Rojava’nın anarşistleri...

6 Kasım 2016’ydı tarih. YPG olarak bilinen Kürt milisler, IŞİD’in merkezi olan Rakka’yı kurtarmak için büyük bir saldırı başlatmıştı. Safları içinde, çok az haber olsa da, Avrupa ve Amerika’dan gelmiş solcu, anarşist ve komünistlerden oluşan 75 kişilik bir grup da vardı. Brace Belden bunlardan biriydi. Massachusetts büyüklüğünde bir sosyalist bölgeyi savunmak için savaşmak amacıyla gelmişti.

17 Şubat 2017 Cuma | Dizi

Seth Harp / rollingstone.com - Çeviri: Serap Şen



IŞİD’e karşı savaşan genç 

Amerikalı radikallerle Suriye’nin 

cephe hatlarında...


İlk muharebesine katılacağı sabah Brace Belden, soğuğa uygun giyinmemişti ve seyahat ishalinden halsiz düşmüştü. Dahil olduğu Kürt milis birliği, Suriye’de Rakka’nın 30 mil uzağındaki IŞİD cephe hattında kamp kurmuştu. Savaşçılar, tütün haricindeki tek konforları olan çayın kaynadığı kamp ateşinin etrafında dikiliyorlardı. “Hayatımda hiç o kadar pis olmamıştım” diyor Belden. Yola çıkma vakitleri geldiğinde Kalaşnikofuna şarjörü taktı ve zırhı hurda metal ve betondan, tank ve kamyon parçaları bir araya getirilerek yapılmış eğreti muharebe aracına tırmandı. Belden, paslı kabinin içinde bir selfie çekti ve “Bu ucube taksi kokuyor be” yazısıyla paylaştı.

Milislerin geri kalanı minivanlara, çöp arabalarına ve buldozerlere doluşup IŞİD’in güneyde üç yıldan uzun süredir elinde tuttuğu bölgeye doğru yola çıktı. Belden, kalkan tozun görüşü engellediği kuru arazide, çölden Kürt birliğine doğru hızla gelen patlayıcı yüklü bir aracı fark ettiğinde makineli tüfeğin başındaydı. O daha ateş etme fırsatı bulmadan bir Amerikan savaş uçağı gökyüzünde belirdi ve aracın olduğu yerde, millerce genişlikte alanı sarsan bir patlama oldu.

6 Kasım 2016’ydı tarih. YPG olarak bilinen (Halk Savunma Birlikleri’nin Kürtçe kısaltması) Kürt milisler, IŞİD’in merkezi olan Rakka’yı kurtarmak için büyük bir saldırı başlatmıştı. YPG, ABD hava gücü tarafından destekleniyor ve Arap ve Süryani milislerin bir koalisyonu ile omuz omuza savaşıyordu. Safları içinde, çok az haber olsa da, Avrupa ve Amerika’dan gelmiş solcu, anarşist ve komünistlerden oluşan 75 kişilik bir grup da vardı. Belden bunlardan biriydi. Massachusetts büyüklüğünde bir sosyalist bölgeyi savunmak için savaşmak amacıyla gelmişti.


‘N’oldu bizim maaşlar?’

27 yaşında olan Belden, Ekim ayında Suriye’ye varmasından kısa bir süre sonra cepheden fotoğraflar paylaşmaya başladı Twitter’da. Yaygın şekilde paylaşılan ilk fotoğrafta, gözlerinde Buddy Holly gözlüğü, ağzının kenarında sigara, bir elinde sokak köpeği, diğerinde keskin nişancı tüfeği ile, YPG üniforması içinde çömelmiş. “Celine’in sözlerini az değiştirirsek,” yazmış, “içerdeysen içindesindir.” O zamandan bu yana PissPigGranddad hesabında 19 bin (şu an 24 bin kadar, ÇN) takipçiye ulaştı ve solcu sövüp saymalar ile küfürlü erkek mizahının bir karışımıyla internet alemini şaşırtmaya devam ediyor. “PKK’ye ‘N’oldu bizim maaşlar’ demek için Kandil Dağı’na gidiyoruz” gibi tweet’leri, “Kuzuları olan adamı bıraktılar, akşam yemeğinde boku yedik” gibileri takip ediyor.

Belden’ın YPG’ye katılmadan önce hiçbir askeri deneyimi yoktu. San Francisco’da çiçekçilik yaparak geçiniyordu. Ondan önce kendisini bir lümpen proleter olarak tanımlıyor; serseri bir punk ve eroin alışkanlığı olan bir adi suçlu, öyle ki rehabilitasyonda başlamış Marx-Lenin okumaya. Bu alışkanlığından kurtulduğunda solculara katılmış, kiracı hakları için yürüyüşlere gitmiş, zorla tahliyeleri engellemeye çalışmış, polis şiddetini protesto etmiş. Ortadoğu’ya gitmeye hazırlanırken kız arkadaşı onun insani yardım organizasyonuna katılacağını sanıyormuş. “Pek memnun olmadı tabii” diyor Belden, YPG ile birlikte savaşmayı planladığını öğrenince.

Rakka saldırısının ilk aşaması, Rakka’nın 17 mil kuzeyinde, 10 bin kişinin yaşadığı bir uydu köy olan Tel Saman’ı alma misyonuydu. “Yarım çember şeklinde kuşatana dek Tem Saman’ı zorladık,” diyor, “sonra da bombardımanla canlarını çıkardık.” Kürt hatlarının ardına sığınmak isteyen mülteciler akın etmiş. “Yüzlerce sivil tek sıra halinde günlerce gelmeyi sürdürdü,” diyor. Gece, yeni almış oldukları binalarda nereyi buldularsa orada kalmışlar; acımasız soğukta çatılarda kamp kurmuşlar. “İlk hafta çok fenaydı,” diyor. Amerikalı bir başka gönüllünün üvey annesi, karınları tok, sırtları pek mi diye mesaj yazıp duruyormuş.

Rakka’ya yürüyüş iki haftadan sonra duracak kadar yavaşlamış çünkü YPG kurtardığı köylerde kontrolünü güçlendirmek istiyormuş. YPG, Suriye’nin Rojava denilen kuzeyinde 4 milyon insanın yaşadığı bir bölgeyi kontrol ediyor. Motivasyonu yüksek on binlerce savaşçısı, beş yıldır IŞİD ile savaşıyor. Son iki yıldır Fransız ve Amerikan savaş uçakları, onların kara manevralarını hava saldırıları ile destekliyor ve bu sayede IŞİD ana yollardan ve açık çölden tekrar güçlü olduğu Musul ve Rakka’daki kent merkezlerine çekilmek zorunda kalıyor. Şu an ise Kürtler iki kentin de kapılarına dayanmış durumda.


Bir gönüllünün güzergâhı

Ama YPG, tipik bir etnik veya mezhepsel fraksiyon değil. Savaşçıları, bir zamanlar komünist olan ama artık Noam Chomsky veya Occupy Wall Street aktivistlerininki gibi bir tür seküler, feminist, anarko-liberterliği benimsemiş tutsak gerilla liderine bağlılar. Kürtler bu idealleri Rojava’da hayata geçiriyorlar ve bu deneyim, YPG’nin IŞİD’i yenip anarşist bir kolektif – İslami köktenciliğe ve kapitalist moderniteye eşit ölçüde karşı olan bir “devletsiz demokrasi” – kurmasına yardım etmeye gelen Belden gibi neredeyse her kıtadan solcu enternasyonalisti kendine çekiyor. Adına Rojava Devrimi diyorlar ve sizi de çağırıyorlar.

YPG’ye katılmak isteyen yabancılar, Irak’ın Süleymaniye şehrine gitmek için şifreli bir e-postayla alıyorlar, izlemeleri gereken güzergahı. Bu şehir Rojava Devrimi’ne sempati besleyen sosyalist bir muhalefet partisinin kontrolünde. Gönüllüler hoş karşılansa da YPG’ye ulaşmak kolay değil. Tam güneyinde IŞİD var. Batısında Özgür Suriye Ordusu var; El Kaide’ye bağlı Nusra Cephesi’nin hakimiyetindeki dağınık bir savaş lordları ve paralı askerler koalisyonu. Kuzeyinde Türkiye var; Kürt bağımsızlığının baş düşmanı; muhafazakâr, İslamcı hükümeti YPG’yi bombalıyor. Doğusunda Irak Kürdistanı Bölgesel Yönetimi var; askeri gücü peşmerge yıllardır gönüllülerin Suriye’ye geçişine izin veriyordu ama son birkaç yıldır Türkiye’nin baskısıyla KRG, Dicle üzerindeki tek köprüyü de kapattı ve Rojava’ya mutlak abluka uyguluyor.


PKK ve Öcalan

Benim görevim Rojava’ya girmek ve savaşa katılan Batılı solcularla ilgili haber yapmaktı. Adamlarından dördüne beni ablukadan askermişim gibi geçirmeleri talimatını veren bir peşmerge generaliyle buluşmak için Süleymaniye’den Kerkük’e gittim. Bir dizi bölgesel kontrol noktasından geçtik ve Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) kontrolündeki bir yasak bölge olan Sincar Dağı’nın eteklerindeki tepelik bir bölgede her yanı dökülen bir gerilla kampına ulaştık. İnsanın gözünü yaşartacak derecede sigara dumanıyla dolu pis bir mutfakta, PKK militanları bana geç kapitalizmin krizini ve Amerikan medyasının kadınları cinsel sömürüsünü anlatırken, büzüşmüş vaziyette soğuk bir gece geçirdim.

Bölgedeki silahlı fraksiyonların tümü arasında Rojava Devrimi’ni anlamak için en kritik olanı PKK. 1978’den başlayarak Türk devletine karşı komünist bir ayaklanma yürütmüş ve 1997’de ABD tarafından terör örgütü listesine alınmış. İki yıl sonra Türk güvenlik güçleri partinin kurucusu Abdullah Öcalan’ı yakalamış. Bir ada hapishanesinde müebbet hapis yatan Öcalan, siyasal bir dönüşüm geçirmiş. Marx ve Lenin’i bırakıp anarşizm, feminizm ve ekoloji üzerine, özellikle de Bernie Sanders ile Vermont’ta ahbaplık etmiş liberter bir sosyalist olan Murray Bookchin’in kitaplarını okumaya başlamış.

2011’de Öcalan, mahalle meclislerinde gönüllü katılıma dayanan, kadınların eşitliğine özel bir önem atfeden Atina tarzı bir doğrudan demokrasiyi anlattığı “Demokratik Konfederalizm” diye bir kitapçık yazıyor. Resmi bir devlet içermeyen bu 47 sayfalık toplum taslağı, Beşar Esad rejimi 2012’de Suriye’nin kuzeyinden güçlerini geri çekerek PKK ile müttefik ve Öcalan’a bağlı yereldeki Kürt milislerin kontrolü devralmasına izin vermeseydi belki de hiç dikkat çekmeyecekti. Suriyeli Kürtler, YPG’nin koruması altında Rojava’nın özerkliğini ilan ettiler ve Öcalan’ın “Demokratik Konfederalizmine” dayalı bir anayasa benimsediler. İspanya İç Savaşı’ndan bu yana ilk kez, anarşistler ülke büyüklüğünde bir bölgeyi kontrol ediyordu ve Rojava kısa zamanda enternasyonal solun meşhur davası haline geldi.


Ezidilerle cepheye yolculuk

Aralarında ikisi de kamuflaj üniforması giymiş, birinin bir gözü bantlı, diğerinin bir kolu yaralı 16 ve 18 yaşlarındaki iki Ezidi kızın da olduğu savaşçılarla dolu bir minivan içinde Sincar Dağı’ndan Rakka cephesine gittim. 2014 Ağustosu’nda IŞİD, binlerce Ezidi Kürt’ü Irak’ın Sincar bölgesinde katletti ve kadınları Rakka’nın köle pazarına sürdü. Kaçıp kurtulabilenler Sincar Dağı’na sığındı, burada Başkan Obama IŞİD’e karşı ilk Amerikan hava saldırılarının emrini verene dek kuşatma altında kaldılar. Bu sayede Ezidiler Rojava’ya kaçabildi. Ezidi kızlara nasıl yaralandıklarını sordum, bana aptalmışım gibi baktılar. “DAİŞ” dedi büyük olanı, IŞİD’in Arapça kısaltmasını kullanarak.

Suriye sınırının hemen öte yanında, tepelik bir alandaki YPG üssüne vardık. Milisler kamp ateşleri etrafında toplanmıştı ve ortada bir komutan yok gibiydi. Anarşist ideolojisine uygun şekilde YPG, gevşek şekilde örgütlenmiş, rütbeler yok; herkesin birbirine hitap şekli cinsiyetsiz “heval” kelimesi, yani arkadaş. Liderlerini doğrudan seçiyorlar ve bir general bile kendi elbiselerini kendi yıkamak ve sırası gelince yemek pişirmek zorunda. Tamamı kadınlardan oluşan bir tugayı var, Kadın Savunma Birlikleri ya da YPJ ve tüm komuta kademeleri YPG’den bir erkek ve YPJ’den bir kadından oluşuyor. Askerleri hafif silahlar taşıyor ve muharebeye bedenlerini koruyan zırhlar veya kasklar, hatta botlar bile olmadan giriyorlar, sadece spor ayakkabılar ve Kalaşnikoflarla. Rojava’ya özgü siyah çiçekli eşarplar takıyorlar ki kadınlarla dayanışma içinde, erkekler de benimsemiş bunu.

Radikal ideolojisine ve yasadışı PKK ile bağlantısına rağmen YPG, ABD ordusu ile etkili bir ittifak kurabilmiş (Trump yönetimi bunu bitirme niyetinde olduğu sinyalini verse de). Şu an itibarıyla YPG ile birlikte savaşmakta olan, taktik tavsiyeler veren, hava saldırıları için haber gönderen ve patlayıcıları etkisiz hale getiren 500’den fazla Amerikan komandosu var. Suriye’ye vardığım 24 Kasım günü, ismen bildiğim Ayn İssa diye bir kasabada, patlayıcı imha teknisyeni bir donanma askeri öldürüldü. Rakka’ya yakın, Sincar’ın 150 mil uzağındaydı. Belden’le buluşmak için oraya gidiyordum.

Rojava’ya gelen tüm gönüllüler, dört betonarme binadan oluşan, akan suyu, kesilip duran elektriği ve bir çamaşır asma ipi olan, patates tarlasına sahip, Akademi denilen bir yerde bir aylık eğitim alıyorlar. Ziyaretim sırasında çoğu Alman ve İtalyan bir düzine acemi askerle tanıştım ama iki Amerikalı, bir İngiliz, bir Finlandiyalı, bir Basklı ve Hong Kong’dan gelmiş bir Tibet vatandaşı da vardı. Barakalarda sırt çantaları ve tüfekleri köşede, bir odada beş kişi yer yatakları üzerinde uyuyorlardı. Şafakta elde Kalaşnikoflar koşuya çıkıyorlardı. Günün geri kalanında silah eğitimi alıyor, anarko feminist ideolojiyi ve gündelik Kürtçe’yi öğreniyorlardı.

Birçoğu muharip olan eğitimliler, yaz güneşinde birkaç saat dinlenmek için sigara ve çay içmekten başka yapacak şeyleri olmadan etrafta takılıyorlardı. Bunlardan biri Kerim Françeski; bıyıklı, 27 yaşında bir İtalyan. Rojava’ya gelen ilk solculardan. 2014 Eylülü’nde Türkiye sınırının çoğunu IŞİD kontrol ediyormuş. Bir tek Kobanê kalmış direnen ve IŞİD en deneyimli yabancı savaşçılarını göndermiş burayı ele geçirmek için. 2014 Ekimi’nde Françeski ve bir grup İtalyan komünist, bir çeşit tıbbi görevle gönüllü olmak için sürgündeki Kobanêli yetkililerle görüşmüş. “Çok umutsuz durumdaydılar,” diyor Françeski. “İlaç falan umurlarında değildi. Savaşacak insan arıyorlardı. Hayır diyemedim.”

Soldan üçüncü olan Françeski, bir grup Batılı solcuyu Rojava Devrimi’ne katılmaya ikna etmiş. 


İtalyan Karim Françeski (soldan üçüncü), bir grup uluslararası gönüllüyle birlikte... 


 


2393

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA