Demokratik Özerk Şengal

Kasım Engin

05 Ocak 2017 Perşembe | Forum

Yazımızın başlığını “Şengal Şengallerindir” diye de seçebilirdik. Çünkü esas meramımız budur. 

Şengal çok tartışılıyor, çok konuşuluyor. İlginçtir ki Şengal’i bir kaşık suda boğmak isteyenler bile Şengal’den söz ediyor. Böyle olunca Şengal’e yeniden eğilmek önemli bir husus oluyor. 

Peşinen belirtelim ki, Kürdistan tarihi gerçekten de bir katliamlar tarihidir. Ancak bu katliamlar tarihinin en acıklı ve trajik bölümü kesinlikle Şengal ile bağlantılıdır. Çünkü yakın tarihe kadar neredeyse sürekli olarak Şengal’e dönük katletme daha doğrusu kırımdan geçirme amaçlı saldırılar hep olmuştur. 

Osmanlıların onlarca kez -Şengal’de yaşayan Êzîdîler gibi-birçok farklı yerde yaşayan Êzîdîleri yok etme amaçlı saldırılar gerçekleştirdiklerini bize tarih söylüyor. Ancak tarih bize, bizatihi kendilerini Müslüman diye isimlendiren Kürtler tarafından da Êzîdîlere karşı onlarca kez katliamların gerçekleştirildiğini söylüyor. 

Dahası, Kürdistan tarihi ile ilgili olanlar, yaklaşık 200 yıl önce Kürtlerin ağırlıklı bir bölümünün Êzîdî olduğunu da söylüyor. Eğer şimdi Êzîdîlerin sayıları sadece yüzbinlerle ifade ediliyor ise, burada ciddi bir kırımın sistematik olarak yaşandığını gözler önüne serilmiş oluyor. 

Ağustos 2014 yılındaki soykırım ise çok yakın bir tarihi tekabül ettiği için herkesin bildiği bir gerçeklik olsa da, ancak bu gerçekliğin tümden anlaşıldığı, ya da anlaşılmak istendiğini ise söylemek zordur. Halen bir şekilde geçmiş yaraları kaşıyan, bu bağlamda tarihleri bir nevi soykırım tarihi olan toplumsal bir kesimi incitmeye devam eden, onlara karşı üstenci yaklaşımlardan vazgeçmeyen, vazgeçmek istemeyenler de vardır. 

Sözü şuraya getirmek istiyoruz; bu kadar katliama ve soykırıma uğrayan bir halk artık herkese, herkesin istediği gibi güvenmek zorunda değildir. Kendi güvenliğini kendileri almak ve birilerinin nesnesi olmaktan çıkmak istiyorlar ise, yapılması gerekli olan tek bir yol vardır, o da; bu karara ve kararlığa saygı duymaktır. 

“Şengal Şengallerindir” dediğimiz gerçeklik budur. Kaldı ki Êzîdîler ilk kez kendileri olacakları tarihi bir momentumu yakalamış bulunuyorlar. Kendi örgütlüklerini bir yere kadar ilk kez getirmişler. Kendi partilerini kurmuşlar. Kendi savunma güçlerini -hem de kadınlı erkekli- oluşturmuşlar. Tabandan başlayarak tavana kadar kendi meclislerini kurmuşlar. Yani Êzîdîler kendileri olmuşlar. Kendi olma yani Xwebûn gerçekliğini daha ileriye taşıyarak, bu kendi olmayı siyasal bir statüyle Êzîdîler taçlandırmak isterlerken birileri yeniden onları kırımlara karşı savunmasız ve çaresiz bırakmak istiyorlar. 

Bunun için Şengal’i, TC ile tehdit ediyorlar. TC’nin Şengal’e girebileceğini söyleyerek kendi olma eyleminden vazgeçirmeye çalışıyorlar. Şengallerin buna gelmedikleri görülünce bu kez açlık ile terbiye etmeye çalışıyorlar. Bio-iktidar dedikleri aç bırakma yöntemiyle, zayıf düşürerek birliklerini bozmak istiyorlar. Böylelikle kendilerine muhtaç kılarak kendi olma eyleminden vazgeçirebileceklerine inanıyorlar. 

Tuhaftır ki bunu yapanlar da kendilerine Kürt diyorlar. Üstelik bunlar hem de Kürtlerin hamiliğine soyunduklarını iddia eden Kürtler oluyorlar. 

Geçmişten beri Kürdistan’ı sömürge altında tutan ve işgal edenler Kürtlerin kendi başlarına ayakta kalamayacaklarını, kendilerine yetemeyeceklerini, hep bir sömürgeci devlete ihtiyaç duyacaklarını, onlara muhtaç olduklarını, birer amentü gibi Kürtlerin kulaklarına üflediler. Ne tuhaftır ki, aynı Kürtler bu kez aynen işgalci ve sömürgecilerin kendilerine karşı uyguladıkları terbiye etme yöntemlerini başka Kürtlere karşı uyguluyorlar. Hem de en büyük acıyı ve ıstırabı hep yaşamış olan Kürtlere… 

Halbuki yapılması ve gösterilmesi gerekli en doğru yaklaşım, “Êzîdîlerin kendilerini yönetmesi, kendi savunma güçleriyle kendilerini savunmaları, özerk bir bölge olması, Êzîdîxan’a herkesin hizmet etmesi, hiçbir partinin hegemonyayı esas almaması, bütün partilerin bunu esas alması, BM, ABD, AB’nin, buna garantör olması, kim bu statüyü kabul ederse Şengal’in özerk bölgesinin onunla hareket etmesi” gibi. 

Evet, bunun için diyoruz ki Şengal Şengallerindir. Bir de bu Şengal’i Demokratik Özerk bir Şengal ile taçlandırılması durumunda, dünyanın birçok yerinde Êzîdî halkımız gibi katliamlardan, soykırımlardan geçirilen halklara nasıl bir moral, nasıl bir inanç ve umut kaynağı olacağını ise siz düşünün. Bir de bunun için Şengal Şengallerindir. 


1204

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA