Münih Komplosu

Behice DEMİR

18 Mart 2017 Cumartesi | Forum

Edebiyat yaşanılan döneme tanıklık eder. Bu tanıklık asrın belirleyici olaylarından yön alabildiği gibi bireysel olguyu da tasnif eder. 18. ve 19. YY. ulusal, politik ve ekonomi görünümlü idealleri de bu saikle tasvip etti. Uluslaşma, politik, ekonomik yayılmayla kalmayıp, fikirsel, teknik ve bürokraside de faktörel etki yaptı. Bu faktörel etki münferit olanın muktedir olana dönüşü esnasında politik ve toplumsal kimliklere uyguladığı basınçla da bir tür tarih eşleştirmesi yakaladı. Öyle ki bugünden geriye baktığımızda tesadüf ya da bağımsız olanın pekte mümkün olmadığı, komplo provasıyla dolup taşan olay dizisi görüyoruz.

Avusturya Macaristan arşidükü Ferdinand’ın ölümünde tarihe sirayet edecek yeni komplo denemesi çıkacağını kimse tahmin etmezdi. Ya da buna benzer pek çok uzak yakın politik olayda, hesaplanan bir amaç olabileceği gerçeğini de.

Komplo duygusunun bireysel olarak izafisi olsada, toplumsal sonuç testinde sert bir müdahale olduğu kesindir. Bu açıdan sıcak ve soğuk savaş sürecinde politik gündemin komplolar üzerinden ilerlediğini günümüzde ki sayısız gelişmeyle daha net görebiliyoruz.

Tekniğin gelişimi huzurumuzu hızlandırırken iyi- kötü, kolay -zor halesine, büyük ama çok belirleyici bir kahraman daha katılmıştır aramıza. Bu kahraman, var olan disiplinin aksine herkese ulaşabilen, etkileyebilen, kontrol edebilen ama bizim belirleyemediğimiz komplo teorisidir. Evet asrımızın bir yeni kahramanı da komplo teorisi ve olaylarıdır. Kesif, puslu ve derin ortaklıklardan dünya ortamına aktarılan bu yeni çağ fenomenine karşı elbette edebiyat sorgusuz, sualsız duramaz. Elbette Hümanizma ve etik hala can simidi olmayı sürdürüyor, ancak komplo ile olan çekişmelerinde günümüze yaklaştıkça, komplo daha bir yaygın duruyor. Hal böyle olunca edebi yazarlığa düşen de olan biteni toplumun önüne koymak değil mi?

Kuşkusuz edebiyatçı, polis değildir. Ancak polisiye bir yöntemi edebi ortamda süzüp orda ki neden ve amacı işlemekte edebiyatın yabana atacağı birşey değil. Polisiye, yazım ve yöntem olarak edebiyat için yeni bir girişim sayılabilir. Ancak  tekniğin kolaylığı, nüfusun hızlı artışı, ulaşım endüstrisinin yaygınlığı, göç ve bilgi toplumunun yükselen temposuna bağlı olarak edebiyatın faydalanacığı zenginliklerden de biridir.

Zira dünyada sadece zaman, mekan ve ona bağlı formlar değil, kavram, anlam, algı, ajitasyon ve entegrasyon standartında da ciddi değişim meydana geldi. Aşk, sosyal statü,cinsel tabular, politik idealizm, tek merkezli idare biçimi, emek,sermaye, pratik çalışma, mimari, kültürel nitelik ve sanatsal büyünün yerine; telefon, televizyon, uydu istasyonu, izleme merkezleri, istihbarat kurumları, sanal ortam, banka hesapları, dev binalar,robot teknolojisi, nükleer silah,iktidar türleri, derin devlet organizasyonları ve gen teknolojinde meydana gelen binlerce değişim öne çıkmıştır. İnsanlık sadece, mekansal,zamansal bir değişimle sınırlı kalmayacak kadar düşünsel bir şekillenişin de içinde. Onlarca  enerji türü, çevresel, fiziksel, biyolojik keşif gelişiyor.Kuşkusuz bu başlıkların her biri edebiyat yazımı ve onun yaratacağı kahraman kipini de nicelik ve hareketlilik olarak etkileyecek ve yeni çağın edebi tekniği bu tartışmalardan da beslenecektir. O halde polisiye yazarlığı salt bir suç ve suçlu, iyi ve kötü nün yarışması değil, gerekli olanla, geçerli olanın yüzleşmesi olarakta ilginçtir.

Cinayetler,politik krizler, kentlerin ekonomik ve kültürel kimliği ve kitlelerin giderek melezleşen yüzeyinde kontrolü elde tutmak isteyen askeri politik merkezlerle, insan hak ve özgürlükler bağlamında direngenliğini sürdüren demokrasinin birbiriyle kıyasıya dalaştığı küresel güç sahnesi. Nereden bakarsak bakalım polisiye tedbir ve temenilerin epeyce konu edineceği sayısız olay edebiyatı da etkilecektir. 11 Eylül, Londra metrosu, Madrit ve Paris saldırları aydınlatılmamışken, polisiye türünün salt suçluyu bulması değil, suçun taraflarını da teşhis açısından kuşkuyla olgulara işaret edebileceği aşikar. Bu açıdan alman yazar Wolfang Schorlau’nun Münih Komplosu yakın dönemden başlayarak Türkiye de ki pek çok katliamda ki kimi yöntemlere benzemesi de okurun dikkatine sunulan başat veridir.

Schorlau, Alman edebiyatında polisiye eserleriyle tanınmaktadır. Ancak Münih Komplosu gerçek durumdan hareketle, edebi kurguyu da önemseyerek güncel konulardan da faydalanarak ortaya merak uyandırıcı ve çok şeffaf bir edebi polisiye çıkarmıştır. Kitabın Kürtçe çevirisi henüz yok, Türkçe’ ye de Hulki Demirel tarafından çevrilmiştir.

 Schorlau’nun Münih Komplosu, yakın dönemde gündem oluşturan pek çok olayında nasıl ve niçin komplo olarak tasarlanıp, öyle bırakıldığına dair bir başka gerçeğinde üstünde duruyor. Hem bir polisiye roman, hem politik bir deneme de sayılır.

Keza polisiye roman ne salt suç ve suçluyu tespit işi neden salt edebi bir geliştirmedir. Schorlau, 1980 yılında Münih’te bir eğlence parkında ki patlamadan hareket eden dedektif Dengler’in mesleki ilke, devletin hukuksal sınırları ve siyasetin yasal sorumluluğu içinde asıl gücü belirleyen istihbarat örgütleri ve onların ülkeler dışındaki işbirlikçilerinin topluma yöne verme konusundaki yasadışı taktik ve örgütlenme ağını deşifre ısrarıyla başlar.

Gerçek bir olay olan Münih saldırısı soğuk savaş döneminde büyük güçlerin komplike işleri için yasadışı ve denetimsiz şekilde başta Almanya olmak üzere pek çok ülke de yaşanan kitlesel ve kimi politik olayların arka planında ki hegamonik merkeze de kanıtlı çağrışımda buluyor.

Siyaset, gizli servis, politikacılar, askeri makamlar, suç örgütleri, milliyetçi fraksiyonlarla şematize edilen bu gladyo merkezinde dönemin fanatik tehditi olarak seçilen örgütlere sızdırılan ajanlar ve olayların kriminalize ediliş biçimi günümüzde bile oynan teatral politik sahnelerin de kulaklarını çınlatır türden.

„Biz görünür dünyada yaşayanlar, biz meclisi, hükümeti, muhalefeti, olan bitenlerden haber yapan gazete ve televizyonları görüyoruz, ama bütün bunlar aslında sadece bir tiyatro.”

Irak’tan Suriye’ye, Washington’dan Brüksel’e, Moskova’dan Madrit’e dek ciddiyetiyle etkilendiğimiz küresel gündemin satır aralarında ki hesap kitap işinin hiçte doğallığında gelişen şey olmadığını,olmayacağını biraz daha yakınlaştıran bir kitaptır Münih Komplosu.

Hele hele Başkan Trump’un, gizli servise süper yetkiler tandığı bu günler de, çoğu şeyi komplosuz düşünmek daha da imkansız. 292 sayfalık kitap gerçeğe çıplak gözle bakmanızı teşfik edecek bir ufak soru tekniği gibi.


226

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA