Mungan’ın şiir üzerine fragmanları

İlhan ÇOMAK *

06 Ocak 2017 Cuma | Kültür-Sanat

Türkçe edebiyatın en üretici yazarlarından biridir Murathan Mungan. Sadece şiir dalında 21 kitap yayımlayan Mungan’ın, senaryo ve oyunları, roman ve hikayeleri, deneme ve seçkileriyle toplamda 90’a yakın eseri okuyucuyla buluşmuş durumda. Oldukça önemli ve değerli bir külliyat olan bu listeye her yıl birkaç kitabın eklenmesi, kimi eleştirmen ve yazarlarca eserde niteliği ıskalamasına sebep olduğundan hareketle eleştiri konusu olsa da Mungan üreticiliğinden taviz vermeden yazıyor ve biz okurlara sunuyor.

Bu yıl “Solak Defterler” adlı şiir kitabını Metis Yayınevi etiketiyle yayımlayan Mungan bu sefer “Küre” adlı eseriyle karşımızda. Metis Yayınevi’nden çıkan kitap, Mungan’ın “Poetik Yazıları”nı içerecek serinin ilk kitabı. Bu ilk kitap “Mavi Kitap” diye ikinci bir adla sınıflandırılmış. Demek oluyor ki poetik yazılarını bize sundukça yeni kitap adları ve renkleriyle karşılaşacağız.


Sağlam bir düşünce örgüsü

Kitaptaki yazıların çoğu daha önce kimi dergi ve kitaplarda yayımlanmış. Mungan bu yazılarını kitap için gözden geçirmiş. Bu açıdan bir derleme niteliği taşıyan eser, konu hakkında Mungan’ın bakış açısını, yönelimini öğrenmek açısından önemli olduğu kadar, değişimlerini, kendini yenileme çabalarını metinler üzerinden yazarın izin verdiğince okuma imkanı veriyor bizlere.


Bir tutarlılık, kendiyle çelişmeyen sağlam bir düşünce örgüsü olsa da “Poetik Yazılar” da, Mungan’ın bütünlük kaygısı gütmeden, 40 yıla dayanan şairlik deneyiminden gelen güçlü birikimini uzun uzadıya açmak, yerini çok vurgulayarak kendini bazı kalıplarla sınamaktan kaçındığını görüyoruz. Kitabını bu anlayışı yedirdiği yazılarla kurmuş aslında. Mungan bunu “fragmanlar biçiminde ilerleyen bir tarz tercih ettim” diyerek açıklamış. Söz konusu yazı tekniğini Wittgenstein’e, onun “zettel” kavramına dayandırmış Mungan.


Sözü bitmişse durmasını biliyor

Bu tarzın yazara geniş bir alan açarak söylem serbestliğine imkan verdiği açık. Bir fikri olgunlaşmasını beklemeden daha uç vermişken göstermek veya öznelliğini dillendirme olanağı... Bu imkanı zaten hep kullanıyor Murathan Mungan. Kitapta da kendini ve yazdıklarını kasmadan, gerektiği kadar ciddiye alan bir gün görmüşlük duyuluyor. Sözü bitmişse durmasını biliyor. Dolayısıyla sıkmıyor okuru. Bu tarz yorucu olmadığı gibi görüşlerini daha çarpıcı ve direkt dillendirmesine imkan veriyor. Ayrıca benzer konularda fikir üreten kimi yazarların adeta anlaşılmamak üzere kurdukları metinlere bir nazire olarak değerlendirmek mümkün bu tutumu.

Düşüncelerini dile getirirken kendisine bir otorite açmaktan kaçınıyor, şairliğine bir son söz sahibi statüsü vehmetmiyor Mungan. Dahası bu neviden duruş ve söylemlere, etki güçleri ne olursa olsun karşı olduğunu duyuruyor. Şiirde iktidar odağı olduğunu varsayan veya böyle olmasa bile şiiri kendi algısı, sezgi ve hisleriyle başlatan, başka imkan algı ve sezgilerin, bakış açılarının mümkün olduğunu hakkıyla hesaplamayan, şiir anlayışlarını bir manifestoya döküp başkalarının da böyle yapmasını bekleyen, dahası buna icbar eden tutumları, belki de ülkemizdeki siyasal hayatın ‘Benden misin değil misin’ diyen kolaycı ve yüzeysel retoriğinin bir bedenlenmesi olarak okumak mümkün. Bu yönelimler son yıllarda azalmış olsa da hâlâ varlığını duyuruyor. Mungan, şairin kendi şiirini açıklamak ve adlandırmasından, böyle bir girişimin sınır koyacağından hareketle kaçınması gerektiğini savunuyor.


Sınırları zorlamak

Sadece şiire dair görüşler dile gelmemiş kitapta. Paralel olarak şiire ilişkin yazan şairlerin ve eleştirmenlerin konu bağlamında tutumlarına eleştirel bir mesafeyle yaklaşılmış: “Bence bazı şairlerin şiir hakkındaki düzyazıları kişisel ve şiirsel yetersizliklerinin hırçınlığını taşımamalıdır” diyerek bu mahfilde görülen sorunlara, öznel yargıların adil olmayan eleştiri ve değerlendirmelere götürdüğüne dikkat çekilmiş.

Şiirde etkilenmenin önemi bilinen ve tartışılan bir konu. Özellikle şiir yazmaya başlanılan ilk dönemlerde daha çok sorun olarak ele alınan bu konuya bakışını ve etkilenmenin kaçınılmazlığını yalın şekilde dillendirirken, “etkilenme korkusunun” varlığını, bunu “kendine güvensizlik” ve “yabancı korkusu” ile açıklamış Mungan.

Kitabında poetika yazılarını aşacak şekilde isim vermeden polemik yapmaktan geri durmamış veya böyle anlamamızı getirecek tarzda görüşlerini paylaşmış. “Çok yazmak kötüdür” derler, olabilir. ‘Çok yazarak insan kendini tüketir’, der kimileri. Bu da olabilir. Tutumlu harcanması gereken bir mal ve para birikimi olarak görmeli şair kendini, malzemesini... “(...) Kendi sınırlarını zorlamadan nasıl hayatin sınırlarını zorlar insan?” diyerek bu konuda kendisine yöneltilen eleştirilere yaklaşımını ve bakışını ortaya koyuyor gibidir adeta.


Aşırı genelleme

“Küre, Poetik Yazılar, Mavi Kitap”ın en ciddi sorununun görüşlerin aşırı genellemelere dayanılarak sunulmasından doğduğunu düşünüyorum. Bu tür yazılarda genelleme kaçınılmazdır ama aşırı genelleme ileri sürülen her görüşü hem kanıtlanabilir hem olumsuzlanabilir bir noktaya götürüyor. Bu bir tercihtir belki de. Kimlik ve ilke sahibi olmak ile varlığını, şiirini tanım ve kalıpların sendeleten sınırlayıcılığından kurtarmak çabası ucu açık yorum ve genellemelere başvurmayı getirmiş olabilir.Son olarak belirtmeliyim ki Mungan’ın eserlerine verdiği adlar ayrı bir yazı konusu olmayı hak ediyor kesinlikle. 


* Silivri / L Tipi



2769

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA