Hukuki yolları zorlayacağız

‘Davanın aydınlatılması için Fransa iç hukukunu zorlayacağız. İddianamede bazı açıklar var. Uluslararası mahkemelere gideceğiz. Hiç olmazsa suçluların vicdanlarda yargılanması için daha önce Vietnam’da uygulanan bir halk mahkemesi kurmayı düşünüyoruz.’

10 Ocak 2017 Salı | Kadın

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak’ta katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK üyesi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi Üyesi Leyla Şaylemez’in katledilişinin 4. yıldönümünde katil zanlısı Ömer Güney’in ölümüyle katliama ilişkin dava kapatılmaya çalışılıyor. Ancak ne katledilen 3 Kürt kadının ailesi ne Kürt halkı adalet yerini bulana, gerçek katiller yargılanana kadar durmayacak. 23 Ocak’ta görülecek duruşma, katil zanlısı Ömer Güney’in ölümüyle hukuki olarak düşmüş olsa da hem Fransa’da hem de uluslararası alanda hukuki yollar zorlanacak. Katillerin yargılanması için Vietnam’da ABD tarafından işlenen savaş suçlarını araştırmak için kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi benzeri bir mahkemenin oluşturulması fikri de gündemde. 

Sakine Cansız’ın kardeşi Metin Cansız, Fidan Doğan’ın babası Hasan Doğan ve ablası Saime Doğan ile Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez ve kardeşi Yasemin Şaylemez gazetemize konuştu.  


SAKİNE CANSIZ’IN AİLESİ 

Daha geri noktadayız

Katliam davasının akibetine ilişkin Sakine Cansız’ın kardeşi Metin Cansız, “Dördüncü yılında aynı noktada değiliz. Hukuki olarak daha geri bir noktaya gelinmiştir. Bu ayın 23’cünde mahkeme olmasını beklerken, ne yazık ki mahkeme kapatılacak. Dava düşüyor. Zaten başından itibaren tek sanıklı bir dava haline getirdiler. Bunda bir amaç vardı. Başından beri sanığın kafasında bir ur olduğu söyleniyordu. İlk andan itibaren biz Ömer Güney ismini duymadan kafasındaki uru duymaya başladık. Bunların hepsi bunun hazırlığıydı” dedi. 

Davanın takipçisi olacağız 

Başından beri bu yönlü kaygıları olduğunun altını çizen Cansız, “Her fırsatta bunu avukatlar ve sorgu hakimi ile paylaşıyorduk. Ne yazık ki şu an sanık öldüğü için davayı kapatmak istiyorlar. Aileler olarak hukuki anlamda bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız. Kürdistanlılar ve yoldaşları da bu davanın takipçisi olacak” diye belirtti. 

Halk mahkemesi gündemde

Cansız, hukuki olarak yapacakları girişimlere ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Uluslararası mahkemelere gideceğiz. Bu davanın aydınlatılması için Fransa iç hukukunu zorlayacağız. Bu konuda avukatlarla görüşmeler yaptık. Çeşitli alternatif yollar var. Bu yollardan bir tanesi hiç olmazsa suçluların vicdanlarda yargılanması için uluslararası hukukçulardan oluşan halk mahkemesi dediğimiz daha önce Vietnam’da uygulanan bir mahkeme kurmayı düşünüyoruz. Yine hukuken bazı yöntemler deneyeceğiz; iddianamede bazı açıklar var; ‘Ömer Güney ve bazıları’ diye geçiyor ama isimler somut olarak belirtilmiyor. Bu anlamda hukuki yolları zorlayacağız.”

 Katiller belli 

Yoldaşlarının ve Kürt halkının bu davanın peşini bırakmayacak olmasının kendileri açısından önemli olduğunu vurgulayan Cansız, “Bizim açımızdan önemli olan budur. Bizim, yani ailerin nezdinde katiller bellidir. Kimlerin bu cinayeti işlediği bellidir. Gün geçtikçe kimlerin buna ortaklık ettiği çok daha net ortaya çıkıyor. Bu davanın peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. 

Cinayet dosyası kapatılamaz

Tek sanıklı olan davada Ömer Güney öldüğü için hukuken davanın düştüğünü kaydeden Cansız, “Ama bu cinayet dosyası hiçbir şekilde kapanmaz. Kapatılamayacak. Hukuki olarak da mutlaka yolları vardır, bulunacaktır. Avukatlar ‘yol bulunacak’ diyor” dedi. 

Ayakta tutan dayanışmadır

Paris’te gerçekleşen yürüyüşe katılanlara teşekkür eden Cansız, “Bizim için asıl olan, önemli olan bu halkın sahiplenmesidir. Aileler açısından bu önemlidir. Bu ağır katliam karşısında biz aileri ayakta tutan da buydu. Yani halkın sahiplenmesiydi. Eğer 4 yıldır hala ayaktaysak, daha çökmemişsek, halkın bize verdiği moral sayesindedir. Biz halkımızdan bunu bekliyoruz. Güçlerini, desteklerini bizden eksik etmesinler” mesajı verdi. 


FİDAN DOĞAN’IN AİLESİ

Dava neden ertelendi?

Geçen 4 yılın kendileri için 40 yıla bedel olduğunu vurgulayan katledilen KNK üyesi Fidan Doğan’ın babası Hasan Doğan, “Sadece bizler değil bir halk bütünüyle bu davanın takipçisidir. Ne var ki halen kayda değer bir gelişme yoktur. Halen de bu katliamı kimin yaptığı ve arkasındaki güçler ortaya çıkarılmamış veya çıkarılmak istenmiyor” dedi. Ömer Güney’in hayati derecede ağır hasta olduğu ve tahliyesinin talep edileceğini öğrendikten sonra bir araya geldiklerinde kendilerine sanığın öldüğü haberinin iletildiğini, katliam soruşturmasının 2015 yılı ortalarında sonuçlanmasına rağmen 5 Aralık 2016 olarak belirlenen ilk duruşmanın önce Haziran’a ardından gerekçe bildirilmeden 23 Ocak 2017’e ertelendiğini hatırlatan Doğan, “Sanığın gözaltına alındığı ilk günden itibaren sağlık sorunu olduğu iddia edildi, buna rağmen bugüne kadar neden soruşturması yapılmadı” diye sordu. 

Uyarılarımızda haklı çıktık

Siyasi ve ekonomik çıkarlar gereği bu katliamın arkasındaki gerçeklerin karartılmaması için her fırsatta Fransız yargısına ve yetkili siyasi kurumlara uyarılarda bulunduklarını ifade eden Doğan, “Hatta katil zanlısını ortadan kaldırabilirler şeklinde sayısız kez uyarılarda da bulunduk. Bu uyarılarımızı her fırsatta yineledik. Ne yazık ki sonunda haklı çıktık. Öyle görünüyor ki bu senaryo çoktan yazılmış ve uygulandı“ diye konuştu. 

Türk devleti de yargılanacaktı

“Eğer duruşmalar yapılsaydı orada yalnız kişi değil aynı zamanda katliamlar ülkesi olan Türk devleti, istihbarat örgütü ve hükümeti de yargılanıp mahkum olacaktı. İşte engellenmek istenen ve engellenen de budur. Sözkonusu kişi bir piyondu ve o piyon şimdi ortadan kaldırılarak Türk devleti korumaya alınmış oluyor” diyen Doğan, buna müsaade etmeyeceklerini söyledi.  


Yargılanmaktan kurtulamaz

“Bu durumun ortaya çıkmasında Fransa makamları sorumludur” diyen Doğan, şu hususların altını çizdi: “Fail yalnız bir kişi değildir, arkasında devletler vardır. Dolayısıyla diğer faillerin ortaya çıkarılarak yargılanması gerekir. Bir sanık ortadan kaldırıldı, öldü diye bu dosya kapanamaz ve Türk devleti yargılanmaktan kurtulamaz diyoruz.

Fransa birincil sorumlu

Dört yıl boyunca neden duruşma yapılmadı? Davanın ilk hakiminin evine hırsızın girmesi olayı basit değildir. Bu olay davanın istihbarat örgütlerinin sıkı takibinde olduğunu gösteriyor. Fransız istihbarat örgütü bu konuda birincil derecede sorumludur diyoruz.”

Başbakan Vals’e seslendi

Paris Katliamı gerçekleştiği günlerde dönemin Fransa Başbakanı olan Manuel Vals bize ‘Bu dava açığa çıkartılacaktır. Gözünüz arkada kalmasın’ demişti” hatırlatmasında bulunan Doğan şöyle devam etti: “Şimdi soruyorum: Sayın Vals 4 yıldır halen kızımın katili ortaya çıkarılmadı? 4 yıl boyunca katilin ölümünü mü beklediniz? Paris Katliamının faillerini ortaya çıkarmayan ya da çıkaramayan bir Başbakan nasıl bu ülkenin Cumhurbaşkanı olabilir ve kadınlardan oy isteyebilir?”

Savcı: Duvara çarpıyorum

Soruşturmayı yürüten savcının “Soruşturmayı bir yere kadar götürüyorum ama ondan sonra bir duvara çarpıp duruyorum” sözlerini de hatırlatan Doğan, “Bu sözlerden yola çıkılırsa bu katliamın ne gibi güçler tarafından yapıldığı daha iyi anlaşılıyor. Ben bizzat bu davayı takip ettireceğim” diye konuştu. 

Peşini bırakmayacağız 

Fidan Doğan’ın ablası Saime Doğan ise yaşanan gelişmelerden ötürü umutsuz. Fransa devletine tepki gösteren Doğan, “Bu davanın daha çok uzayacağını düşünüyorum. Aslında çok umutsuzum. Fransız devletinin bu dava konusunda birşeyler yaptığını düşünmüyorum. Davayı zamana yaydılar, ellerinde o şahıs olmasına rağmen 4 yıldır hiçbir şey yapmadılar. Delilleri yok etmek için ellerinden geleni yaptılar, en son bu şahsı da öldürdüler. Normalde Ocak’ta dava başlıyacaktı ama olmadı. Küçük bir umut da olsa belki sonuç alabiliriz diye bekliyorduk. Maalesef beklentilerimiz yerine gelmedi” dedi. Kürt halkı olarak ısrarla adalet istemeye devam edilmesinin önemine vurgu yapan Doğan, son olarak şunları belirtti: “Vazgeçmemeliyiz. Bizler ailer olarak bu olayın hiç bir zaman peşini bırakmayacağız. Kürt halkının da bu davanın peşini bırakmayacağına eminim. Ne kadar umutsuz olsak da ne biz ne Kürt halkı bu davanın peşini bırakmayacağız. Sonuç alıncaya kadar mücadele edeceğiz.”


LEYLA ŞAYLEMEZ’İN AİLESİ

Gidişat sonucun habercisiydi

Katledilen Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez de davanın üzerinin örtülmek istenmesine tepki göstererek, “Hem avukatlara hem de araştırma yapan savcılara davanın bu duruma geleceğini söylemiştim. Bu sıradan bir cinayet davası değil, siyasi bir davadır. Bu organizeli cinayet, iktidarların eli ile yapıldı” dedi. 

Katili ortadan kaldırdılar

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konuyla ilgili açıklamalarını hatırlatan Şaylemez, “Başkan Apo ‘Gladio bu cinayeti yapmıştır’ demişti,  ben de aynı fikirdeyim. Bundan dolayı Ömer Güney’i ortadan kaldırdılar. Üç ay öncesinde bu mahkeme görülseydi yine bu kişi mahkeme öncesinde öldürülecekti” diyerek, düşüncelerini dile getirdi. 

Avrupa halkı da takipçi olmalı

Davanın kapatılmasının Kürt ve Avrupa halkı açısından kabul edilemez olduğunu kaydeden Şaylemez, “Eğer insanlık varsa dünya da, Avrupa halkı da Kürt halkıyla birlikte olayın takipçisi olmalıdır. 50 milyonluk Kürt halkının varlığını kabul ederek, Kürt halkına vurulan ‘terörist’ damgasını kaldırarak, Kürtler üzerindeki katliamları ve bu tür cinayetleri önleyebilir” diye konuştu. 

Adaletin kendiliğinden gelmeyeceğinin altını çizen Şaylemez, “Bunun için mücadele etmemiz gerekiyor. Bu tür siyasi cinayetlerin bir daha yaşanmaması için kendimizi güç yapmalıyız. Kürtler olarak ortak örgütlülüğümüzü yaratmalıyız” mesajı verdi. 

Unutturamazlar 

Leyla’nın kardeşi Yasemin Şaylemez de davanın peşini bırakmayacaklarının altını çizdi. “Bu cinayeti yapan bütün güçler, bir gün bu yaptıklarının hesabını verecekler” diyen Şaylemez, “Katliam davası bizim için bitmemiştir. Kürt halkı artık uyandı. Bu halk büyük bir vahşete şahit oldu. Bunu asla bize unutturamazlar” diye belirtti. Paris’in göbeğinde bir katliama imza atıldığını vurgulayan Şaylemez, “Bu sıradan bir cinayet değil, herkes bunu biliyor. Bu davanın peşini hiçbir zaman bırakmayacağız. Aile olarak daha güçlüyüz. Bir taraftan onurluyuz, bir yandan da üzüntülüyüz. Halkımızla birlikte ailece biz de güçlendik” diye konuştu. 

İnadına mücadele edeceğiz

“Halkımız bizimle o kadar kenetlendi ki yaşadığımız üzüntüyü öne çıkarmıyoruz” diyen Şaylemez şöyle devam etti: “İlk sene, ‘Paris’e bir daha asla gelmeyeceğim’ demiştim. Ama sonra mücadele eden insanları görünce bu düşüncemin ters olduğunu gördüm. İnadına inadına yürümek ve mücadele etmek gerekiyor. Bu tür şeylerle korkmadığımızı bütün dünyaya göstermeliyiz. Bu dava kesinlikle bitmeyecek, her zaman takipçisi olacağız.”

Hesap verecekler

 Katil zanlısı Ömer Güney ölse de davanın bitmeyeceğini kaydeden Şaylemez, “Bu cinayetin içinde olan herkes hesabını verene kadar bu dava devam edecektir. Bu cinayetin arkasında bulunanların ortaya çıkartılması gerekiyor. Biz halk olarak onları ortaya çıkaracağız. Bizim umudumuz halkımızdır. Hiçbir şey bizi yıldıramaz. Önderliğimizin dediği gibi biz halk olarak güçlü bir halkız. İstemimiz bu cinayetin hukuki olarak aydınlatılmasıdır” ifadelerini kullandı.  


Russell Mahkemesi

Genellikle Russell Mahkemesi olarak anılan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, İngiliz filozof Bertrand Russell’ın önderliğinde Vietnam’da Amerika Birleşik Devletleri tarafından işlenen savaş suçlarını araştırmak ve dünyaya duyurmak amacı ile kurulmuştur. Mahkeme, 1966’da kurulmuş, oturumları ise 1967 yılında Stockholm ve Kopenhag’da yapılmıştır. 18 ülkeden temsilcilerden oluşan Russel Mahkemesi uluslararası alanda büyük ilgi görmüş ve yankı uyandırmıştır. Mahkeme üyeleri genellikle sol görüşlü barışseverlerden oluşmaktadır, üyeler arasında bazı Amerikalılar olsa da ne Amerika’nın ne de Vietnam’ın temsilcileri bu oluşumda yer almıştır. Mahkeme’de Vietnamlıların yanı sıra Amerikalı askerlerin de ifadelerinden yararlanılmıştır.

Russel Mahkemesi, son oturumu İstanbul’da yapılan Irak Dünya Mahkemesi’ne de esin kaynağı olmuştur.



 YENİ ÖZGÜR POLİTİKA / PARİS




666

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA