Rojava güvenli bölge olabilir

ABD'de diplomatik temaslarda bulunan MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed, yeni yönetimin Suriye’de "güvenli bölgeyi", YPG ile QSD kontrolündeki bölgelerde oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

17 Şubat 2017 Cuma | Dünya

ABD’nin başkenti Washington’da bir dizi görüşmelerde bulunan MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed, temaslarında temel gündem maddelerinin federasyon projelerinin olduğunu ve genel olarak olumlu yaklaşıldığını belirtti.

PYD, YPG ve QSD’nin de bağlı olduğu Demokratik Halk Hareketi (TEV-DEM) ile Demokratik Suriye Meclisi’nin (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed ve Süryani Meclisi Başkanı Besam İshaq, Donald Trump’ın yemin töreninden önce (20 Ocak) ABD’ye giderek, Obama ve Trump ekibiyle birçok görüşme gerçekleştirdi. İlham Ehmed ve Besam İshaq’ın Trump’ın ekibi ile başlayan diplomasi trafiği, yemin töreni sonrası Kongre, Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray temsilcileriyle sürdü. 

Brett McGurk ile de görüştük

Temaslarına ilişkin ANF’den Seyit Evran ile Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nden Mehmet Ali Beydağı’a bilgi veren MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed, "Görüşmeleri kongre üyeleriyle gerçekleştirdik. Dışişleri Bakanlığı Suriye dosyası sorumlusu ve ekibiyle görüştük. Beyaz Saray’ın DAİŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk ile bir araya geldik. Aynı zamanda Trump’un seçim kampanyasını yürüten danışmanıyla bir görüşmemiz oldu. Bazı araştırma kuruluşları ile de görüşmelerde bulunduk" dedi.

Federasyon temel gündemdi

Federasyon projelerinin temaslarının temel gündemi olduğunu ifade eden Ehmed, görüştükleri isimlerin Kuzey Suriye’de geliştirilen sisteme dair çok fazla bilgi sahibi olmadıklarını gördüklerini söyledi. 

MSD Eşbaşkanı, halkların eşit ve özgürce bir arada yaşamasını hedefleyen sistemlerini detaylı bir şekilde anlattıklarında ise genel olarak çözüm projelerinin "olumlu",  "doğru" ve hatta "umut verici" olarak görüldüğüne dikkat çekti. 

Kürt siyasetçi, "Federasyon sistemimize ‘olmaz’ şeklinde hiçbir görüşleri olmadı. Reddeden bir yaklaşımları yoktu. Eğer Suriye’de bir çözüm geliştirilmek istenirse bu yöntemle de olabilir gibisinden bir yaklaşımları vardı" dedi. Ehmed, Demokratik Federasyon sisteminin Kuzey Suriye’de uygulandığına ve işlediğine dikkat çekerek, "En doğru olan çözüm yöntemi de sahada gerçekleşmiş olandır. Herkes de bunu mercek altına almış görüyor ve izliyor" diye konuştu. 

Trump DAİŞ’le mücadelede ciddi

Temaslarında bütün Suriye ile Kuzey Suriye’nin durumunu anlatmaya çalıştıklarını belirten İlham Ehmed, Trump yönetiminin Suriye’de Obama döneminkinden farklı politikalar izleyeceği izlenimi edindiğini söyledi. Obama yönetiminin Suriye politikalarının eleştirildiğini hatırlatan Ehmed, "Obama döneminde ABD Suriye’de istenilen düzeyde bir etkinliğe sahip olamadı ve başarılar elde edemedi. Bu biraz da rahatsızlık yaratmıştı. Terörizme karşı mücadelede, siyasette doğru, yerinde bir tutum ve plan ortaya çıkarsa yeni yönetimin ciddi bir şekilde üzerinde duracağı izlenimi edindim" dedi. 

‘Güvenli bölge’ için QSD alanları düşünülüyor

MSD Eşbaşkanı, Amerikalı yetkilerle yaptıkları görüşmelerde Trump’ın Suriye'de mülteciler için oluşturulmasını istediği "güvenli bölge"nin, Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) kontrolündeki alanlarda olma ihtimali üzerinde durulduğuna dikkat çekti. Ehmed, bu konuda şunları söyledi: "Suriye’de tampon ve güvenli bölgelerin oluşturulması kararı olarak alındı. Ancak hangi alanların bu tampon ve güvenlikli bölgeye alınacağının planı henüz çıkarılmamıştı. Planlamanın çıkarılması için ilgili kurumlardan bazı görevlendirmeler de yapıldı. Bu ekip, hangi bölgelerin tampon ve güvenlikli bölgeye alınacağı projesini çıkarıp öneri olarak Trump’ın onayına sunacaklar. Ancak yaptığımız görüşmelerde, yürüttüğümüz tartışmalarda söylenenler QSD ve YPG denetiminde olan bölge ve alanların en güvenilir bölgeler olarak gösterilmiş olduğu görülüyordu. Amerikalı yetkililer de artık bunu biliyor. Hatta bu bölgelerin Suriyeli göçmenler için yerleştirilip güvenliklerinin alınacağı, korunacağı yerler de olabileceği yönünde görüşleri de vardı. Bu göçmenlerin savaş bitene ve yeniden inşaya kadar burada kalabilecekleri yönünde görüşlere de sahipti ABD’li yetkililer."

ABD QSD’ye desteğini sürdürecek

Washington temasları esnasında Trump yönetiminin DAİŞ’le mücadelede QSD güçlerine askeri desteğini artırarak devam ettirme kararlığında olduğunu gördüğü de belirten Kürt siyasetçi, buna karşı temkinli bir tutum içinde olduklarını "Siyasette her zaman sürprizler olur" diyerek ifade etti. 

Diğer gruplardan umudu kestiler

Türkiye destekli silahlı grupların yenilgiye uğradığı Halep’in rejime devredilmesinden sonra ABD’de artık "Bu örgütlerle olmaz" kanaatinin oluştuğunu söyleyen Ehmed, "Hatta görüştüğümüz kimi yetkililer açıkça ’hükümetimizin desteklediği bazı grup ve muhaliflerin kim oldukları belli değil' dedi. O yüzden Trump’ın seçilmesinden hemen sonra sözde ılımlı bu gruplara yapılan yardımlar kesildi. ABD, bu gruplarla yaptıkları projenin başarılı olmadığını gördü ve artık onlarla olmayacağını biliyor" yorumunda bulundu.

Türkiye’nin projesinin hiç şansı yok

MSD Eşbaşkanı, AKP ve Erdoğan'ın Suriye’de hezimete uğrayan çetelerini toparlamak için ’Eğit Donat Projesi'ni yeniden canlandırmak istemesine dönük de açıklamada bulunarak, "ABD’de öyle bir yaklaşım hiç yok. ABD'de Beşar Esad’ın kalması isteniyor. Yani devletin yıkılmasını istemiyorlar. Onun için Türkiye’nin yeniden canlandırmak istediği o projenin hemen hemen hiç şansı yok. Çünkü o projeyi bir kere başarısız kalmış bir proje olarak görüyorlar" dedi.  

TSK yaklaşırsa çatışma çıkar

Ehmed, QSD güçlerinin DAİŞ’ten kurtardığı topraklara Türk ordusunun yaklaşması halinde olacakları ise şöyle özetledi:"Türkiye’ye izin verilmeyecek, bu kabul edilemez bir şey… Gerilimin artması anlamına gelir. Deneyecek olurlarsa elbette çatışma çıkar."

Erdoğan’ın politikalarına darbe

Suriye’de Kürtler ile müttefiklerinin güçlenmesinden rahatsız olan Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bab’dan sonra hedefin QSD’nin elindeki Minbic ve QSD ile YPG’nin DAİŞ’ten kurtarmak için bir süredir operasyon yürüttüğü Rakka (Reqa) olduğunu söylemişti. Ancak TSK, kayıp üstüne kayıp verdiği Bab’ta çakılıp kalırken, Kürt düşmanı Erdoğan’ın politikaları da bir bir darbe alıyor. ABD’nin "güvenli bölge"yi askeri desteğini artırarak devam ettireceği YPG ve QSD kontrolündeki alanda oluşturması da Türkiye’nin politikalarının iflası olacak. Zira Trump’ın planı Rojava için bir çeşit, "müdahaleye kapalı güvenli alan" oluşturma potansiyeli taşıyor. 

Trump Kuzey Suriye'ye asker gönderebilir

Ayrıca Trump yönetiminin DAİŞ’le mücadele için Kuzey Suriye’ye asker göndermeyi ve QSD güçlerine askeri desteği artırmayı planladığı da belirtiliyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un bu planı öneri olarak bu ay sonunda Trump’a sunması bekleniyor. Obama yönetimi Suriye’ye kara birliği göndermeyi reddetmişti; DAİŞ’e karşı sadece küçük bir grup Amerikan özel kuvvetler üyesi yerel güçlere eğitim ve istihbarat desteği için sahada bulunuyor. 

Cenevre-4 bizsiz başarısız olur

23 Şubat’ta yapılması planlanan yeni Cenevre görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan MSD Eşbaşkanı Ehmed, şu ana kadar kendilerine herhangi bir davetiyenin gelmediğini söyledi. Suriye’nin gerçek muhaliflerinin katılımı olmaksızın yapılması halinde dördüncü Cenevre görüşmelerinin de öncekiler gibi başarısız olacağı uyarısında bulunan MSD Eşbaşkanı, "Eğer Kuzey Suriye halkları davet edilmezse bu da Suriye krizinin devam etmesinde karar kılınmış anlamına geliyor. Yani savaşın sürmesini isteyenler Kuzey Suriye halklarının kendi temsilcileri ile temsil edilmesini istemezler. Biz bunu da böyle okuyoruz ve böyle görüyoruz. Çünkü öncekilerin sonuçları ortada" dedi. 


HABER MERKEZİ



1686

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA