Hukuk tanımayan yargı

Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, mahsur kaldıkları üç bodrumda katledilen kişiler için “Terörist” diyerek suç duyurularına takipsizlik kararı verdi. “Risk” görerek girmediği bodrumlarda katledilenlerin yanında “silah olduğunu” iddia eden savcı, katliamı “hukuka uygun” buldu.

17 Şubat 2017 Cuma | Haber

Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, mahsur kaldıkları üç bodrumda katledilen kişiler için “Terörist” diyerek suç duyurularına takipsizlik kararı verdi. “Risk” görerek girmediği bodrumlarda katledilenlerin yanında “silah olduğunu” iddia eden savcı, katliamı “hukuka uygun” buldu.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde “sokağa çıkma yasağı” sırasında mahsur kaldıkları bodrumlarda öldürülen kişiler için Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu, takipsizlikle sonuçlandı. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, üç bodrumda katledilen bazı kişilere ilişkin yapılan şikayeti, “Olayda hukuka uygun sebeplerin mevcut olduğu anlaşıldığından” kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 

Türk devlet güçleri meşru müdafaa yapıyormuş!

Savcılık, bazı gizli tanıkların ifadelerine dayandırdığı kararında birinci bodrumda yaralı halde mahsur kalan Muharrem Erbek (18), ikinci bodrumda mahsur kalan Yasemin Çıkmaz (17) ile üçüncü bodrumda mahsur kalan Ramazan Biriman’ın (22) “örgüt üyesi” olduklarına karar vererek, öldürülmelerinin yapılan operasyonun amacı kapsamı içerisinde olduğunu savundu. Operasyona katılan Türk devlet güçlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 25. Maddesinde düzenlenen meşru müdafaa temelinde davrandıklarını ileri sürülen kararda, kişilerin öldürülmesinde meşru müdafaa sınırının aşıldığına dair herhangi bir delil tespit edilmediği savunuldu. 

Aileler itiraz etti

Aileler, takipsizlik kararlarına dilekçe ile itiraz etti. İtiraz dilekçesinde soruşturmanın savcı değil şüpheli konumda olan güvenlik güçleri tarafından yapıldığı ifade edilerek, savcıların cenazelerin bulunduğu bodrumlarda herhangi bir inceleme yapmadığı hatırlatıldı. Operasyonda kullanılan silahlardan hiç bahsedilmediğini kaydeden ailelerin avukatları da askerlerin sayısı, kimlikleri, boş kovanlar gibi detayların hiç verilmediğini vurguladı. Savcılığın, kararında katledilenlerin yanında silah ve mühimmat bulduğunu iddia ettiğini aktaran avukatlar, “Soruşturma dosyasında iddia edilen silahlara dair herhangi bir fotoğraflama, olay yeri inceleme ya da ölen insanların parmak izinin tespiti söz konusu olmamıştır” diye kaydetti. 

Giremediği bodrumda silah varmış

Savcılığın bodrumlara girmeme nedeni olarak “binaların moloz yığınından oluştuğu ve çökme riski” olarak gösterdiğini hatırlatan avukatlar, itiraz dilekçesinde şunlara işaret etti: “Polis tutanağı da aynı nedenlerle bazı bodrumların içine girilmediği dile getirilmiş, ancak aynı tutanaklarda ölen insanların yanında silah ve mühimmat olduğu ve bu kişilerin güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiği belirtilmiş. Yine bu bodrumlarda bulunan cenazeler polisler tarafından çıkarılmıştır. Bu açıklamalardaki tutarsızlık incelenmemiş. Hem binalar riskli olduğu için girilmediği kaydedilmiş hem de binanın içinde cenaze çıkarıldığı belirtiliyor. Eğer bu kişiler çatışmaya girmiş ise bulundukları bodrumlarda çok sayıda boş kovanın delil olarak dosyalara konulması gerekirdi.”

Dosyaya görüntüleri almamış

Bodrumların olduğu bölgede çok sayıda zırhlı aracın operasyona dahil olduğuna işaret eden avukatlar, olay günlerinde görev yapan zırhlı araçların hiçbirinin görüntüsü evraklara konulmadığını kaydetti. 

Kimsenin ifadesine başvurmamış

Otopsi tutanaklarına göre ölümlerin bombalama sonucu yaşandığını hatırlatan avukatlar, itiraz dilekçesinde, “Buna rağmen herhangi bir polis-askerin ifadesi alınmadı. Çoğu cenaze tamamen yanmış ve vücut bütünlüğü kalmamış olmasına rağmen yanıcı maddelerin tespiti yapılmadı. Soruşturmanın sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karar, Hükümet’in AİHM nezdindeki yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğinin de göstergesidir. Bu durum, müvekkilin Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan yaşam hakkının ihlaline yönelik etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün de ihlalidir” denildi.   




ŞIRNAK


605

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA