 edebiyatçının temsilcileri de aramıza gelip destek veriyordu. Barış bloku zaten gün boyu oradaydı.

Alanda her kesimden insanımız vardı. Başörtülüsü de başı açığı da, Türk'ü de Kürdü de, Alevi'si de Sünni'si de, akademisyeni de ilkokul mezunu da, zengini de fakiri de oradaydı. Haksızlığa karşı çıkışta farklı kimliklerin aynı ortak paydayla yanyana gelmesinden daha güzel olan nedir ki?

Düzenlenen forumda birçok arkadaşımız söz alıyor ve görüşlerini beyan ediyordu. Kimseye zarar vermeden sadece sivil toplumun sesi olarak yaptığımız bu etkinlikte mesajın sahiplerine ulaşması gerekir. Duyması gerekenler kör, sağır taklidi yapamaz.

Gerek birebir sohbetlerimizde gerekse de forumda söz alan KHKlı kardeşlerimizin anlattıkları ne kadar büyük keyfiliklerin yapıldığını, ne kadar acılar yaşattıklarını gösteriyordu. KHK lıların bir kısmı yeni bir hayata başlamıştı ama bunu kabullenmemek gerekiyordu çünkü mesele sadece bireysel ve maddi değildir, insan haysiyetini rencide edene karşı durmak gerektiğini unutmamamız gerekir. KHK lı olmasa da destek verenler insanlık onuruna destek oluyordu. Unutmayalım ki mazluma kimliği sorulmaz. Bu toplum vicdanının tamamen yok olmadığını göstermelidir. Çok büyük haksızlıklar var ve karşı çıkmak insan olanın yapacağı iştir. Direnişi büyütmek her insanın vazifesidir.         

 * www.artigercek.com sitesinden alınmıştır.


588

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA