Avrupa Adalet Divanı’nın başörtüsü kararına tepki: Ayrımcılığı tetikleyecek

Avrupa Adalet Divanı’nın işyerlerinde başörtüsünün yasaklanabileceği yönündeki hükmü tepkilere yol açtı. Kimi gazeteler yasağın doğrudan bir ayrımcılık olmadığı, hatta yasaklamanın özgürlük anlamına gelebileceği yönünde yorumda bulunurken, Af Örgütü ve müslüman kuruluşlar, başörtüsü takan kadınlara ayrımcılığın legal hale getirildiğini belirtti.

16 Mart 2017 Perşembe | Kadın

Avrupa Adalet Divanı’nın, işverenlerin işyerlerinde başörtüsünü yasaklayabileceği yönünde karar almasına ilişkin farklı tepkiler geldi. 

Uluslararası Af Örgütü İsveç Şubesinin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada,  “Derin hayal kırıklığına neden oldu.” ifadesi kullanıldı.

Kararın Müslümanlara karşı ayrımcılığı tetikleyeceği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Çok problemli ve talihsiz bir karar. Karar, işverenlerin Müslümanlara, özellikle dini inançları nedeniyle başörtüsü takan kadınlara ayrımcılığını legal hale getiriyor. Söz konusu Müslüman kadınların kamuda çalışması daha da zorlaşacak. Ayrıca bu kararla kimlik ve görünüm politik çekişmelerin hedefi haline gelecek. Bu nedenle mahkemeler aldığı kararlarla insanları ön yargılardan korumalı.”

‘Ayrımcılığa kapı aralıyor’

Müslüman Merkez Konseyi karara sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada bu kararın, Federal Anayasa Mahkemesi’nin Almanya’da kadın öğretmenlerin okullarda başörtüsü ile ders verebileceği yönündeki kararı ile çeliştiğine dikkat çekildi. Kararın "özü itibarıyla garanti altındaki özgürlük haklarından vazgeçme" anlamına geldiğini de belirten Konsey, bu kararla yargıçların Avrupa’da yaşayan Müslüman kadınların bir kez daha ayrımcılığa uğramalarına kapı açtığı görüşünü de savundu. 

Müslümanlar Merkez Konseyi, "Eğer kadınlar dinî inançları ile meslekleri arasında karar vermek zorunda bırakılıyorlarsa, o zaman Avrupa ülkelerinin anayasalarının ve hukuk sisteminin temelini oluşturan ayrımcılıkla mücadele, eşit muamele ve kişisel özgürlük hakları gibi değerlerin hiçbir önemi kalmaz” açıklamasını yaptı. 

‘Karar doğru ve yön gösterici’

Alman merkezli bazı gazetelerin yorumu ise işyerlerinde başörtüsü yasağının doğrudan bir ayrımcılık olmadığı, hatta yasaklamanın özgürlük anlamına gelebileceği yönünde. 

Münchner Merkur gazetesinin karara ilişkin yorumunda ise şunlar dile getirildi: 

"Bu karar Avrupa’nın laik yapısına net bir biçimde yapılan vurgudur. Avrupa Adalet Divanı evet dini özgürlükleri üst seviyede görüyor ama Müslüman din devletlerinde olduğundan farklı olarak dinleri tüm değerler bütününün üzerinde de görmüyor. Karar doğru ve yön gösterici. Çünkü Erdoğan’ın gittikçe daha küstahlaşan girişimleri ile Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenliyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istediği bir dönemde başörtüsü takan başka kadınların da şikayette bulunması muhtemeldir. Ankara'daki yönetim ülkeyi milliyetçi dinci bir diktatörlüğe dönüştürmekte ne kadar ısrar ediyorsa, o ölçüde dinî eğilimlerini AB’ne ihraç ediyor. İşte Avrupalı yargıçlar bu gelişmeye şimdi set çektiler.”     

‘Bu da ticari şirketlerin özgürlüğü’

Frankfurter Allgemeine Zeitung da yasaklamanın özgürlük anlamına gelebileceğini kaydetti. Yorumda, “Bir işveren çalışanlarının siyasi görüşlerine ve dinî inançlarına göre giyinip kuşanmasına izin verebilir, ya da genel geçerli olacak bir tarzda buna izin vermeyebilir. Avrupa Adalet Divanı haklı olarak bu noktada doğrudan bir ayrımcılık görmüyor. Zira işyerindeki tüm çalışanlara eşit muamele yapılmaktadır. Adalet Divanı yargıçları biraz geriye çekilerek, münferit olaylarda ulusal mahkemelerin belli bir görüşün ayrımcılığa uğrayıp uğramadığına kendilerinin karar vermesinden yana görüş bildirdiler. Bazen eşit olmayan muamele de belirli nedenlerle meşru olabilir. İşverenin müşterisinin karşısına ‘tarafsız’ bir görünümde çıkmak istemesi de anlaşılır bir şeydir. Bu da ticarî şirketlerin özgürlüğüdür ve şirketin dış ilişkilerinde çalışanlar bundan etkilenecektir” ifadeleri kullanıldı. 

Ne olmuştu? 

Merkezi Lüksemburg’da bulunan AB Adalet Divanı, iş yerlerinde çalışanların “görünür bir biçimde dini, siyasi, felsefi sembolleri taşımaları” hakkında Belçika ve Fransa’dan yapılan iki başvuruyu karara bağlamıştı.

Mahkeme, “işverenlerin, çalışanların iş yerlerinde iç kurallar gereği herhangi bir siyasi, felsefi veya dini sembolün görünür kullanımını yasaklamasının doğrudan ayrımcılık teşkil etmediğine” hükmetmişti.

Alınan karar, Avrupa ülkeleri için emsal teşkil ediyor. Avrupa Birliği ülkelerindeki mahkemelerin alacakları kararda Avrupa Adalet Divanı'nın bu hükmüne uygun hareket etmesi gerekiyor.


 HABER MERKEZİ


354

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA