Türkiye'yi tartışmanın zamanı

Referandum sonrası Türkiye’de toplumun ikiye bölündüğünü belirten AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, artık Türkiye’yi ciddi anlamda tartışmanın zamanı geldiğini söyledi. Hahn, Türkiye’nin sadece Erdoğan olmadığının ortaya çıktığını söyledi.

21 Nisan 2017 Cuma | Haber

Avrupa Birliği'nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn, Türkiye konusunda temel tartışmaların yapılmasının zamanı geldiğini belirterek, referandumdan sonra kendilerinin ciddi bir şekilde endişelendiğini vurguladı.

Alman Haber Ajansı dpa'nın sorularını yanıtlayan Hahn, "Referandum AB için ne anlama geliyor" şeklindeki soruya, Hahn şu karşılığı verdi: "Referandumun sonuçları iki açıdan bizi endişeye sevk ediyor. İlki, planlanan anayasa değişikliği konusunda Avrupa Konseyi'ne bağlı Venedik Komisyonu'nun açıkladığı ciddi endişeleri paylaşıyoruz. İkincisi referandum Türk toplumunu derin bir bölünmeye sürükledi. Anayasa değişikliği tamamıyla hayata geçirilirse, bunun anlamı Türkiye'nin, kuvvetler ayrılığı ve bağımsız yargı açısından Avrupa standartlarından daha da uzaklaşacağıdır."

'Yeni müzakere başlığı açılamaz'

AKP yönetimindeki Türk devletinin hukuk devleti alanındaki gerilemeler ve basın yayın özgürlüğüne saldırısına dikkat çeken Hahn, AB ile Türkiye arasında müzakerelerin fiili olarak başarısızlığa uğradığını söyledi. Hahn "Müzakereler halihazırda Türkiye'de hukuk devleti ve medya özgürlüğü alanlarındaki önemli gerilemeler yüzünden fiili olarak başarısız olma noktasına geldi. AB ülkelerinin büyük çoğunluğu müzakereleri resmi olarak dondurmak istemese de yeni bir müzakere başlığı açılamaz. Referandumdan sonra AB-Türkiye ilişkileri konusunda temel bir tartışmanın başlamasının zamanı geldi. Bu tartışmaya ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi de dahil" dedi. 

Nisan sonunu işaret etti

AB ülkeleri dışişleri bakanları 28 Nisan’da Malta’da toplanacak. Bu toplantıya atıfta bulunan AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn "Umarım AB dışişleri bakanlarının nisan sonunda yapacağı resmi olmayan  buluşmada ilk temel tartışmayı yapabiliriz. Elbette AB Komisyonu'nun ilgili üyesi olarak görüşmelere temel teşkil etmesi için kendi görüş ve tavrımı dile getireceğim. Anayasa değişikliği ve bunun uygulamaya geçirilmesi adaylık statüsü için gerekli kriterler ışığında değerlendirilmek zorunda" ifadesini kullandı.  

Hahn "Almanya'da genel seçimler, Fransa'da ise cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Bugüne dek diyalogdan yana olan hükümetlerin popülist cephedeki Türkiye karşıtlarından korkmaları sebebiyle acele biçimde yanlış kararlar alabileceği endişesini taşıyor musunuz" sorusuna şu yanıtı verdi: "Hayır. Bütün sorumluların durumun karmaşıklığının bilincinde olduğunu düşünüyorum. Burada sadece üyelik müzakereleri söz konusu değil. AB ile Türkiye arasındaki sıkı işbirliği güvenlik, terörle mücadele, Suriye, mülteci krizi, ekonomi, ticaret ve enerji gibi farklı alanlara uzanıyor. Bir cümle ile özetlemek gerekirse; Burada önemli olan jeopolitik önemli ilişkimizi nasıl yeniden, etkili biçimde düzenleyeceğimizdir."

Hanh, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın idam cezasını yeniden devreye koymasının da AB üyelik müzakerelerinin sonu anlamına geleceğini sözlerine ekledi. 

'Hayır’ı desteklemek büyük önem taşıyor' 

Hahn devamla şu ifadeleri kullandı: "AB dışişleri bakanları buluşmasındaki tartışmasından önce davranmak istemiyorum. Benim bakış açıma göre Türkiye ile sıkı işbirliği her durumda korunmalı, çünkü stratejik açıdan önemli bir komşu. Her iki taraf için de çünkü Türkiye'nin AB'ye, AB'nin Türkiye'ye olduğundan daha fazla ihtiyacı var. İlişkiler her iki tarafın çıkarları ve Türkiye'nin sahip olacağı gerçek olasılıklar dikkate alınarak daha realist bir biçimde tanımlanmak zorunda. Aynı zamanda düşünce özgürlüğüne yönelik baskıya rağmen verdikleri 'Hayır' oyu ile demokrasinin yaşamasına bağlılıklarını gösteren insanları desteklemeye devam etmek bizim için önem taşımak zorunda. Türkiye sadece Erdoğan demek değil."

Yardımlar konusu

AB'ye katılım öncesindeki yardımların doğal olarak sıkı koşullara bağlı olduğunu söyleyen Hahn, özellikle sivil topluma odaklı AB yardımlarının, Türkiye açısından bir sorun olduğunu vurguladı. 

Hahn, "Türkiye'nin bu yardımları alabilmesi de bir sorun. 2014-2020 arasındaki dönemde öngörülen 4 milyar 45 milyon Euro’nun 167 milyon 300 bin Eurosu ödendi. Bu nedenle de rakamları aşağıya çekerek uygun hale getirmek zorundayız. Bazı yerlere yapılması gereken ödemelerin üyelik müzakerelerine bağlı olduğunu hatırlatmak zorundayım. Üyelik müzakereleri üye ülkelerce resmi olarak askıya alınmadığı sürece prensipte üyelik öncesi yardımları talep etme hakkı vardır" dedi.   

Hahn, Türk yetkililerinin AGİT’in referandumda hileler konusundaki görüşlerinin dikkate alınmasını istedi. Hahn, "Seçimleri gözlemleyen heyetin raporunu çok ciddiye alıyoruz. Sadece seçimlerin gidişatına değil, basın, düşünce özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, muhalefete muamele, OHAL'in kendisi gibi etkenlerin tamamı nedeniyle gözlemci heyet adil seçimler için temelde koşulların olmadığını dile getirdi. Seçimlerde manipülasyon yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak ise Türk yetkililerden bu şüphelerin üzerine titizlik ve şeffaflıkla gitmesini talep ediyoruz" dedi. 


HABER MERKEZİ


835

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA