Gurbetelli’nin günlüğü, taşın sonsuzluğuna emanet

‘Yüreğimi dağlara nakşettim’ demişti Gurbetelli Ersöz, günlüğünde. Yasaklandı sözleri, ama halkına ulaşmıştı bir kere. Banu Cennetoğlu, Gurbetelli’nin yasaklı güncesini taşların sonsuzluğuna emanet etti. ‘Tek kitaplık kütüphane’ dünyanın en büyük çağdaş sanat sergisi Documenta’da.

19 Nisan 2017 Çarşamba | Kültür-Sanat

OSMAN OĞUZ / HABER MERKEZİ

Dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliği olan Documenta’nın Atina ayağında Gurbetelli Ersöz’ün taşa işlenmiş günlükleri sergileniyor. Sanatçı Banu Cennetoğlu bu işe Ersöz’ün “Yüreğimi dağlara nakşettim” sözlerinden ilhamla girişmiş.

100 gün boyunca

Güney Kürdistan’da, 8 Ekim 1997’de girdiği bir çatışmada, henüz 32 yaşındayken yaşama veda eden gazeteci ve gerilla Gurbetelli Ersöz’ün günlüğü, sanatçı Banu Cennetoğlu’nun emeğiyle, ‘ölümsüzlüğün simgesi’ taşlarla buluştu. Bu yıl 14’üncüsü düzenlenen ve 5 yılda bir yapılan dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliği ‘Documenta’nın Atina ayağında sergilenen eser, kireç taşlarına litografi tekniğiyle günlüğün aktarılmasıyla üretilmiş. Eser, 8 Nisan-16 Temmuz tarihleri arasında, 100 gün boyunca kamuya açık Gennadius Kütüphanesi’nin bahçesinde sergileniyor.

Tek kitaplık kütüphane

Bu ‘kütüphane’ 145 taştan oluşuyor. Gurbetelli Ersöz’ün günlüğüne işlediği 107 gün (tastamam 82 bin 661 kelime) Yunanca’ya çevrilmiş ve litografi tekniğiyle basılmak üzere farklı boyutlardaki kireç taşlarına aktarılmış. Cennetoğlu işini, “145 parçalık, tek kitaplık bir kütüphane. 9 metre boyunda, 2 ton ağırlığında. Soğuk.” sözleriyle tanımlıyor.

Documenta nedir?

Cennetoğlu’na işini ve katıldığı büyük etkinliği sorduk. “Documenta eğrisi ve doğrusu ile büyük bir sergi mekanizması” diyen Cennetoğlu, devam ediyor: “İlk olarak 1955’te eğitmen Arnold Bode tarafından ‘Almanlar için ders’ olarak düşünülmüş ve planlanmış. Documenta 1’de ağırlıklı olarak Nazi Almanyası’nda ‘yozlaşmış’ ilan edilen sanat akımlarının eserleri sergilenmiş. Beş yılda bir yeni bir sanat yönetmeni ve ekibi tarafından düzenleniyor. Çok katmanlı, araştırmaya dayalı bir süreci var. Görünürlüğü de yüksek olduğundan bazı konuların tartışılması için hem destek hem de haliyle köstek olma özelliğini taşıyabiliyor.”

‘Durmak zorunda hissettim’

Gurbetelli Ersöz’ün günlüğünü taşlara aktarmasını ise Cennetoğlu, şu cümlelerle anlatıyor: “Kısa ve kabaca, bilginin aktarım ya da aktarıl(a)mama politikalarına bakmaya çalışıyorum. Görsel sanatlar alanında üretiyor olduğumdan bu mecranın çatısını, dilini, imkânlarını kullanıyorum. ‘Gurbet’in Günlüğü’ ile kadın gerilla günlükleri üzerine daha geniş bir okuma yaparken karşılaştım. Durmak zorunda hissettim. O sırada da Documenta süreci başladı.”

Otorite, ortadan kaldırmak istedi

Gurbetelli Ersöz’ün günlüğü, ilk olarak Mezopotamya Yayınevi tarafından 1998’de Avrupa’da yayımlanıyor ve Almanya’da yayımlanan tüm kitaplar gibi ulusal kütüphanenin bir parçası haline geliyor. Cennetoğlu ise günlüğün 2014 baskısını okumuş; okuduğu baskı, 2016’nın Haziran ayında Aram Yayınevi’nin diğer onlarca kitabıyla birlikte toplatılmış. Yani Gurbetelli Ersöz’ün günlüğü, otorite tarafından karanlığa gömülmek, ortadan kaldırılmak istenmiş.

‘Taşlar araç, aracı’

Cennetoğlu, şöyle söylüyor: “Yazılmaması, aktarılmaması için onlarca yıldır uğraşılan bir tarihe günlükler üzerinden yaklaşılabilir mi? Günlük, buradaki haliyle bireysel ve kolektifin kesiştiği çok katmanlı kamusal bir alan; yazarının henüz yazarken okunmasını arzuladığını bir şekilde bildiğimiz... ‘Yüreğimi dağlara nakşettim’ demiş Gurbet. Taşlar aynı zamanda araç, aracı. Kağıda geçmeden önce birçok kere durdurulan, durmak zorunda bırakılan ama durmayan bir tarihe aracılık ediyorlar.”


Gurbetelli Ersöz kimdir ?


Gurbetelli Ersöz, 1965 yılında Elazığ’ın Palu ilçesinde doğdu. Çukurova Üniversitesi Kimya Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışırken 1989 yılında tutuklandı, 1993’te cezaevinden çıktı. Özgür Gündem gazetesinin genel yayın yönetmeni oldu; aynı yıl yeniden tutuklandı, 1994’te serbest bırakıldı. Gazeteciliğinde peşinden gittiği hakikat, yönünü dağlara çevirdi. Ersöz, 1995’te gerillaya katıldı; 8 Ekim 1997’de bir Güney Kürdistan’daki bir çatışmada yaşamını yitirdi.

Ersöz ardında yoldaşları üzerinde bıraktığı derin etkinin yanı sıra gerillada olduğu günlerde tuttuğu günlüğü bıraktı. Günlük, Mezopotamya ve Aram Yayınları tarafından yayımlandı.



Banu Cennetoğlu kimdir?


Sanatçı Banu Cennetoğlu, 1970 yılında Ankara’da doğdu. Fotoğraf, basılı medya ve enstalasyon çalışan sanatçı, lisansını ise Psikoloji’de yaptı. Bir dönem Paris’te çalışan Cennetoğlu, 1996-2000 yılları arasında New York’ta fotoğrafçılık yaptı; 2002’de Amsterdam’da Rijksakademie sanatçı programına kabul edildi. 2006’da İstanbul’a dönen Cennetoğlu, sanatçı kitapları üzerine çalışan BAS İnisiyatifi’ni kurdu. Dünyanın en önemli sanat olaylarından biri olan Uluslararası Venedik Bienali’nin 2009’da düzenlenen 53’üncüsünde Ahmet Öğüt’le birlikte Türkiye Pavyonu’nda yer alan Cennetoğlu’nun son işi, Documenta için Gurbetelli Ersöz’ün günlüğünün taşlara litografi tekniğiyle ‘nakşedilmesi’ oldu.


1169

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA