Bask Ülkesi’nde bir dost: Julia Iglesias Lopez

Kürt kadınıyla gurur duyuyorum. Kürt kadınıyla dayanışmak, hak mücadelesinde yanlarında olmak da bana büyük bir gurur veriyor. Bize birçok şey veriyorlar. Kendilerini özgürleştirmekle kalmıyorlar, bize de ilham kaynağı oluyorlar.”

02 Mart 2017 Perşembe | Dizi

ERKAN GÜLBAHÇE / STRASBOURG


Newroz Kürt-Bask Dayanışma Derneği (Asociacion Vasco Kurda Newroz) yöneticisi Julia Iglesias Lopez’in ömrünün yarısı Kürt mücadelesiyle geçmiş. Gerek İspanya’da gerekse Latin Amerika’da Kürtlere uygulanan katliamların teşhiri ve tepki geliştirilmesi için çabalamış hep. Geliştirdiği ilişkiler sayesinde Kürt sorununun dünyada tanınmasına katkı sunmuş. 

Lopez, 1998 yılında henüz Bask Ülkesi’nde hiç Kürt yokken dayanışma derneğinin kurulmasına öncülük etmiş. 30 Ocak 2017’de yaşamını yitiren dostu, yoldaşı Juan Sorin’le birlikte birçok önemli çalışmaya imza atmışlar.

“Kürt Halk Önderi Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü” talebiyle 15 Şubat Uluslararası Komplosu’nun yıldönümünde Lüksemburg’tan Strasbourg’a yürüyen enternasyonalistler arasında da yer alıyordu.

Julia Iglesias Lopez ile hem kendi hikayesini hem de kurucusu ve aynı zamanda yöneticisi olduğu Newroz Kürt-Bask Dayanışma Derneği’ni konuştuk.


Kürtleri ne kadar zamandır tanıyorsunuz?

Ömrümün yarısından fazlasını Kürt davasını tanımakla geçirdim. Kürtlerle ilk olarak 1992’de Madrid’de karşılaştım. Madrid’de İspanya Kürt Dostluk Derneği vardı, o dernek aracılığıyla Kürtlerle tanıştım. Tanıdıktan sonra ise Kuzey Kürdistan’a gittim. Orada Kürtleri daha yakından tanıma fırsatını buldum ve Kürtlerle doğrudan ilk temasım da gerçekleşti. Bu seyahatle birlikte Kürtlerin sosyal, siyasal ve etnik farklılıklarını keşfettim.  


Madrid’deki Kürt Dostluk Derneği ne tür çalışmalar yürütüyordu?

O dönem Madrid’de çok az sayıda Kürt vardı. Olanlar da dört parçadan gelmişlerdi. Derneğe gidenlerin büyük bölümü İspanyol’du. Kürt kültürünü tanıtıp geliştirme çalışmaları vardı. Newroz’un kutlanması, yemekli toplantılar ve benzeri çalışmalar yapıyorduk. Ama İspanya Kürt Dostluk Derneği’nin en önemli rolü, bizim gibi insanların Kürtleri tanımasına vesile olması oldu. Bu dernek sayesinde Kürtleri tanıyan birçok kişi, yıllardır Kürt halkıyla dayanışma içinde. Tam da bu dönemde Kürtlerle tanışıklığı 1970’li yıllara dayanan Juan Sorin ile İstanbul’da tanıştım mesela. Zaten daha sonra uzun süre beraber yaşadık. Juan sayesinde Kürt sorununu daha iyi tanıdım ve birlikte Bask ülkesinde, Bilbao’da yaşamaya karar verdik. 


Bilbao’ya taşındıktan sonra Kürtlerle ilişkileriniz nasıl devam etti?

1998 yılında Juan ile birlikte Bilbao’da Newroz Kürt Bask Dostluk Derneği’ni kurmayı kararlaştırdık. O dönem Bask ülkesinde hiç Kürt yoktu ama buna rağmen bu derneği kurmak istedik. Çünkü Basklılar ile Kürtler, aynı kaderi ve acıyı paylaşıyordu ve buna karşı mücadele veriyorlardı. Kısa sürede kuracağımız derneği kucaklayacaklarını biliyorduk. Derneği kurduktan sonra muhteşem bir sahiplenme gerçekleşti. Beklentilerimizin üzerinde bir ilgi gördü. Kısa sürede tanınmış kişiler dahil birçok üyemiz oldu. Kurucular içerisindeki tek kadın üye ise bendim. 


Dernek bünyesinde ne tür çalışmalar yürüttünüz?

Özellikle Kürt mücadelesinin tanınması için birçok boyutta konferanslar, seminerler, paneller, sergiler yaptık. Yine Kürt tarihi, coğrafyası, müziği boyutunda halkı bilinçlendirme etkinlikleri düzenledik. 

* Juan Sorin ile birlikte Kuzey Kürdistan’a da birçok önemli yolculuk düzenledik. Bu gidişlerimizde çok önemli Kürt şahsiyetleri tanıdık. 

l Özellikle HADEP döneminde siyasetçiler ve belediye başkanlarıyla görüştük. Bilbao’da “Avrupa’da Kardeş Belediyeler” başlığıyla bir konferans gerçekleştirdik ve Kürdistan’daki birçok belediye başkanını bu konferansta ağırladık.

* Siyasal çalışmalarımızın yanı sıra Kürt kültürünün tanıtımı için de çalışmalarımız oldu. Mesela geçen sene Kürt Film Haftası düzenledik. Muazzam bir ilgi ile karşılandı. Bir hafta zarfında birçok Kürt yönetmen, yapımcı ağırladık. Kürt denilince sadece siyaset, çatışma, kavga ve savaş akla gelmesin istiyoruz. Kürt kültürünü de tanıtıyoruz ki, onun da zenginliğini ortaya koyalım. Dünya bilsin ki Kürtler, sanat, müzik, film yapıyor. Kürt kültürünün ve sanatının farkına varsın.

* www.newrozeuskalkurduelkartea.wordpress.com adlı bir internet sayfasını kurduk. Bu internet sayfası sayesinde Latin Amerika, Avrupa ve dünyanın birçok ülkesinde insanlarla ilişki kurduk. Peru, Venezuela, Meksika, Brezilya, Şili, Peru gibi onlarca ülkeden kurumlarla ilişki geliştirdik. Bu internet sayfası sayesinde Kürt halkına binlerce dost kazandırdık. 

* ANF, Rojnews, Hawar News ve Yeni Özgür Politika gibi haber sitelerinde yayınlanan önemli haber ve açıklamaları İspanyolca’ya çevirip yayınlıyoruz. Özellikle Latin Amerika’da takip edildiğimize dair bize birçok mesaj geliyor. Düzenledikleri miting ve protestolar için bizimle ilişkiye geçerek materyaller istiyorlar.

* Bask Ülkesi’nde “Kürdistan’la Dayanışma Platformu” kurduk. Bizim ülkemizdeki örgütler çok küçük ve bölük pörçük. Bu örgütler, ideolojilerinden dolayı kolay kolay yan yana gelmezler. İlk kez Kürt davası etrafında birleştik ve bir araya geldik. Kürt halkı ile bir dayanışma platformu kurduk. Kurduğumuz platform sayesinde kolektif birçok çalışma yapabiliyoruz. 

* Kürdistan’da herhangi bir katliam ve vahşet olunca, Kürdistan’la Dayanışma Platformu bir araya geliyor; yürüyüş, miting ya da protesto eylemi düzenliyor; bunlara da her kesimden insan katılıyor. Bunun için eylemlerimiz büyük kitlelerle gerçekleşiyor.

l Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosu’nu İspanyolca’ya çevirdik ve birinci cildini Bask Ülkesi’nde şehirleri tek tek dolaşarak tanıttık.

* Kürtlerin özgürlük mücadelesini tanıtmak için Bask Ülkesi’nin radyolarına giderek düzenli röportajlar yapıyoruz, görüşmeler yapıyoruz, söyleşiler düzenliyoruz. Medyaya her türlü bilgiyi aktarıyoruz. 

* Her sene düzenli olarak başta Kuzey Kürdistan’a olmak üzere onlarca delegasyon gönderiyoruz. 2017 Amed Newrozu’na da 13 kişilik bir heyet göndereceğiz. İki üç hafta boyunca Kürdistan’ı dolaşıp raporlar hazırlayacaklar.


Bask Ülkesi’nden ve İspanya’dan bakınca Kürt mücadelesi nasıl görünüyor?

Ben enternasyonalist bir ruha sahibim. Adalete inanıyorum. Haksızlığa uğradığı için Kürt halkının yanındayım. Kürt halkının özgürlük mücadelesini destekliyorum. Kürt halkının mücadelesi için çok sayıda konferans, panel ve seminer düzenledim. Bu toplantılarda bir harita kullanıyorum. Üç önemli anlaşmadan bahsediyorum: Sevr, Lozan ve Sykes-Picot. Bütün bunlar Kürdistan’ın bölünmesini sağladı. Avrupa, Kürt sorununu Ortadoğu sorunu olarak görüyor; Avrupa ile Kürt sorunu arasındaki yapısal bağları görmüyor, görmek istemiyor ya da ilgilenmek istemiyor. Oysa bu sorunun Avrupa’daki sömürgecilik tarihi ile yakından ilişkisi var. Biz bu sorumluluktan kaçamayız. Özellikle Kürt sorununun ortaya çıkmasında Batı’nın rolü belirleyici bence. 


Peki sizce Kürt ve Bask halkları mücadelelerini nasıl bir temelde ortaklaştırabilir?

Bask ve Kürt halkları arasındaki bağı daha da güçlendirmek gerekir. İki halk arasında köprü kurmak gerekiyor. Örneğin Lüksemburg-Strasbourg Yürüyüşü’nde olduğu gibi eylem ve etkinlikleri ortaklaştırmak gerekiyor. Bask’ta bulunan Newroz Derneği gibi kurumları daha da geliştirip çoğaltmak gerekiyor. Diplomatik alanda ortak çalışmalıyız ki her iki halka uygulanan ambargoyu kıralım. İki halk arasında dostluk köprüsü kurmak için ilk önce dayanışma ve enternasyonalizm ruhunu, aynı zamanda Bask ve Kürt halkı arasında kurumsal ilişkileri geliştirmek gerekiyor. 


Lüksemburg’dan Strasbourg’a “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürdistan’a Statü” şiarıyla başlatılan Uzun Yürüyüş gibi eylemler, Kürt sorununun çözümü konusunda nasıl bir rol oynuyor? Etkili oluyor mu gerçekten?

Bu tür eylemler Kürt sorununun çözülmesinde önemli bir adım. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi, çözümü zorlaştırıyor, çatışmayı derinleştiriyor; bu da Kürt halkının işinin kolay olmadığını gösteriyor. Buna karşı Demokratik Konfederalizm önerisinin gerçekçi olduğunu düşünüyoruz. Bu projeyi, uygulanabilir olarak değerlendiriyoruz. Demokratik Konfederalizm projesi o kadar gerçekçi ki, şu anda Bask sol hareketleri bu projenin uygulanması için üzerinde çalışıyor, eğitim alıyor ve uygulanmasını önlerine bir hedef olarak koyuyorlar. Bask’ta politologlar tarafından çıkarılan akademik bir dergi olan Irasar Dergisi, son sayılardan bir tanesinde tamamen Demokratik Konfederalizm’i işledi. 

Basklılar şunu tartışıyor: Kürtler büyük bir mücadelenin içindeyken, ciddi acılar yaşarken dahi ortaya attıkları proje başka halklara ilham kaynağı oluyor, yaşam projesi haline geliyor. Bu nedenle Kürtlere büyük hayranlık duyuyorlar. Demokratik Konfederalizm projesinin temelinde kadın olduğu için -ki kadın hayatın her alanında var- bu proje sadece Bask’ta da değil İspanya’da ve diğer halklar arasında da büyük ilgi görüyor. 


Kürt kadınının verdiği mücadeleyi siz nasıl görüyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Kürt kadınıyla gurur duyuyorum. Kürt kadınıyla dayanışmak, hak mücadelesinde yanlarında olmak da bana büyük bir gurur veriyor. Bize birçok şey veriyorlar. Kendilerini özgürleştirmekle kalmıyorlar, bize de ilham kaynağı oluyorlar.


Son olarak... Nasıl bir dünya hayal ediyorsunuz? Kürtler, kurduğunuz bu dünyada nasıl bir yer alıyor?

Uluslararası konjonktürü göz önüne getirdiğimizde artık halkların zamanının geldiğini görüyoruz. Ulus devletlerin zamanı geçti, artık halkların dayanışmasının, kardeşleşmesinin zamanı geldi. Savaşları ve çatışmaları çıkaranlar halklar değil emperyalist devletler. Halkları ekonomik ve politik çıkarlarına kurban ediyorlar. Bunlara alet olmamalıyız. Kürt halkı, Demokratik Konfederalizm projesiyle kendini ispatlıyor. Başta Rojava olmak üzere zaten son dört yılda bu proje yürürlükte. Bu proje, halklar arası diyalogu, kardeşliği geliştiriyor ve yapılabileceğini ispatlıyor.

Demokratik Konfederalizm projesinin bize gösterdiği şey, kapitalist modernitenin dışında bir projenin mümkün olduğudur.


Son olarak belirtmek istediğiniz bir şey var mı?

Şunu söylemek istiyorum: Ben Abdullah Öcalan’ı kendi liderim olarak görüyorum, tarihi bir ağırlığı var. Abdullah Öcalan’dan bahsetmek, Mandela’dan, Che Guevara’dan bahsetmek gibidir. 


Kobanê ve Guernica ‘dost şehir’ oluyor!

Şu anda en önemli gündemimiz, Juan Sorin’in başlattığı, bitirmeden gittiği iki şehit şehir (Şehit şehir: İspanyalıların savaşta tamamen yıkılmış şehirlere verdikleri isim. Şehir bombalanıyor, yok oluyor ve inanışlarına göre şehir şehadete ulaşıyor.) projemizi tamamlamak. Biri Kobanê, diğeri de Guernica. (Pablo Picasso’nun 1937’de yaptığı meşhur tabloya konu olan şehir.) Guernica’nın bombalanmasının 80. yıldönümü yaklaşıyor. Bizim amacımız, Kobanê ve Guernica’nın kardeş şehir olması. (Türkçe’ye çevirince “kardeş şehir” deniyor. Doğrusu kardeş şehir değil, kızkardeş şehir.) Buradaki amacımız, bu projemizle Rojava üzerindeki ambargoyu delmek ve tamamen kaldırmak. 

Guernica Belediyesi’yle çeşitli görüşmeler gerçekleştirdik. Bu fikrimizi son derece ilginç buldular. Şunu da eklediler: Haddinden fazla şehir Guernica ile kardeş olmak istiyor, talepleri karşılayamıyorlar. Yüzün üzerinde şehirden oluşan bir liste gösterdiler. “Bütün bu şehirler bizimle kardeş olmak istiyor” dediler. 

Guernica Belediyesi, 80 yılda dört şehir ile kardeş olmuş ancak kağıt üzerinde kalmış. Aynı hataya düşmemek için prensip olarak bundan sonra önce “dost şehirler” ilan edilecek ve eğer ilerleme sağlanırsa dost şehirler, kardeş şehir ilan edilecek. Guernica Belediye Meclisi’nin kararıyla Guernica ile Kobanê’nin dost şehir ilan edilmesi kararlaştırıldı. Bu protokol hazırlanıp Kobanê Belediye Eşbaşkanlığı‘na sunuldu. Kobanê yetkililerinin kararı bekleniyor. Mart ayında Guernica’nın 80. yıl anmasına Kobanê Eşbaşkanları davet edildi. 


Juan Kürt kültürüne aşıktı

Juan Sorin, derneğimizin bel kemiğiydi. 21 Mart 1951’de doğmuş; 30 Ocak 2017’de kanserden kaybettik. 1970’lerin sonunda Almanya’da çalışırken Kürtlerle, 1980’li yıllarda Kürt Özgürlük Mücadelesi’yle tanışmış. Kürdistan’daki mücadeleyi yakından gözlemek ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine ve sömürgeciliğe karşı verdiği mücadeleye bizzat tanık olmak için son 35 yıldır başta Kuzey olmak üzere Kürdistan’ın tüm parçalarında sürekli inceleme ve araştırma yapmış. 

Juan Kürt kültürüne aşıktı ve enternasyonalist bir ruha sahipti. Kürtleri tanımadan önce Filistin davası ile de ilgilenmişti. Ortadoğu’ya defalarca gitmişti; oradaki etnik, dini ve sosyal durumu çok yakında biliyordu. Juan, Kürtleri çok seviyordu. Kürtlerle çok içli dışlıydı. Kürdistan’daki birçok kişiyi ziyarete gidiyordu ve onlar da Juan’ı Bask Ülkesi’nde ziyaret ediyorlardı.

Ölüm döşeğinde de Kürtlerleydi

Juan, her şeyden önce Kürt halkının dostuydu. Kendi çabalarıyla 20 bin Kürtçe çocuk kitabı bastırarak Kürdistan’da çocuklara dağıtmıştı. Uzun Yürüyüş’e gelmeden önce Juan’ı hastanede ziyaret ettim. Ölüm döşeğindeydi. İspanya’da hastanın hastalığı söylenmiyor. Öleceğini bilmiyordu. Konuşma yeteneğini kaybetmişti. Kendisine böyle bir eylemin düzenlendiğini ve gidip katılacağımı söyledim. Yüzünde hafiften bir gülümseme belirdi. Baş parmağını havaya kaldırarak beni kutladı. Yani o kadar Kürt sevdalısıydı. Vefatı ardından KNK bir baş sağlığı mesajı yayınlandı. 


2434

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA