Mezar taşları dikmek

Çiyager Nucan

09 Ocak 2017 Pazartesi | Forum


Herhalde Türkiye AKP iktidarı kadar kaba, seviyesiz, basit ve demagojik karakterli başka bir iktidar görmemiştir. Eskiden kasaba politikacılarından söz edilirdi. Aziz Nesin bunu en çarpıcı biçimde mizahi romanı Zübük’te işlemiştir. Zübük’ün birçok özelliği AKP’li politikacılarda olduğu gibi, sonradan görme özellikler de bir başka karakterleri olmaktadır. Alemi aptal, kendini akıllı görme de başka bir özellikleridir. Ellerine güç geçtiğinde astığı astık, kestiği kestik olanlara benzer yönleri de vardır. Türkiye’de var olan Kürtleri küçük görme, insan yerine koymama yaklaşımının da en kaba biçimde ortaya çıkması nasıl bir karaktere sahip olduklarının açık ifadesidir. Kürtler ya baskıyla susturulacak, her şey kabul ettirilecek ya da parayla, imkanla satın alınacak bir halk olarak görülüyor. Hala Kürtlere eskisi gibi bakılıyor. Onlarca yıllık mücadele ile ortaya çıkarılmış yeni Kürt halk gerçekliği bir türlü görülmek ve anlaşılmak istenmiyor. 

Kürt şehirlerini yakıp yıktıktan sonra “sizlere betondan güzel evler yapacağız” demeleri, Kürtleri insan, toplum ve halk olarak görmediklerinin açık kanıtıdır. Başka insanların, toplumların, halkların tarihi, kültürel değerleri olabilir; ancak Kürtlerin olamaz. Kürtler için yaşam sadece yeme, içme ve bir yerde barınmadır. Bu nedenle modernist algılarla oluşturulmuş süslü püslü evler verilirse Kürtler tarihini, kültürünü, geçmişini, anılarını unutabilirler. Zaten tarihi, kültürü, geçmişi ve anıları olmayan bir toplumu yönetmek de dünyanın en kolay işidir. Kürt hem böyle görülmek isteniyor, hem de Kürt’ün tarihi, kültürü, geçmişi, anıları ve karakteri olan şehirler, mahalleler yerle bir edilerek Kürtler bu değerlerden yoksun kapitalist modernitenin günlük yaşayan tüketim insanı ya da makinesi haline getirilmek isteniyor. Soykırımcı sömürgeciliğe direnmeyen, bu sömürgeciliğin hakim olduğu insan ya da kapitalizmi yaşatan tüketim canavarı haline getirilmek amaçlanıyor. 


Sur, Amed kültürünün hafızasıdır

Şimdi yıktıkları Sur’u nasıl imar edeceklerini söyleyerek Kürtlerle dalga geçiyorlar. Geniş yollar yapacaklarmış, modern karakollar ve modern evler inşa edeceklermiş! Bunu bir de övünerek anlatıyorlar. Yıktıkları, öldürdükleri Sur’a mezar taşları dikecekler. Amed’i, Kürt’ü nasıl mezara gömdüklerini bir mezar taşıyla herkese ilan edecekler. Herhalde bazı işbirlikçi Kürtler de soykırımcı sömürgeciliğe bize ne güzel mezarlar yapıyorsunuz, mezarlarımıza ne güzel mermer taşları dikiyorsunuz diyerek yaltaklanıyordur. Hatta bu mezarların ve mezar taşlarının ihaleleri kendilerine verildi diye göbek atıyorlardır. 

Sur deyip geçmemek lazım. Orada bir durmak lazım. Sur, Amed’tir; Amed’in ruhudur. Amed ruhunu, Amed’i yaratan Sur’dur. Sur, Amed kültürünün hafızasıdır. Amed halkının soy kütüğüdür. Tarihi kayıt defteridir. Amed’in resmidir, tarih kitabıdır. Amed’in zenginliğidir. Amed ruhunun tüm kıvrımlarının var olduğu yerdir. Sadece Kürt’ün değil, tüm insanlığın kültür kaynağıdır. Sadece Kürt’ü değil, tüm insanlığı var eden birçok değer de burada bulunmaktadır. Sur, Mezopotamya kültürünün biriktiği hazine gibidir. Sur için böyle yüzlerce değer, anlam ortaya konulabilir. Yani Sur eski evleri, sokakları, taşları, Havraları, Kiliseleri, Camileri ve daha birçok etnik ve inançsal değer taşıyan yapılarla bir varlığı, bir kimliği yaratan bir yaşam habitatıdır. Sur’un bu gerçekliğini tarihçiler, edebiyatçılar, şairler, sanatçılar daha veciz ifadelerle dile getirebilirler. Biz sadece Sur’un ev ve sokak olmadığını; bir toplumsal varlık olduğunu anlatmak istiyoruz. Sosyolog İsmail Beşikçi’nin dediği gibi o evlerin, sokakların, yapıların taşları herhangi bir taş gibi bir tarafa atılacak ya da yıkılıp, kamyonlarla götürülüp bir yerlere dökülecek şeyler değildir. Mana yüklü dili, beyni, yüreği olan varlıklardır. Şimdi buralar yerle bir edilerek beton binalar, şöyle yüksek binalar yapıyoruz denilerek Sur’un yeniden yapıldığı söylenebilir mi? Böyle söylenmesi Kürt’e ve insanlığa küfretmek değil de nedir? Bazıları için beton binalar yapmak kazanç kaynağı, rant kaynağı olabilir; ancak Amed halkı ve Kürt halkı açısından bir yok etme saldırısıdır; soykırım saldırısıdır. 


Sur’da yapılan toplu katliamdır

Soykırım sadece insanları katletmek değildir; toplumu var eden değerleri ortadan kaldırmak da soykırımdır. Sur’da yapılan toplu katliamdır; bir şehrin halkını toplu yok etmektir. Sur yıkıldıktan sonra Amedliler ben varım diyebilirler mi? Onlar artık diri diri mezara konulmuş, ruhu olmayan cesetlerdir. Zaten amaç da Sur’u yıkarak Amed halkını ceset yığını haline getirmektir. Soykırımcı sömürgeciler yıllar öncesi kentsel dönüşüm adı altında Sur’u yıkıp sözüm ona modernleştirerek Amed’in ruhunu öldürmek istiyorlardı. Bu ruh alma ve ceset haline getirme saldırısı sadece 2015-2016’da düşünülmüş değildir; çok önceleri Amed’i Amed yapan Sur’u yerle bir edip Amed halkını tarihsel derinliği olan kültürü; kendine has isyancı ruhu ortadan kaldırılmak hedeflenmiştir. Şimdi Sur’da yapılan budur. 

Kürt ve Kürdistan denilince akla zapturapt altına alma geldiğinden Sur’da ilk önce düşündükleri karakolları nereye kuracakları ve ne kadar karakol yapacakları olmuştur. Amed’in ruhunu teslim almak ve bu ruhun ayağa kalkışını engellemek için Sur’u tahkim edilmiş karakollarla donatacaklarmış. Zaten Cizre, Şırnak, Nusaybin ve diğer il ve ilçelerde ilk düşündükleri de karakolları nereye ve nasıl yapacakları olmuştur. Bu, soykırım zihniyeti ve politikalarının uygulanmasıdır. Çünkü Kürt ve Kürdistan için Kürt’ün varlığını tanıma, özgür ve demokratik yaşamını sağlama düşünülmemektedir. Zaten şurayı il yapalım, şurası ilçe olsun tartışmaları da tamamen Kürt’ü zapturapt altına alma amaçlıdır. Şehirler dünyada ekonomik, sosyal ve kültürel etkenlerle var olur. Küçük kalması da büyümesi de tamamen bu etkenlerle olur. Türkiye’de ise şehirler tamamen farklı kimlikleri soykırıma uğratma amaçlı kaldırılır ya da kurulur. Belki Türkiye’de bazı iller siyasi nedenlerle kurulmuş ya da kaldırılmıştır. Bir zamanlar demokrat parti kendisine muhalefet yapan Osman Bölükbaşı’nın şehri olan Kırşehir’i ilçe yapmıştır. Türkiye’de siyasi ya da ekonomik nedenlerle bazı yeni iller oluşturulmuştur. Ama Kürdistan’da ya da sınırlarda yapılan iller tamamen güvenlik amaçlıdır. Kürdistan’da Şırnak Botan’daki gerilla mücadelesine karşı bir askeri üs olarak il yapılmıştır. Şırnak’ın bu il olma karakterini ifade etmek için Şırnak Cumhuriyeti kavramı kullanılmıştır. 


Şehirlerin kökü kazınmaktadır

Kürt halkı ve Kürdistan sadece askeri bir saldırı altında değildir. Sadece öldürme ve tutuklamalarla soykırım saldırısı yapılmamaktadır. En az bunlar kadar kültürel soykırım yapılmaktadır. Kültürel soykırımın bir boyutu da Kürt’ü ve Kürt kültürünü var eden şehirleri ortadan kaldırmaktır. Önder Apo soykırım kıskacında Kürtler değerlendirmesi yaparken en önemli boyut olarak bu kültürel soykırıma vurgu yapmaktadır. Hatta kültürel soykırım fiziki soykırımdan daha tehlikelidir. Belki fiziki soykırımlardan belli düzeyde kurtulup kendini var etme mümkündür; ancak kültürel soykırım tüm bir halkı hedef aldığından, kültürel soykırımın hedefi dışında tek bir fert bırakılmaz. Tek bir kişi kalmayana kadar kökünü kazıyacağız sözünü en iyi biçimde ifade eden kültürel soykırımdır. Bu nedenle Sur’da, Şırnak’ta, Nusaybin’de, Cizre’de şehirlerin kökü kazınmaktadır. Artık bu şehirlerin esas kimliği kadim mahalleler değil, modern olarak yapıldığı söylenen soykırımın mezar taşları olan beton yığınlarıdır. Tarih, kültür, varlık, benlik, karakter denilen konulardan haberi olmayanlar için bunlar çekici de olabilir. Zaten kapitalist modernite tarihinden, kimliğinden, geçmişinden ve geleceğinden koparılan bireyler yaratmayı hedefler. Çünkü kapitalizm sadece ve sadece tüketmeye endekslenmiş bu insan yığınları ile kendini var edebilir. Kapitalizm için gerekli olan insan, tüketim canavarı haline gelmiş insan yığınlarıdır. 


Kürt halkı Sur için harekete geçmeli

Sur’un beton yığınına dönüştürülmesi; şehrin tarihi kimliğine uygun olmayan evler, binalar, sokaklar, bulvarlar yapılması, kesinlikle karşı çıkılması gereken soykırım saldırılarıdır. Amed kimliğine sahip çıkacaksa Sur’daki bu yapılaşmaya karşı isyan etmelidir. 1975 yılında Alparslan Türkeş Amed’e gelişine nasıl isyan ettiyse, zindanda Kürt’ün iradesini kırma saldırısına nasıl karşı koyduysa; Vedat Aydın’ın katledilmesine, 2006’da 14 gerillanın kimyasal silahlarla katledilmesine nasıl isyan ettiyse, gençler polisleri ve askerleri mahallelere nasıl sokmadıysa, Newroz’da milyonlar meydanları doldurarak halkın iradesini nasıl ortaya koydularsa; 

Kürdistan’ın her mahallesine, sokağına, köyüne, insanların beynine hakim olacağım diyerek Sur’a, Cizre’ye, Nusaybin’e, Şırnak’a, Silopi ve Gewer’e saldırdığında karşısında “Direnişimiz de, şahadetimiz de muhteşem olacak” denilerek soykırımcı sömürgeciliğin karşısına Kürt’ün iradesi olarak çıkıldıysa, şimdi de Sur ve Cizre başta olmak üzere Kürt’ün kadim şehirlerinin üstüne mezar taşları dikilmesine izin verilmemelidir. Amed halkı ayağa kalkarak ruhları olan Sur’a mezar taşları dikilmesine karşı direnmelidir. Sur’a yapılan her bina Amed’in ve tüm Kürt halkının ruhunun toprağa gömülüp mezar taşı dikilmesidir. Tahir Elçi Amed’in ruhuna sahip çıkmak için yaşamını verdi. Amed’in aydınları, kadınları, gençleri ve tüm Kürt halkı da Sur’a sahip çıkarak Sur’un aslına uygun biçimde yeniden yapılması için harekete geçmelidirler. Amed halkı isterse Sur’u aslına göre yeniden yapabilir. Amed halkının bu ruhu da, bu iradesi de, bu gücü de vardır. 


351

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA