Üşüyoruz!

Almanya’nın hemen her kentinde karşılaştığımız ancak çoğu zaman görmezden geldiğimiz sokakları mesken tutan insanlar, “çoğunlukla açız ve soğukta uyuyamıyoruz“ diye dert yanıyorlar.

12 Ocak 2017 Perşembe | Toplum-Yaşam

BAHAR GÜRLÜ / MAINZ


Hiç sokakta uyudunuz mu? Hiç iliklerinize kadar üşüdünüz mü? Ya da sokakta  geçerken başkaları tarafından aşağılandınız mı? 

Sokakta yaşayan evsizler için bu durum maalesef oldukça olağan. Kimisi sokakta yaşamayı tercih ederken, birçoğunu ise sokakta yaşamaya mahkum eden bir neden var. Kimisi işsiz, kimisi evsiz, kimisi yalnız ya da sevdiği tarafından terk edilmiş, hepsinin ayrı ayrı bir hayat hikayesi var. Bir çoğumuzun karşılaştığı ancak çoğu zaman görmezden geldiği evsizler ‘neden bu soğukta sokakta kalır, nasıl yaşar, yardım görür mü’ merak etmişimdir her zaman. 

Mainz merkez istasyonunda kalan, çoğu insanın aslında “uyuyan kişi“ anlamına gelen ancak bir hakaret sözcüğüne dönüşmüş “penner/serseri“ diyerek küçümsediği evsizlerle konuştum.

6 ay çalıştı parasını alamadı

Adam Majka 55 yaşında bir Polonyalı. İki çocuk babası, çocukları Polonya’da, eşi ise yıllar önce ölmüş. Bir buçuk yıldır Almanya’da yaşıyor, 6 aydır kağıtları ve evi olmadığı için kaçak çalışmak zorunda kalmış sonra işsiz kalmış. Almanya’ya gelmeden önce askermiş. “Buraya gelmeden önce Fransa’da 2 yıl askerlik yaptım, Afganistan ve Afrika’da görev aldım. Askerlik yapmaktan sıkıldım ve Almanya’ya çalışmaya geldim“ diyen Majka, „6 ay bir Türk’ün yanında çalıştım kaçak ama o da parami vermiyordu“ diyerek, neden sokaklarda kalmak zorunda kaldığını özetliyor. 

“Neden Jobcenter’e gitmediniz (iş bulma ve sosyal yardım kurumu), yardım istemediniz“ soruma, Majka, “Gittim ama yardım etmediler, yasak verdiler“ diyor.

Banka ya da garlar sıcak

“Peki nerede uyuyorsunuz? Yemek gibi ihtiyaçlarınızı nereden karşılıyorsunuz“ diye soruyorum Majka’ya: “Uyuyacak yerim yok, ben de öbür arkadaşlar gibi dışarıda uyuyorum. Yazın sorun yok, hava sıcak ama kışın çok zor, üşüyorum. Sığınacak bir yerler arıyorum. Banka ya da gar’ın içinde uyumak istiyorum ona da polis izin vermiyor. Yemek için de etraftaki iyi insanlar para veriyorlar, ama bazen hiç olmuyor ve aç kalıyoruz. Hem aç hem soğukta uyuyamıyoruz.“

Majka’ya son olarak “En büyük isteğiniz nedir“ diye soruyorum. “Olacak mı ki, ne istediğimi söylesem“ cevabına “Belki olur“ karşılığını verince kısacık bir cevap veriyor: “Sıcacık bir ev, güzel bir iş ve güzel bir hayat“.  Ardından da ekliyor: “Bana yardım etmelerini istiyorum.“

İşsiz ve evsiz

Sebastian Ciolek ise 37 yaşında bir Polonyalı. Üç yıldır Almanya’da yaşıyor. “Almanya’ya çalışmaya geldim, iki ay kağıtsız kaçak çalıştım. Evim yoktu, çalıştığım yerde patron benim paramı vermedi, işsiz kaldım. Sonra kendimi sokakta buldum“ diyen Ciolek, ekliyor: “Aslında hala iş arıyorum ama kimse iş vermiyor. Jobcenter’a gittim ama iyi Almanca konuşmadığım için derdimi anlatamadım. Daha önce kaçak çalıştığım için de yardım etmediler. Ben sadece iş ve ev istiyorum.“

‘Polisler gelip kızıyor’

Hava sıcaklığının eksilerde seyrettiği Almanya’da “Bu soğuk havada nasıl dışarıda kalabiliyorsun“ soruma ise Ciolek, şu yanıtı veriyor: “Kışın çok üşüyorum. Kalacak yerimiz yok. Bazen bankalar ya da başka bir yerlere sıkışıp uyumak biraz da olsa ısınmak istiyorum ama polisler (Ornungsamt) gelip kızıyor. Beni zorla çıkartıyorlar. Sadece ben değil, benim gibi çok kişi var. Ben de sokakta uyumak zorunda kalıyorum. Üşüyorum ama yapacak hiçbir şey yok, mecburum.“ 

İnsanların bakışları yaralıyor

“Peki ne yiyip içiyorsun ya da parayı nereden kazanıyorsun?“ diye sorduğum Sebestian, “İnsanlar bazen gelip para veriyorlar 1 Euro falan veriyorlar. Bazen hiç para olmuyor aç kalıyorum“ diyor, ama onu en çok etkileyenin açlık değil soğuk ve küçümseyen bakışlar olduğunu sözlerine ekliyor: “Ben ve benim gibi burada evsiz olan çok kişi var. Biz bu hayatı kendimiz seçmedik, seçmek zorunda bırakıldık. İnsanların bize küçük düşürücü şekilde bakmaları zorumuza gidiyor. Sadece devletten yardım bekliyoruz.“

9 yıldır sokakta yaşıyor 

Yanlarında çok sessiz, köşede, başını eğmiş, sanki burada değilmiş gibi oturan başka bir birisi var. Yavaşça yanaşıp yanına oturduğumda gözlerime bakıp hafif bir tebessüm ediyor. Şimdi  daha çok merak ediyorum burada olmasının sebebini. 

Darek Suchecki, 49 yaşında bir Polonyalı. 9 yıldır Almanya’da, bir kızı ve bir oğlu var, Polonya’da yaşıyorlar.

“Neden Almanya’ya geldiniz? Sizi buraya getiren neydi“ diye sorduğumda tekrar eğiyor başını, gözleri dolu 5 dakikaya yakın hiç konuşmadan susuyor ve başlıyor anlatmaya Suchecki: “Çok sevdim birini evlendim, 2 çocuğum oldu. Sonra bir gün eşim beni bırakıp gitti. Çok istedim gelmesini ama olmadı, gelmedi. Sonra işte buradayım 9 yıldır sokakta yaşıyorum.“

‘Bu soğukta bile içim yanıyor’ 

“Bunca yıl geçmesine rağmen hala eski eşinizi unutamadınız mı?“ sorusuna Suchecki, “Unutmak mı? Bu soğukta bile içim yanıyor sanki. Özledim sadece hem de çok özledim onu“ diyor. 

“En çok ne istersiniz“ diye sorduğum Suchecki, başını yine önüne eğip yüzünü avuçlarıyla kapatıp “Hiç birşey sadece hiç birşey“ diyebildi ağlamaklı bir ses tonuyla. 

Ben de üşüyorum!

İnsanları sokakta yaşamaya mahkum eden bir sistem var.  Çalışma izni olmadığı için kaçak çalışmak zorunda kaldığı için hiçbir insan sokakta yaşamak zorunda bırakılmamalı. Devlet kurumları onların dışarıda yaşamasına göz yummamalı. 

Sebastian Ciolek’in dediği gibi üşüyorum… Üşüyen sadece o değil, insanların buz tutmuş kalpleri…


714

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA