Ortadoğu’nun değişen sistemi

Aziz TUNÇ

15 Mayıs 2017 Pazartesi | Forum

ABD’nin Kürt askeri güçlerine silah vermesi sıradan bir gelişme olarak görülemez. Bu gelişme ile Kürtleri yok sayan yüzyıllık Ortadoğu sistemi değişmekte, daha önemlisi bu değişim uluslararası arenada meşrulaşmaktadır. Bu gelişmeden sonra yeniden Kürtleri yok sayan bir sitemin üretilmesinin de sürdürülmesinin de hiç bir olanağı kalmamıştır.

Bu gelişme, Kürt halkının özgürleşmesindeki belirleyici rolünden dolayı tarih tarafında kaydedilecektir. Bu gelişmeden sonra Ortadoğu’nun kadim halkı olan Kürtlerin inkar edilemeyen toplumsal varlıklarının yanında, uluslararası arenada siyasal ve askeri olarak da kabul görmüş olacaklardır. Bunun zorunlu karşılığı Kürt devletleşmesinin dayattığı gerçekliktir. Ne kadar engellenirse engellensin, ne kadar zamana yayılırsa yayılsın, artık hiç bir güç, Kürtlerin özgürlüğünü engelleyemeyecektir.

ABD’nin Kürtlerle bu düzeyde ilişki kurmasının sadece güncel siyasetten kaynaklandığını düşünmek doğru olmadığı gibi oldukça hatalı bir yaklaşım olacaktır. ABD’nin bu kararı, ortak düşmanla mücadele eden herhangi bir silahlı askeri birime verilmiş bir destek olarak görülmemelidir. Bu karar, bugüne kadar izlenmiş olan Ortadoğu siyasetinin kökünden değiştiğini gösteren stratejik bir politikanın ilk adımıdır. Yüzyıldır izlenen politikanın ana unsuru Kürtlerin yok sayılarak Kürdistan’ın parçalanması üzerinde şekillenmişti. Alınan bu kararla, Kürtlerin ve Kürdistan’ın varlığı ve özgürleşem uğruna sürdürdüğü mücadelesi kabul edilmiş olmaktadır. Bundan daha ilerisi Kürt sorununun çözümünde Kürt siyasal ve askeri güçlerinin muhatap alındığı da açıkça ortaya konmuş olmaktadır.

Öncelikle bu durumun emperyalist güçlerin bir inayeti olmadığının altını çizmek gerekir. Bugün gelinen nokta Kürt halkının özgürlük uğruna ödediği sayısız bedellerin sonucudur. Elbette her emperyalist gücün kendi hesapları, çıkarları vardır ve politikalarında bu durumu dikkate almaktadırlar. Bu gerçeklik, emperyalistlerle kurulan her ilişkinin onların tuzağına düşmek, onların oyunlarına alet olmak anlamına gelmez, gelmemelidir. Kürt halkı, artık, kitlesel ve meşruiyeti tartışılmaz siyasal ve askeri bir güç durumundadır. Kürt halkının bölgede ortaya koyduğu sosyal, siyasal ve askeri pratik, emperyalistlerin Kürtler olmadan bölgede adım atamayacaklarını ortaya koymuştur. Bu gerçekliklerden hareketle denebilir ki emperyalistlerin Kürtlere sunduğu destek, Kürtlerin örgütlü gücünün ve mücadelesinin bir kazanımıdır.

ABD’nin bu kararı bölgenin tüm siyasal yapılarını, devletlerini, parti ve diğer kurumlarını alt üst edecek gelişmeleri içinde barındırmaktadır.

İlk olarak Kürtler, muhtemelen bu gelişmeden hareketle hızla ulusal yapılanmalarını güçlendirmeyi gündemlerine alacaklardır. Çünkü bu gelilmeden sonra Kürtlerin ulusal birliklerini sağlamaları daha yakıcı bir ihtiyaç haline gelmiştir. Türk devletine dayanarak Kürtlerin birliğini engelleyenlerin bu gelişmeden alacakları dersler, çıkartacakları sonuçlar olacaktır. Kürtlerin temsiliyetinin Türk devletine bağımlılıkla mümkün olamayacağı, bu durumun mutlaka değişeceği/değişmesi gerektiği, Kürt halkının bu yönlü ilişki içinde olanlara karşı büyük bir baskı oluşturacağı bir sürecin ilk adımı olacaktır.

Şüphesiz bu karar Türk devletini ve Erdoğan’ı da çok derinden ilgilendirmektedir. Tam da Erdoğan’ın ABD’ye gidişinin arafesinde alınan bu karardan sonra Türk devletinin önünde Kürtleri, haklarını ve Kürtlerin statüsünü kabul etmekten başka hiç bir seçenek kalmamıştır. Türk devletinin korsanca tutumları, asıp kesmeye yeltenmesi, bu yönlü girişim ve çabaları devam edebilir. Ancak bunların kan akıtmaktan, halklara acı yaşatmaktan başka hiç bir karşılığı yoktur, olmayacaktır. Zaten yaşandığı gibi, Türk devletinin bütün fraksiyonları can havliyle saldırıyorlar. Allahtan ellerinde hiç bir şey gelmiyor. Eğer bugün bir şey yapamıyorlarsa ellerinde gelmediğindendir.

Kürdistan’ın bir diğer parçasını gasp etmiş olan İran’ın da bu gelişmeden rahatsız olacağı ve bu rahatsızlığını ortaya koyacağından kuşku duymaya gerek yoktur. Suriye, bu gelişmeden rahatsız olsa bile Kürtlerin konumunu ve statüsünü kabul etmek zorunda olduğuna dair bir sonuç çıkartacaktır, bu gelişmeden. Böylece Suriye, Rojava gerçekliği karşısında direnmesinin mümkün ve gerekli olmadığını kabul edecektir.

Bütün bu gelişmelere rağmen Kürtlerin özgürlüğünü önlemeye gücü yetmeyen Türk devletinin, müttefikleri IŞİD, Arabistan, Katar ve Kuveyt’le birlikte Kürtlere karşı sürdürdüğü savaşı derinleştirerek devam ettireceğini unutmamak gerekir. Bu savaşa karşı, Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin günün görev ve sorumluluklarına dört elle sarılacağına, yapabileceğinin azamisini yapacağına duyulan güvenle. Karanlıktan özgürlüğe akan günlere.


608

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA