Japonya takımadasının asıl sahipleri: Ainular

Japonlar takımadaya ayak bastığında onlar oradaydı. Bugünse sadece 15 bin kişi kaldılar ve dillerini yalnız 15 kişi konuşabiliyor. Ainu halkı, tarih boyunca soykırımdan geçirildi; dilleri, isimleri ve hatta balık tutmaları bile yasaklandı.

06 Ocak 2017 Cuma | Dizi

EYYÜP KURT / TOKYO


Japonların “Japonya bizim için yaratıldı, Güneş’i bizim için doğdu” diye özetlenebilecek eski bir sanrılarının tamamen hayal ürünü olduğunun maalesef hüzünlü ama hala canlı kanıtıdır Ainular. 

Balıkçılık ve ufak tefek tarımla uğraşan, “ilkel şamanistik” inançlara sahip, Japon adasının Sibirya’ya yakın kısmı olan Hokkaido bölgesinde yaşayan barışçıl bir halk.

Kendilerini kısaca “insan ve yoldaş” olarak tanıtan Ainuları, gazeteci Nobuhıko Murata ile konuştuk. Murata, Berner Zeitung’un Tokyo temsilcisi ve ayrıca uluslararası savaş suçları konusunda uzman bir avukat.

Nobuhıko Murata, Ainu halkının dramatik tarihinin İkinci Dünya Savaşı döneminde Yahudilerin yaşadıkları ve 1938’de Türk devletinin Dersim’de Kürtlere uyguladığı katliamla aynı olduğunu dile getiriyor.

Nerden geldi bu Ainular?

Ainuların geleneksel yaşantılarını sürdürmek ve beyaz ırklarının saflığını korumak adına anakaradan Nippon takımadalarının kuzeyine, Hokkaido, Sahalin ve Güney Kuril adalarına sığındığı tahmin ediliyor. Eski Japon kaynaklarında Ainular, “beyaz tenli, açık renk gözlü, oldukça tüylü ve ayıya tapan bir topluluk” olarak gösteriliyor.

Sarı ırktan olan Nipponlar, Japon takımadalarına yerleşmek üzere geldikleri zaman beyaz ırktan bir halkın, yani Ainuların orada olduğunu görüyor. Bu da Ainuların, sarı ırktan Japonlardan çok daha önce Nippon adasına yerleştiğini ortaya koyuyor.

Elde dokuma kumaşlardan elbiselerini ekin saplarından örülmüş çelenklerle süslemek gibi enteresan adetleri olan Ainular, geleneksel toplum yapılarını değiştirmiyor; günümüzde bile halen Nippon mozaiğinin kendi kültürleriyle bir parçası olarak varlıklarını -çok azalsalar da- sürdürüyorlar.

Ainu halkının evlerinde gece gündüz hiç sönmemek üzere yanan bir ateş, inançlarına göre evin ve ailenin tanrıçasını temsil ediyor. Bu özellikleri ile Anadolu ve Mezopotamya halklarına benzediklerini de söyleyebiliriz.  


Nazi Almanyası model oldu

Japonya adasının gerçek sahiplerinin Ainular olduğunu dile getiren gazeteci Murata, nasıl azınlık durumuna düştüklerini ise şöyle anlatıyor: “Ainuların tarihine baktığımızda soykırım görüyoruz, sistemli bir şekilde asimilasyona tabii tutulduklarını görüyoruz. Sistemli soykırımın modeli ise Nazi Almanyası’dır. Japonlar, Nazi Almanyası’na hayranlık derecesinde özenirdi. Her konuda Nazi Almanyası’nın politikalarına benzer politikaları gerçekleştirmeye çalışırlardı. Hatta Japon milli marşı, Almanca’dan çevrilmiştir. Birçok konuda benzerlikler görebilirsiniz. Tokyo’nun ilçe sayısı ile Berlin’in ilçe sayısı ve telefon kodları aynıdır. Bunları sistemli asimilasyon ve soykırım konusunda da Nazi Almanyası ile İkinci Dünya Savaşı öncesindeki Japonya’nın nasıl benzerlik oluşturduğunu ifade etmek açısından söylüyorum.”


Soykırıma uğradılar

İnsan ve yer isimlerinin değiştirilmesi, belirlenmiş bölgelerin dışına çıkılmaması, Ainu dilinin konuşulmasının ve Ainu dilinde yayınların yasaklanması... Size tanıdık geldi mi?

Gazeteci Murata’nın aktarımlarına göre ilk soykırım, 802 yılında Iwake bölgesinde uygulanıyor, yüzlerce insan öldürülüyor. Japonlar, Nippon takımadalarını yurt haline getirmeye çalışıyorlar. Kuzeyde yaşayan Ainular da bu amaç doğrultusunda katlediliyor. 

Daha sonra ise Japon Aydınlanma Çağı olarak bilinen İmparator Meiji döneminde (1868) soykırım uygulanıyor. Ainu halkının yaşadığı bölgeden çıkması engelleniyor. Açık hava hapishanesine çeviriyorlar adayı; Ainu dilinin konuşulması, Ainu isimlerinin kullanılması ve balıkçılık yapmak yasak yasaklanıyor. Bu açıdan bakıldığından Türk devletinin Kürtlere yaptıklarından bir farkı yok. Uygulamalar ve amaçlar benzerlik gösteriyor.


Asimilasyon 1997’ye kadar sürdü 

İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya yenilince katliamların durduğunu fakat asimilasyonun devam ettiğini ifade eden gazeteci Murata şunları belirtiyor: “İkinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Japonya, öldürme faaliyetlerine son verdi ama asimilasyon süreci işlemeye devam etti. Dil ve kültür üzerindeki baskılar, 1997 yılında Japon hükümetinin Ainu halkını yerel bir halk olarak tanıdığını ifade eden uluslararası bir deklarasyon yayınlamasıyla son buldu.”


Kültürel soykırım

Aslında 1868’de çıkan yasa da “kültürel koruma” adı altında çıktı fakat tam tersine asimilasyon programı olarak kullanıldı. Bu yasanın beş başlığı vardı:

* Ainu halkının yaşadığı bölge olan Hokkoido bölgesi genel hükümete aittir.

* Ainular balık avlayamaz ve balıkçılık yapamaz.

* Ainular kendi dillerini konuşamaz. 

* Ainular Japonca konuşmak zorundadır.

* Ainular Japon isimleri almak zorundadır. 


Direnmediniz mi?

Gazeteci Murata, “Peki direnmediniz mi?” sorumuza ise şu karşılığı veriyor: “Evet, birkaç örgüt ortaya çıktı hatta birkaç eylem yapıldı ama çok ses getirmedi. Hatta Ainular politik parti de kurdular ve sadece bir vekil tarih boyunca Meclis’e girebildi. Sayımızın az olması sebebiyle sesimiz de kısık kaldı.”


Sadece 15 kişi kaldı

Ainular artık sadece 15 bin kişi ve Ainu dilini sadece 15 kişi konuşabiliyor. Ainu halkı zamanla Japonlaşıyor ve birbirini tanımaz hale geliyor. Buna rağmen gazeteci Murata ve arkadaşları Ainu halkının tekrar bir halk olabilmesi için epey yol almış durumda. Ainu Kültür Merkezi ve Enstitüsü çalışmalarını da yürüten Murata, “Bu kurumları açtık ve dil başta olmak üzere Ainu kültürünü küllerinden yaratmayı amaçlıyoruz. Hokkaido bölgesinde okullar açtık. Ainu dilini öğretiyoruz ama talep çok az oluyor. Biz de enstitüde dil çalışmalarına başladık. Özgün eserleri tekrar Ainu diline çeviriyoruz ve çalışıyoruz, umarım daha iyi olacak” diyor. 


Aynı dönemde benzer yöntemlerle

Son olarak, “Siz Ainuları anlatınca Kürtlerin de aynı yöntemlerle baskı ve asimilasyona tabi tutulduğunu fark ettim. Yöntemlerin aynı olması hakkında siz ne düşünüyorsunuz?” diye sordum Murata’ya. Kürtleri ve mücadelelerini bildiğini söyleyen Murata, şöyle devam ediyor: “Evet, söyledikleriniz çok doğru. Tuhaf ama yöntemlerin aynı olması bana şaşılacak bir şey gibi gelmiyor. Türklerin, Almanların ve Japon devletlerinin tarihte ortak yöntemler kullanması, ulus devletlerin bu tür politikalar yapmış olması, bu üç devletin de bu konuda aynılaştığı anlamına geliyor. Bildiğiniz gibi Almanlar, Yahudi halkına karşı soykırım yaptı; Türkler Kürtlere karşı Dersim’de soykırım yaptı; aynı tarihlerde Japonlar da bize karşı böyle bir girişime dahil oldu.”


Ainu kadını 

Ainu erkeği

19. yüzyıldan bir gravür: Ayı avlayan Ainular

Nabuhıko Murata ve Eyyüp Kurt


2109

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA