İSMET KAYHAN: ‘Kafası iyi’ insanların yeri

Christiania’da Kopenhag’ın alışılmış dinginliği, sükûneti yoktu. Havası kadar insanları da soğuk olan modernitenin kırılma noktasıydı burası. 68 Kuşağı’nın kurduğu bir kentti. Anarşistlerin, feministlerin, komünistlerin mahallesiydi; ama esasen hippilerin dünyasıydı. Kafası dumanlı insanların Christianiasında hippilere ait her şey fazlasıyla vardı.

08 Şubat 2017 Çarşamba | PolitikART

Vedat’ın 90’lardan kalma arabasıyla Kopenhag’a vardığımızda karanlık erken çökmüştü. Kar yağıyordu, dışarısı soğuktu. Bütün Kuzey kentleri gibi burada da insanlar erkenden evlerine çekilmişti. Issız sokaklar ve kar, kenti sıradışı bir güzelliğe büründürmüştü.

Vedat, “Burası çok sessiz, insanlar nerede? Bilmiyor musun ben yalnızlığı sevmiyorum,” deyince, “Bekle, birazdan göreceksin” dedim. Suratı asılan Vedat, yeni yaktığı sigarayı yere fırlattı, pek ikna olacak hali yoktu.

Stockholm’e giderken yıllarca bu kentten geçtim ama hep trenden izledim. Masalcı Andersen ile Christiania Mahallesi dışında bu ülkeyle ilgili bir bilgim ve ülkeye dair hiçbir ilgim yoktu. Aslında bizim derdimiz Kopenhag da değildi. Vedat’la Christiania bölgesini gezmek istiyorduk.

Gösterişli mağazalar, sanat galerileri, lüks lokantalar ve mavi, sarı, yeşil türlü renkle boyanmış binalarla dolu mahalleleri geçip Christiania’ya vardığımızda Vedat’ın yüz ifadesi değişti. Gülerek, “Vay be, burası neresi? Herkes buradaymış” dedi.


‘AB Toprakları Dışındasınız!’

Christiania’ya ilk girdiğimizde, “AB Toprakları Dışındasınız” yazan levhayla karşılaştık. Vedat “Fotoğraf çekelim” deyince, Christiania’nın güvenlik görevlisi bizi uyardı: “Fotoğraf çekmek yasak!”

Şimdi ise biraz önce önünden geçtiğimiz kafelerden, lüks alışveriş merkezlerinden başka bir mekana, Harry Potter’ın dünyasına fırlamış gibiydik. Ortalık curcunaydı. Kopenhag’ın o kasvetli soğuğu, Vedat’ın nefret ettiği ‘sessizlik’ yerini varillerin içinde yakılan ateşlere, dans eden insanlara ve müziğe bırakmıştı.

Kimsenin yağan kara, soğuğa aldırış ettiği yoktu. Vedat, “Hadi gidip ısınalım” dedi. Varillerin içinde yakılan ateşin etrafında en az on kişi vardı ve hepsinin de kafası güzeldi! Ateşin yanındaki barakadan aldığımız kahvelerimizi yudumlayıp meraklı turistler gibi gelip geçenlere bakıyorduk.

Esmer, gözleri hafifçe çekik biri bize bakıyordu. Yanımıza sokulup, “20 Euro’ya satarım” dedi. Vedat’la sohbet etmeye başladı. İngilizce konuşuyorlardı. “Ne diyor, ne istiyor?” diye sorduğumda Vedat gülerek, “Esrar satıyor, alalım mı?” diye espri yaptı. Neyse ki yıpranmış bir yüzü olan satıcıyı Vedat bir çırpıda başından savdı.


Kopenhag’ın soğuğunun kırıldığı yer

Christiania’da Kopenhag’ın alışılmış dinginliği, sükûneti yoktu. Havası kadar insanları da soğuk olan modernitenin kırılma noktasıydı burası. 68 Kuşağı’nın kurduğu bir kentti. Anarşistlerin, feministlerin, komünistlerin mahallesiydi; ama esasen hippilerin dünyasıydı. Kafası dumanlı insanların Christianiasında hippilere ait her şey fazlasıyla vardı.

Dükkanlar, süpermarketler, ‘Rewe’ler, ‘Aldi’ler’ler aramak isterseniz bulamazsınız. Bütün alışveriş döngüsü, küçük baraka ve tezgahlarda başlıyor.


Esrarın ta kendisi…

Vedat’la bütün tezgahları dolaştık. İncik-boncuk, tişört, ne varsa aldık. Turumuzun sonunda küçük bir tezgahın önünde durduk. Her birinin üzerinde farklı bir isim yazan elle sarılmış sigaralar vardı. Her birinin fiyatı ve ismi farklıydı. Genç bir kadın, 70 Kronluk sigarayı işaret etti. Tezgahtar büyük bir memnuniyetle sigarayı uzattı. Kadın müthiş bir çeviklikle sigarasını yaktı, derin bir soluk çekti ve ciğerlerine dolan dumanın bir kısmını çevresiyle paylaştı. Keskin bir koku sardı ortalığı. O zaman anladık ki bu esrarın ta kendisi... 

Vedat, bir müddet sonra sigara satan tezgahtarla sohbet etmeye çalıştı. Tezgahtar, “17 yıl önce Arjantin’den gelip Christiania’ya yerleştim. Politik bir ilticacıyım. Burası dünyanın en özgür yeri” dedi.

Arjantinli tezgahtar, esrarın Christinia’da ana mesele olarak gösterilip bölge halkının yaşam tarzını asimile etmek için araçsallaştırıldığına dikkat çekti ve ekledi: “Burayı elimizden alamayacaklar. Binlerce polis ve askerin yaptığı operasyonlara karşı yıllarca süren direnişlerimiz oldu. Her seferinde onlar geri çekilmek zorunda kaldı.”


Dünyanın en büyük hippi komünü

Christiania, dünyadaki en büyük hippi komünü. Gerçek bir komün hayatı var. Kendi kanunları, kuralları var. Kazanılan tüm paralar tek bir kasada toplanıp bölge sakinlerinin ihtiyaçlarına göre dağıtılıyor. Devletle, hükümetle, bürokrasiyle, eğitimle, belediyeyle mahallede yaşayan kimsenin bir ilişkisi yok! 

46 yıllık tarihinde birçok mücadeleye sahne olmuş bölgenin nüfusu bin civarında. Her yıl bir milyon kişi burayı ziyaret ediyor.

Devletin Christiania’yı sisteme dahil etme çabalarına karşılık Christianialılar daha fazla örgütlendi ve öz savunmalarını kurdu. Kurulduğu günden bugüne birçok şeyin değiştiği Christiania’da değişmeyen bir şey var, o da halk demokrasisi.


Vedat komüne iltica etti!

Christiania’yı terk ettiğimizde Vedat, “Gelip buraya iltica edeceğim” dedi. Şaka yaptığını düşündüm ama ziyaretimizden kısa bir süre sonra Vedat, Christiania’ya yerleşti. Vedat’ın dedesi gerilla milisi olduğu için işkencede katledilmişti. Babası, uzun yıllar cezaevinde kaldı. Üç kardeşi de dağlara çıktı. Bir kardeşi Hewlêr’de KDP tarafından katledildi, iki halası özgürlük saflarında şehit düştü. Vedat’ın hikayesini dinleyen Christianialılar, normalde aylarca süren iltica sürecini bir günde çözüp, “Vatandaşlık izni alman için elimizden geleni yapacağız” demiş. Vedat, iki ay burada yaşadı; ancak sağlık sorunlarından ötürü erkenden ayrılmak zorunda kaldı. Christiania’ya yerleşen ilk Kürt’tü.


Özgürleşme tarihinden kısa kısa…

* 1971 yılında aktivist gazeteci Jacob Ludvigsen önderliğindeki bir grup, bölgenin yeşillendirilmesi, çocuklara oyun alanı yaratılması için alanın etrafındaki çitleri kırarak bölgeye yerleşti. 

* Christianialılar, 26 Eylül 1972’de “Özgür Kasaba” olarak bağımsızlıklarını ilan etti.

* 1973’te Christiania’da yaşayanlar, Savunma Bakanlığı’yla elektrik ve su tüketimi konusunda sözleşme imzaladı. 

* 1974’te çocuk kreşleri yapıldı, ortak mülkiyete dayalı dükkan ve atölyeler inşa edildi, çöp ayrıştırma ve yeniden dönüşüm tesisleri kuruldu ve bölgenin tiyatro grubu yeni oyunlar temsil etti. 

* 1 Nisan 1976’da Danimarka Meclisi’nde alınan bir kararla bölgenin kapatılmasına karar verildi. Görüşmeler sonucu hükümet, daha sonra bu planından vazgeçti.

* 1982’de Christiania’nın kendi öz yönetimine sahip bir bölge olması önerildi. Ancak aynı sene liberal hükümetin iktidara gelişiyle Christiania’nın uyuşturucunun merkezi olduğu iddiasıyla karalama kampanyası başlatıldı. 

* 1987’de hükümet, yeni bir çözüm planı ile daha geldi. Plana göre bölgede yetkili otoritelerle iletişimi sağlayacak idari merciler oluşturulacaktı. 

* 1989’da büyük bir operasyonla bölgede birahaneler kapatıldı. 

* 1992’de Kopenhag polisi tarafından bölgeyi esrardan arındırma adı altında baskınlar yapıldı. Operasyonlar 18 ay sürdü.

* 1994’te bir kez daha bölgenin esrardan arındırılmadığı takdirde kapatılması gerektiği kararı alındı. 

* Aynı senenin Mart ayında hükümetin tavrına karşılık Christianialılar dünyanın ilk esrar grevini yaptı ve 5 gün esrar satışını yasakladı. Bu eylemin ardından polis, uzun bir süre bölgeye baskın düzenlemeye ara verdi.

* 1996’da Savunma Bakanlığı yeni planıyla ortaya çıktı. Bu plana göre bölge yeşil bir alan olarak korunacak ve Christiania kendi öz yönetim kuruluna sahip olacaktı. 

* 2007 yılında Christiania’ya binlerce polis baskın düzenlendi. Sabaha kadar süren çatışmalarda yaşanan direniş sonucu polis geri çekilmek durumunda kaldı.

* 2011 yılında, 40. yıldönümünde Christianialılar bölgeyi satın alarak devletle tüm ilişkilerini kesti.






1272

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA