Koma Dengê Mezopotamya çocukları ülkelerine bağlıyor

Koma Dengê Mezopotamya Çocuk Korosu, Hasan Hüseyin Talaz’ın yönetiminde onlarca Kürt çocuğunun yurtları ve dilleriyle bağını, bağlama ve müzik ile kuruyor. Almanya ve Fransa’daki etkinliklerin aranan yüzü olan koro, birçok ödül de aldı.

03 Ocak 2017 Salı | Dizi

ERKAN GÜLBAHÇE  / SAARBRÜCKEN


Koma Dengê Mezopotamya Çocuk Korusu, Almanya’nın Saarland eyaleti ve çevresindeki yerel etkinliklerin değişmez müzik grubu. Uzun yıllar süren bir çalışmanın ürünü olan bağlama korosu, 30 ila 40 çocuk arasında değişen bir sayı ile sahne alıyor. Kürt etkinliklerine çıktıkları kadar Almanların ve diğer halkların etkinliklerinde de sahneye çıkan grup, şu ana kadar birçok merkezi festival Newroz gibi etkinliklerinin de davetlisi oldu. Grup, Mart 2017’de Trier Belediyesi’nin hazırladığı Almanya çapında gerçekleştirilecek bir organizasyona da Rojava üzerine seslendirecekleri Kürtçe iki parçayla katılacak. Aynı gösteride Alman Operası da “Awazek tê Rojava” parçasını Almanca okuyacak. 

Koma Dengê Mezopotamya Çocuk Korosu’nun bağlama öğretmeni Hasan Hüseyin Talaz ile koroda yer alan çocuklardan birkaçı ve aileleriyle çalışmalarını, önümüzdeki döneme ilişkin planlarını konuştuk. İlk sözü bağlama öğretmeni Talaz’a veriyoruz. 


Koma Denge Mezopotamya Çocuk Korosu, uzun yıllardır sahne alıyor. Başa dönersek, grup nasıl kuruldu?

2006 yılında Saarbrücken Kürt Kültür Derneği bünyesinde bağlama kursuna gelen öğrencilerden oluşan 8 kişilik Koma Kevokên Aştî (Barış Güvercinleri) adında bir grup kurduk. Bu grup benim açımdan çok önemliydi. Müziğe yeni başlamıştım. İlk kez bir çocuk grubu ile yerel sahnelere çıkıyordum. Hatta 2007 yılında Frankfurt’ta yapılan tüm Güney Almanya’nın katıldığı büyük Newroz programı çerçevesinde sahneye çıktılar. Koma Kevokên Aştî sahnelere çıktıkça talepler de artmaya başladı. Ancak bir süre sonra grup dağıldı ve öğrenciler bireysel olarak sahneye çıkmaya başladı. 

Derneklerin yanı sıra özel okulumda da ders veriyorum. 2013 yılında gelindiğinde kendi öğrencilerimin performansını ortaya koymak için bir konser organize ettim. Adını da “72 Tembur/Bağlama” koydum. Bu konsere 72 bağlama öğrencim katıldı. Türk, Kürt, Alevi ve benzeri derneklerden öğrenciler vardı. Yarısı Türkçe yarısı da Kürtçe’den oluşan bir repertuvar hazırladık. Bunun yanı sıra Almanca, Zazaca, Ermenice, Gürcüce, Lazca parçalar da repertuvarda yer aldı. Bu konser başarılı olunca Saarbrücken Kürt Kültür Derneği bizi çağırdı. Konseri beğendiklerini ve bu tür bir grupla Kürt etkinlikleri yapmak fikrine nasıl baktığımı sordu. Bunun üzerine dernekte oturduk ve Kürt öğrencilerden oluşan bir grup kurma kararını aldık. İsmini dahi belirlemedik. Grup çocuk grubu olarak yola çıkıyordu. 2013’te Trier’deki Rojava ile dayanışma etkinliğine katıldık. 30’a yakın çocuk etkinlikte yer aldı. Çok beğeni aldı. Aynı gün Mannheim’dan davet aldık. Derken sahne için aranan bir çocuk grubu olduk. 2014 yılında Almanya genelinde gerçekleştirilen merkezi Newroz’a davet edildik. Dernekte Newroz’a hangi isimle katılacağımız konusunda bir tartışma yürüttük ve “Koma Dengê Mezopotamya” ismi üzerinde uzlaşma sağladık.


Peki grup ismi gibi “Mezopotamya’nın sesi” mi? Nasıl bir oluşuma sahip?

Koma Dengê Mezopotamya’nın çekirdek kadrosu 25 kişiden oluşuyor ama bunu istediğimiz anda 40-50 kişiye çıkarabiliyoruz. Çağrıldığımız etkinlik ve sahnenin büyüklüğü bu sayıyı belirliyor. Kuzey Kürdistan ve Rojava’dan gelenler çoğunlukta olsa da Güney ve Rojhilat Kürdistan’ından da öğrenciler var. Êzîdî inancından çok sayıda öğrenci var. Grubun en az yüzde 30’unu Êzîdî inancından yurttaşlarımız oluşturuyor. Yaşları 7 ile 18 arasında değişiyor. 


Ne kadar yol aldınız, nerelerde sahnelere çıkıyorsunuz?

2014 ve 2016 merkezi Newroz etkinlikleri, 2014’te 22’inci Uluslararası Kürt Kültür Festivali’ne katıldık. 2013 ve 2016’da Zilan Kadın Festivali’ne katıldık. 2016’da Bremen’de yapılan Çocuk Festivali’ne katıldık. Yine 2015’te TV 10’da canlı yayına katıldık. 2015 yılında Batman Newrozu’nda sahne aldık. Mardin ve Amed Festivallerinde planlanmasına rağmen teknik nedenlerden dolayı sahneye çıkamadık. Almanların etkinliklerine katılıyoruz. Çok büyük beğeni topluyoruz. Kürt müziğini duyunca bayağı heyecanlanıyorlar. 

Grubumuz yerel sahnelere de bolca çıkıyor; hatta bazen iki gruba ayrılıyor, ayrı sahnelere çıkıyor. Grubumuzun birçok elemanı Fransa’dan geliyor. Bunlar aynı isimle Fransa’daki etkinliklere de katılıyor. Daha önce grupta yer alıp ders verecek öğrencilerimiz de var, ayrı sahnelere çıkıyorlar. 

Eskiden grupta yer alan öğrencilerimin iki tanesi şu anda Saarbrücken Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde bağlama dersi veriyor. Yakında öğrencileri sahnelere çıkacak. Yine grup olarak Alman kadın korosu ile birlikte sahnelere çıkıyoruz. Grup oldukça gelişti. Benden bağımsız sahnelere çıkabiliyorlar; her türlü hazırlıklarını kendileri yapabiliyorlar.


Grup olarak başka ne tür sosyal aktiviteler gerçekleştiriyorsunuz?

Açıkçası biz amatör ruhla profesyonel müzik yapmaya çalışıyoruz. Bu müziği yaparken müziğin geçmişini ve bu değerleri ortaya çıkaranları da unutmamaya çalışıyoruz. Bu temelde grup olarak ailelerle Brüksel’de Aram Tigran’ın ve Paris’te Ahmet Kaya’nın ölüm yıldönümlerinde mezarlarını ziyaret ettik ve kendilerine grubumuzun müziklerini dinlettik. Bunu yapmakla, yaptıkları müziklerin dilden dile nasıl dolaştığını hatırlattık ve mezarlarında rahat olmalarını istedik. 

Avrupa’da yaşıyoruz, çocuklarımızı ve gençlerimizi çok kolay kaybedebiliyoruz. Çocukları müzikle kültürlerine bağlıyoruz. Nasıl zengin bir kültüre sahip olduklarını öğretmeye çalışıyoruz. Ülkemizden binlerce kilometre uzakta olsak da yaptığımız müzikle kültürümüzün gelişmesine ve tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Yapılan müzikle çocuklarımızı hayata bağlıyoruz.


Sahneye çıkmak için herhangi bir ücret talep ediyor musunuz?

Hayır, biz katıldığımız etkinliklerden hiçbir ücret talep etmiyoruz. Tüm masrafları aileler karşılıyor. Hatta bazı etkinliklerde destek amaçlı bilet dahi alıyoruz. Alman etkinliklerine katıldığımızda bağışta bulunuyorlar, biz de bu bağışı grup yerine Heyva Sor a Kurdistanê’ye bağışlıyoruz. Şu ana kadar bütün bağışları Heyva Sor a Kurdıstanê’ye yaptık. 


Yaşadığınız zorluklar yok mu peki?

Sahnelerde çok zorlanıyoruz. Sahneler küçük oluyor. Ya çok sıkışıyoruz ya da bazı öğrenciler sahneye çıkamıyor. Provalar için yeterli büyüklükte yerleri bulmakta zorlanıyoruz.  Biz bağlama grubuyuz ama kaldığımız yer küçük olduğu için bize katkı sağlayacak müzisyenler yok. Farklı enstrümanları kullanacak kimseyi bulamıyoruz. Bir ritmci dahi bulmakta zorlanıyoruz.

Buna rağmen harcadığımız emeğin karşılığını her yerde alıyoruz. Yani artık ürünleri toplamaya başladık. Saint Wendel bölgesinde Alman müzik okulunda bağlama dersi veriyorum. Oradaki Kürt öğrenciler Alman okuluna geliyor, ben de gidip ders veriyorum. Hatta aynı okulda üçüncü öğrenci grubu daha oluşturmaya çalışıyoruz. Bu çevrede bir ilk.

2014’te KCD-E’den takdirname aldık. Yine 2015’te NAV-DEM tarafından Kürt müziğine katkımızdan dolayı ödüllendirildik. Tabii bu tür girişimler bizim motivasyonumuza müthiş katkı sağladı. Verdiğimiz emeğin takdir toplaması bizi daha da cesaretlendirdi ve doğru yolda olduğumuza karar verdik.


Koma Denge Mezopotamya dışında neler yapıyorsunuz?

Şu ana kadar 3 tane performans konseri düzenledim, ilki 2013’teki “72 Bağlama/Tembur”; 2014 ve 2016’da ise “140 Bağlama/Tembur”. Toplamda 7 dilde türküler seslendirdik. Belki de hayatı boyunca Kürtçe, Ermenice, Gürcüce dinlememiş insanlar gelip dinlediler ve müziğin evrenselliğini bir kez daha görmüş oldular. Bu konserler çok iyi tepkiler aldı. 

Çalışmalarımda Hasret Gültekin, Şehîd Hozan Serhat, Arif Sağ, Şivan Perwer gibi sanatçıları örnek alıyorum.


Peki ileriye dönük ne tür projeleriniz var?

Bir süre önce Berlin’den bir grup bizi aradı. İspanya iç savaşında oluşturulan Enternasyonalist Tugaylar’dan esinlenilerek bugün Rojava’daki Enternasyonalist Tugaylar’ı anlatan müzikal bir tiyatro yapma düşüncelerini belirttiler. Biz de olabileceğini söyleyerek çalışmalara başladık. Bunun sponsorluğunu da Trier Belediyesi üstlenmiş durumda. Tüm masrafları belediye karşılayacak. Projenin adı, “Ülkemi Rojava’ya Taşıyorum”. İspanya iç savaşında Almanca yazılan “Enternasyonal Barikatlar” parçasını bizim çocuklar Almanca okudu. Çocuklar ayrıca, “Awazek tê Rojava”yı ve “Kobanê Îro Xemgîne” parçalarını ise Kürtçe okudu. Çocukların canlı okuma şansları olmadığı için ses ve görüntü kayıtları yapıldı. Alman Operası da “Awazek tê Rojava” parçasını Almanca okuyacak. İlk gösteri Mart ayının 24’ünde Trier’de yapılacak. Toplam 7 gösteri planlandı. Eğer başarılı olunursa Almanya genelinde sahnelenecek. 1 Mayıs’ta gerçekleştirilecek gösteri öncesi Koma Dengê Mezopotamya, Almanlara canlı konser verecek.


Çocuğum kendi diline de ‘bağlanıyor’


Çocukları Koma Dengê Mezopotamya grubunda yer alan aileler, grubun çocukların kültürleri ve dillerini öğrenmesine büyük katkı sunduğunu söylüyor. 

Derya Ataç: Çocuğumuz kendi kültürü ile büyüsün, kendi müziğini öğrensin istiyoruz. Başta bir iki parça öğrensin diye gruba gönderdik ama gelinen aşamada etkinliklere, festivallere çıkıyorlar. Tabi bu durumda gururlanmak ile beraber çocuğun gelecekte müzikte profesyonel anlamda yer alması için de bir çaba sarf ediyoruz.

Şükrü Gök: Oğlum Botan 10 yaşında. 4 yıldan beri bağlama dersi alıyor. Bağlama dersini alarak kendi kültürünü öğreniyor. Kendi diline de bağlanıyor aslında. Sürekli bağlama çalarken kendi dilinde şarkılar söylüyor. Bu nedenle anadilini geliştiriyor ve Kürtçe’ye bağlanıyor. Kaldığımız alanda maalesef Kürtçe okul yok, anadilini evde öğreniyor. Bunu yeterli görmedik ve bağlamaya gönderdik. Çalıp söyledikten sonra dilinde bir gelişmenin farkına vardık. Genellikle Kürtler ve Kürdistan üzerine parçalar öğreniyor. Bu ister istemez üzerinde bir etki bırakıyor ve ülkeye bağlanmasına da katkı sunuyor.

Ziver Gören: 3 tane çocuğum Koma Dengê Mezopotamya grubunda bağlama çalıyor. 5 senden beri bağlama eğitimi alıyorlar. Gerek yerel gerekse merkezi etkinliklere çıkıyorlar. Bu tür müzikal çalışmalara çok önem veriyoruz. Çocukların geleceğinde müziğin önemli bir yere sahip olmasını istiyoruz. Bunun için her türlü fedakarlığı yapıyoruz. Müzik eğitimi, çocukların okul hayatı için önemli. Müzikle birlikte okulda daha başarılı olduklarını fark ettik. Devletin Kürt kültürü üzerinde çok büyük bir baskısı var. Bu baskıyı kırmak için çocukların kendi kültürleriyle büyütülmesi önemli. Çocukların anadilini ve kendi müziğini öğrenmesi hayati önemde.


Müzikle hayatım değişti

Grupta yer alan çocuklar, hayatlarında büyük yer edinen Koma Dengê Mezopotamya’ya diğer yaşıtlarını da davet ediyor. 


Derya Ağırman: 14 yaşındayım, 4 seneden beri bağlama kursuna gidiyorum. Eskiden fazla Kürtçe müzik dinlemiyordum, bağlamaya başladıktan sonra Kürtçe müzik dinlemeye başladım. Bağlama ile birlikte Kürtçe müziği sevdim. Müzik sayesinde Kürtçe, hayatımın bir parçası oldu. Sahneye çıkınca kendimi çok farklı hissediyorum. Heyecan olsa da başarının sonunda heyecanım kalmıyor. Müzik sayesinde yeni arkadaşlıklar edindim. Müzik dışında da bu arkadaşlarımla buluşuyorum. Açıkçası müzik sayesinde kendimi buldum diyebilirim. Burada yaşıtım gençlere şu çağrıyı yapmak istiyorum: İmkanı olan herkes bir enstrüman öğrensin. Bir enstrümanı çalmayı öğrendikten sonra kendilerini çok farklı hissedecekler.

Botan Gök: 10 yaşındayım, 4 yıldan bu yana bağlama öğreniyorum. Büyüyünce müzikle uğraşmak istiyorum. Koma Dengê Mezopotamya ile sahneye çıkıyorum. Bazen de sahnede yalnız parçalar okuyorum. Ahmet Kaya’yı kendime örnek alıyorum. Günün birinde Ahmet Kaya gibi başarılı olmak istiyorum. 



1483

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA