Tekerlekli sandalyede Suriye’den Almanya’ya gelen Nûjen: Evimi özlüyorum...

Nûjen, tekerlekli sandalyesi ve BBC kameralarına İngilizce konuşmasıyla hafızalarda yer edindi. Şimdi Almanya’da kardeşleriyle birlikte yaşayan Nûjen, doğup büyüdüğü toprakları, evini özlüyor...

09 Şubat 2017 Perşembe | Toplum-Yaşam

ERDAL ALIÇPINAR / KÖLN


Alan Kurdi’nin yaşamını yitirdiği fırtınalı gecede tekerlekli sandalyesiyle Ege Denizi’ndeydi Kobaneli Nûjen Mustafa. Sınırları aşa aşa Almanya’ya ulaşan Nûjen tekerlekli sandalyesiyle 3 bin 700 kilometre yol almış. Almanya’nın Köln kentinde yaşayan Nûjen “Artık göçler ve dramlar son bulmalı” diyor ve ekliyor: “Dönüş için tek umudum Kürt liderleri. Artık birleşin Kürtler de özgür olsun.”

Tekerlekli sandalye ile Suriye’den Almanya’ya kadar uzanan bir yolculuk Nûjen Mustafa’nın hikayesi. Aslen Kobanêli ama yaşamı Halep’te geçmiş. DAİŞ zulmünden kaçan genç bir kız. İngilizce’yi okula gitmeden öğrenmiş. Binlerce mültecinin ‘kurtuluş’ umudu ile çıktığı Ege Denizi’nde bota bindiğinde ilk defa denizi görmüş Nûjen.

 Aynı yerden denize açıldılar

2 Eylül 2015’te Bodrum açıklarında yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alan Kurdî’yle ayrı yerden aynı denize çıkmışlar.”O gün deniz çok şiddetliydi” diyor Nûjen, kurtulacağına dair umudunu yitirmiş, karşı tarafa geçtiğinde sevinç ve hüznü bir arada yaşamış. Geride doğup büyüdüğü, toprağı ve evini bırakmış, ama en azından sağ salim kıyıya ulaşmayı başarabilmiş.

 Azimle başarıyor

Nûjen’in hayatı tekerlekli sandalyede geçmiş. Geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle tekerlikli sandalyeye bağımlı yaşıyor. Kobanêli olan ve Halep’te büyüyen Nûjen Kürtçe, Arapça ve İngilizce biliyor. Yaklaşık 1,5 yıldır Almanya’nın Köln kentinde kardeşleriyle birlikte yaşayan 18 yaşındaki Nûjen hızla Almanca’da öğreniyor.

Hep okula gitmek istemiş Nûjen, bugünleri hayal bile edemiyormuş. Ablalarının yardımı ile ihtiyaçlarını görüyor. Her gün Bonn’da özel okula götürülüp getiriliyor.

 ‘Aranızda İngilizce bilen var mı?‘

 Dünya medyası onu ilk olarak geçtiğimiz yıl Macaristan sınırında binlerce mülteci Almanya’ya gelmek için sınırda beklerken tanıdı. BBC muhabirinin “Aranızda İngilizce bilen var mı?” sorusuna tekerlekli sandalye içindeki Nûjen “Ben biliyorum” yanıtını veriyor. Nûjen’in şaşırtıcı hikayesini dinlemeye koyulan  muhabir çektiği görüntülerle bir belgesel hazırlıyor.  

 Yaşamı kitap oldu

Hem İngiliz hem de Alman kamuoyunda çok sayıda habere konu olan Nûjen’in yaşamı ve yolculuğu üzerine geçtiğimiz yıl Almanca bir kitap da yazıldı. “Nujeen- Flucht in die Freiheit: Im Rollstuhl von Aleppo nach Deutschlan” isimli kitabı Christina Lamb kaleme aldı.

 Almanya’nın Köln kentine bağlı Wesseling kentinde ağabeyi ve ablalarıyla birlikte kalan Nûjen’i evinde ziyaret ettik. Kitap fikrinin nasıl oluştuğunu sorduğumuz Nûjen “Birgün telefon geldi, benim ile görüşmek istediklerini söylediler. Buluştuk ve bu kitap ortaya çıktı. Çok mutlu oldum. Yazılması çok önemliydi” diyor.

 Rojava’ya döneceğiz

Suriye’den yola çıkarken, “Belki de yaşayamayacağımı düşünüyordum” diyen Nûjen, “Suriye ile kıyaslandığında burası güzel. Ama evimi özlüyorum. Suriye’deki yaşamımı özlüyorum. Yaşadıklarımı özlüyorum. Yaşadıklarımız yaşam değil. Rojava’ya döneceğiz” diye belirtiyor.

 O gün ilk kez denizi gördü!

İzmir’den botla Yunanistan’a gelirken Nûjen’e ablası Nesrin’de eşlik etmiş. Botla olan yolculuğunda çok korktuğunu anlatıyor Nûjen:”Artık kendini Xweda’nın eline bırakıyorsun. Kader diyorsun. Çaresiz hissediyorsun. Alan Kurdî’nin öldüğü gün Ege Denizi’nde yolculuk yaptık. Karşıya geçtiğimizde Alan’ın öldüğünü duyduk. O gün su çok tehlikeliydi. Tehlikeli bir yolculuk yaptık. Trajik olan da şuydu: Hayatımda ilk defa denizi görüyordum. O da tehlike ve trajediyle örülü bir güne denk geldi.”

 Kürtlerin dramından bir kesit

İngilizce ve BBC röportajına ilişkinde detayları anlatan Nûjen, İngilizceyi televizyondan öğrendiğini anlatıyor: “Her hafta Arapça dublaj alt yazısı İngilizce olan bir dizi geliyordu televizyona, Arapçayı ablalarım bana öğretmişti. Dizide Arapça konuşurken alt yazıda da İngilizce tercümesi vardı. Ben de onları kelimler ile not ediyordum o şekil öğrendim. Ropörtaj ise Almanya’ya gelirken Macaristan sınırında sorunlar oldu. BBC televizyonu gelmişti. İngilizce bilen birini arıyorlarmış. Orada onlarla konuştum. BBC’deki gazeteciler sonra benimle birlikte yolculuk yaptılar. Yolculuk boyunca yaptıkları çekimlerle bir belgesel hazırladılar. O belgeselde Kürtler olarak yaşadığımız dramı dile getirdiler.”

 3 bin 700 kilometre yol aldı

Suriye’den yola çıkan Nûjen, zorlu bir yolculuk sonunda Yunanistan’a vardıktan sonra Makedonya’ya geçmiş. Almanya’ya kadarki yolculuğunu şöyle özetliyor: “Sırp sınırına yol aldık ve Belgrad’a geldik. Sonra Macaristan’a geldik. Binlerce insan sınıra yığılmıştı. Macar hükümeti sınırı kapatmıştı. BBC muhabiri bize Hırvatistan kapısının açık olduğunu söyledi. Orada 80 kişi Hırvatistan’a geçerek Slovenya’ya geldik. Bu yolu ilk kullanan biz olduk.”

 Tek umudum Kürt liderleri

Ülkesini çok özlediğini anlatan Nûjen, “Dönüş için tek umudum Kürd liderleri” diyerek son olarak şu mesajı veriyor: “Birleşsinler ve bizi bu durumdan kurtarsınlar. Artık göçler, dramlar son bulmalı. Başka ne diyebilirim ki...”






1191

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA