Komplocular başaramadı

Türk sömürgeciliği ve suç ortakları tarafından 9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da korsanca bir kaçırma eylemine dönüşen Uluslararası Komplo, Öcalan’ın imhasını, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesini ve bunlara dayanarak da Kürt soykırımını tamamlamayı hedeflemişti. 18 yıl oldu ve komplocular başaramadı.

14 Şubat 2017 Salı | Haber

PKK Yürütme Komitesi, KCK Genel Başkanlık Konseyi ve PAJK Koordinasyonu, Öcalan şahsında Kürt halkına yönelik 18 yıl başlatılan Uluslararası Komplo’yu kınadı, komploda yer alan güçleri artık daha fazla Türk devletinin suçlarına ortak olmamaya çağırdı.

PKK Yürütme Komitesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edilmesiyle devam eden  Uluslararası Komplo’nun yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Öcalan’ın tam 18 yıldır İmralı işkence ve ağır tecrit sistemine karşı tarihin en büyük özgür insan direnişini yürüttüğünü hatırlatan PKK Yürütme Komitesi’nin açıklaması şöyle:

Bilindiği gibi, küresel kapitalist modernite güçleri tarafından 9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da korsanca bir kaçırma eylemine dönüşen Uluslararası Komplo, Öcalan’ın imhasını, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesini ve bunlara dayanarak da Kürt soykırımını tamamlamayı hedeflemişti. 

Bütün planları boşa çıkarıldı

18 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda söz konusu bu amacın gerçekleşmediğini, komplonun boşa çıkartılıp başarısız kaldığını görüyoruz. Geçen 18 yıllık süre içerisindebu kapsamdaki onlarca saldırı planı boşa çıkartıldı. Öcalan, Kürt Özgürlük Hareketi ve yurtsever Kürdistan halkı birbirine kenetlendi; yiğitçe direnerek, insanlık ve özgürlük düşmanı saldırıyı başarısız kıldı.

Öcalan’ın üçüncü dönemi

Bu 18 yılda Öcalan’ın büyük özgürlük direnişi içinde ‘Üçüncü Önderliksel Doğuşu’ gerçekleştirdiğini, geliştirdiği ‘Savunmalar’la başta kadınlar olmak üzere tüm ezilenlere özgürlüğün ve kurtuluşun yolunu gösterir düzeye ulaştığını görüyoruz. Kenetlenme, tarihin en büyük toplumsallığını oluşturdu. Değil tasfiye olmak, geçen 18 yıl içerisinde Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kat kat büyüyerek ve Rojava Özgürlük Devrimi’ni gerçekleştirip DAİŞ faşizmine karşı yürütülen özgürlük direnişine öncülük ederek Ortadoğu’nun ve dünyanın en büyük özgürlük ve demokrasi gücü haline geldiğini görüyoruz. Bu temelde komplo yenilmiş, özgürlük kazanmıştır. 

Suç ortaklarına çağrı

Uluslararası Komplo, ABD tarafından örgütlendi. ABD, İngiltere ve İsrail ittifakı temelinde yürütüldü. Başta Mısır, Suriye, İran, Yunanistan, Almanya, Fransa ve Rusya olmak üzere çok sayıda devlet kullanıldı. 18 yıldır süren İmralı işkencesi ile Kürt katliamlarına ve soykırımına tüm bu devletler ortaktır. 18. yıldönümü vesilesiyle tüm bu devletleri, komplodaki ve bu temelde yürütülen Kürt soykırımındaki paylarını görmeye, işlenen bu insanlık suçuna daha fazla alet ve ortak olmamaya, Kürt halkının özgür iradesini kabul ederek TC’nin yürüttüğü soykırım saldırılarına karşı çıkmaya çağırıyoruz.

Tarihin çöp sepetine atmak için

Komploya karşı 19. yıl mücadelesini komplonun tümden yenilip İmralı işkence sisteminin tarihin çöp sepetine atıldığı bir mücadele haline getirebilmek için başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımızı ve dostlarımızı daha güçlü mücadele etmeye, bulunulan her yeri Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele alanı haline getirmeye çağırıyoruz!

Komplonun şimdiki varisleri

Uluslararası Komplo’yu bugün yaşatmaya çalışan güç AKP-MHP faşizmidir. Komplo gibi kendisi de paramparça olmuş bu faşist güruh, Cizre ve Sur örneklerinde görüldüğü gibi en vahşi katliamlara başvurarak iktidarını korumaya, komployu sürdürmeye ve Kürt soykırımını yürütmeye çalışıyor. Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisi çöken 12 Eylül faşist diktatörlüğünü restore ederek bu savaşçı ve soykırımcı sistemi ayakta tutmaya çalışıyor. Bunun için yürüttükleri katliam pratiğine hukuki kılıf geçirebilmek amacıyla 16 Nisan’da anayasa değişikliği referandumunu gündeme getirmiş bulunuyorlar. Kendi faşist katliamlarını ve tekçi ulus-devlet diktatörlüklerini topluma onaylatmak istiyorlar.

Kürt soykırımına HAYIR

Çok açık ki; 16 Nisan referandumundan ‘Evet’ çıkması, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan faşist diktatörlüğünün Kürdistan’da yürütülen tüm katliam ve soykırım saldırılarının, siyasi soykırım operasyonlarının, Türkiye’nin dört bir yanında uygulanan faşist baskı, sömürü ve terörün onaylanması oluyor. 16 Nisan referandumu çerçevesinde 12 Eylül faşizmini de, AKP-MHP faşizmini de tarihe gömmenin zamanı gelmiş ve fırsatı doğmuş bulunuyor. O halde tüm bunlara dur demek, Kürdistan’ı özgür ve Türkiye’yi demokratik yaşanabilir bir ülke haline getirebilmek için 16 Nisan referandumundan ‘Hayır’ çıkması gerekiyor. 

Başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiye halklarını; başta kadınlar, Aleviler ve işçiler olmak üzere tüm ezilen ve sömürülenleri; başta HDP ve ÖDP olmak üzere tüm demokratik güçlerip başta gençler olmak üzere toplumun tüm dinamik kesimlerini 16 Nisan referandumu çerçevesinde “AKP-MHP faşizmine hayır” kampanyasını birlik içinde ve başarıyla yürütmeye, faşist diktatörlüğü tarihe gömmeye çağırıyoruz! 


PAJK: Zemini kurutalım

PAJK Koordinasyonu, ’15 Şubat’ 18. yıldönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. “Tüm komploların zeminini kurutmak özgürlük tutkunu herkesin görevidir” diyen PAJK’ın açıklamasında bazı bölümler şöyle:

Elbette komplo tümden bu topraklardan söküp atılmamış ve komplolar gözü dönmüşlük derecesinde ayyuka çıkarılmaya çalışılmaktadır. Komplolar yenilmez bir parti gerçekliği şahsında yükselişe geçen kadın hareketi karşısında boşa çıkarılıyor ve çıkarılmaya devam edecektir.

Önderlik gerçekliği mekânları aşacak, tarihin akışını değiştirecek ve insanlık mirasını yeniden oluşturup halkların kaderini değiştirecek bir felsefeye ve hakikate sahiptir. Önderlik bir hakikattir, hiçbir komplocu güç bu hakikati aşacak, engel olacak bir güce sahip değil. 

Önderlik gerçeğinin özü ve derinliği kadın özgürlük hareketinde somutlaşmıştır. Bu yüzden Önderliğe yapılan komplonun en başta biz kadınların özgürlük çıkışına karşı gerçekleştirildiğini biliyoruz. Bunun için Önderliği sahiplenme ve bağlılık derecesi fedailik çizgisinde açığa çıkmıştır. Kadınlar ile Önderlik arasında gelişen sarsılmaz bağın sonucunda bu sahiplenme gelişmiştir. Bu bağ kimsenin anlamlandıramadığı, tanım getiremediği sarsılmaz bir bağdır. Onun için bu kara gün karşısında öfkemiz dindirilemez, intikâm yeminimiz söndürülemeyecek kadar diridir. 

Önder Apo felsefesiyle yaşayan kadınlar olarak o felsefenin cihana yayılmasındaki rolümüzün bilincinde ve farkında olarak hareket ediyoruz, edeceğiz. Erkek egemenliğinin inşa ettiği kadın sorunları karşısında özgürlük felsefemiz dünya kadınlarının dikkatini çekiyor. Özgürlüğe meyletmiş kadınların birlikteliği bu kadın özgürlük ideolojisi etrafında gittikçe daha çok buluşmaktadır. O bakımdan hiçbir güç, hiçbir zihniyet önümüzde engel değildir ve olamaz da. 

PAJK’lı kadınlar olarak bugünü asla unutmadık, unutmayacağız. ‘Önderliğe özgürlük, Kürdistan’a statü’ şiarımızın gerçekleşmesi için her zamankinden daha fazla imkânlara bilince ve iradeye sahibiz. 

Komplonun tüm zeminlerini kurutmak için en başta Kürt kadınları olmak üzere tüm demokratik güçleri, insanlık için mücadele eden tüm çevreleri Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. 


KCK: Sömürgecilik dağılıyor

KCK Genel Başkanlık Konseyi, “Sömürgecilik miadını doldurmuş ve dağılmaktan kurtulamayacaktır” dedi.

Genel Başkanlık Konseyi, ’15 Şubat’ın yıldönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Konsey’in açıklamasından bazı bölümler şöyle:

Uluslararası Komplo’nun en büyük hedefi, Kürtlerin 21. yüzyıla özgür ve iradeli bir halk olarak girmesini engellemekti. Bu nedenle Önder APO şahsında Kürt halkı, hareketi ve yarattığı ulusal demokratik kazanımlar esaret altına alındı. Halkımızın ve kahraman şehitlerimizin Önderlik etrafında oluşturdukları direniş çemberi, komployu boşa çıkarmanın temel halkası oldu. Çünkü Önderliğimizi kendi yarattığı değerlerin toplam bileşkesi olarak gördü. Önderliğin esaretini kendi esareti olarak tanımladı. Kürt halkı bu davanın kendi tarihsel trajedisiyle bağını çok iyi kavradı ve kurtuluşunun bu trajediyi bozmaktan geçtiğini bilerek direnişi sahiplendi.’

Kürtlere yüzyıl boyunca biçilen ya “kapıcılık ve Türkleşme” ya da “ölüm” denklemini bozup “kendi evinin”, “kendi ülkesinin” sahibi yapma kararlılığıyla komploya büyük bir zihinsel devrim ile cevap verildi. Özgür ve demokratik bir yaşam paradigması ortaya çıkardı. Çağın en büyük komplosuna, çağın en büyük savunmasıyla cevap verdi. 

Bu açıdan İmralı esaret süreci, komplocu güçlerin amaçladığı gibi işlemedi. Önder APO’nun bu fikir ve düşünceleri, bugün Kürtlerin yaşadığı her yerde yeni bir toplumsal sisteme dönüşüyor. Tüm ezilenler bu gelişmeden büyük bir ilham alıyor. 

Kürtler artık hiçbir egemen güç karşısında diz çökmeyecek, baş eğmeyecek, bilinçli, onurlu, politik ve örgütlü bir halk düzeyine ulaştı. Bugün AKP-MHP koalisyonunu, Kürt düşmanlığı temelinde uyguladığı sınırsız faşizm ile Kürtlerin yakaladığı bu gelişme ve kazanım düzeyini hedeflemektedir. Eski teslimiyetçi, işbirlikçi, kendini inkar eden Kürtlüğü yeniden dayatmaktadır. Halkımız, yakaladığı politik örgütlü düzeyi ile bu yönlü dayatmaları boşa çıkarmayı bilecektir.

Kürtler seçeneksiz değil

Sömürgeci T.C devlet sistemi büyük bir dağılma sürecine girmiştir. Bu dönemi ikinci bir milli mücadele ve istiklal savaşı süreci olarak tanımlıyor. AKP, MHP ile oluşturduğu koalisyon temelinde yürüttüğü ırkçı-milliyetçi-dinci faşist siyasetle, bu süreci yeniden kazanacağını ve toparlayacağını sanıyor. Fakat büyük bir yanılgı yaşıyor. Kürdistan’da sömürgecilik miadını doldurdu, hükmünü yitirdi ve dağılmaktan kurtulamayacak. Türkiye’nin Kürt sorununu çözmek ve demokratikleşme dışında hiçbir seçeneği kalmadı; uygulanan faşizm ve soykırım siyaseti, kaosu derinleştiriyor. Sömürgeci T.C devleti bu konuda seçeneksizdir. Ancak Kürtlerin seçeneksiz olmadığını herkes bilmelidir.  

Türkiye’nin çaresi kalmadı

Gelinen noktada Türkiye’nin kendisini hızla Erdoğan ve AKP’sinin esaretinden kurtarmak dışında bir çaresi kalmadı. Türkiye demokrasisinin, önümüzdeki referandum sürecinde mevcut AKP-MHP faşizmine büyük bir HAYIR ile cevap vermesi, Türkiye’yi bu esaretten kurtarmanın görünen yoludur. 

Kürdistan’da özgür günler yakındır

Kürdistan’da özgür günler artık yakındır. Önderliğimizin sık sık dediği gibi umut zaferden daha değerlidir. Süreci umut ve inanç dolu böyle bir ruhla sahiplenmek ve güzel günlerin uğrunda direnişi/mücadeleyi yükseltmek gerekmektedir. Kürtlerin döktüğü tek bir damla kanın boşa akmadığını ve zaferi her geçen gün yakınlaştırdığını herkes görecektir. Halkımızla beraber mutlaka kazanacağız. 


BEHDİNAN



881

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA