Her sokakta, her evde Kürtçe!

Bugün Kürt Dil Bayramı. Kürtçe, Kuzey Kürdistan’da yine ağır baskı altında. Sömürgecilik, kurumları, yayınları kapattı; Kürtçe’yi tabelalardan söktü; “Olacaksa da yalnız teslimiyetçi bir dil olabilir” diyerek Kürt’ün hikâyesine düşmanlığını sürdürdü.

15 Mayıs 2017 Pazartesi | Kültür-Sanat

Kürtçe Edebiyat Dergisi Hawar’ın 15 Mayıs 1932’de Suriye’nin başkenti Şam’da Celadet Ali Bedirxan tarafından yayıma başladığı gün, Kürt dil mücadelesinin sembolü olarak kabul görülüyor. Anadilde eğitim hakkı için de başat kabul edilen Hawar’ın mirası, aynı zamanda Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Kürt Dil Bayramı, 2006’dan bu yana etkinliklerle kutlanıyor, asimilasyon politikalarına dikkat çekiliyor. Gün vesilesiyle konuştuğumuz KHK ile kapatılan İstanbul Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Sami Tan, halkın kendi inisiyatifiyle anadilde okullar açarak diline sahip çıkması gerektiğini belirtti.

Sözlerine 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı kutlayarak başlayan Tan, Kürt dili ve kültürü için çalışma yürüten birçok kurumun bugün kapatıldığına değinerek, “Kapılarına mühür vuruldu, eşyalarına ve binalarına el konuldu. Bu nedenle birçok kurum çalışmalarını sürdüremiyor” dedi. 

Baskılara rağmen Kürt Dil Bayramı‘nda birçok yerde etkinlikler düzenleyeceklerini kaydeden Tan, devam etti: “Sözde diyorlar ki dil üzerinde hiçbir engelleme yoktur; ancak pratiğe baktığımızda böyle olmadığını görüyoruz. Dil ve kültür çalışması yapan kurumlar kapatıldı. Dili savunmak ve geliştirmek için bir örgütlülük, çalışma ve direnmek gerekir, bu da örgütlülük temellinde, demokratik kurumlarla olur. Ancak bu kurumlar önündeki yol kapatılıyor.” 

Seçmeli derslerde durum

Üniversitelerde açıan bazı Kürtçe bölümlerinde çalışanların da ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza attıkları gerekçesiyle ihraç edildiğini hatırlatan Tan, ‘Kürtçe seçmeli dersleri’ndeki trajikomik tabloyu ise şöyle anlattı: “Bu yıl sadece üç öğretmen atandı; ikisi Kurmancî, biri Zazakî ders veren öğretmenler. Bu da komik, gülünecek bir durum. On binlerce insan Kürtçe seçmeli ders görüyor ama bu çeşitli gerekçelerle engelleniyor. Kimi dersler ‘Peygamber efendimizin hayatını anlatalım’, kimi ise ‘Öğretmen yok’ denilerek... Onlarca öğretmen de işten atıldı, kimini sürgün ettiler. Tüm bunlar, Kütçe önündeki engeller.”

‘Enstitü kapısı hala mühürlü’

Çalışmalarını bir süre Zend Bilim, Kültür, Eğitim, Basın-Yayın Limited Şirketi bünyesinde yürüttüklerini söyleyen Tan, şu anda İstanbul Kürt Enstitüsü olarak yayın çalışmalarını yürüttüklerini kaydetti. Kurumlarının kapatılması ardından bir grup dil öğretmeni olarak yeni bir dernek kurduklarını da belirten Tan, “Şu anda dersler, ‘Komaleya Lekolîn a Kurdî’ isimli bu dernek tarafından veriliyor. Kürt Enstitüsü’nün kapısı ise hala mühürlü ve bina sahibinin birkaç kez başvurmasına rağmen anahtar halen kendisine verilmiş değil. Bu nedenle enstitü çalışmaları durmuş durumda” dedi.

‘Örgütlülük sonuç alır’

Engellemer karşısında ‘her şeyden önce direnmek gerektiğini’ belirten Tan, devam etti: “Dil hassasiyetimizi ve zihniyetimizi geliştirmemiz lazım. Bir arada durarak kendimizi güçlendirebiliriz. Örgütlülük güçlendirir. Her birimiz kendi başına yapsa da ne kadar sonuç alır? Eğer bir sonuç alınacaksa birlikte ve örgütlülükle hareket edildiği zaman alınacaktır. Demokratik bir zihniyetle demokratik, sivil çalışmalar güçlendirilmeli.”

‘Kendi okullarımız için...’

Kürtlerin kendi okullarını açmak için çaba göstermesi gerektiğini de kaydeden Tan, ekledi: “Özellikle de çocuklar için kreşler açılmalı. Kürdistan’da bazı kreşler vardı belediye bünyesinde; ancak bunlar da kayyumla kapatıldı. HDP, DBP ve diğer Kürdistani partiler üzerinde de baskılar var ancak çalışmalarını yürütüyorlar. Anadili için de sivil, demokratik inisiyatifler çalışma yürütmeli. Dil ve kültür çalışmalarını çoğaltmalıyız. Yapılan çalışmalara da halk olarak destek sunmamız gerekir. Böylece Kürt dili üzerindeki baskıları engelleyebiliriz.”


SADİYE ESER / DİHABER / İSTANBUL



802

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA