Elveda John Berger

Her yazdığında insanlığa umut veren John Berger, çoğumuzun “görme biçimi”ydi. Algılarımızı başka boyutlara taşıyan Berger, Kürtlerin derinliğine dikkat çekmişti.

05 Ocak 2017 Perşembe | Kültür-Sanat

‘’Kelime dağarcığımız çok fakir olduğu için hayatta başımıza gelen pek çok şey isimsiz kalır…’’ John Berger


İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger, hayata gözlerini yumdu. Hem edebiyat severler için, hem okurları için büyük bir üzüntü. 90 yaşında olmasına rağmen üretmeye, sevmeye, dünyayı sanatla görmeyi ve sanatla eleştirmeye devam etti. 

5 Kasım 1926 yılında Kuzey Londra’da dünyaya geldi. Sanat kariyerine ressamlık ile başladı. 1940’larda ilk eserleri sergilendikten sonra, yazarlığa başladı. Şiirden, senaryolara, fotoğraf eleştirmenliğinden Filistin sorununa kadar çok geniş bir yelpazede yazılar kaleme aldı.

Ödülünü Kara Panterlerle paylaştı

Sonrasında sergiler, eleştiriler, eleştirmenlik ve ürettiği hazine değerindeki kitaplar geldi. Üretimlerinin sonucunda 1972 yılında Man Booker ödülüne layık görüldü. Komünist Parti ile yakın ilişki kurdu. Hatta sol yayınları olarak nitelendirilen Tribune adlı dergide makaleler yazdı. John Berger, tam anlamıyla Marksist bir yazardı.

Man Booker ödülünü kazandığında, 5 bin sterlinlik bu ödülün yarısını devrimci bir yapıya sahip olan Karayipler’deki Kara Panter adlı harekete paylaşacağını söyleyince, O’nun bu beklenmeyen çıkışı burjuvazinin kontrolündeki sanat çevrelerinde şok etkisi yaratmıştı.

Algıları başka boyutlara taşıdı

Ardından ‘Görme Biçimleri’yle yerleşik bakış açılarını sarsan Berger, imgelerin yeniden üretilmiş görünümler olduğunu ve her imgede bir görme biçimininin olduğunu yazarak değişik görme biçimlerinin sistematik teorisini oluşturdu. İmgeleri algılayışımız ve onları değerlendirmemizin görme biçimimize bağlı olarak geliştiğini söyleyen Berger, bir yandan klasik Marksist bakış açısına yeni ufuklar açarken, diğer yandan burjuva bakış açılarını da sarstı. 

Görme Biçimleri görsel sanatlarla  ilgilenen birkaç kuşağın amentüsü sayılırdı. Yeni bir algı yaratan Berger, hep medyanın sanatı algılayış biçimimizi derinden etkilediğini savundu.

Elvada John Berger

Yurtsuzluğa, sömürüye ve ezilmişliğe karşı direnişe çağıran John Berger, tiyatro oyunları, romanlar, öyküler, şiirler, makaleler, denemeler yazdı ve sürekli üretti. Şimdi ise gözlerini hayata yumdu. Yapıtlarıyla “hayatı ve görünürlüğü mümkün kılan ışık” ‪John Berger‬’ı saygıyla anıyoruz. Dostları, sevenleri üreten bir yaşama, duyarlı bir yaşama, onurlu bir yaşama elveda diyor. Elveda John Berger! 


Bizi şimdiye gömmek istiyorlar


John Berger, Ağustos 2004 yılında Paris yakınlarındaki Haut-Savoie’da Fransız köyünde Mezopotamya Haber Ajansı’na (MHA) 3 gün süren bir söyleşi verdi. O söyleşiden bazı bölümleri paylaşmak istiyoruz.

Günümüzde gerçekler görüntülerin arkasına gizlenerek örtülüyor. Her şeyi kontrol etmeye çalışıyorlar.  Egemen kültürde medya ile dayatılan kültür birkaç saatlik ömrü olan bir kültürdür. Çoğu zaman birkaç saatten fazla ömrü olmayan zaman kavramı sözkonusu. Egemen kültür ve medya bizi şimdiye gömmek istiyor. Bu haftayı yaşa ve geçen haftayı unut diyor. Geleceği de boşver ‘şimdi’ ‘şimdi’ diyor.

Kürt halkının derinliği

Ve böylece bu kültür üzerimize basarak bizi, geçici bir zaman kültürünün içine gömüyor. Ve bizi sadece anın fast foodcu kültürün oyuncuları yapıyor. Halbuki gelecek uzak değil aksine çok yakındır. Eğer böyle dayatılan kısa zaman dilimleri içerisinde yaşarsak insanlığın özünü unutur, kaybederiz. İnsani değerlerin özü devamlılığın anlamı ile, yani ölenlerle yaşayanlar ve daha doğmamışlar arasındaki devamlılığın anlamı ile vardır. Bu boyut çok çok önemlidir. Neden konuştuğumu anlıyorsunuz sanırım bu sizde, Kürt halkında çok derindir bildiğim kadarıyla.  

 Dil kirlendi

İngilizce ve batının etkisindeki günümüz dünyasında dil kirlenmiş durumda. Dildeki temel kavramların içi boşaltılmış ve öylesine kirlenmişler ki; kavramlara anlamlarının dışında şeyler yükleniyor. Örneğin özgürlük, demokrasi, antisemitizm ve bunlar gibi tartışmalarda kullandığımız daha birçok kelimeden insanlar farklı farklı şeyler anlıyor. Üstelik kirlenen sadece soyut kavramlar değil günlük konuşmada da bu böyle. Dil kirlendi ve artık iletişemez olduk. 

Dili temizlemek gerekiyor. Dolayısıyla dili temizlemenin yolu saydam bir şekilde yazmaya çalışmak ve gizleneni, gizlenmeye çalışılanı göstermektir. Bunu yapmak gerekiyor. Günümüzde bunu yapan çok az sayıda yazar var. Ama bunu yapmayanlar çok daha fazla. Yazarların büyük bir kesimi iktidarların hizmetinde. 

Direnmek önemlidir

Dünyanın bir yerlerinde birileri kendilerine dayatılan bazı şeylere karşı geliyorsa, bazı şeylere karşı direniyorsa her zaman sadece zafere inandığı için bunu yapmayabilir. Burda bundan çok daha derin şeyler var gibi geliyor. Bazı değerleri saldırıya uğrayan insanların, halkların değerlerini, mahremiyetlerini korumak için, karşı durmaları önemli. 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk yarısını yeniden alırsak: İnsanlar o dönemde çok cesur davranıyorlardı. Bu cesaretle mücadeleler zafere ulaşabiliyordu. Fakat şimdi bence bu zafer inancı olmasa da direnmek önemlidir. Bu bizim daha güçsüz olduğumuz anlamına gelmiyor. 

Kürtler ve şemamok

Kürt meselesi son derece karmaşık bir tarihi geçmişi olan kompleks bir mesele. Hatta diyebilirim ki çağımızın en karmaşık sorunlarından biri.  Elbette Kürtlerin de bağımsız olma ve kendi devletini kurma hakkı vardır. Fakat bu bölgedeki halklarla Kürtler arasında olan bir mesele. 

Ben Kürtlerle mesajdan ziyade duygunun paylaşılmasını yeğlerim. Hani şu çatıda sararmaya bırakılan, şu tasvir edemeyeceğimiz kadar güçlü ama o kadar da doğal kokusu olan şemamokun yarattığı, tarihin gece kokusundaki, büsbütün bir yaşanmışlığın doğallığını, kokusunun doğallığından aldığı kimliğinin özgünlüğü ve farklılığının, bir kez olsun koklandı mı artık hiçbir zaman unutamayacağımız o kokunun tadının uyandırdığı duyguyu paylaşmak istiyorum Kürtlerle.


1307

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA