Reqa’daki son kaçınılmaz

Fırat’ın Gazabı Hamlesi Eylem Odası Sözcüsü Cihan Şêx Ehmed, 4. aşamanın tamamlamasıyla birlikte Reqa çevresinde DAİŞ’in elinde yer kalmayacağın belirterek, artık DAİŞ’in can cekişme döneminin olduğunu söyledi.

19 Nisan 2017 Çarşamba | Haber

YPG’nin öncülüğündeki QSD’nin, ABD’nin liderlik yaptığı Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle yaklaşık 5 ay önce startını verdiği Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin 4. aşaması devam ediyor. 4. aşama Raqa’nın kuzeyindeki Cellab Vadisi’ni kapsıyor. Bu vadide 2 nahiye ile 20 köy var. QSD savaşçıları, şimdi üç cephede birden savaşıyor. Fırat’ın Gazabı Hamlesi Eylem Odası Sözcüsü Cihan Şêx Ehmed, şimdiye kadar bütün aşamaların; hedef, kapsam ve süre bağlamında planlandığı gibi tamamlandığını belirterek, ömrünü uzatmak için çırpınan, her türlü yönteme başvuran DAİŞ’in kaçınılmaz sondan kurtulamayacağını söyledi.

Sözcü Cihan Şêx Ehmed, ANF’den Seyit Evran’ın sorularını yanıtladı. Dün ANF’de yayınlanan söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Reqa tamamen izole ediliyor

Reqa bölgesini özgürleştirmeyi esas alan Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin üzerinden yaklaşık 5 ay geçti. Ara hazırlık dönemleri de oldu. Takdir edersiniz ki; hamle çok geniş bir arazide yürütülüyor. Dêrazor’a bağlı bazı bölgeler de kapsamına alındı. Çok sayıda yerleşim birimi kurtarıldı, stratejik hatlar kesildi. Tebqa’nın kuşatılıp kurtarılması da öyle. Güçlerimiz, önceki akşam itibariyle Tebqa’nın iki mahallesinde denetimi sağladı. Bu alan, bölge, köy, kasaba ve araziyi kurtarma çabamız, Suriye topraklarının tamamını DAİŞ’ten temizleme hedefimizin parçasıdır. Doğu, Batı, Kuzey ve kentin kuzeyine düşen bölgelerde binlerce kilometrekarelik alan özgürleştirmişiz. Zaten bu alanlar temizlenmeden de Reqa özgürleştirilemez. Reqa için nihai hedef, çok çok uzun bir zamana yayılmayacak.

İki şeye dikkat ediyoruz:

* Sivillerin korunması ve güvenliği.

* En az kayıpla hedefe ulaşmak.

Tüm aşamalar belirlendiği gibi

Her aşamada arazinin durumu, DAİŞ’in pozisyon, güç ve konumuna göre hedef alanı; elbette bunun için bir süre belirliyoruz. Şunu açıklıkla ifade edebilirim ki; şimdiye kadar tüm aşamalarda belirlediğimiz zaman diliminde önümüze koyduğumuz hedefe ulaştık. Hatta birinci aşamada, zamanından daha önce de hedefimizi gerçekleştirdik.

DAİŞ 4 taraftan kuşatıldı

DAİŞ’in tüm stratejik ikmal yollarını kestik:

* Dêrazor yolunun kesilmesiyle Irak bağlantısını kopardık. Raqa’nın doğusunun tamamını denetime aldık.

* Tebqa’nın kuşatılması ve özgürleştirme hamlesiyle Tebqa-Reqa ve Reqa-Şam yolunu denetleyince tüm ikmal yolları kesilmiş oldu.

Artık güç, cephane, lojistik ikmal takviyesinden mahrum. Raqa’nın içinde dört taraftan kuşatılmış durumda. Aslında başlarken üç taraftan kuşatmayı planlamıştık. Tebqa’yı özgürleştirme operasyonunda Safsafa köyünün özgürleştirilmesiyle dört taraftan da kuşatma durumu başladı.

Şehir savaşının arifesi

Hamlenin 4. aşaması, Kuzey Reqa alanında DAİŞ’in elinde kalan son köylerin alınmasına yöneliktir. Bu aşama, aynı zamanda şehir merkezinde yürütülecek savaşın arifesi olarak da görülebilir. Çünkü bu aşamadan sonra artık Reqa çevresinde DAİŞ’in elinde yer kalmıyor.

Bu aşamanın diğer önemli bir noktası ise şu an güçlerimizin üç cephede birden DAİŞ’e karşı mücadele verme gerçeğidir. Dêrazor, Tebqa ve Raqa’nın kuzeyinde olan Cellab Vadisi.

Bu aşamayla dışarıda kalan son DAİŞ elemanları ya imha olacaklar ya da geri çekilerek şehir merkezine gidecekler. Dolayısıyla DAİŞ’in can çekişme aşamasıdır. 


Yaşam umudunu diriltiyoruz

Hamle başladığında kadınların intikamı vurgusu yapmıştık. Başta Êzîdî kadın ve çocuklar ile Suriyeli kadınlar ve dünya kadınlarının intikamını almak amacıyla başlattık. Çünkü DAİŞ nereye saldırmışsa oradaki tüm kadınlara savaş ganimeti olarak el koydu. Şengal’de esir aldığı Êzîdî kadınları Reqa’ya getirip pazarlarda satışa çıkardı. Esir aldığı kadınlara her türlü vahşeti uyguladı. Bu da 21. Yüzyılın büyük bir ayıbıdır. Biz bu ayıbı temizlemek istedik. O yüzden Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin aynı zamanda bir kadın intikamı hamlesi olduğunu daha önce de söylemiştik. DAİŞ, kadınlar üzerinde çok bilinçli ve sistematik olarak kültürel, toplumsal, ahlaki ve ideolojik saldırı yürütüyor. Bu tecavüz ve köleleştirme kültürüyle hiçleştirmedir. Fırat’ın Gazabı Hamlesi, aynı zamanda DAİŞ‘e bir ideolojik darbe vurma hamlesidir.

Şu ana kadar bu hamlede 137 Êzîdî kadını ve çocuğu DAİŞ’in elinden kurtarıldı. Bu kadınların hepsini güvenlikli bölgelere aldık. Birçoğunu aileleri ile buluşturduk. Bunların dışında binlerce Arap, Türkmen başta olmak üzere diğer halklardan kadın, çocuk, yaşlı insanlar ile aileleri özgürleştirildi.

Suriye’nin diğer bölgelerinden de çok sayıda kadın ve çocuk özgürleştirmişiz. Kurtardığımız kadınlar arasında diğer ülkelerden kadınlar da var. Özgürleştirdiğimiz insanlar arasında DAİŞ’in korkunç uygulamalarıyla karşı karşıya kalan, trajik hikayelerin sahibi aile ve insanlar var. 

Hala DAİŞ’in elinde özgürleşmeyi bekleyen yüzlerce, binlerce kadın var. Onları özgürleştirmek bizim görevimizdir.

DAİŞ, bu insanlarda yaşam umudu, özgür insan olma inancı bırakmamıştı. Şimdi bu insanlar yeniden yaşama döndürülüyor.


Aynı zamanda insani hamledir

Fırat’ın Gazabı Hamlesi salt bir askeri operasyon değildir. Onunla birlikte bir toplumsal, kültürel, sosyal ve insani hamledir. Şu ana kadar siyasi ve ahlaki açıdan büyük kazanımları oldu. Özgürleştirdiğimiz insanların hepsini güvenlikli bölgelere aldık. Evleri ve yurtlarından olanları kurduğumuz kamplara yerleştirdik. Şehir, köy, kasabaları özgürleşene kadar bu kamplarda kalıyorlar. Köyleri, şehirleri, kasabaları özgürleşip DAİŞ tehlikesi kalmayanlar evlerine, topraklarına dönüyorlar.


Kazanın soruşturması sürüyor

Uluslararası Koalisyon’a bağlı savaş uçaklarının Tebqa’da neden olduğu kazayla Genel Komutanlığımızın bir açıklaması oldu. Ancak şunu belirteyim ki; savaşlarda bu tür kazalar olur. Kaza ve kayıp riskini ortadan kaldırmayı, minimize etmeyi esas alarak operasyonu yürütüyoruz. Bütün dikkat ve özene rağmen istenmeyen böyle acı veren kazalar da yaşanıyor. Genel Komutanlığımızın açıkladığı gibi soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın sürdüğü bir konu hakkında detaylara giremem. Biz her konuda şeffafız. Soruşturmanın sonuçlarını da kamuoyuna açıklayacağız.


Türkiye kirli planlara kalkışmasın

Türkiye baştan beri Reqa operasyonunda yer alıp Suriye topraklarını işgal girişimini genişletme ve işgal ettiği alanlarda da kendisini kalıcılaştırmak istiyordu. Uluslararası güçler Suriye’nin çocuklarından oluşan QSD’yi tercih etti.

Türkiye komşu bir ülkedir. Şimdiye kadar komşuluk ilişki ve hukukuna uygun davrandık. Uluslararası normları dikkate alıp komşuluğun gerektirdiği saygıyı esirgemedik. Ancak buna karşın Türkiye, Suriye topraklarına girerek, askeri noktalarımıza ve sivil halka yönelik saldırılarda bulunarak bizi tahrik etti, savaşa zorladı. Biz hep bundan sakındık. Türkiye’ye hiçbir zararımız olmadı. Türkiye’nin de bu hukuka bağlı kalarak sınırlarımızı aşmamasını, kirli planlara tevessül etmemesini bekledik, bekliyoruz.

Bizim temel hedefimiz barbar ve vahşi terör örgütü DAİŞ ile mücadeledir. DAİŞ sadece bizim değil, hepimizin; insanlığın düşmanıdır, bizim savaşımımız onunladır.

Türkiye, DAİŞ ile savaşmak istiyorsa güçlerimize engel olmaması gerekir. Bizim alanlarımızda şu an DAİŞ yok. Bizim alanlarımız dışında gitsin DAİŞ’e karşı mücadele etsin. Zaten kendisi Uluslararası Koalisyon’un bir parçası olduğunu söylüyor. Koalisyon’a uysun. Girê Spî veya Minbic’te DAİŞ mi var? Büyük bedeller vererek özgürleştirdiğimiz, DAİŞ’i oradan çıkardığımız alanlara dair planlar yapmasının DAİŞ’le mücadeleyle ne ilgisi var? Buralar bizim topraklarımızdır, Suriye’nin topraklarıdır ve güçlerimizin güvenliği altındadır.

Tekrar ediyorum; biz komşuluk ilişki ve hukukuna bağlıyız. Türkiye’den de bunu bekliyoruz.


HABER MERKEZİ



880

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA