Bir araba kazasında ölmek trajedidir, sosyalizm yolunda ölmek ise onurdur

Burada bulunma sebebimiz devrim, salt ‘savaş’ değil, bu yüzden ufukta net bir son yok: Ölmek dışında sol saflarda son yoktur. İnsanlar geri gelmek veya devrim için başka yerlerde çalışmak üzere ayrıldılar. Yeni bir devrimci kuşağının çağrısına kulak vereceği daha fazla Rojava görmeyi umuyoruz.

09 Mayıs 2017 Salı | Dizi

Bob Crow Tugayı anlatıyor...  Söyleşi: Tuğçe M. Yılmaz / Çeviri: Serap Şen - 2. BÖLÜM


Rojava’da savaşan İngiliz, İskoçyalı ve İrlandalı devrimcilerden oluşan Bob Crow Tugayı’yla söyleşimizin ikinci ve son bölümünde, tugayın ABD-Rojava ilişkilerine bakışı, motivasyonu, herkesin dikkatini çeken sosyal medya görünürlüğü ve Türk devleti ile KDP’nin saldırılarına karşı tutumuna dair sorular ve yanıtlar var.


ABD ile Rojava arasındaki ilişki konusunda ne düşünüyorsunuz?

Şu anda hareketimizin bir NATO gücü olan Türkiye’nin saldırılarını durdurmak için bir başka NATO gücü olan Amerika’yı kullanıyor olması büyük bir sorun. Belki bugün ölmemizi isteyen Türkiye; ama antikapitalist yolda devam ederek Ortadoğu’nun tüm halklarının emperyalizmden bağımsızlığını talep edersek ölmemizi isteyen yarın Amerika olacak. Amerika buna elbette izin vermeyecektir ve dahası Selefi faşizminin anayurtları olan Suudi Arabistan ve Pakistan ile müttefik; DAİŞ’i gerçekten dert ettiği yok, dert etmesini sağlayan YPG oldu. 

Öte yandan Rusya, Türkiye’yi durdurmak için adım atmış olsaydı, bu da Rojava’yı, sonrasında Rus mevcudiyetini kendi doğrudan kontrolünü yeniden tesis etmek için kullanabilecek olan Esad’ın insafına bırakacaktı. 

Kısacası teminatımız Kürt Özgürlük Hareketi’dir; doğrudan sosyalist bir hareket değil (üyelerinin birçoğu öyle olsa da) ama devrimci bir hareket ve bize herkes Amerika ile çalışmanın geçici olduğunu söyledi. Bunda bir değişiklik olursa bu, hareketin binlerce üyesine ihanet etmesi anlamına gelir ve muhtemelen de çöküşü olur; dolayısıyla bunun muhtemel olduğunu düşünmüyoruz. Amerika’nın sponsorluğunu yaptığı ‘Kürt bağımsızlığı’, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (KBY) halihazırda mevcut. Tanımı gereği Rojava’nın bundan farklı olması gerekiyor. Değilse, o zaman KBY ile Rojava ve Kürt Özgürlük Hareketi birbiriyle ne diye savaşıyordu, hem de daha çok yakın bir zamanda? Türkiye, KBY’yi destekliyor ve KBY Rojava’ya karşı... Bunun Rojava’nın ‘büyük güçlerin’ bölgeye dönük planlarında nerede durduğunu gösterdiğini düşünüyoruz. Emperyalizme karşı olduğunu söylediğinde Kürt Özgürlük Hareketi’ne güveniyoruz.


Bizim gibi birçok insan, hareketinizi ve gündelik yaşamlarınızı sosyal medyadan takip edebiliyor çünkü sosyal medya araçlarını aktif şekilde kullanıyorsunuz ve sosyal medyada hayli popülersiniz...

Twitter hesabımız Türkiye tarafından kapatıldı. Facebook sayfalarımız da hedef alınıyor. Medya temsilcilerine doğrudan mülakatlar verebilmeye daha yeni başladık. Gazete ve televizyonlar kitle iletişim araçları ise, Facebook ve Twitter ‘kitlelerin medyası.’ Rolleri anaakım kanallardan çok farklı ama sosyalistler için çok faydalı. Devrimcilerin normal insanlar olduğunu iletebiliyorsak normal insanların kendilerini devrimci olarak tanımlaması daha kolay olur; devrimi hüzünlü, şahsi ve eğlenceli hale getirebiliriz, tıpkı bize hissettirdiği gibi...


BCT şu an nerede konuşlanmış durumda ve neler yapıyorsunuz?

Birçoğumuz EÖT ile Rakka cephesinde (https://www.facebook.com/internationalfreedom) ve Nisan’daki harekatta yer alacağız. Bazılarımız Amerika, Birleşik Krallık ve Kanada’ya döndü; bazılarımız farklı YPG birliklerinde farklı cephelerde savaşıyoruz ve epeycemiz şu anda SYPG’de çalışıyor.

Ayrılanların tümü geri dönüyor, bazıları geldi bile ve çekirdek grubumuz Suriye’den hiç ayrılmadı. Epeyce gezdik, bir sürü sivil çalışma yaptık, bazılarımız tıbbi eğitim aldı, Kürtçemizi geliştirmek için farklı taburlarda çalıştık. Kendimizi devrimin parçası haline getirdik, dolayısıyla artık ayrı bir varoluşumuz yok. 

Türkiye Twitter hesabımızı kapattığında zor elde ettiğimiz takipçi kitlemizi kaybettik, ama bilakis, artık bir kamusal yüzü olmamasına rağmen, şu an Rojava’da İngilizce konuşan daha çok solcu var. Kamuya bu şekilde açılmamızın nedeni insanların buraya gelmesine ilham vermekti, işe yaradı da. Buraya bizim sayemizde geldiği söyleyen insanlarla tanışmak gerçekten harikaydı, aynı şekilde internette bizim onların sosyalizm perspektiflerini değiştirdiğimizi söyleyen insanların yorumlarını okumak da öyle.


Burada ölen ya da yaralanan üyeniz oldu mu? Ön cephede savaşıyor musunuz?

Kendisini Bob Crow Tugayı’nın parçası sayan insanlardan hiçbiri öldürülmedi ya da yaralanmadı ama Ocak’ta üssümüze yönelik büyük bir DAİŞ saldırısında öldürülen Türkiye’den EÖT’li yoldaş Muzaffer Kandemir’in yasını tutuyoruz.* Burada aylarca her gün birlikteydik. Aynı zamanda bazılarımızın eğitim sırasında tanıştığı Nazzareno Tassone’nin de yasını tutuyoruz.** Yaralanan yakın arkadaşlarımız oldu -çok yakın bir dostumuz, komünizme güçlü sempati besleyen ve Sovyet nostaljisine sahip Doğu Avrupalı bir kickbox’çu bacaklarını kaybedebilir: Minbic’te bir RPG ile vurulduktan sonra bir Avrupa ülkesinde doktorları [bacaklarını kesmesinler diye, ÇN] ikna etmeye çalışıyor. Hastanede iyileşmekte olan başkaları da var. Mayınlar ve intihar saldırıları büyük bir sorun.


DAİŞ’in zulmüne dair tanıklığınız oldu mu?

Hayır. Minbic’teki insanlar bize DAİŞ’in idaresi altında yaşamanın korkunçluğunu anlattı, özellikle de kadınlar, ama bir şey görmedik. Özgürleştirdiğimiz bir köyün camisinin yanına asılmış, cezalandırmaların bir fotoğrafını gördük, aklın hayalin almayacağı ölçüde korkunçtu, uzuv ve kafa kesmelerin fotoğrafları...


DAİŞ militanları ile karşılaşmalarınız oldu mu?

Geride bırakılan [uyuyan, ÇN] hücreleri kontrol etmek için köylerin arandığı birçok operasyona katıldık. Tuhaf bir deneyimdi; her an birinin üzerindeki bombaları infilak ettirmesine hazırdık ama öte yandan köylülere nezaketen duruyorduk. Zehirli olabilir diye uyarılmış olmamıza rağmen ikram ettikleri çay ve yemekleri alıyorduk. Bir sürü DAİŞ şüphelisi gözaltına alındı ama bir tokat bile yemediler. Sıradan insanlara benziyorlardı.

İlk Rakka saldırısına bir süre katıldık. Bizim MI5 ajanı olduğumuzu söyleyen DAİŞ’in İngiliz gönüllülerini ayartmak için DAİŞ frekanslarına girdik, elleri havada teslim olurlarsa kesinlikle kendilerine dokunulmayacağını söyledik ama şaşırtıcı şekilde hiçbiri bunu yemedi. Ardından DAİŞ komutanının adını öğrendik ve “Komutan Ömer, ses ver. Beni duyabiliyor musun? Lütfen ses ver” deyip durduk Arapça. “Evet, duyuyorum ulan! Kimsin sen?” diye bağırıp durdu. Harika bir gündü doğrusu.


Eylül’de konuştuğumuzdan bu yana neler değişti? Türk destekli grupların ilerleyişini ve SDG ile olan çatışmalarını takip ettim...

Türkiye, Suriye’yi alenen işgal etmiş durumda ve Rojava şu an ve gelecekte kendisini Suriye’nin parçası olarak gördüğünü daha net şekilde göstermiş durumda; bu, Türkiye geri çekilmediği sürece Rojava-Suriye-Rusya ile Türkiye arasında bir çatışma yaşanabileceği anlamına geliyor. 

Türkiye uluslararası gönüllüleri bile öldürdü: Alman Anton Leschek ve Amerikalı sosyalist Michael Israel.***  KBY de saldırıyor. (http://www.rudaw.net/english/kurdistan/03032017) Bu, ‘NATO ve ABD’nin ajanları’ adlandırması karşısında söylediklerimize geliyor: YPG hava desteği alıyor ama KBY, milyonlarca dolar alan bir Amerikan uydu devletçiği ve Türkiye bir NATO üyesi. NATO ve ABD’nin gerçek ajanları artık Rojava’ya karşı en büyük tehdit.


Türk destekli grupların ilerlemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

DAİŞ’i savunma adına Türk topraklarını genişletmeye dönük fırsatçı bir girişim ve Kürtlere karşı topyekûn savaşın bir parçası. Erdoğan, 1930’lardaki gelişmelere benzer şekilde faşist bir saldırganlık döngüsüne sıkışmış.


Beşar Esad yakın zamanda Donald Trump’ın Suriye konusundaki sözlerini umut vaat edici bulduğunu söyledi ve ABD kısa süre önce Rakka hücumu için SDG’ye destek olarak yüzlerce deniz piyadesi gönderdi. Bob Crow Tugayı, Trump’ı ve Suriye politikasını nasıl değerlendiriyor?

Suriye konusunda şu anda Trump’ın bir politikası olduğunu söylemek ve dediklerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmek güç. Amerikan yönetiminin uluslararası politika ile ilgilenen kollarının tamamen Trump’ın (veya tarihte herhangi bir ABD başkanının) kontrolünde olduğundan şüpheliyiz. Seçimden bu yana bölgemizde değişen bir şey de olmadı doğrusu.

Seçimi kablolu kanaldan izledik (neredeyse daima kablolu televizyonumuz oluyor ama internetimiz yok): Trump cahil bir gerici şarlatan, parayla iktidara gelmiş biri; başkanlığı siyasi ve popüler kültürde onlarca yıl süren neoliberal erozyonun neticesi, realite kanallarının ve Fox News’in bir başarısı, tüm kadınlara bir darbe ve insanlığın zekâsına bir hakaret. Ancak destekçilerinin büyük oranda, onun üretim ve istihdamı ABD’ye geri getirme vaadine, yani ancak sosyalizmin sağlayabileceği bir şeye oy verdiğini de unutmamalıyız. Bu yüzden Trump destekçileri arasındaki kaçınılmaz hayal kırıklığının sol açısından bir çıkış noktası sunduğunu düşünüyoruz. Bernie Sanders’ın aldığı destek, Amerikan kitleleri içinde sola kayışın da sinyali. Dolayısıyla Clinton ve neoliberalizmin ve müdahaleci dış politikanın pasifçe kabulü ile geçecek bir dört yıl yerine Beyaz Saray’da Trump’ı, sokaklarda ise ilerici ve azınlık güçlerinin onu devirmek için birleşmiş olmasını görmekten mutluyuz. Amerika’daki direniş dalgası umut vaat ediyor. Onlarla dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek isteriz.


Twitter hesabınızın kapatılmasının nedenini biliyor musunuz?

Çünkü Twitter, Türkiye’nin suyuna gidiyor. Ama hesabı yeniden açmamaya karar verdik; çünkü bizim kapatılmamız Enternasyonal Özgürlük Taburu’na (EÖT) ilginin artmasından başka bir işe yaramadı, EÖT’nin artık kendi aktif sayfası var.


Bu durum, insanların/yakınlarınızın sizden haber almasını zorlaştırmıyor mu?

Hayır.


İskoçya’yı, İrlanda’yı, Amerika ve Kanada’yı özlemiyor musunuz?

Tam tersi. Buradan ayrılanlar Rojava’yı özlüyor ve geri dönüyorlar. Geri dönemeyenler yoldaşlarından ve davalarından ayrı düşmenin sıkıntısı içindeler. Burada sahip olduğumuza denk bir şey yok, geride bıraktığımız yaşamlarımızda.


Güvenliğinizden endişe etmiyor musunuz?

Asla. Artık Batı solunun buradaki solun izinden gitmesinin ve şehadeti el üstünde tutmasının zamanı geldi. Bir araba kazasında ölmek trajedidir, sosyalizm yolunda ölmek ise onurdur.


Suriye savaşı yedinci yılında. Sizce nasıl gidiyor? Barışın yakın olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa uluslararası müdahale çatışmayı uzatıyor mu?

SDG/YPG bu bölgeyi kazandı, Suriye ordusu da geri kalanı kazandı. YPG için Amerikan hava desteği ve Suriye ordusu için çok daha ciddi olan Rus desteği gerçekte DAİŞ’e karşı savaşı uzatmaktan ziyade sonunu daha çabuk getirmiş durumda. Ancak Türk işgali ve şimdi de KBY’nin saldırısı savaşa yeni bir aşama getirdi.


Sonu nasıl olsun istersiniz?

Rojava’yı destekleyen insanların bazıları, geçmişte Kürt halkına çektirdiklerine ve başlangıçta samimi olan karşı halk ayaklanmasına rağmen YPG’nin Esad’ı devirme kararlılığında olduğunu asla belirtmemesine kızdılar. Ama Kürt devrim projesinin temel düşmanı Türkiye; projenin en iyi şansı Şam ile buradaki kazanımlarımızı kalıcılaştıracak yeni hak ve özgürlükler temelinde bir uzlaşmayı müzakere etmek; çünkü Türkiye ile mevcut hükümetin yönetimi altında bir uzlaşma şansı yok.

Bob Crow Tugayı olarak kendi projemize gelirsek... Buraya gelme sebeplerimizi iletme ve başkalarının da aynı şeyi yapmasını sağlama misyonumuzda başarılı olduk. Yeni gönüllüler ağırlıklı olarak solcu. Burada toplumun farklı kesimlerinin de gönüllüleri kapsamasını sağladık. Şimdi farklı alanlarda farklı görevler üstlenmekte serbestiz. Bu konuda Rus Devrimi’nin yüzüncü yılında, bugün devrimci sosyalist vizyonun ne olduğunu milyonlara göstermiş olduk.


BCT’nin İskoçya, İngiltere, İrlanda, Amerika ve Kanada’ya geri dönmeyi planlayan üyeleri var mı? Varsa ne zaman? Örneğin savaşın sonuna kadar beklemek mi istersiniz?

Söylediğimiz gibi, düşmanlar zaman içinde birçok kez değişti -Şam artık daha çok bir müttefik gibi ve ana tehditler artık KBY ve Türkiye; DAİŞ değil. Ayrıca, burada bulunma sebebimiz devrim, salt ‘savaş’ değil, bu yüzden ufukta net bir son yok: Ölmek dışında sol saflarda son yoktur. İnsanlar geri gelmek veya devrim için başka yerlerde çalışmak üzere ayrıldılar. Yeni bir devrimci kuşağının çağrısına kulak vereceği daha fazla Rojava görmeyi umuyoruz.


* https://www.facebook.com/internationalfreedom/photos/rpp.1597451687171173/1793955444187462/?type=3&theater,  http://www.nouvelleturquie.com/en/internationalism/muzaffer-kandemir-dogan-kirefe-is-immortal/)

** https://www.vice.com/en_au/article /the-canadian-larper-who-died-fighting-isis

*** http://kurdishquestion.com/article/3662-international-ypg-volunteers-fighting-isis-killed-by-turkish-warplanes-north-raqqa-reports)


2079

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA