Silahımız dayanışmamızdır

Bu seneki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemleri için uluslararası bir çağrı var. 8 Mart Uluslararası Kadın Grevi (International Women’s Strike, IWS) için 30 ülkede hazırlıklar başladı. Grevin sloganı: “Silahımız Dayanışmamızdır!” Kadınlar grev kapsamında işe gitmeyecek ve evde bakım hizmetlerini kesecek; seks grevi, alışveriş grevi yapacak; cinsiyetçiliği ifşa edecek.

06 Mart 2017 Pazartesi | Dizi

ŞÎN SEMSÛR


Bu seneki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemleri için uluslararası bir çağrı var. 8 Mart Uluslararası Kadın Grevi (International Women’s Strike, IWS) için 30 ülkede hazırlıklar başladı. Grevin sloganı: “Silahımız Dayanışmamızdır!” Kadınlar grev kapsamında işe gitmeyecek ve evde bakım hizmetlerini kesecek; seks grevi, alışveriş grevi yapacak; cinsiyetçiliği ifşa edecek. 

Dünya genelineki kadın grevine Kürdistan ve Türkiye’deki kadınlar da katılacak. “Silahımız Dayanışmamızdır” diyerek bu yola çıkan kadınlar işte, evde, ilişkide, sosyal hayatta, kısacası hayatın hemen her noktasında hayatı durduracak. Grev kriterleri son derece esnek: İşe gitmemek ya da evde bakım hizmetlerini kesmek; seks grevi; alışveriş grevi; cinsiyetçiliğin ifşa edilmesi…

8 Mart’ta kadınların greve hazırlandığı ülkeler şunlar: Arjantin, Avustralya, Bolivya, Brezilya, Şili, Kosta Rika, Çek Cumhuriyeti, Ekvador, İngiltere, Fransa, Almanya, Guatemala, Honduras, İzlanda, Kuzey İrlanda, İrlanda Cumhuriyeti, İsrail, İtalya, Meksika, Nikaragua, Peru, Polonya, Rusya, Salvador, İskoçya, Güney Kore, İsveç, Togo, Türkiye, Uruguay ve ABD.

Grevci eylemler

Her ülkenin koşulları dikkate alınarak yapılabilecek eylemler şu şekilde:

* Genel grev: İşyerinde ve evlerde üretim ve hizmetin gün boyunca durdurulması

* Kısmi grevler: 1 ya da 2 saatliğine iş bırakma

* İş bırakma koşullarının olmadığı durumlarda siyah ve mor semboller (giysi, kurdele vb.) taşıma yoluyla eylemlilik

* Reklamlarında ya da işçilerine karşı cinsiyetçilik yapan şirketlerin boykot edilmesi

* Yerel kadın düşmanı unsurların boykot edilmesi

* Seks grevi

* Alışveriş grevi

* Cadde ve yolların kapatılması

* Gösteriler, grev nöbetleri, yürüyüşler düzenlenmesi

* Cep telefonlarının oto-cevap konumuna alınması: “Ofiste değilim çünkü…”

* Katolik Kilisesi ile ilişik kesme eylemleri


2016’da kadınlar grevlerle kazandı

2017 8 Mart’ı için uluslararası grev örgütlemek olağan; çünkü geride bıraktığımız yıl kadınların kazanımlarıyla dolu bir yıl oldu ve kadınlar bu kazanımların en gözle görülür olanlarını grev haklarıyla elde etti. 2016 yılında kadınlar İzlanda’da, Fransa’da, Polonya’da ve daha birçok ülkede greve gitti. Kadınlar iş yerine gidip çalışmadı, iş yerinde siyah giyindi, yakasına siyah kurdele taktı. “Eşit işe eşit ücret” dedi, “Kürtaj haktır” dedi ve kazandı. 

Kürt kadınları ise Rojava’dan tüm dünyaya mücadele dersi verdi. Yıl boyu Avrupa’nın ve ABD’nin en çok okunan gazete ve dergilerinde YPJ’li kadınlarla yapılan röportajlara, yazılara yer verildi. YPJ’li kadınlar enternasyonal bir mücadelenin öznesi oldu.


POLONYA

Kürtaj yasağına karşı

2016 yılında en heyecan verici grevlerden biri Polonya’daki kadınların greviydi. Polonya’da kadınlar, ülkede kürtajın tamamen yasaklanmasını öngören yasa tasarısını protesto etmek için greve gitti. Kadınlar, “Kara Pazartesi” adını verdikleri yürüyüşler kapsamında başkent Varşova dahil birçok şehirde siyah kıyafetleriyle sokağa çıktı. “Ağıt yakan” kadınlar, pankartlarıyla fotoğraflarını sosyal medyadan paylaştı. Protestolara katılan kadınlar, iş ve okullarına gitmeyi, ev işleriyle ilgilenmeyi reddetti. Greve destek için bazı şirketler ofislerini kapatırken bazıları da kadın çalışanlarına eylemlere katılması için izin verdi. Eylemciler, İzlanda’da 1975’te kadınlar tarafından gerçekleştirilen grevden ilham aldı.


İZLANDA

14:38’de paydos!

2016’da yine İzlanda’da kadın işçiler eşit ücret talebiyle greve çıktı. İzlanda’da kadın işçiler, erkek işçilere göre yüzde 14 ila yüzde 18 daha düşük maaş alıyor. Sendikaların ve kadın örgütlerinin yaptığı hesaba dayanarak ücretlerinin mesai günündeki sonu anlamına gelen 14:38’de iş bırakan binlerce kadın işçi, ülkenin başkenti Reykjavík’te sokakları doldurdu. 2005 ve 2010 yıllarında da eşit ücret talebiyle iş bırakan kadın işçilerin 2016 yılında 24 Ekim tarihini seçmelerinin ise özel bir anlamı bulunuyordu: İş bırakma eylemi, ülkedeki kadın işçilerin yüzde 90’ının grev yaptığı 24 Ekim 1975’in yıldönümünde gerçekleştirildi. 41 yıl önce gerçekleşen bu eylemde kadın işçiler, kadınların toplumsal yaşama katkı sunduğu kabul edilmediği için sokağa çıkmıştı.


ARJANTİN

Lucia Perez için…

2016’daki bir diğer kadın grevi ise Arjantin’deydi. Arjantin’de 16 yaşındaki Lucia Perez’in uyuşturucu çeteleri tarafından cinsel istismar ve işkenceye maruz bırakılarak katledilmesini protesto eden kadınlar, grev yapıp sokağa çıktı. Eylem için örgütlenen kadınlar, “Ofisinizde, okulunuzda, hastanelerde, adliyelerde, haber merkezinde, dükkanlarda, fabrikalarda, her nerede çalışıyorsanız daha fazla kadın düşmanlığına hayır demek için 1 saat işinizi durdurun” çağrısı yaptı. “Kadın Grevi” adıyla bir saat iş bırakma eylemi yapıldı. Buenos Aires’teki Plaza de Mayo Meydanı’nda toplanan kadınlar yürüyüş düzenledi.


FRANSA

38 ‘ücretsiz’ güne karşı

İzlanda, Arjantin ve Polonya’dan sonra kadınlar,  Fransa’da da greve gitti. Kadın hareketinin üretimden gelen gücün kullanılmasını da devreye sokarak gerçekleştirdiği bu direniş, gerek talepleri gerekse giderek kitlesel biçimler kazanmasıyla kadın sorununun evrensel düzeyde kazandığı kolektif gücü gösterdi. Kadınlar Fransa’da Avrupa İstatistik Kurumu (Eurostat) verilerine de yansıyan ücret eşitsizliğini protesto etti. Eurostat verilerine göre Fransa’da kadın işçiler, erkek işçilerden ortalama yüzde 15,1 daha az ücret alıyor. Bu verilerle birlikte kadınlar, yıllık 253 iş gününün 38,2’sinde ücretsiz çalıştırılmış oluyor. Paris’te yüzlerce kadın “Collectif Les Glorieuses”ün çağrısıyla 16:34’te Republique Meydanı’nda “Eşit İşe Eşit Ücret” talebiyle miting gerçekleştirdi. 


Kısa tarihçe...

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Bu grev esnasında polis, işçilere saldırdı ve onları fabrikaya kilitledi. İşçilerin fabrikaya kilitlenmesinin ardından çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. Ölen işçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Bu olaydan 53 sene sonra, 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi. 

Zetkin’in ‘kadın’ ayrımı

Zetkin, 1874 yılı itibariyle Almanya’da kadın hareketi ile işçi direnişini birleştirmeye de başladı. 1878 yılında hükümet tarafından sosyalist propagandaların yasaklanmasıyla Paris’e sürgün edilen Zetkin, kadın hareketi ile sosyalist hareketin birleştirilmesi çabasına Paris’te devam etti. 1889 yılında kurulan, sosyalist ve işçi partilerinden oluşan İkinci Enternasyonal’in kuruluş gününde sunduğu raporda proleter kadın direnişi ile burjuva kadın direnişinin ayrımından bahsetti. Burjuva kadın hareketinin tüm kadınları özgürleştirmeyeceğinden bahsederek proleter kadın direnişinin daha kapsamlı bir özgürleştirme getireceğini savundu. 

’20 binin ayaklanması’ ve Triangle yangını

1908 yılında New York’ta 15 bini aşkın emekçi ve göçmen kadın daha az mesai, daha iyi ücret ve oy hakkı için yürüyüş yaptı. Sosyalist Parti, 1909 yılında 28 Şubat’ı Ulusal Kadınlar Günü ilan etti. Dayanışmanın gücünü fark eden kadınlar “20.000’in Ayaklanması” adı altında 3 aylık greve gitti. 25 Mart 1911’e kadar bu eylemler yasal olarak bir sonuç vermedi. 25 Mart 1911 günü ise Triangle fabrikasında bir yangın çıktı. Fabrikada çalışan ve çoğu İngilizce dahi bilmeyen 16-23 yaş aralığındaki 123 göçmen kadın ve 23 erkek, hırsızlık yapmasınlar diye içeriden açılmayan kilitli kapılar arkasında çalışırken yanarak, sıkışarak, boğularak ya da canını kurtarma pahasına camlardan atlayarak yaşamlarını yitirdi. Bu katliamdan sonra 5 Nisan 1911’de 80 bin kişinin katıldığı, adil çalışma koşulları talepli bir yürüyüş düzenlendi.

Yasallaşma serüveni

8 Mart tarihinin Dünya “Emekçi” Kadınlar günü olarak anılması ise tam olarak 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de eylemlerin başlamasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti. 

Türkiye’de 8 Mart

Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlansa da, dönemin siyasi elitlerinin kadın hareketine vurduğu darbeler yüzünden 1975 yılına kadar 8 Mart sokağa taşınamadı.


Kürdistan’da 8 Mart: Kadınlar güçlendikçe...

Kürt kadınları, özgürlük hareketinin geliştiği günlerden bu yana 8 Mart’a en fazla sahiplik edenlerden biri oldu. Kürdistan’da on yıllardır direniş, eylem ve etkinliklerle karşılanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, birkaç önemli dönemeçle birlikte ise çok daha etkili bir gündeme dönüştü. 

Bunlardan biri, Kürt Özgürlük Hareketi’nde kadın özgürlüğü çizgisinin belirginleşmesi ve özerkleşmesi oldu. Siyasete öz örgütlülükleri ve kadın ordulaşmasıyla dahil olan Kürt kadınları, 8 Mart’ı da özgün bir mücadele günü olarak halkın gündeminde daha önemli hale getirdi. Bu dönem, kadın özgürlük çizgisinin sadece toplum içinde değil Özgürlük Hareketi içinde de giderek güç kazandığı, yanlış ve eksik anlayışlarla hesaplaştığı bir dönem oldu.

Kürt kadın gerillaların ve özelde de Sakine Cansız’ın mücadelesi ise 8 Mart’ın önemini Kürt halkı için artıran bir başka faktör oldu. Bu mücadele hatıraları Kürt kadınlarını, cins kimlikleriyle iradeleşmeye daha fazla yöneltti. Özyönetim direnişleri de bu mücadele hatırasına yeni isimler ekledi. Sêvê Demir, Pakize Nayır, Fatma Uyar, Asya Yüksel ve daha pek çok kadının adları ve fotoğrafları, Sakine Cansız, Berîtan, Zîlan gibi kadınlarla birlikte 8 Mart eylemlerinin değişmez unsuruna dönüştü.

Rojava’da YPJ öncülüğünde Kürt kadınlarının ortaya koyduğu direniş ve inşa çalışmalarında da en yaratıcı emeği kadınların ortaya koyması, 8 Mart’ın Kürdistan gündeminde önem kazanmasına katkı sunan bir başka gelişme oldu. Bu gelişme, Kürt kadın mücadelesinin sadece Kürtler nezdinde değil başka halklar nezdinde de tanınması ve takip edilmesi konusunda da en etkili unsur olarak öne çıktı.

YARIN:

* Jineoloji Akademisi Üyesi Zozan Sima ile söyleşi


2885

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA