Türkçe dersi değil, ‘tek dil, tek millet’ dersi!

Türk konsolosluklarının hazırladığı derslerin müfredatı Ankara'dan geliyor ve içeriği entegrasyona aykırı; Türk milliyetçisi, tek din ve tek düşünce isteyen bir formda. ‘Atatürk yoktu, düşman çoktu' gibi şarkılar söyletiliyor. Tüm bunları iyi bulan da vardır, komik bulan da; ama doğru değil. Biz de bu zihniyete karşı çıkıyoruz.

15 Nisan 2017 Cumartesi | Dizi

DÎLAN KARACADAĞ / HABER MERKEZİ


Almanya’da yaklaşık 40 yıldır devlet okullarında Türkçe dersi veriliyor. Türkiye’nin Almanya’daki başkonsolosluklarına bağlı çalışan öğretmenler, Alman okullarında binlerce Türkiyeli öğrenciye Türkçe dersi veriyor. Eğitim müfredatı Ankara tarafından belirleniyor, öğretmenler de Türk Milli Eğitim Bakanlığı tarafından finanse ediliyor. 

Almanya’nın Nordrhein-Westfalen (NRW) Eyaleti Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW) Başkan Yardımcısı Sebastian Krebs, Almanya’da verilen Türkçe ders müfredatının milliyetçi ve dini olduğuna dikkat çekerek, bu eğitimlerin konsolosluk yetkisinde olmasını eleştirdi. NRW eyaletini örnek gösteren Krebs, anadili eğitiminin Almanya’da eğitim görmüş öğretmenler tarafından verildiği bilgisini vererek, “Türkçe eğitimlerde kullanılan müfredatı Federal Almanya Eğitim Bakanlığı belirlesin, konsolosluk yetkisiz olsun” dedi. 

NRW’de Türkçe, İtalyanca, Rusça gibi çok sayıda anadilinde eğitim verildiğini kaydeden Krebs, “Anadili eğitimi Almancayı öğrenmek için önemlidir fakat bunun Türk konsoloslukları tarafından hazırlanması gerekmez” dedi. 


Devlet kontrolünden geçmeli

Almanya’nın bazı eyaletlerinde hem konsolosluklar tarafından hem de anadili eğitimi kapsamında Alman devleti tarafından Türkçe dersi verildiğini kaydeden Krebs, “Bazı eyaletlerde okullar konsoloslukların Türkçe eğitimlerini reddediyor. Bu durumda konsolosluklar okul dışında eğitimler veriyor. Bunlar da ‘özel ders’ kapsamına girdiği için sendikanın bilgisi dışında oluyor” diye kaydetti. 


Kim bu öğretmenler?

Krebs, Türkiye’den getirilen ve konsoloslukların yetkisinde Türkçe dersi veren eğitimciler hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını da vurguladı. 

Türkçe derslerde NRW eyaletinde olduğu gibi konsolosluk yetkisinin kaldırılmasını talep ettiklerinin altını çizen Krebs, “Bunun kimi sorunlara yol açacağının farkındayız. Yeterince öğretmen yok, söz konusu dersler için. Fakat buna rağmen bunun en doğru yol olduğunu savunuyoruz. Böylece müfredatlar devlet kontrolünden geçirilecek” açıklamasında bulundu. 


Denetimi zorlaşıyor

“Bu talebiniz nasıl gerçekleşir” sorumuza ise Krebs, şu cevabı verdi: “Eğer bu dersler okullarda veriliyorsa bunun konsolosluklar tarafından yönetilmesine karşı çıkılabilir. Çok sayıda okul bu eğitimi reddettiği için farklı yerlerde ders veriliyor. Fakat tam da sıkıntı bu: Farklı yerlerde, örneğin konsolosluklarda verilen dersler, özel ders olarak görülüyor. Buna da karışabilmek neredeyse imkansız.”


Müfredat kaygı verici

Baden-Württemberg, Hessen, Bayern ve Schleswig-Holstein eyaletlerinde verilen konsolosluk sorumluluğundaki Türkçe derslerinin devlet kontrolünden çıktığını söyleyen Krebs, “Ocak ayı başında elimize geçen müfredat, bizleri kaygılandırdı” dedi ve nedenlerini açıkladı: “Türk konsolosluklarının hazırladığı müfredatın nereden geldiği, kim tarafından hazırlandığı belli değildi. Daha sonra içeriğini incelediğimizde ulusal, hatta milliyetçi perspektif olduğuna kanaat getirdik. Örneğin ulusal marş (İstiklal Marşı) derslerde okuluyor; yine ‘Atatürk yoktu, düşman çoktu’ gibi şarkılar söyletiliyor. Tüm bunları iyi bulan da vardır, komik bulan da; ama doğru değil.”


Milliyetçi, dinci, tekçi!

Bayramların ve dinin Türkçe dersleriyle birlikte öğretilmesini de eleştiren Krebs, devam etti: “Bu derslerde sadece Türk ve İslami bayramlar öğretiliyor. Ayrıca İslam dini dersinin de anadil eğitimiyle birleştirilmesi, bu derslerin entegrasyona aykırı olmasının gerekçelerinden biridir. Bir çocuk Türkçe dili eğitimiyle aynı anda İslam dini eğitimi alsın ki? Türkçe dilinde eğitim almak isteyen herkes Müslüman mı? Kısacası, verilen derslerin müfredatı Ankara’dan geliyor ve içeriği entegrasyona aykırı; Türk milliyetçisi, tek din ve tek düşünce isteyen bir formda. Biz de bu zihniyete karşı çıkıyoruz.”


Tarih dersi istediklerine göre

Müfredatın içeriğinin nasıl olması gerektiğine yönelik değerlendirmelerde de bulunan Krebs, “Öncelikle böyle bir dersin amacının ne olduğuna bakılmalı. Eğitimin amacı, anadili öğretmek olacaktı. Çünkü filologlar, anadili eğitiminin başka bir dilin öğrenilmesinde kolaylık sağlayacağı kanaatinde. Fakat aynı zamanda müfredat, entegrasyona da destek olmalı. Tarih öğretilecekse, bir çoğunun nesil olarak ait olduğu ‘misafir işçiler’ (Gastarbeiter) tarihi anlatılabilir mesela veya Türkiye’den neden göç ettiği... Yani kendi tarihleri olması gerekir; Türkiye tarihi veya güncel siyaset değil” diye konuştu. 

Tarih derslerinde de bazı manipülasyonların yapıldığına da dikkat çeken Krebs, Ermeni Soykırımı gibi vukuatların müfredatta Türk devletinin talimatı üzerine yer alamadığını söyledi. Krebs, “Başka şeyler düşünüyor olabilirler ama tarihsel gerçeklerin derste ele alınmasını engellemek doğru değil” dedi.


Muhbirliğe teşvik ediyorlar

Konsoloslukların ebeveynleri ve öğrencileri muhaliflere karşı muhbirleştirme girişimleri olduğunu da dikkat çeken Krebs, “Bunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine dair net bir bilgim yok ama devlet güvenlik birimleri tarafından araştırıldı. Sonuç olarak yayınlanan bir raporda, ‘muhbirliğe teşvik’ olduğu bildirildi; bu teşvikin, daha doğrusu muhbirleştirme girişiminin cezasız olduğuna da dikkat çekilmişti. Yani muhbirleştirebilmiş olsalar cezası olurmuş ama ‘deneme’ olduğu için cezasız kalmış” bilgisini verdi. 


Devlet sorumluluğunda olmalı

GEW Baden-Württemberg Eyaleti Başkanı Doro Moritz de “Anadili ve İslam dini eğitimi Alman devleti sorumluluğunda olmalı” dedi. Derslerdeki ‘muhbirliğe teşvik’ iddialarına ilişkin ise Moritz, “Bu kabul edilemez bir durum. Bizim eyalette henüz böyle bir duyum almadık” diye konuştu.

Moritz, Türkiyeliler arasındaki mevcut kutuplaşmanın okullara yansımasına ilişkin ise şunları kaydetti: “Genelde çocuklar arasında yaşanan tartışmalar çabuk çözülür. Her ne kadar tanık olmadıysak, Kürt ve Türk çocukların siyasi çatışmaları ise bu durumu aşacaktır. Onlar arasındaki sorunları çözmek, hiçbir zaman kolay olmayacaktır. Çünkü okul, toplumun aynasıdır.”


Öğretmenler Türkiye’den gelmemeli


Almanya’nın Hessen eyaletindeki Türk Öğretmenler Derneği Başkanı Zeynel Fırat, Darmstadt kentinde Türkçe ders veriyor. Konsolosluklar tarafından verilen dersleri eleştiren Fırat, “Türk Konsolosluklarının gönderdiği öğretmenler Alman eğitim sistemine hakim değil; ayrıca Almancaları da eksik. Doğru olan, eğitimin Almanya’da okumuş Türkiyeli öğretmenler tarafından verilmesidir” dedi. 


Kültür Bakanlığı finanse ediyor

Zeynel Fırat, Türk konsoloslukların ‘emrinde’ olmayan Türkçe öğretmenlerinden biri… Fırat, Hessen Türk Öğretmenler Derneği üyelerinin Hessen Kültür Bakanlığı tarafından görevlendirildiğini söyleyerek aynı bakanlık tarafından finanse de edildikleri bilgisini verdi. 


Alman Eğitim Bakanlığı onayında

Eğitim müfredatlarını kendilerinin hazırladığını ve Hessen eyaletinin yetkili mercilerine sunduklarını kaydeden Zeynel Fırat, Türk konsolosluklarına bağlı çalışan öğretmenlerin kullandığı ırkçı ve dinci unsurlar içeren müfredatın ise “tıpkı öğretmenlerin kendileri gibi” Türk devletine bağımlı olduğunu belirtti.


Geri gönderilenler var

Almanya Eğitim Bakanlığı’nın istediğinde öğretmenleri ihraç edebilme yetkisinin olduğunu belirten Fırat, “Daha önce öğrencilere namaz kıldıran bir öğretmen vardı; yine diğer Alman öğretmenlere elini vermeyen bir başka öğretmen daha. Konsolosluğa şikayet ettiler ve bu öğretmenler geri gönderildi” diye konuştu.


Kendilerinin çocuklara Türkiye ve Almanya’da kutlanan bütün bayramları öğrettiklerini kaydeden Fırat, “Kurtuluş Savaşı’nı da, Noel’i de, 23 Nisan’ı da, Paskalya’yı da; hatta Karneval’ı da… Her iki ülkenin milli ve dini bayramlarının yanı sıra Dünya Kadınlar Günü, Anneler Günü gibi önemli günler de öğretiliyor. Tabii daha çok Türkçe dili öğretilir; dil bilgisi, edebiyat, dilekçe yazma gibi eğitimler verilir” dedi.


‘Atatürk merkezli’ değil

5. sınıftan itibaren dil bilgisine ağırlık verildiğini söyleyen Zeynel Fırat, verilen Türkçe dersinde ağırlıklı olarak Türkçe okuma, yazma, okuduğunu anlama ve gramer öğretildiğini söyledi.

Konsolosluklar tarafından hazırlanan müfredattaki gibi ‘Atatürk merkezli’ eğitim vermediklerini kaydeden Fırat, “Bakanlık tarafından kabul edilmiş kitapların çoğu kullanılır. Tek kitaba bağlı kalınmaz. Fakat derslerin içeriği daha çok öğretmenlere bağlı” dedi. 

Kendilerinin diğer derslerin öğretmenleri gibi toplantılara, okul gezilerine katılma, proje haftalarına dahil olma gibi haklara sahip olduğunu kaydeden Fırat, konsolosluklara bağlı çalışan öğretmenlerin bu haklara sahip olmadığını, onların Alman eğitim kurumlarıyla böyle bir bağları bulunmadığını belirtti.


Çok kültürlülüğü öğretiyoruz

Derslerde Türkiye’nin çok kültürlü bir toplum olduğunu anlattıklarını söyleyen Fırat, “Bugüne kadar ben ve diğer demokrat arkadaşlar, verdiğimiz derslerde çocuklara Türk bayrağı çizdirmedik” dedi ve derslerde uyum sağlamanın önemine değindikleri gibi ırkçılıktan uzak, barışı, kardeşliği içeren konuları işlediklerini kaydetti.


Kürtçe de olsun

“Dili olmayan bir toplumun kültürü de olmaz” diyen Fırat, Kürtçe eğitimin de verilmesini talep ettiklerini fakat eğitimci yetersizliğinden dolayı bunun gerçekleşmediğini kaydetti.


Konsolosluk yetkisi kaldırılsın

Kendisi gibi çok sayıda Türkçe öğretmeninin Alman Eğitim ve Bilim Sendikası’na (GEW) bağlı olduğunu kaydeden Fırat, “Biz Türkçe derslerini veren öğretmenlerin konsolosluklara bağlı olmamasını isteyerek GEW’e katılıyoruz” dedi ve nedenini açıkladı: “Türk konsolosluklarına bağlı öğretmenler Türkiye’den geliyor ve buranın eğitim sistemini bilmiyor, Almanca’ya da hakim değiller. Ayrıca bu öğretmenler birçok okulda diğer öğretmenler tarafından dışlanıyor; öğretmenler odasına bile alınmadıkları oluyor. Bu doğru değil. Bence bu eğitimi veren öğretmenler, Almanya’da okumuş Türkiyeli öğretmenler olmalı.”


Cemaatler el atar

Alman Bakanlığı’nın Türkçe derslerine sahip çıkması gerektiğine vurgu yapan Fırat, son olarak şunları söyledi: “Almanlar da Türkçe dersleri konusunda hata yapıyor. Örneğin Hamburg’da söz konusu eğitimi verenleri yetiştirecek bölümü kapattılar. Zaten Hessen’de Türkçe derslerine konsolosluk yetkisini veren Kültür Bakanlığı’dır. Daha önce 276 öğretmen tarafından verilen bu dersler, şimdi 60 öğretmen tarafından veriliyor. Alman Eğitim Bakanlığı bu derslere sahip çıkmazsa, dersler kısa süre içinde biter. Konsolosluklar da yeteri kadar öğretmen atayamazsa cemaatler bu işe el atar.” 


‘Kürt bayrağı’ diye bir şey yokmuş!

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin Karlsruhe kentinde çocuğunu Türkçe dersine gönderen Mahire Dalkaya ve Songül Akdağ, çocuklarının Kürt kimliğinden ötürü baskı gördüğünü söyledi. İki anne de çocuklarının “Kürt bayrağı diye bir şey yok” diye azarlandığını anlattı. 

Oğlu Munzur’u Türkçe öğrenmesi için okuldaki derse gönderdiğini söyleyen Mahire Dalkaya, “Aldığı eğitimi gördükten sonra dersten almaya karar verdim” dedi. Dalkaya şöyle konuştu: “Çocuğum ileride kitap, gazete okursa zorlanmasın diye Türkçe öğrenmesi için derse göndermiştim. İkinci sınıfta aldığı eğitimde dikkatimi çeken bir şey olmadı ama oğlum yaklaşık bir yıl sonra bir gün bana yaşadıklarını anlattı: Derste öğretmeni Türk bayrağı çizmelerini istemiş. Oğlum Munzur da, ‘Ben Kürdüm, Kürt bayrağı çizebilir miyim’ diye sormuş. Öğretmen kızmış ve Kürdistan bayrağının olmadığını savunmuş. Bunun üzerine yeni dönemde oğlumu dersten almayı düşünmeye başladım.”

Yaşadığı bu olay üzerine müfredatta olanları daha dikkatli takip etmeye başlayan Dalkaya, “Oğlum Türkçe dersi konusunda hassasiyetimi bildiği için öğretilen her şeyi anlatmaya başladı. Ona anlayacağı bir dilde de Kürtlere yapılan haksızlığı anlattım. Oğlumun böyle eğitim alacağını bilseydim göndermezdim” açıklamasında bulundu. 


‘Kürt bayrağı yoktur’

Songül Akdağ ise çocuğunu aynı şekilde Türkçe’yi ve Türkiye’yi tanısın diye derslere gönderdiğini kaydederek şunları söyledi: “Çocuğum daha 9 yaşında. Derste Atatürk’ü ele almışlardı. Daha sonra da Türk bayrağını çizdirmişler. Oğlum bunun üzerine ‘Ben Kürt bayrağı çizebilir miyim’ deyince öğretmen, Kürt bayrağının olmadığını savunmuş ve yapmasına izin vermemiş. O gün bugündür oğlum Türkçe dersine girmek istemiyor ve kendisini dersten almamı istedi; soğudu dersten. Ben de kararında onu haklı buldum ve aldım.”


Ne olmuştu?

Almanya’da Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen 503 Türkçe öğretmeni bulunuyor. Bu öğretmenler, Türk konsolosluklarının denetiminde ve Türkiye’de hazırlanan müfredatlar doğrultusunda Almanya’daki Türkiye kökenli çocuklara Türkçe dersi veriyor. Dersler, birçok eyalette ‘anadili eğitimi’ kapsamında değerlendiriliyor ve Alman bürokrasisinden de destek görüyor.

Bu dersler, son günlerde birkaç açıdan tartışma konu oldu. Önce, derslerin öğretmenleri üzerinden Türk devletinin muhbir ağının genişletildiği belirtildi. Bu iddiaya göre Türkçe öğretmenleri ve veliler, Kürtleri, muhalifleri, Erdoğan karşıtlarını ihbar etmeye teşvik ediliyordu.

Derslerin müfredatı da tartışmaya yol açtı. Zira derslerde Türk milliyetçiliğinin ve dinciliğin propagandası yapılıyordu. Birçok derste öğrenciler, Kürt oldukları için dışlanıyor, Erdoğan’ın tezlerine maruz bırakılıyor ve ‘yeni-Osmanlıcı’ bir kafayla eğitiliyordu. Alman Filologlar Birliği Genel Başkanı Heinz-Peter Meidinger, Welt am Sonntag gazetesine yaptığı açıklamada bu derslerin ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ile yapılan işbirliğinin derhal son bulmasını talep etmişti.  


1519

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA