Mesele Hayır değil, Kürtler’in biatı!

İhsan KURT*

21 Nisan 2017 Cuma | Forum

Türk egemen sınıfı, bazı ulusalcı zıppırık ‘solcular’ ve özellikle de Kemalistler, referandumdaki başarısızlıklarını örtbas etmek için bir günah keçisi buldular: Kürtler! Kürtler’in kararsız ve muhafazakar oylarında dolayı Erdoğan kazanmışmış!

Ağustos 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başlayalım, balık hafızalara su vermeye. HDP ve bileşenlerinin adayı Selahattin Demirtaş yüzde 10’a yakın oy olarak sisteme karşı yasal siyasette de muhalefet yapılabileceğinin ilk ciddi sinyalini verdi. Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 13 oy ve 81 milletvekili ile bu durum somutlaştı. Paniğe kapılan AKP hükümeti, seçimleri iptal etti. AKP’nin korku ve kaos politikasını siyasetin her alanına yayması sonucu HDP’nin oyları yüzde 10’a, milletvekili sayısı 59’a düştü. Bununla da yetinmeyen devlet, akabinde başlattığı siyasi ve askeri operasyonlarla Sur, Cizre, Nusaybin, Silvan, başta olmak üzere Kürdistan şehirlerinde devlet terörü uyguladı. Sivil masum insanlar bodrumlarda diri diri yakıldı. Bununla da yetinmeyen devlet, Cumhurbaşkanlığı seçim kararıyla beraber başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere, 16 Nisan referandumunda kitleleri ‘Hayır’ oyu vermeye ikna edebilecek milletvekillerinin birçoğu tutuklandı. Belediyeler kayyumlandı, muhalif medya susturuldu. 

Fakat bu durumda bile Kürtlerin düşüncesi, duruşu hiç değişmesin istiyorlar. Aslında hiç düşünmesinler istiyorlar. Hatta seçmen kayıtları bile yokken ve sandıkları taşınmışken, asker, polis, gölgesinde en yüksek katılımla oy kullansın istiyorlar. Mesele Kürtler’in yüzde 65’tan fazla ‘Hayır’ kullanmaları, en büyük Kürdistan kentlerinde ‘Hayır’ çıkması da değil. Asıl mesele, AKP’nin Türk İslamcı ve CHP’nin kemalist milliyetçi zihniyetinin Kürtler’den beklediği biat. Kürtler’in sistemin belirlediği ve izin verdiği sınırlar içinde düşünmeleri ve eylem yapmaları. Gerisi ne AKP-MHP ne de CHP’yi ilgilediriyor..

Siyasal, sosyolojik ve kültürel olarak çok farklı olan, İstanbul (yüzde 51), Ankara (yüzde 51), İzmir (yüzde 68), Antalya’da (yüzde 58) alınan ‘Hayır’ sonuçları Diyarbakır (yüzde 68), Van (yüzde 58), Dersim (yüzde 80), Hakkari’de (yüzde 68) alınan ‘Hayır’ sonuçlarından daha değerli değil. Buna rağmen Kürdistan, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya, Aydın, İzmir, Ankara yaşayan milyonlarca akrabalarıyla birlikte ‘Hayır’ dedi. Türkiye’ye, diktatörlüğe ve karanlığa karşı direnme yolunu gösterdi. Fakat kimse yüzbinlerce Kürdistanlı seçmenin oy bile kullanabilecek bir sandık bile bulamamasını sorun yapmadı.

OHAL’in, özel savaşın en kirlisinin yaşandığı, sokağa çıkma yasaklarının halen yürürlükte olduğu Kürt bölgelerinde yaşayan seçmenle empati kurmadı. Oysaki Batı’daki büyük kentlerde de AKP-MHP ortaklığı Kürtler sayesinde yenilgiye uğradı. Buna rağmen sandıktan yüzde 51 çıkıyorsa asıl sorumlu CHP. Ülkenin sözde ana muhalefet partisi yenilgisini örtbas etmek için bahaneler arıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve milliyetçi ekibi, devletin bekaası adın başından beri Erdoğan’ın stratejik diktatörlük planlarına göz yumdular. AKP-MHP ile ittifakına sessiz kalarak Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı seçtirdi. 6 Haziran seçimlerinin iptalini onaylayarak, 1 Kasım 2015 seçimlerine giden yolu açtı. Anayasaya aykırı olmasına rağmen dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay verip HDP milletvekillerini tutuklattı. Kürtler’in yerel yönetim deneyimi olan belediyelere kayyum atanmasına sessiz kaldı. ‘Yenikapı ruhu’ dediği milliyetçi şuurla Erdoğan ile beraber ‘darbe karşıtı’ miting yaptı. Ve bütün bunların yanında tıpkı Erdoğan’nın ‘ellerini sıkmam’ demesi gibi HDP’yi yok sayarak görüşmedi. 

Kısacası, Kürt fobisi üzerine kampanya yürüten bu sömürgeci ve ırkçı anlayışın Kürtler’den beklediği biat etmektir. Ekonomide ucuz iş gücü olan metropollere sığınmış, bütün baskılara rağmen köyünü, kentini terk etmeyen Kürtler’in, siyasette de ırkçı Türk devlet sisteminin ucuz koruyucu neferi olmasını istiyorlar. Siyasi, ekonomik krizlerden Türkiye’yi Kürtler’in kurtarması bekleniyor. Kürtler sonuçları önceden belli bu referandumculuk oyununda pekala ‘Boykot’da diyebilirlerdi. Fakat daha sağduyulu davranarak ve Türkiye halklarıyla dayanışmak için, kendi demokratik değerlerini ve birarada eşit, özgürce yaşamaya bir şans tanımak için diktatörlüğe, gericiliğe karşı oy kullandılar ve referandumu kazandılar. Kaybeden ise CHP-AK-MHP oldu. Hatırlatalım, Kürt dinamiği ve yarattığı siyasi kültür Türkiye ve bölge için bir şanstır. Sorun Kemalistler’in milliyetçi ve militarist dogmatizm çıkmazı.

* Serbest gazeteci


990

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA