O heyecanı nasıl anlatabilirim ki ?

Evimize MED TV geldikten sonra başka bir kanal açılmadı. Çünkü orada kendimizi görüyorduk. Sanki kaybettiğimiz bir aile bireyimizi izliyorduk gibi geliyordu. Bizi daha fazla heyecanlandıran başka şeyler de vardı. Özellikle Serok Apo’yu gördüğümüz zaman…

08 Şubat 2017 Çarşamba | PolitikART

MED TV, 15 Haziran 1995’te yayına başladığında, Kürt halkının ilk televizyonu da oldu. Kapanışta ve açılışta çalınan Ey Reqip marşı ile MED TV, Kürt halkının kolektif hafızasının en çarpıcı parçalarından birine dönüştü, kısa süre içinde.

Kürtlerin bu ilk televizyon kanalı, Avrupa’dan yayın yapıyordu. Ulaşabilmek için bir çanak antene ihtiyaç vardı. İşte o günden sonra Kürdistan’da en canlı sektör, çanak anten sektörü oldu. Uyducular peydah oldu, bütün Kürdistan kentlerinin mahallelerinde. Herkes birbirine “o kanalın” frekansını soruyordu; gençlerin her biri, “Horizontal/Vertical” gibi televizyon terimlerinin uzmanı olmuştu; kumanda hakimiyeti, çok önemli ve aranan bir meziyetti artık.

Kısa süre içinde Kürdistan’ın her evine girdi MED TV ve büyük etkileri oldu. Her şeyden önce Kürtler, örgütlerini ve önderlerini televizyon aracılığıyla tanıdı. Devletin karalamak için binbir çaba sarf ettiği ve servet döktüğü gerilla, sesiyle, sözüyle, kanlı canlı her Kürt’ün evine misafir olmuştu artık. Birçok evde, MED TV’den başkası izlenmez olmuştu.

Sonra, Kürdistan’ın başka parçaları da vardı ve oradaki Kürtler de mücadele ediyordu. MED TV, dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın aynı duyguda birleştirilmesinde kilit bir rol oynadı.

  Kürtçe, giderek daha fazla asimilasyon politikalarının kurbanı oluyor; Suriye ve Irak içinde kalan parçalarda Arapça’yla, Türkiye içinde kalan Kuzey Kürdistan’da Türkçe’yle, İran içinde kalan Doğu Kürdistan’da ise Farsça’yla doluyordu; MED TV, kullandığı duru Kürtçe’yle birçok Kürt’te anadiline dair duyarlılık oluşturdu. Dil çalışmalarını sürükleyen, ateşleyen bir etmen de, Kürt televizyonculuğuydu.

Defalarca kapatıldı Kürt televizyonları. MED TV de, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komployla Türkiye’ye teslim edilmesinin ardından karartılmıştı. Ama Kürtler, her kapatma ardından kanal sayısını artırarak geri döndü “o kutuya”. Halk, habersiz bırakılmayacaktı; hakikat, devletten beslenenlerin insafına terk edilemeyecek kadar kıymetliydi.

Bu tarih, bir hakikat mücadelesi tarihi. Emekçiler açısından görüntüsü, PolitikART’ın bu sayısında birçok yönüyle anlatılıyor. Peki ekran başındaki seyirciler ne hissetti? Lezgîn Akdeniz Amed’de, Selman Güzelyüz Ankara’da, Mehmet Zahit Ekinci Hamburg’da yaşayan Kürtlere mikrofon uzattı ve MED TV’yle tanışma hikayelerini sordu; televizyon kurulduğunda gerilla saflarında olan ve MED TV’yle ancak kuruluşundan 3 yıl sonra tanışabilen Sozdar Dersim de aynı heyecanın “saflardaki” yansımasını anlattı…


Kaybettiklerimizin haberini  hiçbir yerden alamıyorduk

Münibe Koç, Ankara (60): 1980’de Adıyaman’dan geldim Ankara’ya ve şu anda Ankara’nın Demet Mahallesi’nde yaşıyorum. 1980’lerden beri Ankara’da yaşıyorum. 

MED TV’nin açılacağını duyduğum ilk günlerde, sanki ailemden kaybettiğim birini bulacakmışım gibi bir heyecana kapıldım. Çünkü biz Kürtler olarak kaybettiklerimizin haberini hiçbir yerde alamıyorduk. Kendi sesimiz olan kanallarımız ile kayıplarımızı bulabileceğimizi düşünüyorduk. Gerçeği dinlemenin heyecanını nasıl tarif edebilirim ki? 

Aradan geçen kaç ay sonra bir arkadaşım bana dedi ki, “Bizim evde Kürt kanalı var.” Dedim, “Hangi kanal?” “MED TV” dedi… 

Ben de heyecanla ona dedim ki, “O zaman bu akşam sizin evinize geleceğim.” O arkadaşımın evine gittiğim zaman baktım ki, o mahallede yaşayan Kürt kadınlarının hepsi orada haberleri bekliyor; kimsede tek ses yok. Hatta bazı kadınlar kendi aralarında konuştuğu zaman hepimiz onları susturuyorduk. Tek kelimeyi kaçırmayalım diye. İlginç bir heyecandı. 

O dönemlerde kardeşim gerillaydı. Televizyonun başından hiç ayrılmazdım, belki kardeşimi görürüm diye. Ve diyebilirim ki, MED TV’yi izlediğim her dakika heyecanlıydım. 

Evimize MED TV geldikten sonra başka bir kanal açılmadı. Çünkü orada kendimizi görüyorduk. Dediğim gibi sanki kaybettiğimiz bir aile bireyimizi izliyorduk gibi geliyordu. Bizi daha fazla heyecanlandıran başka şeyler de vardı. Özellikle Serok Apo’yu gördüğümüz zaman… O zamanlar kendimizi güçlü hissediyorduk. Bir halkın önderi karşısında heyecanlı olmamak mümkün mü? Güzel bir heyecandı yani. 


MED TV’YLE  SÜRGÜNDE TANIŞMAK: Ağlamamak için kendimi zor tuttum


Nafiye Kahraman ve Doğan Kahraman, Almanya’nın Hamburg kentinden iki eş. MED TV’nin kuruluşuna, sürgünde tanıklık ettiler…


Nafiye Kahraman (Hamburg): Kürdistan’da PKK öncülüğünde gelişen ulusal mücadelenin yansımaları, bizim yaşadığımız coğrafyada da etkisini göstermişti. Karakoçan, tarih boyunca Kürdistan özgürlük mücadelesine yüzlerce değerli insan verdi. Mehmet Hayri Durmuş, Mazlum Doğan, Hüseyin Durmuş ve daha niceleri… Biz de yurtsever bir aileden geldiğimiz için sürekli baskı altındaydık. Bu baskılardan dolayı da önce eşim Doğan, sonra da ben yurtdışına çıktık. Bu bizim tercihimiz değildi, kendi ülkemizde daha mutluyduk.



MED TV, biz buraya geldikten sonra açıldı. Televizyonumuzun açılmasıyla adeta dünyaya bakışımız değişti. MED TV, bizim penceremiz oldu. Açılır açılmaz hemen bir çanak anten aldık. Adeta bizim gözümüz, kulağımız oldu.


Doğan Kahraman (Hamburg): Televizyon açılmadan önce de bir gün bir televizyona sahip olacağımızın inancını hep taşıyordum. Neden derseniz… Bu hareket 5-10 insanla tarih sahnesine çıktı ve bugün milyonları peşinde sürüklüyor. Biz böyle bir inancın sahipleriyiz.

Televizyonun açılması, evde adeta bir bayram havası yaratmıştı. Sevinçten ağlayanlar vardı. Düşmanın buna uzun süre izin vermeyeceğini söyleyenler de vardı. Sevinçli ama bir o kadar da temkinliydik.

Televizyonun açılmasından hemen sonra İranlı bir tamirciden 600 Mart karşılığında bir çanak anten almıştım İlk izlediğimde ağlamamak için kendimi zor tuttum. Nihayet halkımızın bir hayali gerçek olmuştu.

Bu televizyon, şehitlerimizden bize kalan bir mirastır. Her şeyden daha çok sahiplenmek gerekiyor. Bunun sayesinde ulusal bilincimiz gelişti. Rojavalı, Rojhilatlı, Başurlu kardeşlerimizin yaşamına tanık olduk.

Türk devleti de her zaman televizyonumuzu kapatmaya çalıştı. Buna cevabımız her zaman televizyonumu daha çok sahiplenmek oldu. Buradan yardım kampanyaları düzenledik. Biz bu mücadeleyle gözümüzü açan insanlarız. Herkesin televizyonun yaşatılması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.


Gerillanın gözünden: Öyle bir heyecan tuttu ki beni!

Sozdar Dersim: MED TV kurulduğunda, Suriye’de, Mahsum Korkmaz Akademisi’ndeydim. Orada kurulduğu haberini aldım ama izleme imkanım hiç olmadı. Hatta televizyondan biri, bir grup gerillayla birlikte benimle de röportaj yapmıştı; ama ben hiç görmedim televizyon kanalımızı. Mesela Dêrik’e gittiğimde halk beni görünce, “Aa, seni televizyonda gördük” diyordu. Biz de televizyonumuzun nasıl bir şey olduğunu onlardan öğreniyorduk. Ya da yeni katılan gerillalar, bize televizyonu anlatıyordu. Özellikle de komedi gösterilerinden çok bahsediyorlardı.

1998 yılıydı. Gare Dağları’nda, batı cephesindeydim. Savaşıyorduk. O dönem, aktif savaş dönemiydi. KDP’nin yönelimleri  vardı. Bugün hatırlayamadığım bir sebepten dolayı 3 arkadaşla birlikte karargâha yolumuz düştü. Geceyi karargahta geçirdik.Arkadaşlar dedi, ‘Haydi, televizyon kurulacak, haberleri izlemeye gidelim.’ Gerçekten öyle bir heyecan tuttu ki beni! Ondan sonra gittik karşısına, seyyar bir ekran kurulmuştu açık alanda, yerlerimizi aldık, oturduk. Çanak bir türlü ayarlanamıyordu. Bir gerilla haber saati bitene kadar çanağı sabit tutmaya çalışıyordu. Hışırtı cızırtılar içinde seyrettik. Ama yine de ne dediğini, nasıl bir şey olduğunu çıkarıyordum, çünkü çok meraklıydım. O zamana kadar böyle akıcı, içinde hiç Türkçe olmayan bir Kürtçe konuşmayı hayatımda duymamıştım. Mesela bizim gerillada kullandığımız her üç kelimenin biri mutlaka Türkçe ya da Arapça’ydı. Bu ise farklıydı. Ses sorunlu olmasına rağmen hiç yerimizden kalkmadan televizyonu dinledik.

Haberler bittikten sonra mecburen televizyonu kapattık. Jeneratör imkanı yoktu. Ondan sonra televizyonu bir daha ancak bir yıl sonra Mexmûr’da gördüm. Orada sadece 4 noktada, halka açık toplantı çadırlarında televizyon vardı. Toplu izleniyordu. Her gece haber seyretmekten ziyade sırf Kürtçe kelimeler kapmak, gramerini çözmek için  gidip can kulağıyla dinliyordum. Ve öğrendim. Vallahi televizyon sayesinde öğrendim.


Kürdistan’ın diğer Kürtlerini ilk defa gördüm

Fazıl Toprak, Amed (66): Evde Kürtçe konuşurduk ancak dışarıda konuşamazdık. Türkçe bilmeyenler zorlanırdı. Kanal öyle bir dönemde açıldı. MED TV'nin açılmasıyla bende garip duygular olmuştu. Kürdistan'ın diğer bölgelerinde yaşayan Kürtleri ilk defa görüyordum. İlk defa diğer Kürt şehirlerini görüyorduk. Farklı konuşurlardı. Evde izlerken çoğu zaman gülerdik ama hoşumuza da giderdi. En çok da anne ve babam sevdi kanalı. Televizyonu açmayı bilmezlerdi; bize sürekli “Kanalı açın" derlerdi.  


‘Çanak bulundurmaktan’ gözaltı

Seyfettin Aslan, Amed (64): O zamanlar artık herkesin evinde televizyon vardı. Kahvede otururken bir arkadaşım, kulağıma Kürtlerin Avrupa’da kanal açtığını ve buradan da izlenebileceğini söyledi. Bizim bir çanağımız vardı. MED TV'yi izlemek için ikinci bir çanak almalıydık. Çanağı da kolay kolay bulamazdık… Temin etmek için epey uğraştık. Çünkü çanaklar gizli bir şekilde satılıyordu. Nereden getirdiklerini bilmiyorduk. Korku içerisinde MED TV'yi izlerdik. İzlemesi yasaktı; evde yakalandığında epey sorun çıkardı. MED TV izlediği için, işte evinde çanak yakalanan bazı kişiler o zaman gözaltına alınmıştı.


Çanağı kurduk, görülmesin diye etrafına duvar ördük

Mehmet Yıldız, Amed (48): MED TV açıldığı zaman ben de diğer komşularım gibi yeni çanak aldım. Çanağı gizli bir şekilde aldım. Kurulumunu da gizli yapardın. Çanağı evin bahçesine kurduk. Görülmemesi için etrafına duvar ördük. Daha önce Kürdistan'da çok şey olurdu ama bizim haberimiz olmazdı. Halk arasında konuşulan şeylerden duyardık bazı şeyleri. Kanal açıldıktan sonra iyi bir etki bıraktı insanlar üzerinde. Kahvelerde “MED TV'de şu çıktı, bu çıktı”, “Şunlar yaşandı” diye sürekli anlatılırdı.


 Haberleri ilk defa Kürtçe izledik

Medeni Özkaya, Amed (53): O dönem bizim uydumuz yoktu. Kanalı izlemek için komşunun evine gidiyorduk. Bazen bütün komşular bir evde toplanırdık. İlk defa haberleri Kürtçe izliyorduk. Kanal açılmadan önce burada yaşanan olaylardan haberimiz olmazdı. Komşumuz olan yaşlı Hayri Dayı vardı. MED TV açıldıktan sonra her zaman, "Kürdistan kurulacak ama biz göremeyeceğiz" derdi. Hem seviniyordu hem de hayıflanıyordu. 


‘Kürdistan’a MED TV’yle alıştık


Vedat Tekin, Amed (39): Ben o zaman Apo'nun resmini ve sesini ilk defa MED TV'de gördüm. Çok merak ediyorduk. Gerillayı o zaman tanıdık. Biz, söylemesi sakıncalı olan Kürdistan kelimesine aşina olduk. Kürtçe olduğu için insanlar çok sevdi. MED TV'den sonra bir çok kanal açıldı kapandı. Bence en iyi kanal MED TV idi. Kanalın yıllar önce kapatılması ve isminin değişmesine rağmen halk halen MED TV diyor.



826

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA